Halkımızın 15 Temmuz Direnişi ile Ordumuzun Yerli SİHA’lara Kavuşması Ülkemizin Önünü Açmıştır (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Bir devlet diğeri ile ancak çıkarı kadar dosttur. 

 

 

Değil İstanbul’un el değiştirmesi, kontrol eden gücün değişmesi bir DÜNYA SAVAŞI nedenidir. (1) O halde 15 Temmuz 2016 Askeri Darbesi hangi mutabakatların, antlaşmaların sonucudur? Ve bu kez ne oldu da (İç ve Dış) Darbeciler, seçilmiş halk iktidarını indiremediler? Bunun için öncelikle NATO ve Avrupa Birliği’nin kuruluş amaçları sorgulanmalıdır.

Başlamadan İnsan, Toplum ve Devletlerle ilgili bir anlayışın not düşülmesinde yarar olacaktır.

Kimse size karşı değildir, herkes kendi tarafındadır.

Bu ifadeden anlaşılması gereken : Kimsenin sizinle şahsi bir hesabının olmadığı, meselenin, çıkarının sizin çıkarınız ile çakışması, çatışması olduğudur.

NATO”,  Bir  “Savunma” mı,  “Amerikan Emperyalizmi-Yayılmacılığı” nın aracı mıdır?

NATO (sadece) bir “Askeri İttifak” Değildir. İttifak’lar (Askerler), bir çıkar düzeninin korunması görevi için vardır.  Bu anlayışla NATO, Amerikan (Batı) yayılmacılığının aracıdır.

-NATO (Kuzey Atlantik Paktı), 12 Farklı Devlet arasında, 1949 yılının Nisan ayında  imzalanmıştır.

NATO’nun (görünür) en önemli özelliği; “hukukun üstünlüğü ve özgürlükleri tanıyan devletlerin barış ve güvenliğini sağlamak, ayrıca askeri, sosyal ve kültürel olarak birbirlerine destek sağlamak noktasında, ortak faydalar güden ülkelerin bir araya toplanması” ile oluşturulmuş” Olmasıdır.

NATO’nun kuruluş gerekçesi:

2. Dünya Savaşı’nın ardından, gelişmeye başlayan teknoloji, çeşitli silahlar ve özellikle kitle imha silahlarının, bir takım ülkelerin tekelinde bulunması, yaşanılan savaş tecrübeleri, milletlerin dünya üzerinde tek başına var olabilmelerini olanaksız kılmaya başladı. Bu nedenle, milli menfaatleri benzer yönde olan büyük devletler, belli noktalarda buluşarak, dayanışma ve işbirliği yapmak zorunda kaldı. Bu doğrultuda bir araya gelen on iki ülke, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesi çerçevesinde hazırlanan, toplam 16 maddelik antlaşmayı 4 Nisan 1948 tarihinde, ABD’nin Washington Şehri’nde imzaladı. İmzalanan antlaşma onaylanarak 24 Ağustos 1949 tarihinde yürürlüğe girdi.

İttifakın kuruluşundaki devletler: Birleşik Krallık, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlznda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Amerika Birleşik Devletleri.

 

Bu devletlerden Meşruti Monarşi-Parlamenter Sistem ile Yönetilenler:

-Birleşik Krallık, Belçika, Kanada, Danimarka, Hollanda, Norveç, Lüksemburg (Dükalık)

Tam ve Yarı Başkanlık ile yönetilenler:

-Amerika Birleşik Devletleri, Portekiz, Fransa.

Gerçeğinde Amerika ve Rusya Kendilerinden küçük devleri sömürmek üzere farklı askeri antlaşmalar, “Varşova Paktı” (*) ile gruplaşmışlardır. Bu tezgâha (Amerika’n dostlarına) göre: “Rusya öcü!” ; Rusya’ya göre Amerika, “En büyük emperyalisttir.”

Gerçeğinde bu (sömürme) iş sıraya bindirilmiştir. Önce Balkan ülkeleri Rus Tankların altında ez(dir)ilmiş, arkasından da Ortadoğu kan gölüne dön(dürül)müştür.

Bu aşamada İsrail Devleti’nin kurulmasını ve Rusların da buna bir taş koymamasının nedenini: Araplara (Ortadoğu) Bölgesine satılan yüzlerce milyar dolarlık silahlarda arayabilirsiniz.

Avrupa Birliği: (Yıl, 2004)

Fransa (eski) cumhurbaşkanlarından Giscard d’Estaing, 2004 yılında, AB ile ilgili görüşlerini açıklamaktadır:

-“Avrupa’nın ortak kimliği Hıristiyanlıktır. Türkiye bunun hangi parçasını oluşturabilir? Türkiye bir İslam ülkesidir. Bu iki kimlik bir arada olmaz. Aksi hâlde AB dağılır.

–Türkiye, AB’ ye girmesi için; İslam kimliğinden, egemenliğinden, bağımsızlığından vazgeçecek mi?

