‘Gezi Parkı’ demokrasi değil Küresel sermaye olayıdır. İşte ispatı (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Gerçekler topaldır, geçte olsa yerlerine ulaşırlar.

1908 İttihatçı hareketinin arkasında da; Sultan 2. Abdülhamid veya Meşrutiyet değil, Filistin, Selanik Sermayesi ve İstanbul’un haracı vardır. Enver Paşa Büyük Oyun‘u, gençliği ve hırsı nedeni ile göremez. Gördüğünde ise, acemiliğini itiraf eder. Ancak, herşey bitmiştir.

-“Biz sultan Abdülhamid’i anlayamadık; asıl günahımız işte buradadır paşam, sultan Hamid’i anlamamak…

-Yazık paşam, çok yazık!

Siyonistlere alet olduk ve onların hiyanetine uğradık.”(1)

İngilizlerin liderliğinde kurgulanan (Büyük Oyun) sonucunda;

-Bir Cihan İmparatorluğun kafası koparılır,

-Savaşlarda okumuş tüm aydın-genç nüfus yokedilir,

-Ekonomi (azınlıkların bilinçli olarak  sürgün ettirilmesi ile)  ile iflas ettirilir,

-Büyük rezervlere sahip Petrol Sahaları kırk türlü oyunla gaspedilir,

– Ve yapılanlar gelişmiş batılıları tatmin etmemiş olmalı ki savaş;

-Top-tüfekle değil, Kültür çalışmalarıyla sürdürülür;

-Ve (gelecek) bir yüzyıl daha, devlet-halk kafa karışıklığı ile kaybettirilir.

Şimdi fotoğrafın daha net görülebilmesi için, gazetelerden kısa alıntılarla, önce Rahmetli Ecevit, arkasından da “Gezi olayları”na, günümüze dönecek; kısa açıklamalardan sonra kaldığımız yerden, 1908-1909 dönemi ile devam edeceğiz.

**

-“Bülent Ecevit’in en yakınındaymış gibi görünen bir “gazeteci” vardı hiç unutmam…

Bir gün sabah kalktım büyük gazetede, o gazetecinin yazısını gördüm…

Gözlerim faltaşı gibi açıldı…

Ecevit’in berbat durumda olduğunu, evinde yıkanmadığını, gömleklerini değiştirmediğini, hafızasının yerinde olmadığını, “yaşayan bir ölü” olduğunu anlattığı yazısına tanık oldum…

Ecevit‘in Başbakanlık yaptığı günlerdi…

Ulusal ve uluslararası sermaye, karteller, tröstler ve derin konsorsiyum

“Ecevit’in Başbakanlık’tan düşürülmesine çoktan karar vermişti…”

… Ecevit’in zorunlu nedenlerle Başbakanlığı bırakması gerektiğini” yazmaya başlamışlardı…
…“Tezgahlanmış Başbakan’ı indirme operasyonu” adım adım yürürlüğe konuyordu…

Çiğli’de, İstanbul’da gerçekleştiremedikleri suikasti nihayet yapacaklardı…

Ecevit aldığı ilaçların etkisiyle “Başbakanlık merdivenlerinden düşüyor, durup dururken evde ayağı takılıp kemiklerini kırıyordu…”(2)

**

“…Hastaneye yattığında bütün derisinde kabarmalar ve lekeler var. Cildiye uzmanları bunları önce bir hastalık zannedip incelemeye alıyor. Sonra görülüyor ki, bunlar iyi yıkanmadığı, iyi temizlenmediği için oluşmuş şeyler. Hastanede her tarafı güzelce yıkanıp paklanıyor, pamuklarla siliniyor. Cildinin temizlik sonrası aldığı renge Rahşan Hanım bile şaşırıyor…‘Meğer senin ne güzel tenin varmış Bülent’’ diyor.

Bülent Bey’in iyice uzamış ve bakımsız kalmış el ve ayak tırnakları da hastanede güzelce kesiliyor, temizleniyor. Ellerine bir güzellik geliyor, ayakları rahat ediyor.

