İncirlik Hava Üssü nasıl kuruldu, görevleri arasında ülkede darbe ve işgal var mıdır (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

 

 

Bizler NATO’ya alınmadan, pardon girmeden önce 1940’lardan pişirilen, İncirlik Askeri Hava Üssü’nün kurulması: Egemenlik haklarına saygılı, karşılıklı çıkarlara dayalı anlaşmaları mı, yoksa, ihtiyaçlara karşılık verilen egemenliğin paylaşımı mıdır?

Başlarken:

Eğer, Aile üyelerinizi borçla yaşatıyor, onlara borçla konfor sağlıyorsanız; geleceğinizi gönüllü olarak ipotek altına alıyor, kendinizi gönüllü köle yapıyorsunuz ve bunun da farkındasınız, demektir.

-20 ve 21. asır gerçeklerine göre kalkınmanın iki yolu vardır. Elbette, tam bağımsız, onurlu bir yaşam isteniyorsa:

Birincisi; Rekabetçi Devletler’imiz kadar bilgi ve yüksek (Nükleer) Teknoloji üretmek için bir yılda en az, 25 kitap okumak:

İkincisi; Okuduklarımızdan edindiğimiz bilgileri geliştirerek sağlayacağımız teknolojiyi yatırıma dönüştüren fabrikaları kurmak için, kazancımızın, yüzde 25-30’unu tasarruf etmek, devlete ve yatırımcılara sermaye-kaynak oluşturmak.

Bizler, Bilgi üretmek için okumuyor, yatırım için tasarruf etmiyoruz. Açık ifadesi ile, başkalarının ürettiği bilgiyi kullanıyor ve bu nedenle borçla yaşıyoruz. (daha doğrusu şimdiye kadar yaşıyorduk, diyelim.)

Okumayan ve tasarruf etmeyen toplumlar, kendilerinin “Köle”liğini peşinen kabul etmek durumundadır.

Bunların çok acı da olsa açıkça yazılması gerekmektedir. Ki; Bir siyasi ve iktisadi olayı değerlendirirken, suçluları nerede aradığımız bilelim.

İncirlik Hava Üssü Meselesi ve doğuşu

1) 1943 Yılı Kasım’da Kahire’de, Amerika, İngiltere ve Çin arasında bir toplantı yapılır. Toplantı ’da İngiltere, Balkanlar’da bir cephe açılmasında ısrarcı olsa da bu kabul görmez. Toplantıda ayrıca Türkiye’den üslerini İngiltere’ye açması (savaşa girmesi) istenir. Türkiye buna hazır olmadığı öne sürerek karşı çıkar.

2) Aralık 1943’de Kahire’de ikinci bir toplantı daha yapılır. Bu kez masada: ABD ve İngiltere’nin yanında Türkiye’de (İnönü) vardır. Konu yine, “Türkiye’nin savaşa katılması” olmalıdır.

3) Geçen iki toplantıda bu mesele tam pişmiş olmamalıdır ki, 30 Ocak 1943’de, Adana’da, bir vagon içerisinde, Churchill ile İnönü’nün katıldığı bir toplantı daha yapılır.  İnönü, “(Rusların) Stalin’in açıkça beyan ettiği üzere ABD ve İngiltere’nin Sovyetler Birliği’nin savaştan sonra Türk Boğazları’nın işgaline karşı Türkiye’nin yanında olmasını” ister, ve Sovyet işgali korkusu, “Stalin’in Türk Boğazlarını kontrol etmek üzerine açık arzusu”  Türkiye’nin yabancı ilişkilerde tarafsız olma ilkesini bırakıp 1952 yılında NATO’ya girmesine neden olur. (Elbette askeri Kara-Hava üsleri vermesine de)

Bu konferansın sonunda, (Belki de görünürde) Türkiye’nin tarafsızlığının devam etmesine karar verildi. Ayrıca Müttefik Devletler’in bölgedeki muhtemel hava operasyonları için Adana yakınlarında İncirlik Hava Üssü’nün inşa edilmesine karar verildi. fakat inşaat II. Dünya Savaşı bittikten sonra başladı.

Rusya, 1853 Kırım Savaşı’nda olduğu gibi, Türkiye’nin kendisi tarafından yapılacak tehditler karşısında nereye gideceğini bilmekte değil midir, ve bunun ne anlama geldiğini de?

Kişisel kanaatimiz: Rusların son tehdidi, Amerika ile Rusya’nın dünyayı aralarında paylaşımının örtülü operasyonu ’dur. Ruslar, Balkanları alırken, Amerika’da leylekler misali İncirlik’te yuva yapacaktır!

Yukarıda çok bilinenler sıralandı, şimdi de az bilinenler:

Yeni bir dünya düzeni kurulduğu için İkinci Dünya Savaşı, (1939-1945) İnsanlık tarihinin en büyük savaşıdır.

II.  Dünya Savaşı’nın görünürde Almanlar başlatmışlarsa da bu (yeni liderleri belirlemek için yapılmış) planlı bir savaştır. Çünkü tarafları büyük bir hazırlık içindedir.

Savaş,  Amerika ile Rusya’yı Yeni Dünya Liderli’ğine taşır ve Dünya, Amerika ve Rusya arasında paylaşılır. Bu (Kanaatimiz) Amerika’nın Avrupalılara (eski kurucu efendilerine) attığı bir kazıktır.

“…1945 Yalta Konferansında Roosevelt, Churchill, Stalin, Birleşmiş Milletlerin kuruluşu, İran ve Boğazlar konularını görüştüler. Bu konferans savaş sonrası dünyasının geleceği için çok önemli olmuştur. Bazı yazarlar buna “dünyanın taksimi konferansı” demektedirler… Bu toplantıda, ABD ile Rusların savaş sonrasındaki nüfuz ve çıkar bölgelerini saptadıkları ve ileri sürülmektedir. “

Bu noktada Askeri Hava Üsleri’ni değerlendirebilirsiniz.

Flaş… Flaş… Flaş!

…24 saat susan Amerikan ve Batı medyası, darbenin başarısız olacağını anlayınca, tipik yanıltıcı propaganda ile ortaya çıktı. Madem Erdoğan’ın uçağını F-16’lar gördü niye vurmadılar; çünkü, darbe Erdoğan’ın “Sahte Darbesi”ydi de ondan demeye başladılar. Gerçek ise çok farklıydı. Türk F-16’larının peşinde 7 Rus uçağı ve iki S400 füze sistemi de üzerlerine kilitlenmişti. F-16 pilotlarına ihtar edildi: “Erdoğan’ın uçağına en ufak bir atış yaptığınız takdirde yok edileceksiniz.” Bu sebeple, Türk jetleri Erdoğan’ın uçağına ateş edemedi. (1)

Bu yazının kalanı gelecek bölümde verilecektir.

Devam edecek

-Bir ülkede yabancılara verilen askeri üs, ülke içinde yapılacak darbe ve işgal operasyonunda görev alabilir mi, aldığında bu ilgili ülke için ne anlama gelir?

www.canmehmet.com

Resim: https://www.kokludegisim.net/haberler/somurgecilerin-cibuti-deki-askeri-us-yarisi.html

(1) http://www.gazeteci.com.tr/askeri/prof-ata-atun-un-muthis-yazisiabd-ve-nato-erdogan-in-ucagini-neden-dusuremedilerdarbe-nasil-engellendi-h7022.html    Gazeteci.com.tr

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*