-Brüksel’i Ankara yerine başkent kabul edecek mi?

-Türkiye Avrupa tek devletinin bir federe devleti olacak mı?

–Türkiye halkı bu gerçekleri hiç bilmiyor.” (2)

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’da  AB’nin oyalamaları karşısında artık dayanamamış olmalı ki, 12 Temmuz 2017’de  konu ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yapmıştır :

“Erdoğan’dan kritik açıklama! ‘Bizim için vazgeçilmez değil

BBC’ye röportaj veren Cumhurbaşkanı,

Eğer AB açık açık biz  Türkiye’yi kabul edemiyoruz derse, bu bizi rahatlatır. B ve C planlarımızı hayata geçiririz.  Avrupa Birliği bizim için vazgeçilmez değil, biz rahatız” dedi.

Erdoğan’a göre, Türklerin çoğu artık AB’yi istemiyor ve uluslararası örgütün ikiyüzlü olduğuna inanıyor. (3)

Gerçeğinde Avrupa Birliği’nin kuruluş gerekçesi nedir?

Kuruluş gerçeğinde: Avrupalı devletlerinin kendilerini ABD ve Rusya’ya karşı koruma niyetinin yanında, AB’nin ; ABD-NATO için Rusya’ya karşı tampon olma görevi olmalıdır.

Bunu biraz daha açalım:

“…Amerika’nın rekabeti Avrupa Birliği’ni dayattı

Günümüzde varlığını sürdürdüğü biçimiyle Avrupa Birliği, kimi burjuva yazarların göstermek istediğinin tersine hiç de Avrupa ülkelerinin aralarındaki sınırların kalkması yolunda ilerlemedi. Esasen birliği teşvik eden temel faktör, Avrupa’nın ortak tarihsel ve kültürel kimliğinin bütünleştirilmesi masalı değil, bu tür oluşumlar bakımından her zaman olduğu gibi ekonomik çıkarlardı.

AET’yi AB’ye ilerleten başlıca neden, Amerikan ve Japon rakipler karşısında birleşerek daha fazla rekabet gücü kazanma güdüsüydü. Nitekim 60’lı yıllarda emperyalist güçler arasında yükselen rekabet, özellikle ABD ile Avrupa arasındaki çekişme, Avrupa’nın ekonomik birliğinin ilerletilmesi hedefine can verdi. (4)

Demek ki, kimse size karşı değildir. Herkes kendi tarafındadır.

NATO ve Avrupa Birliği kuruluş gerekçelerini birbirlerine eklediğimizde, kimsenin vitrinlerde sergilenen “Demokrasi, Hukukun üstünlüğü, Kadın Hakları, İnsan Hakları” vb. ile ilgili bir kaygılarının olmadığı görülmektedir.

Bu nedenle “Oltadaki Balık” (**) Türkiye, kendi ayakları üzerinde durduğu, sömürge çizgisinden uzaklaşmaya başladığı anda hemen “çek bir çay demli olsun!” Pardon, “Yap bir darbe kanlı-canlı olsun!” kahveleri, senaryoları ateşe sürülmüştür.

Ancak, bugüne kadar böyle gelen bu süreç, Milletimizin uyanması ve Sayın Erdoğan’ın da liderliği ile İnşallah, 15 Temmuz 2016 tarihinde son bulmuştur.

Bu aşamadan sonra, Millet olarak bizlere düşen, çok okumamız, çok çalışmamız ve ihtiyacımız olan sivil-askeri yüksek teknolojik araçları-sistemleri kendimiz üretmemizdir.

Dışarıya olan yüksek teknolojik bağımlılığımız devam ettiği sürece, tam bağımsızlık, düşündüğümüz manada gerçekleşmeyecektir.

Devam edecek

-Afrin temizlik operasyonu’nda  kendi ürettiğimiz yüksek askeri teknolojiler bizlere neler kazandırmıştır?

www.canmehmet.com

Resim: Web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynaklar:

(*)”Varşova Paktı, 14 Mayıs 1955 tarihinde Varşova’da, sekiz sosyalist ülkenin imzaladığı “Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması” ile kurulan askeri ve siyasal birlik. Antlaşmayı imzalayan ülkeler Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya ve SSCB’ydi. Pakt, Macaristan, Çekoslovakya ve Afganistan’ın işgalleri gibi önemli siyasal olaylarda askeri unsur olarak yer almıştır…”

(**) Oltadaki Balık Türkiye: Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke, M. Emin Değer

(1) Bu ifade Fransız Komutan Napolyon’a aittir.

(2)Bitmeyen hesap”, Yaşar YAZICIOĞLU. S.67-3

(3)http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-erdogan-dunyaya-ilan-siyaset-2483398/

(4)http://marksist.net/elif_cagli/AB_avrupa_birligi_gercegi.htm

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*