İnsanlar yağmurdan kaçarken doluya; Demokrasisiz Cumhuriyet’le Sermayenin kuyusuna mı düştü (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Uluslararası ilişkilerde, Sendikaların ve Sivil Toplum  Örgütleri'nin yaptıkları pazarlıklarda belirleyici olan güçleridir.

Uluslararası ilişkilerde, Sendikaların ve Sivil Toplum Örgütleri’nin yaptıkları pazarlıklarda belirleyici olan güçleridir.

 

İnsanlar, hep aynı şeyi duya duya, sonunda onun doğru olduğunu tartışmasız kabul etme eğilimine girerler. (*) Antik Yunan’da, “Atina’da kadın ve çocuklarla birlikte 90 bin özgür vatandaşa karşılık, 365 bin köle ve 45 bin metek (**) vardır. Yaklaşık olarak her yetişkin vatandaşa; 18 köle ve 2 metek düşmektedir. Böylece bilinen ilk demokrasi, büyük bir çoğunluğun köleliği sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak, bunun yararını görenler, çok küçük bir azınlıktır.”

Burada bir ara veriyor ve soruyoruz.

Bu tespiti günümüze getirir ve günümüz gerçekleri ile değerlendirirsek; değişen nedir?

Veya aradan geçen 2500 yılda dünyamızda bu konuda bir şeyler değişmiş midir?

Yoksa, “Düzen!”  Ayvaz kasap hepsi bir hesap misali elbise değiştirerek devam etmekte, altta kalanın –zayıfın– canı çıkmaya devam mı etmektedir?

İlk bölümde ileride açılmak üzere bazı tespitler -görüşler- verilmektedir;

Fransız insan hakları bildirisi” bir anlamda liberalizmin manifestosudur. Ve bu manifestoda “kutsal” olarak nitelendirilen tek hakkın “mülkiyet hakkı” oluşu, burjuvazinin sınıfsal ana gereksinmelerinin neler olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Burjuvazinin ekonomik olanakları tamdır. Yasal engellerin kaldırılması onun sınıfsal gelişimini kolaylaştıracak ve siyasal egemenliğini de güvence altına alacaktır.(1)

Fransız insan hakları manifestosunda (bildirisinde) ne denilmektedir?

“..kutsal” olarak nitelendirilen tek hakkın “mülkiyet hakkı” oluşu, burjuvazinin sınıfsal ana gereksinmelerinin neler olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”

Bu ifadelerle öncelikli olarak kimlerin hakları korunmaktadır, Sermaye’nin değil mi?

...

Deveyi hamudu ile yutmak için de Demokrasi ve Cumhuriyet gerekli mi?

“..Bana öyle geliyordu ki, Hristiyan değerler üzerine inşa edilmiş medeniyetler, dünya üzerindeki 800 milyon insanın aç, bir milyardan fazla insanın içecek sudan mahrum kalması, 2 milyardan fazla insanın elektrik şebekesiyle henüz tanışmamış olması ve dünya nüfusunun yarısı olan 3 milyar insanın da temel ihtiyaç maddelerinden yoksun durumda bulunmasına asla tepkisiz kalmazlar ve içlerine sindiremezlerdi.”(2)

Sovyetler Birliği eski devlet Başkanı Gorbacov’un, bu ifadelerinden;

Cumhuriyet ve benzeri yönetim şekillerinin insanlara (hiç bir çaba harcamadan)  bir refah sağlamadığı gibi, mevcut soygun düzeni’nin de devam ettiği anlaşılmaktadır.

Dünyanın hangi bölgesinde ne kadar gelir elde edilmektedir?

2002 yıl sonu itibarıyla dünyanın toplam milli geliri 31.5 trilyon dolar.

Çin’in milli geliri 1.2 trilyon dolar; Hindistan’ın milli geliri 502 milyar dolar;

ABD’nin milli geliri 10.1 trilyon dolar; Avrupa para birliği bölgesinin toplam milli geliri 6.2 trilyon dolar.

Bu dört ülkenin toplam milli geliri 18.4 trilyon dolar ediyor. Yani dünya milli gelirinin yaklaşık olarak yüzde 60’ı. (3)

Dünyada yaklaşık 200 ülke olduğunu lütfen not düşünüz.  Dört ülke, yüzde altmış’ı alırken; kalan 196 Devlete yüzde kırk oranında bir pay kalmaktadır.

Türkiye’nin gelir dağılımı; (Dünya Kalkınma Göstergeleri 2005)

Raporda yer alan verilere göre,

-Türkiye’de nüfusun en yoksul yüzde 20’lik kesiminin gelirden aldığı pay yüzde 6.1’de kalırken,

-En zengin yüzde 20’nin aldığı pay ise yüzde 46.7 düzeyinde seyrediyor.

-İkinci en yoksul yüzde 20 gelirden yüzde 10.6, üçüncü yüzde 20’lik dilim yüzde 14.9 ve dördüncü yüzde 20’lik dilim ise yüzde 21.8 oranında pay alabiliyor.

Rapora göre Türkiye’de nüfusun en yoksul yüzde 10’u gelirden sadece yüzde 2.3 oranında pay alıyor. En zengin yüzde 10’luk kesimin aldığı pay ise yüzde 30.7’ye çıkıyor.

