İngilizleri gerçekleri ile ve doğru tanıyabilseydik, I. Dünya Savaşı’ndan bugüne bu kadar kazık yenir, bu tuzaklara düşer miydik (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

balkan-savasi

 

İngiltere, Fransa ve Rusya : Osmanlı Devleti’ni, “Şark Meselesi kapsamında, I. Ve II. Balkan Savaşları ile Avrupa’dan atarak, (Asya’ya) Anadolu Çanağına sürecek; bunun arkasından, (Araplarla ilişkisi kesilerek) Mezopotamya’dan çıkaracaktır.

Araplar arkamızdan vurdu!” İddiası da bu çerçevede, bir İngiliz-Fransız propagandası olarak değerlendirilmelidir.

Osmanlıya ihanet eden bir Arap aşireti olmasına rağmen, kasıtla yaklaşık 265 Milyonluk Arap Alemi suçlanmıştır. İlginçtir, bugün de (kısmen) suçlanmaya devam etmektedir. Buradan anlaşılan, (İngilizlerin) projesinin halen devam ettiğidir.

Aşağıda, “Bir ihanet nasıl yapılır? Bir millet arkasından nasıl hançerlenir?” Soruları, fazla bilinmeyen, gün ışığına çıkarılmamış ibretlik bilgilerle cevaplandırılmaktadır.

Şark Meselesi”, Hıristiyan Batı için siyasi boyutunun yanında elbette bir ekonomik meseledir de. Ancak, ana neden, “Medeniyetler Çatışmasıdır. Çünkü insanı eyleme geçiren duygularıdır.

I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı devleti (dönüştürülmeden) tamamen yok edilerek tarihten silinemez miydi?

Bu, ne İngiltere, Fransa ile Amerika’nın, ne de Rusya’nın hiç istemediği bir durumdur. Bunların nedeni ilerleyen bölümde belgeleri ile açıklanacaktır.

Bir de not düşelim. Bir kitapta: 1912-1913 Yıllarındaki Osmanlı Devleti kastedilerek: “Süper Güç!  Osmanlıyı yendik!” iddiasını okursanız, sizin cevabınız da bizim gibi : “Bu bir şaka olmalı?” mı olacaktır?

“..Balkan Devlet adamlarının bakış açısını ortaya koymuştu. Türkler, o büyük “hesaplaşmayı” Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan’a karşı kaybettikleri için Balkanlar’da barındırılmamışlardır.

Bulgar Başbakanı Geshov bile, Bulgar ordularının kısa sürede gösterdiği başarıya inanamamış, bir “mucize” gerçekleştiğini ve “toplam nüfusu 10 milyonu geçmeyen dört küçük ülkenin 25 milyon nüfusu olan bir Süper Gücü devirdiğinl» belirtmişti. (1)

Marriott, Sırpların ne hissetmiş olabileceğini şöyle aktarır:

-Kumanova’da üç gün süren şiddetli çarpışmalar sonucunda Türkler yenilmiş, Sırplar Kosova’nın kirini o tarihi ovada nihayet silmişlerdi. İşte beş yüzyıldan beri sabırla bekledikleri, bir gün geleceğinden hiçbir zaman şüphe duymadıkları o intikam anını yaşıyorlardı. Türkler Üsküp’ü boşaltmış, muzaffer Sırp ordusu eski başkentine girmişti. Şimdi büyük bir sualle karşı karşıya kalmışlardı: Adriyatik’e doğru mu yoksa Ege’ye doğru mu ilerlemeliydiler? (2)

