“Herkesin din dersi 5… Bunca Hırsız nereden..” Ve Batıda “Kazanmanın ahlakı yoktur “da Doğu da var mıdır (Son)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

paylaşmak-2-

Tevrat, “çalmayacaksın!”; İncil, “Hırsızlık yapmayın!”  Ve Kuran’da; Hırsızlık yapanlara ağır cezalar vardır. Peki, Yaratıcı’nın yasakladığı hırsızlığı kimler, neden meşru görmektedir, görmekte ise neden?

Hırsızlık…

Hırsızlık,  sadece bir insanın meselesi midir? Yoksa yeme ihtiyacında olan tüm canlıların mı?

-Hırsızlık, bir İhtiyaç meselesi midir? Yoksa bir karakter mi?

-Hırsızlık, İnanç, Kültür veya Coğrafyaya göre değişen bir uygulama mıdır?

İlk iki bölümde hatırlanacağı gibi;

Prof. Üstün Dökmen, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın da bulunduğu “Geleceğin Öğretmeni” başlıklı sempozyumda,

-“Herkesin din dersi 5. İyi de bu kadar ahlaksız, hırsız nereden çıktı. Kolonları kesip galeri yapan da 5 aldı, ölen de… Din öğrenilen bir şeydir, ahlak keşfedilen bir şeydir. Din ve ahlak dersini koyarsan olmaz, onlar yine kolon keserler. Din ve ahlak bir arada olmaz” der…

Burada ilk sorulması gereken herhalde;

Din ve Ahlak nedir, neden “bir arada olmaz?

Din, “genellikle kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar ve ibâdetler bütünü… Gidilen yol, hüküm…”

-Ahlak; “Neyin doğru veya yanlış sayıldığı (sayılması gerektiği) ile ilgilenir. Terim genellikle kültürel, dinî, seküler ve felsefi topluluklar tarafından, insanların (subjektif olarak) çeşitli davranışlarının yanlış veya doğru oluşunu belirleyen bir yargı ve ilkeler sistemi kavramı ve/veya inancı için kullanılır.”

Yukarıda tanımlanan bu ifadelerden;

Din, ahlaki öğretiler, uygulamalar;

Ahlak, “Neyin doğru-yanlış sayılması”, olarak açıklanabilecektir.

Şimdi, Sayın Sökmen’in, “Din ve ahlak bir arada olmaz” iddiasını sorgulayabiliriz.

Sayın Hocaya şu soruyu herhalde en son sormamız gerekecek;

-Öğrenciler, Din dersi ile birlikte diğer derslerinden de geçiyorlar, örneğin; Müzik, resim, matematikten, fizik vb. acaba kaç öğrenci, Matematik ve Fizik konularında başarılıdır?

-Mesele, Din dersinin bir öğrenci için (yararlı olmadığı düşünüldüğü için) gereksizliği mi? Veya Laik bir ülkede Din dersine yer olmadığı mı?

Gerçeğinde benzer soruları çoğaltabilir;

Ahlaksızlık, hırsızlık; din dersinin olmasından mı kaynaklanıyor?

-Veya doğru bir şekilde verilmemesinden, bir çocuk için Aile ve Çevrede olumlu örneklerin olmamasından mı?

Her dindar olanlar ahlaklı, olmayanlar ahlaksız mı?

Ahlakın kaynağı din olmak zorunda mıdır? Veya yerine önerilen nedir?

-Ahlak kavramı (gereği) insanla birlikte mi ortaya çıkmıştır? Din (öğretilerin) bir ihtiyaç sonrasında mı vazedilmiştir.

-Tek cümle ile, Ahlak gerekli midir, nasıl ahlaklı olunur?

Bu çeşit konuşma ve iddialarda kastedilenler;

-“Dini (İslam’ı) siyasetten, dünya işlerinden, devletten ayırma konusu” mu?

-Veya neyin doğru-yanlış olacağı, kimler tarafından değerlendirilerek, uygulama esaslarının belirleneceği midir?

Bu konuda iki temel tez var :

-“Dini siyasetten, dünya işlerinden, devletten ayırma konusu, Batı”dan gelen laiklik ve sekülerlik rüzgârı yüzünden en az bir asırdır tartışılıyor.”(1)

1.Din iman, ibadet, ahlaktır, diğer konulara din kitaplarının teması tarihi ihtiyaç sebebiyle olup devamlı bağlayıcı değildir; dünya işleri, siyaset, devlet insan akılı, bilgisi ve ihtiyaçları çerçevesinde insanlar tarafından kurulmalı ve yönetilmelidir, din bu işlere karıştırılmamalıdır.

