Hristiyan Batı’nın / ABD’nin İSRAEL Aşkının Nedeni, ‘I.S.R.A.E.L’in Açılımındadır (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

Batı Avrupa’nın sanayileşmesi ve uyguladığı ekonomik sistemler, beraberinde enerji ve hammadde (sömürge) ihtiyacı doğurur. Gerçeğinde, petrol ve terör kaynaklı kavgalarının arkasında yatan ana neden budur. Bir taraftan gelişmek için (silah) üretilecek, diğer taraftan bu gelişmiş silahların kullanılacağı savaşlara zemin hazırlanacaktır.

Yahudilere, Ortadoğu’da Müslümanların kucağında bir devletçik kurmanın ana nedenlerinden birisi de budur. Ve bu planlar uzun yıllar boyunca “zaman”, “şartlar” ve “gelişmeler”, oya gibi işlenerek hazırlanmaktadır.

* * *

1982’de İsrail’de bir plan açıklanır. Açıklanan plan Ortadoğu’da, (Suriye / IŞİD vb. konularında) uzun yıllar sonra yaşanacakları nerede ise kelimesi kelimesine anlatmaktadır. Bu konuda Kudüs’te Dünya Siyonist Örgütü tarafından yayımlanmakta olan Kivunim (Yönelişler) dergisindeki “80’li yıllar için İsrail’in stratejik plânları” ile ilgili bir makale, bize çok net bilgiler vermektedir (1) :

“Merkezde yer alan gövde olması bakımından Mısır, özellikle Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasındaki giderek sertleşen çatışmalar gözüne alınırsa, şimdilik bir kadavradır. Bu ülkenin ayrı coğrafi eyaletlere bölünmesi, bizim Batı cephesi üzerinde, 1990’li yıllar için siyasî hedefimiz olmalıdır.

Böylece Mısır bir kere parçalandıktan ve merkezî iktidardan yoksun bırakıldıktan sonra, Libya, Sudan ve diğer uzak ülkeler aynı çözülmenin içine gireceklerdir. Yukarı Mısır’da bir Kıptî devletinin kurulması ve daha az öneme sahip bölgesel kimliklerin oluşturulması, barış anlaşması yüzünden şimdilik geciktirilmiş, fakat uzun vadede kaçınılmaz olan bir gelişmenin anahtarıdır.

Dış görünüşüne rağmen, Batı cephesi Doğu cephesinden daha az problem çıkarıyor. Lübnan’ın beş eyalete bölünmesi… Arap dünyasının bütününde meydana geleceklerin müjdesini veriyor.

Suriye ve Irak’ın etnik veya dinî kıstaslar bazında belli bölgelere ayrılması, uzun vadede, İsrail için öncelikli gaye olmalıdır.

Bunun birinci safhası ise, söz konusu devletlerin askeri güçlerinin imha edilmesidir.

Suriye’nin etnik yapıları, kendisini parçalanmaya hazır hale getiriyorSuriye’nin deniz sahili boyunca bir Şiî devleti, Halep’te ve Şam’da birer Sünnî devleti kurulabilir. Her halükârda Huran’la birlikte Ürdün’ün kuzeyinde –belki de bizim Golan’ımız üzerinde- kendi devletini oluşturmayı ümid eden bir Dürzi kimliği de ortaya çıkabilecektir…”

…Böyle bir devlet, uzun vadede, bölge için bir barış ve emniyet garantisi olacaktır. Bu bizim rahatça gerçekleştirebileceğimiz bir hedeftir.

Petrolce zengin ve iç mücadelelerin pençesindeki Irak, İsrail’in nişan çizgisindedir. Onun dağılması bizim için Suriye’ninkinden daha önemlidir; zira Irak, yakın vadede İsrail için en ciddi tehlikeyi temsil etmektedir.” (2)

* * *

Burada bir ara veriyor ve bir ilginç bilgi daha aktarıyoruz :

“ABD politikasının ilk efsanesi, ‘Bizler seçilmiş halkız’ dövizine dayanır. Ancak ABD’nin de hikmeti vücudu, Yahudi esatirini (mitolojisini) temsil eder. Şu anda kilit noktalar bu gücün elindedir. İsrailoğulları da, vaat edilmiş toprakların Nil’den Fırat’a kadar uzanan, (ve) Tanrı tarafından kendilerine bağışlanmış olduğu kanısındadır.

Nitekim, ABD’de 1960’larda ‘I. S. R. A. E. L.’ tarzında yayınlanan bir dergi de, bu ütopyayı temsil ediyordu.

Buna göre (I) Irak, (S) Suriye, (R. A ) TransJordan yani (Ürdün), E (Egypt (Mısır), L nin de Lübnan a tekabül ettiği yetkili Yahudiler tarafından ileri sürülüyordu.

Böylece, Yahudi tezine göre Tanrı, ‘arzı mev’ udu kendi adlarına göre bahşetmiştir. Semitik zihniyete göre: “arzı mev’ud, Tanrı tarafından kademeli olarak Yahudilere terk edilmiş topraklar anlamını taşır. Birinci aşamada Kudüs ve çevresi, ikinci aşamada Nil’ den Fırat’a kadar olan topraklar, üçüncü aşamada ise bütün dünya ‘arzı mev’ud kapsamına girmektedir. (3)

* * *

Yukarıda anlatılanları, medyada yaygın olarak görebilir misiniz ?

