Heykel Sanatında Siyaset (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Nitekim antik Yunan’dan günümüze, resim ve heykellerin dinî i’maları olagelmiş, Buda ve Hz. Îsâ ile ilgili resim ve heykeller, ancak dinî bir bağlam içinde yorumlanabilmiştir.

“Batı Anadolu gezisine çıkan Mustafa Kemal Paşa, Bursa’yı da ziyaret etti. Burada 22 Ocak 1923’te bir din adamı, bakımsız kalmış türbeleri kastederek, bu âbidelerin korunmasını ve îmar edilmelerini rica etti. Gazi bu soruya verdiği cevapta, heykel sanatı hakkındaki düşüncelerini de açıklamıştır :

‘Âbidelerden bahseden arkadaşımızın maksadı heykel olsa gerektir. Dünyada medeni, ilerlemiş ve gelişmek isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.

Âbidelerin şuraya buraya tarihî hâtıralar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu iddia edenler, şer’i hükümleri lâyıkıyla incelememiş olanlardır.

Cenâb-ı Peygamberin İslâm dinini tesisinden bu âna kadar, bin üç yüz bu kadar sene geçmiştir.

Hazret–i Peygamberin ilâhi emirleri tebliği esnasında muhataplarının kalp ve vicdanında putlar vardı.

Bu insanları Hak yoluna dâvet için evvela o taş parçalarını atmak ve bunları ceplerinden ve kalplerinden çıkarmak mecburiyetinde idi. İslâmî hakikatler tamamıyla anlaşıldıktan ve hâsıl olan vicdanî kanaat kuvvetli hâdiseler ile de sağlamlaştırdıktan sonra, bir takım münevver insanların böyle taş parçalarına tapacağını farz ve zan etmek İslâm âlemini tahkir etmek demektir.

Münevver ve dindar olan milletimiz, gelişmenin gereklerinden biri olan heykeltıraşlığı âzami derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesi ecdadımızın ve bundan sonra yetişecek evlatlarımızın hâtıralarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir. Bu işe çoktan başlanmıştır…’ (*)

Mustafa Kemal Paşa’nın bu konuşmasından sonra basında bazı din bilginleri heykel ve anıt yaptırmanın sakıncası olmadığı konusunda yazılar yazarken, Türkiye’de hemen hemen her şehirde Atatürk’ün heykelinin yapılması yönünde girişimlere başlanmıştır…” (1)

* * *

İslam Kaynakları Açısından Putperestlik, Heykel ve Resim

“Putperestlik : Çok tanrılı dinlerde, tanrısal varlıkları sembolize eden çeşitli figürlere tapınmayı ifade eder.” (2)

“Resim : Resim kelimesi Arapça kökenli olmakla birlikte, klasik Arapça’da resim ve resim yapma karşılığı olarak daha çok su’ret (çoğulu suver) ve tasvîr kullanılır.

…İlâhî dinlerde genellikle resim ve heykel yapımına olumsuz bakılmasıyla, putperestliği engelleme düşüncesi arasında önemli bir ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır…

…İbn Abbas, insanlık tarihinde putperestliğin, iyilikleriyle tanınmış insanların hâtırasını yaşatma amacıyla heykellerinin yapılması sonucunda ortaya çıktığını belirtmiştir…

…Tevhid inancını yerleştirme mücadelesinin önderlerinden olan Hz. İbrâhim’in hayatında putları kırma eylemi özel bir yere sahiptir…

Tevrat’ta on emirden ikincisinde, ‘Kendin için oyma put, yukarıda göklerde olanın yahut aşağıda olanın yahut yerin altında olanın hiç su’retini yapmayacak, onlara eğilmeyeceksin’ denilmekte… erkek, kadın, kara hayvanı, balık ya da kuş su’retinde put yapılması yasaklanmaktadır…

Hıristiyanlık’ta da zaman zaman tasvire karşı çıkılmış, Helenistik pagan ikonografiyi hıristiyanlaştırarak sürdüren Bizans kültüründe 726-843 yılları arasında gelişen ikonoklazma (put kırıcılık) hareketi, sadece haç ve bitki süslemeleri gibi cansız nesnelerin resminin yapılmasına izin vermiştir.

Protestanlığın kurucusu Martin Luther de kiliselerden resim ve heykelleri kaldırtmıştır.

Hz. Peygamber, Mekke’nin fethinden sonra Kâbe’nin içinde bulunan putların kırılıp kaldırılmasını emretmiş ve bu sırada, “Hak geldi, bâtıl yok oldu” âyetini (el-İsrâ 17/81) tekrar ederek okumuştur.