İngiliz müesses düzeninin en tepe noktasındaki isimlerden Lord Cromer, Balkan Harbi’nin Osmanlı İmparatorluğu’nca kaybedilmesinin akabinde, Avrupa’ya her zaman yabancı kalmış Türklerin, Avrupa medeniyetinin en temel gereklerini yerine getirmek hususunda bariz bir yeteneksizlik gösterdiklerini, Boğaz’ı geçtikleri andan itibaren güç ve pozisyonlarının temel direği olmuş o askeri etkinliklerini muhafaza etmeyi de nihayet beceremediklerini söylüyordu. (3)

ki, bu da şüphesiz bir sevinç çığlığıdır. Tarihin bu dönemecinde böylesine temel bir zafiyetin meydana çıktığı an, ayrı zamanda Osmanlılar ve ancak onların ayağa kaldırıp kendine getirebileceği Şark’ın talihinin de döndüğü andır. Yenilginin bozgunuyla imparatorluğun yaşam dinamikleri sönmeye yüz tutmuş, devletin kuvvet ve kudretinin en derin ve sağlam köklerinin, siper ve korunaklarının bulunduğu Anadolu’nun dahi artık bir arada tutulmasının mümkün olamayacağı düşünüldükçe de Osmanlıların nihayet ihmal edilebilir ölçeklere sahip, pek kendi halinde bir devlet statüsüne indirgenebileceğine dair umut ve beklentiler artmıştır. Osmanlılar için seçeneklerini iyice yok edip önlerini kapatan, geleceğin sınırlarını çizen de sonlarının geldiğine dair oluşan bu inanç olmuştur. Balkan Faciası’nın gerçek niteliği ancak bu vukuf içinde anlaşılabilir. (4)

Yukarıda (1912-1913 Yıllarında Osmanlı için) ne denilmektedir?

-Bulgar Başbakanı Geshov, ordularının kısa sürede gösterdiği başarıya inanamamış, bir “mucize” gerçekleştiğini ve “toplam nüfusu 10 milyonu geçmeyen dört küçük ülkenin 25 milyon nüfusu olan bir Süper Gücü devirdiğini” belirtmişti.

-Kumanova’da üç gün süren şiddetli çarpışmalar sonucunda Türkler yenilmiş…Sırplar beş yüzyıldan beri sabırla bekledikleri…o intikam anını yaşıyorlardı. Türkler Üsküp’ü boşaltmış, muzaffer Sırp ordusu eski başkentine girmişti. Şimdi…Adriyatik’e doğru mu yoksa Ege’ye doğru mu ilerlemeliydiler?

-Tarihin bu dönemecinde böylesine temel bir zafiyetin meydana çıktığı an, ayrı zamanda Osmanlılar ve ancak onların ayağa kaldırıp kendine getirebileceği Şark’ın talihinin de döndüğü andır.

Osmanlıların nihayet ihmal edilebilir ölçeklere sahip, pek kendi halinde bir devlet statüsüne indirgenebileceğine dair umut ve beklentiler artmıştır…”

Özetin özeti :

– (Bu yenilgi ile) Osmanlılar ve ancak onların ayağa kaldırıp kendine getirebileceği Şark’ın talihinin de döndüğü andır.

Osmanlıların nihayet ihmal edilebilir ölçeklere sahip, pek kendi halinde bir devlet statüsüne indirgenebileceğine dair umut ve beklentiler artmıştır…”

Bunlar öğrenilmedenLozan Zafer mi hezimet mi?İfadesinin doğru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Devam edecek….

-İngilizleri ve yaptıkları ihanet ötesi uygulamalarını böyle tanıyabilseydik, Vatanları için, her şeylerini, tahtlarını gözlerini kırpmadan terk eden Osmanlı Hanedanlığına, 7/24 küfreder, batılı “dostları!” böyle kutsar mıydık?

İşte İngilizler, İşte İhanet, İşte Hırsızlık ve işte tarihimizde gizlenen gerçekler

www.canmehmet.com

Resim: Tarafımızdan hazırlanmıştır

Kaynaklar:

(1) J.A.R. Marriott, Europe and Beyond: A Preliminary Survey of World Politics in the Last Half Century, 1870-1920, Sahife:237.

(2) J.A.R. Marriott, a.g.e., s. 238.

(3) a.g.e., s. 230.

(4) “Adil Hafızanın Işığında Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu”  Yazar (Büyükelçi), Altay Cengizer.  Sahife: 225 (1, 2 ve 3 sayılı dipnotlar, Sayın Altay Cengizer’e aittir.)

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*