Şimdi işin daha vahim bir boyutuna geliyorum. Başbakan’ın, hastaneye geldiğinde resmen ‘‘AÇ’’ olduğu görülüyor. Eksik ve yanlış beslendiği ortaya çıkıyor. Evinde yıllarca tek taraflı -çoğunlukla çay, bisküvi, kuru şeyler- ile beslenmiş. Bu durum kan tahlillerinde açıkça ortaya çıkıyor. Bu ‘‘açlık’’ ve tek taraflı beslenme nedeniyle, verilen bazı ilaçlar etkili olmuyor. Hastanede sıkı ve düzenli bir beslenme rejimi uygulanıyor. Sebze, meyve, diğer gıdalar, vitamin ve mineraller veriliyor. İlaçları düzenli içiriliyor ama bu düzen, eve çıkınca yine kaybolup gidiyor.

Akıllarda, aylardan beri bir soru var:

Ecevit bu durumuyla başbakanlık yapabilir mi?

Bu sorunun yanıtı şöyle veriliyor:

‘‘Beyinsel olarak yapabilir ama tekerlekli sandalye kullanması ve yanında sürekli doktorlar olması koşuluyla.’’ (3)

**

“…Bir içki lobisinin Amerika’yı nasıl etkisi altına alabileceğini, silah sanayiinin başkanlar üzerinde nelere kadir olduğunu yaşayarak ve görerek anladım…

Başbakan Erdoğan’ın alkol düzenlemesiyle ilgili kararını ben de dahil herkes öncelikle ideolojik açıdan ele aldık…

– “Alkol nerelerde kullanılmalı, nerelerde yasaklanmalı?..” falan filan…

Oysa milyarlarca dolarlık dev bir pazarda mücadele eden içki lobileri için hayat bu kadar basit ve ideolojik değil…

Kapitalistler ve sermaye, ideolojileri para kazanmak için kullanıyor, fakat kendisi hiçbir zaman ideolojik davranmıyor…

...İçki; sinema endüstrisinden, medya dünyasına, gazete sütunlarından, billboard reklamlara, “çağdaş bir yaşamın vazgeçilmez unsuru” olarak lanse ediliyor ve dünya pazarına öyle pazarlanıyor…

Çağdaş yaşamın vazgeçilmezi alkol, eğer sinemalarda, festivallerde, spor müsabakalarında, gazete sütunlarında, dergilerin kuşe baskılarında, özgür ve çılgın internet mecrasında kendisine yer bulamazsa hayatiyeti biter, sona erer…

Başbakan “içki reklamını yasaklayarak” milyarlarca dolarlık bu uluslararası lobinin en can alıcı damarına basmıştır…

Türkiye 76 milyon insanın yaşadığı bir pazar…

Gelişmekte olan bir ülke…

Sağlık bilincinin henüz Amerika’daki kadar gelişmediği, uzun yıllar “sağlık ile içki ve sigara bağlantısının kolay kurulamayacağı” bir ülke gerçeği…

Böyle bir ülkeden tası tarağı toplamak zorunda kalmanın, uluslararası içki lobisine neler yaptırabileceğini tahmin edemezsiniz…” (4)

**

1908-1909

Gizlilik Dönemi

“Komplocular (Jön Türkler), kısa zamanda etkinlik merkezi Selânik’te kurulu diğer bir kuruluştan, Masonluk’dan, yararlanabileceklerini düşündüler… Mason locaları bu şehirde, açıktan açığa olmasa bile, kesintisiz çalışmaktaydılar ve aralarında Abdülhamit’in devrilmesini sevinçle karşılayacakların sayısı hayli kabarıktı.”

“Dolayısıyla, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti üyeleri, Selânik mason localarının davaları için biçilmiş kaftan olduğunu kısa zamanda farkettiler. Anlaşılan Cemiyet, mason localarının hemen hepsini toplantı yeri olarak kullanmış, masonlardan çoğuna kendi davalarını kabul ettirmiş ve masonların yeni adayları denemek için uyguladıkları yöntemlerin çoğunu benimsemişti. Öte yandan, Selânik masonlarıyla karşılaşmaları sonucu, Cemiyetin çalışmalarının hız kazandığı da anlaşılmaktadır.” (5)

