Hıristiyan Hukuku Müslüman’a İslam Hukuku Hıristiyan’a Uygulanabilir mi? (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Lozan’da yapılan anlaşmayı kaç kişi bilmektedir? Veya Türk Medeni Kanunu’nun İsviçre’den nasıl alındığının hikayesini?

Öncelikle “Lozan antlaşmasıyla hukuk birliği nasıl sağlandı?” Sorusuna cevap verelim: Lozan Antlaşmasının 42/I. maddesi aynen şöyledir;

“Türkiye hükümeti gayrimüslim ekalliyetlerin hukuku aile veya ahkamı şahsiyeleri bahsinde bu mesailin mezkur ekalliyetlerin örf ve adetlerince hal ve fasledilmesine müsait her türlü ahkam vaz’ına muvafakat eder.”

Prof. Dr. Tekinay bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor.

“Kısaca Lozan Antlaşmasında Rum, Musevi ve Ermeni azınlıkları şahsi hale, aile ve miras hukuklarına ilişkin hususlarda Türk Hukukuna bağlı olmamak imkanını elde etmişlerdir.Sözü edilen azınlıkların yetkili temsilcileri 1926 yılında yeni medeni kanunumuzun kabul edilmesi üzerinedir ki bu imkandan faydalanmayacaklarını ve yeni medeni kanuna kendilerinin de tabi olacaklarını Türk Hükümetine açıkça bildirdiler. Ve böylece memleketimiz, yüzyıllar boyunca özlenen hukuk birliğine kavuşmuş oldu.” (Bu konu adliye vekili M. Esat Bozkurt’un yazmış olduğu Medeni Kanunu esbab-ı mucibe layihasında da böyle izah edilmiştir.) (1)

Yukarıdaki açıklamada verilen mesajı anlayanlar, anlamayanlara izah edebilirler.

Neden İsviçre medeni kanunu?

Bu kanunun alınmasının (İthalinin de diyebilirsiniz) çok ilginç Ben yaptım oldu!” gibi bir hikayesi var.

İsviçre’den alınan Medeni Kanun, Roma Hukuku ve Hristiyan gelenekleri kapsamlıdır. Dizide anlatılacağı üzere Hukuk, toplum yaşantısı ve değerlerinin üzerine bina edilmektedir. Toplumumuz, İslam dini anlayışı üzerine yaşamakta ve uygulama yapmaktadır. Bu manada, (gereğinde yargılanması da) bu anlayışın içinden doğan hukuk ile olmalıdır.

Bu noktada “Laiklik” denilecek olursa,

Peki, Batı nasıl laik olmasına rağmen Hıristiyan hukukuna göre uygulama yapabilmektedir?

1)İsviçre Medeni Kanunu Nasıl Alındı?

“…Bir Alman veya Fransız Medeni Kanunu değil de, İsviçre Medeni Kanununun tercih edilmesinin sebebi, bu kanunun daha adil veya sosyal yapımıza daha uygun oluşu veya bilimselliği değildir. Bunun en önemli sebebi Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un hukuk öğrenimini İsviçre’de görmüş olması ve İsviçre Medeni Kanununa duyduğu derin hayranlık ve saygıdır.(2)

2)İsviçre Medeni Kanunu Nasıl Alındı?

Osmanlı İmparatorluğu’nda 1876 tarihinden beri Mecelle hükümlerinin uygulanmakta olduğunu ve Mecelle kuralı ve ana çizgilerinin ise din olduğunu biliyoruz. Dinler değişmez hükümleri belirtirler. Yaşam ise hızla yürür ve ihtiyaçlar hızla değişir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda. vatandaşlarının günlük hayatını düzenleyen yeni bir medeni kanuna ihtiyaç duyulmuştu…

O güne kadar kurulan komisyonlar, özgün bir medeni kanun hazırlığını tamamlayamamışlardı. Bu nedenle, devrin adalet bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un öncülük ettiği bir grup komisyon üyeleri, İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu’nun çevrilerek alınmasını teklif etmişlerdi.

Bu teklifin nedeni, İsviçre Medeni Kanunu’nun dönemine göre en yeni tarihli olması, devrimci, halkçı, ferdiyetçi ve liberal özelliği olması, İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu Fransızca metninden tercüme edilmiş tasarılar olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 17 Şubat ve 22 Nisan 1926 tarihlerinde bir bütün halinde kabul edilmiş ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmişti…

Çeşitli hukuk sistemlerinde medeni hukukun kanunlaştırılması büyük önem arz eder. Zira bir devletin yazılı anayasası kadar medeni kanunu da o devletin siyasi ve ideolojik yapısı ile yakından ilgilidir.

Medeni kanunlarda yer alan hak ve fiil ehliyeti, kişi özgürlükleri, cinsler arası eşitlik, sözleşme özgürlüğü, evlenmenin şekli, boşanma hakkı,  annenin ve çocukların korunması, miras ve mülkiyet hakkı ile ilgili kurallar o ülkenin ideolojik yapısı hakkında fikir verir.

Bu nedenle toplumların tarihsel gelişim sürecinde medeni kanunlar özel bir yer tutar ve uzun süreli kalıcılık özelliği gösterir.