2.Din yalnızca iman, ibadet, ahlak ve ahiretten ibaret değildir, İslam”ın kesin ve açık hükümleri, talimatı, bağlayıcı emirleri dünya işlerinin önemli bir kısmını da yani (dinin, insanların bilgi ve becerisine bıraktığı teknik ve teknoloji dışında kalan hukuk, ekonomi, siyaset, uluslar arası ilişkileri…) içine almaktadır. Bir mümin iman edecek, ibadet edecek, İslam ahlakı ile ahlaklanacak, ama aynı zamanda yine dinin buyrukları gereği olarak faiz yemeyecek, zina yapmayacak, içki içmeyecek, usulüne uygun nikah yapacak, aile kuracak, savaş ve barış yapacak, siyasette, ekonomide, hukukta… Kur”an-ı Kerim”i ve Sünnet”i birinci derecede bağlayıcı kaynak olarak kabul edecek ve uygulayacak.

…Bu durumda dünyanın herhangi bir yerinde Müslümanlar bir topluluk ve bir devlet oluşturduklarında siyaseti nasıl dinin dışında tutacak ve “siyaseti dinsiz” yapacaklar?

Bir mümin iman, ibadet ve ahlak konularında dinli, diğer konularda dinsiz nasıl olacak? (2)

-Batıda, “Kazanmanın ahlakı yoktur!” da…

-Doğuda, (Örneğin, Osmanlı kültüründe) “Kazanmanın ahlakı var mıdır?

-Aç bir insan özgür müdür? Veya Bağımsız olabilir, yaşayabilir mi?

-Aç bir insan ahlaklı olabilir mi?

-Açlık, bir ihtiyaç-yaşamın; Ahlak, “Düzgün!” Bir karaktere sahip olmanın gereği midir?

-İnsanlar aç yaşayabilirler mi, ahlaksız yaşadıkları bilinmektedir!

Demek ki, “Aç insan”ın olduğu yerde, din ve ahlak (zorunluluktan olmalı!) barınamamaktadır.

-“Komşusu aç yatan bizden değildir…”

Bakalım din adamları bu konuda ne demektedir?

“...İNGİLTERE’de Tim Jones adlı bir papaz, geçtiğimiz pazar günü kilisede verdiği vaazında yoksul insanların, küçük aile işletmeleri yerine büyük zincir mağazalardan olmak koşulu ile ihtiyaçları kadar mal çalmalarının makul karşılanabileceğini söyledi. Jones’in tartışma yaratan sözlerinin ardından bir açıklama yapmak zorunda kalan Başrahip Richard Seed, İngiliz Kilisesi’nin mağazalardan hırsızlığı hoş göremeyeceğini, fakir insanların yardım kuruluşlarına başvurması gerektiğini belirtti. Aynı şekilde İngiliz Emniyeti de Jones’in sözlerinin hırsızlığı arttıracağından korkmuş olacak ki, hırsızlığın suç olduğunu bir kere daha hatırlattı. Peki İslam dini bu konuya nasıl bakıyor? Fakir insanların ihtiyaçları ölçüsünde hırsızlık yapması Jones’in dediği gibi hoş görülebilir mi? Hangi koşullarda hırsızlık yapılırsa günah sayılmaz? Bu soruları konunun uzmanı olan ilahiyatçılara sorduk, ilginç cevaplar aldık. (ALİ KEMAL ERDEM / AHT)

İLAHİYATÇI VE YAZARLAR, İNGİLİZ PAPAZIN BAŞLATTIĞI TARTIŞMAYI DEĞERLENDİRDİ

‘Kötülüğün örnek alınması yanlıştır’

PROF. DR ZEKERİYA BEYAZ (Eski İlahiyat Fakültesi Dekanı):“Kötülük, yanlış örnek alınmaz. ‘Ben açım, perişanım, bana şöyle bir kötülük yapıldı. Bu benim de kötülük yapmamı meşru kılar’ denilemez. Hiçbir zaman haram olan günah olan şey, teşvik edici yönde okşanamaz, bu yönde fetva verilemez. Diyelim ki bir kişi açlığından dolayı hırsızlık yaptı. Ona cezayı takdir edecek hâkim orada bir indirim yapar. Ancak peşinen ‘Aç kalanlar perişanlar, siz de gerektiği kadar götürün’ denemez. İnsan can tehlikesindeyken birinin tarlasına girerek bir şeyler çalarsa; ölüm tehlikesinden kurtulmak için çalabilir. Ama tehdit olayının hayati boyutta olması lazım.