**

“Önce, Ramsaur’un Masonluk’tan yararlanmanın Cemiyet’in kuruluşundan sonra düşünüldüğü fikrine katılmadığımıza işaret etmeliyiz.. ..Vardığımız kanı, daha Cemiyet kurulmadan, Masonluk içinde bunun fikriyatı yapılırken, localardan nasıl yararlanabileceği düşüncesinin belirmiş olduğu yolundadır. Cemiyete alınanla Masonluğa alınan arasındaki farklar, giriş farklılıkları, Cemiyet’in karma yapısı (mason olan ve olmayan), gizli evrakın büyük bir güvence altına alınması, özellikle Cemiyet’in bazı şubelerine hafiyelerin sızmasına karşılık bunların hiç tehlikeye düşmemesi, önceden tasarlanmış ve mükemmel bir örgütlenmenin gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Bu da mason localarının görevlerinin önceden saptanmasıyla mümkündü.”  (6)

**

“…Selânik’te oturanların Masonluğu çekici bulmalarına şaşmamak gerek. Çeşitli millet ve inançlara sahip liberal düşünceli, eğitim görmüş kişilerdi Selânik’liler, oysa Türkiye’deki mutlakiyetin dünyada bir eşi yoktu. Masonluk ya da benzeri bir örgüte yaklaşmaları çok normaldi. Selânik’te bir çok Musevi vardı ve bunların çoğu masondu. Bu da Masonluğu

“Uluslararası Yahudilik” yoluyla dünyaya hakim olma çabası olarak yorumlayanlar için kuşkulu bir durum yaratıyordu.”

“Sonuç olarak, Jön Türk hareketini masonların ve Musevilerin hazırladıkları “dünya ihtilâli” nin bir parçası olarak niteleyen yayınların sayısı hayli kabarıktır.” (7)

**

“Kesin olarak söyleyebiliriz ki, Türk ihtilâli, hemen hemen tümüyle bir mason-Musevi komplosudur.”  (8)

**

“Jön Türk hareketi, İtalyan Büyük Doğusu’nun yönetimi altındaki Selânik mason locaları tarafından başlatılmıştır ve aynı makam daha sonra Mustafa Kemal’in başarıya ulaşmasına da yardımcı olmuştur.”  (9)

**

“1900 Yıllarında Fransız Büyük Doğusu, Abdülhamit’in devrilmesine karar verip, gelişmekte olan Jön Türk hareketini bu yöne çevirmiştir.” (10)

**

“Mustafa Kemal Vedata (?) locasına alınmıştı. Kendisini hoşlanmadığı bir hava içersinde buldu. Loca, uluslararası Nihilist bir örgüte bağlıydı. Yahudilere baskı yapan Rusya’nın kötülüğünden, Yahudilere zengin olma imkanlarını tanıyan Viyana’nın iyiliğinden söz eden hiç bir millete mensup olmayan adamlar vardı etrafta. Bunlar kaypak, güvenilmez, renkleri belli olmayan kişilerdi. Mustafa Kemal,…yıkıcı yeraltı faaliyetlerinde bulunan uluslararası bir takım örgütlerin ağına düştüğünün farkındaydı, ama bunların mahiyetini tam olarak bilmiyordu. Mason törenlerine de aldırdığı yoktu, bunlardan alayla sözediyordu.” (11)

**

“Hareketin asıl beyinleri Yahudi ya da Dönmelerdi. Selânik’in zengin Dönmelerinden ve Yahudilerinden, Viyana, Budapeşte, Berlin’deki uluslararası kapitalistlerden mali yardım görmekteydiler.” (12)

**

“1908 İhtilâlinin hazırlanışında masonlara daha fazla pay tanımak, eldeki belgelere aykırı düşer, çünkü ihtilâlin gerçek hazırlayıcıları olan Üçüncü Ordu subaylarının hepsinin mason olmadığı muhakkaktı; Selânik’teki bütün Jön Türklerin Masonlukla ilgisi olduğu iddia edilemez. İttihat ve Terakki Cemiyeti 1908’de gücünü, Selânik çevresindeki kırsal kesimden almaktaydı ki, Masonluk buralarda hiç de etkili değildi.” (13)