Göremezsiniz değil mi ?

Peki, Neden ?

Nedeni, bilinmesi istenmemesidir.

* * *

“Siyonizm, Nil’den Fırat’a kadar uzanan bütün yöreleri ele geçirme amacını taşır. Ariel Şaron tarafından 1982’de yapılan yirmi bin sivil Lübnanlının katliamı, günümüzde Nazi katliamının da ötesinde en yüksek noktaya ulaşmıştır. ABD, bir güç kaynağı ve denge unsuru olması gerekirken; aksine, desteklemekte hatta Birleşmiş Milletlerin önerilerini de kulak ardı etmektedir. Zira İsrail, Amerika Birleşik Devletleri’nin bütün Ortadoğu petrollerine el koymasının vurucu gücüdür.

Nitekim, Myron J. Aronoff bir yazısında şöyle diyordu :

‘Dünyanın en aşırılık yanlısı ve en kafatasçı rahiplerinin, (…) İsrail’dekinden bile hem çok, hem de önemli Yahudi cemaatinin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitilip-yetiştirilmiş olmaları oldukça manidardır. En azılı ırkçı militanlar, Amerikalı Yahudi Zvi Yehuda Kock (1891-1982) adlı hahamın ‘Milliyetçi Din Partisi’ tarafından açılmış olan Talmud okullarında eğitim görmüş olan hahamlardır. Bu partinin temel prensipleri dikkatle incelenirse şöyledir:

‘Allah, bizleri kurtuluşa erdirecek olan Mesih gönderme işini, bütün bu toprakları Yahudi hâkimiyetine verme mucizesiyle sürdürüyor. Tevrat’ta belirlenen bütün arazi kutsaldır. Bu toprakları korumak, ona yeni topraklar ilave etmek ve oralarda mümkün olan en çok sayıda Yahudi yerleşim birimi meydana getirmek ilahi bir fermandır. Her türlü arazi uzlaşması, Mesihi dönemleri geciktirir.’ (4)

Görülüyor ki, Talmud okulu bize, İsrail emperyalizminin boyutlarının nerelere kadar uzanabileceğini göstermesi bakımından uyarıcı olsa gerek.” (5)

* * *

Batı Avrupa’da başlayan sanayileşmenin (Batılı toplumlara) getirdiği refah, ne yazık ki gelişmemiş toplumların sömürülmesinin, katledilmelerinin bir sonucudur. Geldiğimiz noktada bugün, Batılılar eskisi gibi sömürememekte, bu nedenle giderek bir ekonomik çıkmaza sürüklenmektedir.  Çıkmaza sürüklenmeleri de onları daha da hırçınlaştırarak, acımasız yapmaktadır.

Evlerinde huzur içerisinde oturanlar, sömürülen ülkelerde : Suriye, Irak, Libya, Afganistan, Afrika vb. (kasıtla çıkartılan) savaşlar nedeniyle, ülkelerini terke mecbur bırakılan insanların, açık denizlerde veya havasız taşıma araçlarında boğulmalarını, hayatlarını kaybetmelerini anlamakta zorlanmaktadırlar. Öyle olmalı ki, bir tepki vermemektedirler.

Ancak, insanların ortak sorununa çözümde bir katkı sağlamayanların, yarın kendilerinin de bu çeşit bir olayın içine düşme ihtimalini gözden uzak tutmamalıdır.

www.canmehmet.com

Kaynaklar :

(1) İsrail, Mitler ve Terör. Roger Garaudy.

Bu kitabın Fransa’da yayınlanması yasaklanmıştır. Yazar, kitabını sonunda kendi imkanları ile bastırır. (Sekizinci basım: Haziran 2012, Pınar yayınları.) Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız : http://www.canmehmet.com/barzani-olayinin-ozeti-israilden-sonra-parali-askerlik-sirasi-barzani-asiretinde-mi-2.html

(2) Kivunim. Kudüs, sayı 14, Şubat 1982, s. 49-59. (A.g.e)  (Aktaran : Roger Garaudy). (R.G. : Bunun İbranca orijinaliyle tam metni, benim şu kitabımda verilmiştir: [Roger Garaudy,” Filistin, İlâhî Mesajlar Diyarı”, Ed. Albatros, Paris, 1986, s. 377-387 ve 315. Sayfadan başlayarak Fransızca tercümesi.] Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız: http://www.canmehmet.com/amerika-israil-iliskileri-ile-kaosterorisidpkk-meselesi-hic-bu-kadar-acik-yazilmadi.html

(3) Osmanlı Devleti’nde Yahudiler. Ahmet Hikmet Eroğlu. s.28 (Aktaran : Türk Toplumunda Aydın Sınıfın Anatomisi. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan. s.201-202, Dip Not:146)

(4) The Impact of Gush Emoumin. Myron j. Arnoff. (Kaynak : Çöküşün Öncüsü ABD. Roger Garaudy. s.18-19) (Aktaran : Türk Toplumunda Aydın Sınıfın Anatomisi. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan. s.202. Dip Not:147)

(5) Türk Toplumunda Aydın Sınıfın Anatomisi. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan. s.202.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*