Gelişmiş Batı’nın yeni türküsü; “Biz Köktendinciler’i çok severiz!” (3/4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Amerikalı çok ünlü devlet adamını tanıyabildiniz mi?

İslam ülkelerinin işgal nedenleri; İpek Yolu’nu gözden kaybetmeden enerji kaynaklarını ve taşıma yollarını izlediğinizde çok açık olarak görülecektir. Ayının kırk türküsü armut, sömürgecilerin enerji üzerinedir.

Kaldığımız yerden devamla…

Yabancı ordu mezarlığı, Afganistan

Bugün Amerikan güçlerinin operasyon tehdidi altında bulunan Afganistan toprakları, tarihi boyunca sürekli işgale uğradı. Ancak hiçbir millet bu ülkeyi uzun süre elinde tutamadı.

Afganistan tarihinde son iki büyük işgal, İngiltere ve ardından Sovyetler’in gerçekleştirdikleridir. Ancak iki ülkenin Afganistan hesapları da, bölgenin dağlık yapısı içinde eriyip yok oldu.

1800’lerin başına gelindiğinde Afganistan toprakları 100 yılı aşkın bir süredir karışıklık içindeydi. 1828’de Dost Muhammed’in Afganistan yönetimine geçmesiyle birlik sağlandı.

Dost Muhammed Han           

İngilizler 1839’da Sihlerle işbirliği yaparak Afganistan’ı işgal ettiler. 1839-1842 yılları arasında süren ilk İngiliz-Afgan savaşı bölgedeki karışıklığı artırdı. İngilizlerin çekilmesine rağmen Afgan ülkesi dağılmıştı. Dost Muhammed, 1863’te Kabil’e dönerek tekrar Afgan birliğini sağladı. Dost Muhammed’in 9 Haziran 1863 tarihinde ölmesiyle Afganistan, tekrar iktidar kavgasına sahne oldu.

2’nci İngiliz Afgan savaşında Kabil

İngilizler Ruslarla isbirligi yaparak 1878’de ülkeyi ikinci kez isgal ettiler. Afgan halkı yine İngilizlerle savaş halindeydi. İngiliz işgali ve savaş 1880’de bitti ama ülke, büyük çapta harap oldu ve birlik zayıfladı.

Sovyetler Afganistan’da

Batı yanlısı Emanullah Han kadını çarşaftan çıkardı, okullarda karma eğitime geçti. Gündelik hayatı modernleştirmeye çalıştı ancak getirmek istediği yenilikler ülkedeki muhafazakâr kesimlerden tepki gördü. Bazı kabileler yenileşme hareketlerini islama aykırı olarak nitelediler ve başkaldırdılar.

Yayılan isyanlar yüzünden Emanullah Han ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bunun üzerine daha önce Emanullah Han’ın Fransa’ya sürgün ettiği eski ordu kumandanı Nadir Han, Afganistan’a dönerek isyanı bastırdı ve ülkede yeniden birlik sağladı. Nadir Han, 16 Ekim 1929’da Afganistan tahtına geçirildi. Nadir Han 1933 Kasım’ında öldürülünce yerine oğlu Zahir Şah geçti.

Zahir Şah, 1947’de kurulan ve kendisi için bir tehlike olarak gördüğü Pakistan’ın İngilizlerce desteklenmesi üzerine Sovyetler Birliği ile yakın ilişki kurdu. Sovyetler hızla Afganistan’da örgütlenmeye başladılar, 1954 yılında iki ülke arasında ilk kredi anlaşması imzalandı, 1956’dan itibaren her sene 100 Afgan genci Sovyetler Birliği’ne askeri ve eğitim amaçlı gönderildi.

1960’dan sonra ise Sovyet uzmanlar, askeri akademilerde görev yapmak için Kabil’e geldiler. Bu durumdan rahatsız olan Zahir Şah, Sovyet nüfuzunun daha fazla yayılmasını önlemek için Başbakan Davud Han’ı görevden aldı.

Ancak Davud Han, 1973’te Sovyetler’in desteğiyle bir darbe yaparak Zahir Şah’ı tahttan indirdi. Sovyetler yetiştirmiş oldukları adamlarını Afganistan’in önemli noktalarına getirdiler.

Sovyetlerin etkisinin artması üzerine Davud Han bazı subayları tutuklattı. Bunun üzerine ordudaki Sovyet yanlısı subaylar 1978 Nisan’ında Davud Han’a karşı bir darbe gerçeklestirerek onu öldürdüler. Ve yerine hapse attığı Nur Muhammed Teraki’yi geçirdiler.

Bu durum ülkede silahlı isyanlara yol açtı. Teraki’nin politikasına karşı çıkan Hafızullah Emin, Eylül 1979’da bir darbe gerçekleştirerek onu öldürdü. Sovyet yönetimi bu noktada devreye tamamen girdi ve 27 Aralık 1979’da Afganistan’ı işgale başladı.

Sovyet işgali üzerine Afgan halkı, direnişe başladı. Büyük bir Afgan mülteci grubu Pakistan’a göçtü. Peşaver vadisi, kısa zamanda Afganlı mülteciler ile doldu.

Daha sonra bu mülteci kamplarına iskan edilen Afgan kabileleri, çeşitli “Mücahit Grupları” oluşturdular.