Modern dönemde a’limlerin bir kısmı –resim yasağının putperestliğe yol açması endişesiyle alâkasına dikkat çekerek- günümüzde ortaya çıkan ihtiyaçlar sebebiyle bu yasağa birtakım istisnalar getirilebileceğini, hatta bazıları resmin câiz olup olmamasında fayda-zarar kriterinin esas alınması gerektiğini ifade eder.

Resmî evrakta kullanma gibi zorunlu hallerde fotoğraf çektirmeyi câiz gören eğilimin; fotoğrafların, devlet adamlarının tanrılaştırılması, müstehcenliğin ve ahlâksızlığın yayılması gibi İslâm dininin onaylamadığı amaçlarla kullanılması olgusundan etkilendiği anlaşılmaktadır.

…Modern dönemde ileri sürülen, putperestliğe yol açma illeti ortadan kalktığı için artık su’ret yasağının söz konusu olmadığı yönündeki görüş şöyle eleştirilmiştir :

‘Su’ret yasağının illetinin putperestliğe yol açma tehlikesiyle sınırlı olmayıp, Allah’ın yaratmasına benzeme ve onun yaratması ile boy ölçüşme gerekçesinin de bu hükümde etkili olduğu hadislerden anlaşılmaktadır.

Ayrıca putperestliğin hâlâ yaygın olduğu günümüzde, putperestliğe götüren yolların kapatılmasına ihtiyaç kalmadığını söylemek mümkün değildir.

İnsanlığın entelektüel düzeyinin yükseldiği ve tevhidi koruma ihtiyacının ortadan kalktığı, eski devirlerde insanların düşünce ve tahayyül güçlerinin yeterince gelişmemiş olması sebebiyle putlara tapındıkları ve bu yüzden resmin haram kılındığı şeklindeki yorumlar, aydınlanmacı ve pozitivist tarih anlayışının etkisiyle yapılmaktadır.

Sanatlar doğdukları çevrenin dünya görüşünü ve hayat anlayışını yansıtır; diğer bir ifadeyle varlık tasavvuru, kültürel ve ahlâkî durumla sanatlar arasında sıkı bir ilişki bulunur.

Geçmişte Hz.İbrahim’in dini(nin) ve Hıristiyanlık gibi bazı ilâhî dinlerin yabancı kültürlerin ve siyasî şartların tesiriyle değişikliğe uğradığı dönemlerde, bu dinlerin önderlerine ait resim ve heykeller dinî semboller halini alarak yaygınlaşmış, Kâbe’nin içi ve kiliseler put, resim ve heykellerle doldurulmuş; aslında tevhid inancına sahip olan bu dinlerin mensupları, zamanla putperestliğin etkisi altına girmiştir.

Heykel ve canlı resimlerinin yasaklanması, öncelikle putperestliğe yol açabilecek ba’tıl inançların önlenmesine yöneliktir. Bu bakımdan ressam veya heykeltıraşın niyeti ve tamamen estetik duygularla hareket etmesi çok önemli değildir,

Çünkü sanat eserinin içinde yer aldığı dünya görüşü ve medeniyet, sanatçıdan bağımsız olarak onlara bir anlam ve fonksiyon yüklemekte; sanat biçimlerinin, içinde ortaya çıktıkları medeniyet ve kültürle yakından ilişkisi bulunmaktadır’ (İç kaynak : ‘Bir Bunalım Çağında Toplum Felsefeleri’. (Yazar) Pitirim A. Sorokin, (trc. Mete Tunçay), İstanbul 1997, s. 41) 

Nitekim antik Yunan’dan günümüze, resim ve heykellerin dinî i’maları olagelmiş, Buda ve Hz. Îsâ ile ilgili resim ve heykeller, ancak dinî bir bağlam içinde yorumlanabilmiştir.

Heykelin Katolikler’de, resmin Ortodokslar’da dinî anlamları bulunan semboller biçiminde kullanılması, Îsâ heykelinin ve ikonlarının kiliselerde ve evlerde bulunuşu; bunların ibadetlerde, duada ve gündelik hayatta kullanımı, çeşitli ülkelerdeki festivallerin bu semboller etrafında yürütülmesi, putperest kültürün bir biçimde devam ettiğini göstermektedir.