1926 yılında kabul edilen 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk alanındaki en önemli devrimlerinden biri olmuştur. Teokratik hukuktan, laik hukuka geçişi tamamlayan bu devrim sonucu Türk Medeni Kanunu’nun özellikle aile hukuku alanında reform niteliğindeki hükümleriyle, Türk kadını insanlık onuruna layık görülmüştür.(3)

İsviçre Medeni  Kanunu ve  Borçlar  Kanunu’nun  Alınışının 80. Yılı Sempozyumu,  28  Nisan  2006: İstanbul Ticaret Odası İstanbul Ticaret Üniversitesi İsviçre-Türkiye Araştırmalar Vakfı

“EDİTORYAL

Türkiye’nin 150 yılı aşkındır devam eden batılılaşma sürecinde  cumhuriyet devriminin önemi ve yeri hala güncelliğini korumaktadır.  Cumhuriyetin kurucu kadroları için batılılaşma,-en azından entellektüel  selefleri gibi- vazgeçilemez bir hedefti. Bu hedefe yönelik atılan bir dizi, hızlı ve radikal adım içersinde hukuk alanında yapılanlar özel bir yere  sahiptir. Batıdan sadece yasalar transfer edilmedi; bu yasaların içinde  yeraldıkları hukuk düzeni de, sosyal dokusu çok farklı, geçmişi ayrı  referanslar ile yoğrulmuş bir coğrafyada uygulama olanağı buldu.(4)

Yazılanlar özetle:

 Soru: Lozan antlaşmasıyla hukuk birliği nasıl sağlandı ?

Cevap: İsviçre’den alınan (Hıristiyan-Roma) Hukuk Sistemi ile.

Soru: Neden İsviçre Medeni Kanunu ?

Cevap: Bunun en önemli sebebi Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un hukuk öğrenimini İsviçre’de görmüş olması ve İsviçre Medeni Kanununa duyduğu derin hayranlık ve saygıdır.

Soru: Medeni Hukuk bir ülke için neden  önemlidir ?

Cevap: Zira bir devletin yazılı anayasası kadar medeni kanunu da o devletin siyasi ve ideolojik yapısı ile yakından ilgilidir… O ülkenin ideolojik yapısı hakkında fikir verir. Bu nedenle toplumların tarihsel gelişim sürecinde medeni kanunlar özel bir yer tutar ve uzun süreli kalıcılık özelliği gösterir.

1926 yılında kabul edilen 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk alanındaki en önemli devrimlerinden biri olmuştur. Teokratik (Dini) hukuktan, laik hukuka geçişi tamamlayan bu devrim sonucu Türk Medeni Kanunu’nun özellikle aile hukuku alanında reform niteliğindeki hükümleriyle, Türk kadını insanlık onuruna layık görülmüştür.

-Cumhuriyetin kurucu kadroları için batılılaşma,-en azından entellektüel  selefleri gibi- vazgeçilemez bir hedefti. Bu hedefe yönelik atılan bir dizi,  hızlı ve radikal adım içersinde hukuk alanında yapılanlar özel bir yere  sahiptir. Batıdan sadece yasalar transfer edilmedi; bu yasaların içinde  yeraldıkları hukuk düzeni de, sosyal dokusu çok farklı, geçmişi ayrı  referanslar ile yoğrulmuş bir coğrafyada uygulama olanağı buldu.

Özetin özeti:

-Mecelle (Osmanlı Medeni Kanunu) Din referanslı bir Hukuk sistemi de, İsviçre Medeni Kanunu, Hıristiyan-Roma Hukuku değil mi?

“…Türkler bin seneye yakın bir süre içinde (Selçuklu, Osmanlı) İslam Hukukunu benimseyip uyguladıktan sonra, Cumhuriyetle birlikte devrimci kadro bir hukuk inkılabı yapıp Roma-Hıristiyan (Kıta) hukukunu ithal etti ve bunu uygulatmaya başladı. (5)

Devam edecek

-İslam Hukuku ve Roma (Hıristiyan Hukuku nasıl oluştu?

www.canmehmet.com

Not: Yazılardaki vurgulamalar tarafımıza aittir.

Kaynaklar:

(1)Daha fazlası için bakınız: Av. Ömer Uysal, http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=394

(2) (Medeni Hukuka Giriş, Prof. Dr. S. Sulhi Tekinay, İst. 1979, shf.15 ve devamı.) Daha fazlası için bakınız: Av. Ömer Uysal, http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=394

(3) PROF. DR. AHMET HAYRÎ DURMUŞ. İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSITESI REKTÖR VEKİLİ

Daha fazlası için bakınız: http://www.ito.org.tr/itoyayin/0018300.pdf

(4) DR.İUR.ALÎ Çivi. Daha fazlası için bakınız: http://www.ito.org.tr/itoyayin/0018300.pdf

(5) “Karşılaştırmalı Hukuka Giriş, Prof. Dr. Ergun Özsunay, İst. 1976, shf. 291 ve devamı.” Daha fazlası için bakınız: Av. Ömer Uysal, http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=394

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*