**

İttihat ve Terakki’yi kontrol eden kişiler, kendilerini mason localarının karmaşık ritüellerinin perdesi ardına gizlemekteydiler.” (14)

**

“Topluluk, yüzyılın başlarında kurulmuş olan İtalyan Carbonari cemiyetini örnek alarak örgütlenmiştir….Napoli’de geçirdiği günlerde, İbrahim Temo, bir arkadaşı eşliğinde bir mason locasını ziyaret etmiş ve Carbonari’nin İtalya tarihindeki rolü ve örgütlenmesi üzerine bilgi edinmişti ki, daha sonra, Türkiye’de benzer bir gizli cemiyet kurmaya karar verdiğinde, bu ziyaretin etkisi görülecektir.”

“Daha sonra “İttihat ve Terakki” olarak anılacak olan, ancak o zamanlar “Terakki ve İttihat” adını taşıyan ilk Jön Türk örgütlenmesi üzerinde Carbonari etkisi, üyelerin birbirlerini ancak kesirli sayılar olarak tanımalarında en belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kesirler, örgütün her hücresine ve hücredeki her üyeye birer sayı vererek elde edilmekteydi…Örnek olarak, yedinci hücrenin beşinci üyesi “5/7¨ olarak tanınmaktaydı. Hareketin kurucusu olan İbrahim Temo “1/1¨ idi.”  (15)

**

“Baskının arttığı yerde özgürlükler konusunda konuşabilmek için gerekli ortamı Masonluk sağlamaktadır. Örgütün şemsiyesinin altındaki gizlilik ve art düşüncelerden arınmış şekilde konuşup dinleme olanağı güven verir. Türkiye’de de böyle olmuştur. Ancak burada, ırkların ve siyasal hedeflerin çeşitliliğinin mason çalışmaları için aşılmaz bir engel olduğu sanılıyordu…Oysa Masonluk ırk ve din farkına rağmen insanları birleştirmeyi amaçlıyordu.”

“Bütün bunlara rağmen, 1903’te Makedonya’da Sultan’ın baskısına tepki gösteren Jön Türklerden bazı masonlar Selânik’te partilerinin merkezini kurmayı başardılar. Jön Türk komitesinin propogandası Selânik’ten ülkenin her köşesine, vatanseverlikle dolu beyannameler yağdırdı ve gerçek Osmanlıları ülkeyi meşruti bir rejime kavuşturmak için savaşmaya çağırdı….Ve sonunda 24 Temmuz 1908’de ihtilâl patlak verdi.” (16)

**

“Baruh Kohen adındaki Volter’ci, özgür fikirli bir düşünür, 1880’den 1905’e kadar, Selânik’te bir havari gibi, fikir özgürlüğü vaaz etti. Havariliğini bazı arkadaşları ile kurduğu, İskoç Ritine bağlı bir İtalyan mason locasında sürdürdü. Bu loca bir kaç yıllık faaliyetten sonra kapandı. 1901 Kasım’ında “Macedonia Risorta” adıyla yeniden açıldı ve her inançtan insanları içinde topladı. İttihat ve Terakki’ye yataklık eden loca budur.” (17)

**

“Selânik’te, 1903 Yılında tek olan “Macedonia Risorta” nın yanına, 17 Eylül 1904’te Fransız “Veritas”, 1906’da İtalyan “Labor et Lux”, 1907’de Yunan Büyük Doğusu’na bağlı “Philippos”, İspanyol Büyük Doğusu’na bağlı “Perseverencia” ve Romanya Milli Büyük Locasına bağlı “Steaoa Saloniculiu” locaları kuruldu.” (18)

**

“Veritas’ın üyelerinin …..arasındaki en ilgi çekici kişi, Selânik’in en etkili Türkçe gazetesini kurmuş olan Fazlı Necip idi. İttihat ve Terakki’nin gizli faaliyetlerine aktif olarak katılıyordu. 1908 Temmuz’unda Cemiyet tarafından Selânik’teki eylemleri ve propogandayı düzenlemekle görevlendirilmişti.”  (19)

**

“Balkan’lardaki subaylardan en az ikibini İttihat ve Terakki’ye üyeydi.”  (20)

