Greenpeace Dosyası: ABD’de 104, Fransa’da 59, İngiltere’de 19 Nükleer Santral çalışmaktadır (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Kullanılan bir çok tanı- teşhis ve elektronik -mobil- cihazlarda düşükte olsa radyasyon vardır. Bunlar ne olacak?

Kullanılan bir çok tanı- teşhis ve elektronik -mobil- cihazlarda düşükte olsa radyasyon vardır. Bunlar ne olacak?

Üç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o.  İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini farkettiğinde, kainatın merkezinde Büyük Ruh’un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu farkettiğinde birinci barış sağlanmıştır.

Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir.

İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki ‘gerçek barış’ dediğim birinci barış,

İnsanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.  (1)

Anlaşılması gereken;

Temiz Çevre, Temiz Sular ve temiz Topraklar için önce;

– İnsan Ruhunda, Beyninde kendisi, kendi cinsi ile barış içinde olması gerekmektedir.

-İnsanlar önceleri silahları kendilerini doyurmak, beslenmek için (Mızrak) kullanmaktadır.

-İlerleyen dönemde silah artık beslenmek, avlanmak aracı değil, konforunu artırmak için bir gasp  -öldürme- amaçlıdır.

-İnsanlar, “Medenileştikçe!” Tüfekler, Makineli Tüfeğe,

-Makineli Tüfekler, Klasik bombalara,

-Klasik bombalar, Nükleer bombalara –toplu katliam araçlarına- dönüştürülür.

“..Bir tek nükleer patlamadan doğan patlama dalgaları ve açığa çıkan ısı bütün bir kenti yok edebilir. Daha da kötüsü, çevreye yayılan radyoaktif ışınlar, yani radyasyon bütün Canlıları öldürür ya da kuşaktan kuşağa geçecek onarılmaz zararlar verir. Atmosferde uzun zaman kalan bu ışınlar ve rüzgârla savrulan radyoaktif tozların yeniden yeryüzüne inmesi (radyoaktif serpinti) canlılar için sürekli bir tehlikedir…”

Bu noktada “Çernobil Olayı’”nı canlı yaşamış Eski Sovyetler Birliği Başkanı Gorbacov’a kulak veriyoruz;

…Çernobil faciası, benim için olduğu gibi. Dilerim bütün insanlık için de, çok ciddi bir ders oldu ve iktidara geldiğim tarihten bir yıl sonra, Nisan 1986’da meydana geldi.

Uzmanların kanaatine göre, santralde çalışanların patlamaya yol açacak yedi hatayı aynı anda yapmaları, daha sonra reaktörün göbeğinde yangın çıkması, tesisin çatısını havalara uçurması ve önemli miktarda radyoaktif maddenin bir buçuk kilometre yüksekliğe çıkması milyonda bir ihtimaldi.

Bu, dünyadaki bilim adamları için olduğu gibi bizimkiler için de bu güne kadar hiç ortaya çıkmamış bir durumdu. Aralarında Moskova, Kiev, Minsk’in fizikçi, matematikçi, nükleer mühendis, kimyagerler olmak üzere ülkenin en önde gelen bilim adamları, binlerce uzman facianın oluş şekline ait çok çeşitli hesaplar yaptılar ve yangını söndürmek için çözüm ürettiler.

Siyasi Büro’nun akademisyen Evgeni Velikov ve meslektaşlarından aldığı uyarıda, yanan reaktörün kalbinin erimesi ve onu tutan beton tabanın çökmesi halinde Hiroşima’ya atılan atom bombasından onlarca, hatta, yüzlerce defa daha büyük bir kitlenin termonükleer reaksiyona uğraması için bütün şartların mevcut olduğuna dair vahim bir tehlikenin varlığı belirtiliyordu.Bu durum karşısında her türlü panikten kaçınmak istiyor, ancak bu tehlikeden de kurtulmamız gerektiğine inanıyorduk.

Nükleer füzyonun atmosferde yayılması devam ederken yangını söndürmek için kolları sıvadık ve binlerce asker, itfaiyeci ve madenciyi var güçleri ile çalışmak üzere toplayarak devasa bir güç oluşturduk.

Işınma dozu öylesine şiddetliydi ki birkaç dakika ara ile vardiyalı olarak değiştirdiğimiz elemanların çoğu bundan ciddî olarak etkilendi ve daha sonra ekseriyetle ölümle neticelenen hastalıklara yakalandı.

Bu müdahale ekiplerinin çoğu bilahare Çernobil bölgesinin aylarca süren radyoaktif artık temizliğinde kullanıldılar. Hayat ve sağlıklarını hiçe sayarak fedakarca çalışan bu insanlara helal olsun! Onlar günümüzün gerçek kahramanlarıdır!