‘Ölmemek için ekmek çalabilir’

PROF. DR. SAİM YEPREM İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi):  “Din, yasaklanmış bir şeyi yapmayı hoş görmez. Ancak o yasaklanmış şeyi yapmayı gerekli kılan hale göre hüküm değişebilir. Eğer ciddi anlamda bir zorlama söz konusu ise, yapılan yasak şeyin sorumluluğu olmaması gerekir. Ayrıca hayati önem taşıyan zaruretler ortaya çıktığı zaman ihtiyaç olduğu miktarda yasaklanmış şeyi yapmanın mahsuru yoktur. Hatta, hayatını devam ettirmesi için, kişi gidip ekmek fırınından ekmek çalabilir.

‘Dinimiz, böyle bir şeyi tasvip etmez’

MEHMET TALU (İlahiyatçı Yazar):“Hırsızlık Hz. Adem’den beri gelmiş olan bütün ilahi dinlerde kesinlikle haram kılınmıştır. O papazın söylediği görüşler kendisine aittir. Dinimiz böyle bir şeyi tasvip etmez. Diyelim ki, zaruret dediğimiz olay yapılmadığı takdirde kişi mutlaka ölecek. İş, eğer o noktaya gelmişse, marketten ölmeyecek kadar ekmeği alabilir. Ancak, bir insan o noktaya gelmişse Müslüman ona mutlaka yardım eder. Müslümanlık sadakayı, zekatı emrediyor. Ama bu konu istismar ediliyor. Burada zaruretin ölçüsü önemli. Bugün adam sıradan bir ihtiyacını, icabında zaruret ölçüsüne getiriyor. İhtiyaçların sonu bitmez”

‘Açlıkla boğuşan zenginden çalar’

PROF. DR. İHSAN ELİAÇIK (İslamcı düşünür yazar):  “Olaya açlık boyutuyla bakabiliriz. Diyelimki bir adam günlerce aç kaldı. Bu adamın karnını doyurmak için bir ekmek alması bana göre hırsızlık yerine geçmez. Eski ulema bu konuda görüş beyan etmiştir. Bir belde de aç insanlar varsa, o beldeye Muhammed’in getirdiği İslam girmemiştir. Burada açlık sorunuyla karşı karşıya olan insanlar değil, üzerinde fazladan mal bulunduran zenginler suç işlemektedir. Açlıkla boğuşan insanın zenginin malını çalması günah mıdır değil midir? Değildir…”(3)

Toparlanırsa;

-Allah, Güneş, Su, Toprak ve Tohumları  kullarına -bedelsiz- hediye etmiştir.

-Ve İslam, insanların; “bir tarağın dişleri gibi eşit” olduğunu ifade ederek, ihtiyaç sahiplerinin korunması-gözetilmesi için zekat, sadaka vb. uygulamaları getirerek, Faizi yasaklamış ve bunların ne kadar önemli olduğunu da defalarca vurgulamıştır.

-Ve “sonunda bana döneceksiniz”, diyerek; “Anlatılanlarda akıl sahipleri için ibretler-dersler vardır!” diyerek de uyarmış; (Nedensiz) hırsızlık-ahlaksızlık yapanlara en ağır cezaları getirmiştir.

Son söz;

-Bilenler bildiklerinden sorumludur.

-Akıl, bilmek; bilmek uygulama sorumluluğu istemektedir.

-Sonrası, insanın -kendi- tercihine kalmaktadır.

-Örneğin; “Dini ve ahlakı olan aç kalır!” diyebilir: Hırsız, edepsiz olabilir, elimizdekilerin fazlasını paylaşabiliriz.

 

 

Resim;web ortamından alınmıştır

Kaynaklar;

(1-2) Daha fazlası için bakınız; Bu, http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/hayrettinkaraman/din-ve-siyaset/38622 için Google’ın önbelleğidir. Bu, sayfanın 29 Oca 2015 07:36:19 GMT tarihine ait anlık görüntüsüdür. Aradan geçen süre zarfında geçerli sayfa değişmiş olabilir.

(3)Daha fazlası için bakınız; http://www.haberturk.com/polemik/haber/196745-fakir-hirsizlik-yaparsa-gunaha-girer-mi

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*