**

“Osmanlı ordusundaki 7000 subaydan 5000’i İttihatçıdır.”  (21)

**

“1909 Yılından itibaren, mason tartışması gündeme geldiğinde her İttihatçının mason olduğu şeklinde abartmalar bol keseden piyasaya sürülmüştür. Bunda bir gerçeklik payı olduğunu sanmak safdillik olur.”  (22)

**

“İttihat ve Terakki üyelerinin pek azı masondu. Zaten, ihtilâl sadece masonlara dayansaydı asla başarılı olamazdı.”  (23)

**

“Devrim öncesinde İttihat ve Terakki’nin ünlü ve ünsüz isimlerinden hangileri aynı zamanda masondu? Çok belirli isimler dışında kesin bir liste vermek mümkün değil. Talât (Paşa), Cavid, Manyasizade Refik, Mithat Şükrü, Naki, Kazım Nami, Cemal (Paşa), Hüseyin Muhittin, Faik Süleyman (Paşa), İsmail Canbolat hemen söylenebilecek isimler.” (24)

**

“Emmanul Karasso Efendi’nin hayatı güzel bir örnektir. Selânik’li bir Yahudi olan Karasso “Macedonia Risorta”nın Üstad-ı Azâm’ı idi ve Jön Türklere mason localarında toplanmayı önerenin o olduğu söylenir.”  (25)

**

“İttihat ve Terakki ile Masonluğun bağını kuran ve bunda önemli rol oynayan üç kişinin yaşam öykülerini incelersek, belki bu bağın niteliğine bir ışık tutabiliriz. Bu üç kişi, sonradan sadrAzâm olan Talât Paşa, Emanoel Karasso ve Manyasizade Refik Bey’lerdir.”

“…Üç mason-İttihatçı öncü arasında,…Masonluğa en ilkesel yaklaşıma sahip olanın Manyasizade olduğu söylenebilir. Ancak devrimciliğinin eylemci niteliği, masonluğunu çok ikinci planda bırakmıştır. Talât, kuşkusuz herşeyden önce devrimciydi, onda Masonluk Manyasizade’den de geri kalır. Karasso ise öncelikle masondu, ama kendi locasını İttihatçılara yataklık için açmakla o da ilk ikisinin çizgisine gelmiş oldu.”  (26)

**

“Cemiyetin gizli toplantılarından bir çoğu “Macedonia Risorta” locasında yapılmıştır. Fransa Büyük Doğusu’ndaki bir belgeye göre E. Karasso ihtilâlden önceki iki yıl boyunca cemiyetin gizli arşivlerini locada saklamayı kabul etmiştir.”  (27)

**

“Jön Türkler Makedonya garnizonlarındaki subaylar arasında yandaşlar bulmaya ve bir örgüt kurmaya başlayınca, …ünlü Emanoel Karasso efendinin tavsiyesiyle Yahudi locaları onlara kapılarını açtılar. Talât, Cavit, Dr. Nâzım, Bahattin Manastırlı ve daha bir sürü önemli Jön Türk böylece farmason oldular ve güven içinde, ismen İtalyan ya da İspanyol olan evlerde suikastlarını hazırladılar.”  (28)

**

“Cemiyet’in üyeler arası işaret ve parola sistemi ile üye giriş töreninin mason örneğini andırdığı ileri sürülmüştür. Gözü bağlı götürülüş, simgesel davranışlar, karanlıkta mesaj veren sesler, maskeli insanlar mason tekris töreninden esin almış olabilir. Ya da birbirini tanımak için sağ eli göğse koyup hilâl işareti yapmak da …Masonlukla bağlantılı görülebilir. Ancak iki kurumun hedefleri arasındaki büyük farkı göz ardı etmek olası değildir. Birinin teorik olarak evrensellik iddiasına karşılık, Cemiyet vatanseverliği ön planda tutmuştur. Giriş yemini, bayrak üstündeki Kur’an ve tabancaya el koyup “vatanı kurtarmak ve yükseltmek için icabında hayatını feda etme” sözünü içerir. Ayrıca, yine Masonlukla bağdaşmayacak, “yeminden dönmenin cezasını kabul” şartı vardır. Üyeler, hainler hakkında Cemiyet’in vereceği kararları infazı ve kendi haklarında verilebilecek karara da kanını helâl etmeyi bu yeminle peşinen kabul ederler. Bunlar kanıtlıyor ki, Cemiyet localardan tamamen farklıdır ve onları belirli bir amaç için kullanmaktadır.” (29)