Su’ret ve heykelleri, madde ötesi güçleri temsil eden nesneler olarak görme(k), hatta bunlara insanın tapınma ihtiyacını karşılayacak bir kutsallık atfetme(k) şeklindeki beşerî yanılgının çok yoğun olduğu bir dönem ve toplulukta ortaya çıkan İslâmiyet, Allah’tan başka hiçbir yaratıcının ve mutlak güç sahibinin bulunmadığı fikrini, mesajının odak noktası yaptığı için, insanları tevhid akîdesinden uzaklaştıracak tehlikelere karşı temkinli davranmış, bu tavrın gereği olarak Hz. Peygamber, belirtilen nesnelerin günlük yaşantıda yer tutmaması hususunda titizlik göstermiştir.

Ancak İslâm tebliğinin ileri dönemlerinde nas’lardaki tasvirle ilgili yasaklayıcı ve tehditkâr ifadelerde azalma görüldüğü gibi, müslümanların bu ilkel yanılgıdan iyice uzaklaşması ve bu yönüyle şirke bulaşma tehlikesinin azalmasına paralel olarak, İslâm âlimlerinin de resim ve su’retler hususunda daha müsamahakâr davranmaya başladıkları görülmektedir.” (3)

* * *

“1923-1938 DÖNEMİNİN POPÜLER MİTOLOJİSİ : ATATÜRK KÜLTÜ

İktidarların, meşruiyetlerini sağlamak için icat ettiği politik bir sembol olarak lider kültü ya da kişi kültü, Tanrı veya benzeri bir varlığı ve bu varlığa duyulan bağlılığı ifade biçimlerini ihtiva etmektedir.

Yirminci yüzyıl ulus devletlerinde yükselen milliyetçiliğin etkisiyle ulus inşa sürecinde, ulusun etrafında kenetlendiği karizmatik liderler yaratılmış ve birçoğu yüceleştirilerek kültleşmiştir.

Kişi kültünün en belirgin özelliği, liderin insan(üstü) ve doğaüstü özellikler atfedilerek efsaneleştirilmesi ve bununla mitolojik bir nitelik kazanmasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk de yaşadığı dönem boyunca ve günümüze dek varlığı sürdürülen imgesi ile ideolojinin birer aygıtı olan aydınlar, seçkinler ve basın eşliğinde kültleşmiştir.

Aydınların şiir ve hikâyelerinde, kamusal mekânlara yerleştirilen anıt ve heykellerde, vekillerin resmi ideolojinin basın organı işlevi gören gazetelerde işledikleri Atatürk imgesi, toplumda yayılan bazı efsanelerle birleşerek doğaüstü niteliklere sahip bir kahraman yaratılmasına katkıda bulunmuştur.” (4)

* * *

Devam edecek…

– Atatürk heykelleri ve resmi tarihin görselleşmesi.

www.canmehmet.com

AÇIKLAMA VE KAYNAKLAR :

Yazılardaki vurgulamalar tarafımızdan yapılmıştır.

(*) 1 no.lu kaynak içerisindeki iç alıntı kaynağı : Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri II, (1906–1938), Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Ankara 1959, s.66-67; Enver Ziya Karal, Atatürk’ten Düşünceler, Millî Eğitim Basımevi, İstanbul 1986, s.99-100.

(1) MANİSA ATATÜRK HEYKELİNİN TARİHÇESİ. Prof. Dr. Mevlüt Çelebi. (Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü) (Yayınlandığı Kitap) GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MANİSA, CİLT 2. Manisa Celâl Bayar Üniversitesi Rektörlük Basımevi. 1.Baskı, 2018. Sy.1060-61

(2) Kaynak ve daha fazlası için bakınız : Müellif: AHMET GÜÇ. https://islamansiklopedisi.org.tr/putperestlik

(3) Kaynak ve daha fazlası için bakınız : Müellif : TUNCAY BAŞOĞLU. https://islamansiklopedisi.org.tr/resim

(4) Kaynak ve daha fazlası için bakınız : https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/602188

4.a) Kemal GÖRMEZ : Prof.Dr.,Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü. , 4.b) F.Gökçen ÇETİN: Öğr.Gör., Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Gülşehir Meslek Yüksek Okulu, Yerel Yönetimler Bölümü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

Next Post

Heykel Sanatı Üzerinden Siyaset (4)

Pts Oca 13 , 2020
Önceki Yazı Sonraki Yazı Atatürk Heykellerinin ana görevi, resmî tarihi görselleştirmektir.“Atatürk Uzmanı”, aynı zamanda Atatürk’ün en yakın çevresinden olan, arkadaşı Falih Rıfkı Atay, bakınız bize bu konuda ne anlatmaktadır :“…1923’ten sonra ulus devlet inşası ile birlikte Mustafa Kemal sadece kurtarıcı, büyük ve kudretli bir lider olarak yer almaz, aynı zamanda […]

Eğitim

↓