-Türkiye, dünyanın en büyük ekonomilerinin üyesi olduğu OECD içerisinde de Meksika ve ABD’den sonra gelir dağılımı en bozuk üçüncü ülke oldu.

-Dünya Bankası verilerine göre gelir dağılımı Türkiye’den daha bozuk herhangi bir Avrupa Birliği, AB’ye aday ya da Avrupa ülkesi bulunmuyor. Avrupa’daki ülkeler gelir dağılımının en adaletli dağıtıldığı ülke grubunu oluşturuyor.(4)

Dünyanın zengini ABD’ya bakalım, onlar gelir dağılımında adaleti sağlamış mı?

ABD’de nüfusun en yoksul yüzde 10’u gelirden yüzde 1.9, en zengin yüzde 10’u ise yüzde 29.9 oranında pay alıyor.  (5)

Dağılımı biraz daha açarsak

En yoksul (yüzde onluk) kesim ülke gelirinden; yüzde iki (%2);

En zengin) (yüzde onluk) kesim ülke gelirinin yüzde otuzunu (%30) almaktadır.

Konumuz neydi? Cumhuriyet, Demokrasi…

-“Cumhuriyet bir devlet (yönetimi-oluşumu) şeklidir. İktidarın bir kişi veya zümre elinde olmayışı, sivil bir parlamentonun yönetmesi anlamına gelir.”

-“Cumhuriyet halkın kendi kendisini yönetmesi değildir. Halktan birilerinin yönetmesidir.

-Burjuvazinin devriminden sonra, (Bu devrim anlayışına başlangıç olarak, 1648 dönemindeki İngiliz Hareketlenmeleri de dikkate alınmalıdır) ekonomik anlamda egemenlik toprak sahibi soyludan, sermaye sahibine geçtiğinde, siyasi olarak da sermaye düzenine ve genelleştirilmiş meta üretimine uygun olarak parlamenter cumhuriyet, devlet biçimi olmuştur.

Demokrasi ile cumhuriyet kavramı arasında kesin bir çizgi olmamakla beraber; demokrasi kavramı seçimi ve hukukun üstünlüğünü, cumhuriyet kavramı herhangi bir soylunun, kralın olmamasını ve bir parlamentonun gerekliliğini öne çıkarır.”

İngiltere’de cumhuriyet yoktur, ama demokrasi vardır.

Veya Türkiye’de cumhuriyet vardır, ama demokrasi (Bunu okuyanlar söylemelidir; Var mıdır?. (6)

Cumhuriyet nedir?

“..Cumhuriyet yöneticilerin göreve getirilmesinde veraseti reddeden bir yönetim biçimidir. Halkın tercihlerine dayanan bir yönetim şekli olduğu için, daha demokratik bir sistemdir.

Ne var ki demokrasi açısından aynı zamanda en fazla istismar edilen bir rejimdir.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde yönetim, tek parti iktidarına dayanmaktaydı. Çarların saraylarında parti genel sekreterleri otururdu. Halkın tercihleri değil, Komünist Parti’nin tercihleri geçerliydi.

Libya Halk Cumhuriyeti’nde veraset yoktu ve fakat Kaddafi’nin yetkileri krallardan çoktu.

Buna karşılık İngiltere’de monarşi var, ancak dünyanın en demokratik ülkesidir.

Önemli olan Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmaktır.”(7)

Devam edecek;

-Hangi sistemde olursa olsun bir masaya,  “Pazarlık Gücü”ne sahip olmadan oturuyorsanız, siz “Baştan kaybedenler!” grubuna dahilsiniz.

 

Resim;

Açıklamalar;

(*) İnsanlar, hep aynı şeyi duya duya, sonunda onun doğru olduğunu tartışmasız kabul etme eğilimine girerler. Yanlışları doğru gibi görmek çok kolaylaşır.”Dr. Paul Joseph Goebbels (1897-1945), 1933 ilâ 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmış Alman politikacıdır. Adolf Hitler’in en yakın arkadaşlarından biri ve en sadık yandaşıydı. Kendisi coşkulu ve enerjik hitabet yeteneği, sert anti-semitik görüşleri ve kitlesel propagandanın Büyük Yalan olarak bilinen tekniğini kullanmadaki ustalığıyla bilinirdi. Gobels’in sözü; Ahmet taner Kışlalı’dan, Gobels’in hayatı “Vikipedi”den alınmıştır.

(**) O dönem Atina’da ticaret yapan yabancılar

Kaynaklar;

(1) Ahmet Taner Kışlalı, “Atatürk’e saldırmanın dayanılmaz hafifliği” Sahife;120

(2) “Yerküre Manifestom”, MIHAIL GORBAÇOV, Sahife;36

(3) Mahfi Eğilmez, 02/03/2004. daha fazlası için bakınız; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=108086,

(4)Dünya Bankası’nın dün yayınlanan 2005 raporu. Daha fazlası için bakınız; http://www.gazetevatan.com/-oteki-turkiye–dunya-bankasi-raporunda—-51759-ekonomi/

(5) Daha fazlası için bakınız; http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=313097

(6)Daha fazlası için bakınız; Demokrasi Nedir, Cumhuriyet Nedir? – proleter – Blogcu.com

(7) Esfender Korkmaz, Daha fazlası için bakınız; http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cumhuriyet-ve-demokrasi-32436yy.htm

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*