**

“Padişah 23 Temmuz akşamı, …anayasanın yeniden yürürlüğe konması ve meclisin toplanması için gereğinin vilâyetlere bildirilmesi yolunda Dahiliye Nezaretini görevlendiren iradeyi çıkardı. Ve bu telgraflarla her tarafa bildirildi.” (30)

**

“…24 ve 25 Temmuz’da Selânik’te yapılan büyük gösteriler sırasında bütün obediyanslara bağlı masonlar yanyana bayrakları ile sokaklarda yürümüşler ve herkesce vatanın kurtarıcıları arasında alkışlanmışlardır. Aralarında en fazla alkış alanlar, başta Emanoel Karasso olmak üzere, Macedonia Risorta locasının üyeleriydi. Programda Karasso’nun bir nutku da vardı” (31)

**

“Jön Türklerin anayasaya doğru ilerlemesinde, Doğu’nun kapılarında yeşeren mason localarının tahrikleri az rol oynamadı.”

**

“…Jön Türklere destek veren Masonluk oldu. Selânik’teki mason locası Jön Türklerin genel merkezi oldu. Ordunun davaya kazanılması, para toplanması, Paris, Londra, İsviçre, İtalya ve dünyaya yayılmış sayısız sürgünün liderliğe gelmesi hep orada hazırlandı… Yazışmalar, mücadele kasası, üyeler ve komitelerle ilişkiler hep Selânik locasının kontrolundaydı. İttihat ve Terakki’nin liderlerinden biri olan Enver Bey haber ve mektuplarını localardan alıyordu…Selânik locası, bu tarihi anın temelini ve kıymetli belgesini oluşturan İttihat ve Terakki arşivini güvenli bir yere yerleştirmekle görevini tamamlamış oldu.” (32)

**

“Artık İttihatçı-mason bağlantısı sır olmaktan çıkmıştı. Le Temps gazetesi yazarı Jean Rodes’in Manyasizade Refik Bey’le yaptığı bir söyleşi (20 Ağustos 1908) konuya tam açıklık kazandırdı.” (33)

**

“Masonların, özellikle İtalyan masonlarının bizi mânen destekledikleri bir gerçektir. İki İtalyan locasının, “Macedonia Risorta” ve “Labor et Lux”, büyük yardımları dokundu, bize toplantı yeri sağladılar. Bize sığınak teşkil ettiler. Localarda mason olarak toplandık; zaten aramızda hayli mason vardı, ama asıl örgütlenmek için toplanıyorduk. Beraber çalışacağımız arkadaşlarımızın çoğunu da bu localardan seçtik, çünkü adaylarla ilgili soruşturmalarda masonlar çok titiz davranıyorlardı, eleme işlemini hemen hemen tümüyle üzerlerine almışlardı.” (34)

**

“Abdülhamit’in karşısındakilerin farmasonlar olduğu gürültüsünün kopması pek çok Türkte mason olma arzusunu yarattı ve ülkede Farmasonluk hiç bir zaman rastlanmadığı bir gelişme gösterdi.” (35)

**

“Mevcut Alman ve İngiliz locaları Jön Türklere el koymazdan önce, onları Fransa bayrağı altında toplamamız gerekiyor. Bu bakımdan acilen Istanbul’da bir loca kurulmalıdır. Alman politikasının kötü etkilerini bildikleri için bize canı gönülden iltihak edeceklerdir.”  (36)

**

“Kuşkusuz o andaki rağbet doğrudan Masonluğa değil, İttihatçıların bulunduğu mason localarınaydı. Nitekim Dumont herkesin Macedonia Risorta locasına girmeye çalıştığını belirtiyor.” (37)

**

“Jön Türklerin uyguladıkları fikirlerini aldıkları kaynak Kilise değildir. Dinci ve Kral’cı Fransa’nın değil, demokratik ve masonik Fransa’nın fikirleridir. Jön Türklerin çoğu masondur ve siyasal ilkelerini çıkardıkları kaynak da localardır.”  (38)