…İskan bölgeleri, tarla ve meralar dev bir çalışma sonucunda temizlendi. Rekor denilecek bir zaman sürecinde zarar gören reaktörün çevresine bir “kundak” inşa edildi.

…Topraklarının %70’i radyoaktif yayılmadan etkilenen Beyaz Rusya bu durumdan en çok zarar gören ülke oldu. Bugün, ülke nüfusunun beşte biri kabul edilen 2 milyon Beyaz Rus radyoaktif madde bulaşmış topraklar üzerinde yaşamaktadır.

Çernobil beni bambaşka bir insan yaptı.

İnsanlık tarihinin en önemli sanayi felaketinden ne gibi dersler aldım?

Her şeyden önce, Çernobil felaketi yeni saydamlık politikasının ilk uygulaması oldu.

Kim ne derse desin, işte gerçek: Daha ilk gün, Çalışma arkadaşlarımla birlikte, felaketle ilgili aldığımız her bilgiyi yayınlama kararı aldık.

Yabancı ülkeleri, bilhassa komşu memleketleri meydana gelen her olay hakkında açık bir şekilde bilgilendirdik. Hükümet komisyonu üyeleri 6 ve 9 Mayıs’ta konu hakkında basın toplantıları düzenledi. Neticede, Çernobil reaktörlerinin en önemli mimarlarından birisi olan ve daha sonra vicdan azabına dayanamayarak hayatına son veren parlak alim, ünlü akademisyen Valeri Legassov başkanlığındaki bir Sovyet heyeti Viyana’daki Dünya Atom Enerjisi Ajansına detaylı bir rapor sundu ve bu rapor uluslararası kurumların tam onayını almıştı.

İkinci ders, tekniğin mutlak emniyetine olan inancım sarsıldı. Otuz sene boyunca, bizlere, bilim adamı A. Alexandrov’un ifadesi olan, “barışcıl atomun sıradan bir semaverden daha tehlikeli olmadığı” telkin edilmiş ve hatta Kızıl Meydan’a bile bir nükleer santral kurmanın hiçbir sakıncasının olmadığı söylenmişti. Bizlerin gözünde fizikçiler neredeyse tanrılaştırılmışlardı ve bilimin yardımıyla buldukları “temiz” ve ucuz elektrik enerjisiyle insanlığın yüzyıllık hayalini gerçekleştiriyorlardı.

Oysa, teşbihle söylenen işte bu “insan üstü varlıkların” (!) insanî zaaflarla dolu, nakıs, eksik varlıklar olduğu meydana çıkıyordu. Değerlendirmelerim, insan sağlığı ve hayatını etkileyecek bu tür teknik projelerin sivil toplum tarafından devamlı kontrol altında tutulması gerekliliğini gösterdi. .”(2)

Sayın Gorbaçov bize her şeyi anlatmış mıdır?

Öncelikle bir siyasetçi, bir devlet başkanı olduğuna göre tüm gerçekleri anlatmamıştır, herhalde…

Anlaşılmayan;

Halen, 104 Nükleer Enerji Santraline ve belki de binlerle ölçülecek nükleer silahlara ve bombalara sahip olan ve bunları da geliştirmeye devam eden Amerika ve Gelişmiş Avrupalı Devletler neden Nükleer silahları yok etmez, terk etmez ve geliştirilmesini önlemezler?

Demek ki bu konuda bir samimiyet bulunmamaktadır. Birleşmiş Milletler ve benzeri kuruluşlar ne işe yaramaktadır?

Bu arada Almanya, gösteri kabilinden olmalı, Japonya’da yaşananlardan dolayı (teknolojik verimliliği, ömrü dolan) kimi eskimiş Nükleer Tesisleri kapatmıştır.

Bu konuda (gerçekten bir ihmal olmamasına rağmen) bir risk var ise, gelişmiş Devletler bu tesisleri derhal kapatarak, diğerlerine de bu teknolojileri vermemeleri gerekmektedir.

Ancak, bu yapılmamakta, örneğin (işlerine gelenlere) İsrail’de var olmasına rağmen, Pakistan ve İran gibi dışladıkları kimi ülkeleri, bu teknolojiler edinmeyi düşündükleri için tehdit üzerine tehdit etmektedirler.

Nükleer Santral, Nükleer Silahlar vb. tehlikeli ise, Tüm çevre ve insanlar için tehlikedir.

Derhal yok edilmeli, bütünü ile yasaklanmalıdır.

Tehlikeli değilse, “Kim kimi kandırırsa” oyunu ile tiyatro oynamaktan vazgeçilmelidir.

Kızılderililer ne demektedir?

“İnsanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.

Kaynaklar;

(1) Üç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini farkettiğinde, kainatın merkezinde Büyük Ruh’un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu farkettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki ‘gerçek barış’ dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir. (Kızılderili atasözü)

(2) “Yerküre Manifestom” Mihail Gorbaçov”  Sahife;21

835 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*