**

“İttihatçıların Selânik düzeyini bırakıp bütün ülke boyutunda bağımsız Masonluk düşünmelerinde mutlaka Devrimle birlikte karşılaştıkları şu veya bu ülkenin obediyansına katılma önerileri etken olmuştur…Bağımsızlıklarına aşırı bir tutkuları vardı. Kuşkusuz bu Masonluk konusunda da geçerliydi. Fransızın, İngilizin ya da İtalyanın etkisi altında görünmek istemiyorlardı.” (39)

Konu verilen bilgilerle biraz aydınlanmış olmalıdır.

Devam edecek…

Resim;http://www.habername.com/haber-ecevit-mucahit-pehlivan–74933.htm

(1) “Küller Altında Yakın Tarih” “Mustafa Armağan

(2) Reha Muhtar, Gazetevatan, yazının tamamı için; http://haber.gazetevatan.com/ecevite-de-aynisini-yaptilar/547325/4/Yazarlar/136

(3)Yazının tamamı için; Hürriyet gazetesi, 02.07.2002; Emin ÇÖLAŞAN, Ecevit’in bilinmeyenleri (Acı gerçekler)

(4) Reha Muhtar, Gazetevatan, Yazının tamamı için bakınız; http://haber.gazetevatan.com/uluslararasi-icki-lobisi-ve-tayyip-erdogan/547616/4/yazarla

(5) E. E. Ramsaur, Jön Türkler ve 1908 İhtilâli

(6)Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(7)E. E. Ramsaur, Jön Türkler ve 1908 İhtilâli

(8)The Morning Post (London 1920), The Cause of World Unrest

(9) Nesta H. Webster, Secret Societies and Subversive Movements

(10)Friedrich Witchl, Weltfreimaurei, Weltrevolution, Weltrepublik

(11)Harold Armstrong, Grey Wolf: Mustafa Kemal, An Intimate Study of a Dictator

(12)R. W. Seton-Watson, The Rise of Nationality in The Balkans

(13)E. E. Ramsaur, Jön Türkler ve 1908 İhtilâli

(14) Harold Armstrong, Grey Wolf: Mustafa Kemal, An Intimate Study of a Dictator

(15)E. E. Ramsaur, Jön Türkler ve 1908 İhtilâli

(16) Albert Emanoel Karasso, Rivista Masonnica’da Aralık 1913’te yayınlanan makale

(17)Joseph Nehema, Histoire des Israelites de Salonique

(18-19)Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(20) Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa

(21) Eugene Lautrier, Figaro Gazetesi (11 Ağustos 1908)

(22) Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(23) Sir Edwin Pears, Forty Years in Constantinople 1873-1915

(24)Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(25) E. E. Ramsaur, Jön Türkler ve 1908 İhtilâli

(26) Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(27) Paul Dumont, 20. Yüzyıl Başlarında Selânik’teki Fransız Obediyanslarına Bağlı Masonluk

(28) İngiliz Arap Bürosu Raporu, Arap Bulletin No.23 (26 Eylül 1916), Notes on Freemasonry

(29-30)Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(31) Paul Dumont, 20. Yüzyıl Başlarında Selânik’teki Fransız Obediyanslarına Bağlı Masonluk

(32) Giornale d’Italia (12 ağustos 1908)

(33)Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(34) Le Temps Gazetesi (20.08.1908), Manyasizade Refik Bey ile röportaj

(35)Sir Edwin Pears, Forty Years in Constantinople 1873-1915

(36) Grand Orient de France arşivleri, Prrodos locası üyesi Marakyan’ın 27 Temmuz 1908 tarihli mektubu

(37) Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

(38) Acacia (Fransız Mason Dergisi) Kasım 1908 sayısı

(39) Orhan Koloğlu, İttihatçılar ve Masonlar

İle,

“JÖN TÜRKLER VE MASONLUK” İttihat ve Terakki: Masonlukla Bağlantısı var mı?.. Makale Yazarı: Derleme-Aktarma Thamos  Derleyen: Thamos (GEOMETRİ)

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*