Bu mücahitlere Afgan ordusundan kaçan subayların katılmasıyla Sovyet güçlerine karşı şiddetli bir direniş başladı. 100 bin kişilik Afgan ordusundan 70 bini silahlarıyla birlikte mücahitler tarafına geçtiler. Ancak savaşın sonuçları korkunç oldu. BM İnsan Hakları Komisyonu’nun 20 Kasım 1985 tarihinde yayınladığı rapora göre, Ocak-Eylül 1985 arasında Sovyet ordusu, 32.755 kişiyi öldürdü. 1979-1984 yılları arasında Sovyet ordusu 8 bini ölü olmak üzere 25 bin kayıp verdi…

Sovyetler, 120 bin kişilik ordusunu 15 Mayıs 1988 ile 15 Şubat 1989 arasında Afganistan’dan çekti…” (1)

Sovyet işgalinde Afganlı Mücahitlere Batı’dan yapılan silah yardımları

“Mücahitlere 1 milyar doların üzerinde silâh yardımı yapıldığı halde cephedekiler yine de silâh yetersizliğinden yakınıyorlardı. Bu yardımların amaca uygun kullanılmadığının bir kanıtıydı. Tıpkı Pakistanlı memurlar gibi mücahit liderleri de yolsuzluk yapmaktan geri kalmıyorlardı. Örneğin, bu liderlerin birçoğu kendilerine dağıtılan silahlann büyük bölümünü cepheye göndermek yerine Darre kasabasındaki silâh pazarında satıyorlardı.Böylece hepsi kısa sürede dolar milyoneri olmuş ve Pakistan’da krallar gibi yaşamaya başlamışti.

Aslında karışıklık ve yolsuzluklar, silâh sevkiyatım organize eden ve yöneten CIA’nın ilgili bölümlerinde başlıyordu. Yani balık baştan kokmuştu. Bazı Amerikalı gazeteciler. CIA’nın mücahitlere silâh yardımı projesi araştırıldığında, ABD tarihindeki en büyük yolsuzluğun ortaya çıkacağını iddia etmektedir.

Washington’daki bazı kaynaklar, Afgan cihadının ilk dört yılında mücahitlere silâh alınması için kongrenin ayırdığı 342 milyon dolardan sadece 100 milyon dolarlık bölümün mücahitlere ulaştığını, geri kalan bölümün ise “buhar olup uçtuğunu” söylemektedir.

Yine aynı kaynakların belirttiğine göre, Afgan mücahitleri için ayrılan ve kongrenin onayladığı resmî fonlar ile Nigaragualı gerillalar için kullanılan gizli fonlar birbirine karışmıştı.

Yani İran’a gizli silâh satışından sağlanan ve gerillalar için kullanılan paralar, İsviçre’de Afgan mücahitlerine silâh alımı için açılan resmî banka hesabına yatırılmış, böylece kongrenin onayladığı resmî fonlar ile silâh satışından sağlanan gizli paralar birbirine karışmıştı…” (2)

Bir görüşe göre, Sovyetlerin Afganistan’dan çekilmesindeki etkenlerin başında, ABD’nin Afganlı mücahitlere verdiği, Omuzdan ateşlenen ve hedefi şaşmadan vurabilen 100 adet Stinger füzesi vardır.

**

Afganistan’ın dış güçler tarafından nöbetleşe işgalin arkasında yatan…

Tek neden doğal kaynaklar mıdır?

Afganistan İslam âleminin en önemli, kilit ülkelerinden olmasının yanında Asya’nın ortasında stratejik önemi sahiptir.

Afganistan’ın haritadaki yeri; Çin, Hindistan, İran, Kafkaslar ve Türkiye ile birlikte değerlendirildiğinde anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

Açık ifadesi ile, Stratejik konumu en az doğal kaynaklar kadar önemlidir.

**

Amerikalılar Afganistan’da…

11 Eylül saldırıları sonucunda ABD’nin ilk hedefi, terörizme destek verdiği iddia edilen Afganistan’daki Taliban yönetimi olmuştur. ABD, Afganistan odaklı bölgesel çıkarlarını hayata geçirmeye ve bu doğrultuda 2001 yılından beri bölgede süregelen istikrarsızlığı ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

Ancak, bu bölgeye ilişkin ABD’nin aşması gereken birçok engel bulunmaktadır. Öncelikle, Taliban Afganistan’ın büyük bölümünde kontrolü elinde tutmakta ve Pakistan’daki etkisini de artırmaktadır. Ayrıca, ABD’nin Afganistan’a yerleşerek ulaşmaya çalıştığı stratejik ve ekonomik hedefleri, bölgesel rakipleri olan Rusya ve Çin ile çatışmaktadır.

Bu bağlamda, tüm bu çatışan çıkarları ve Afganistan’daki dengeleri etkileme potansiyelleri ile İran ve Pakistan’ın ön plana çıktığını belirtmek gerekmektedir…

ABD, 1979 yılında Sovyet Birliği’nin işgaline kadar Afganistan’ı gündemine almamıştı. Bu işgalden sonra, ABD, Sovyetler Birliği’nin Basra Körfezi’ne ve dolayısıyla Hint Okyanusu’na inme tehlikesiyle yüzleşmek zorunda kaldı.

Afganistan’ın stratejik öneminin farkına varan ABD, Afganistan’da “komünizme karşı mücahit hareketi” başlatan Afgan direniş gruplarına yaptığı askeri ve finansal yardımları Suudi Arabistan’ı da yanına alarak, Pakistan üzerinden gerçekletirdi.

ABD’nin 1980’lerin başında en büyük korkusu Sovyetler Birliği’nin Afganistan’dan sonra Pakistan’ı da hedef almasıydı. ABD’nin Afganistan’ı gündeme taşımasının önemli nedenlerinden biri de, 1979’daki İslami devrim ile bölgedeki en önemli müttefiki İran’ı kaybetmesidir.

ABD açısından bu gelişme, bölgede yeni bir müttefik! yaratılmasını zorunlu kılmaktadır.

CIA tarafından eğitilen, birçok olayda piyon olarak kullanılan Usame Bin Ladin’in 1990’ların sonunda ABD karşıtlığıyla kontrolden çıkması, dünya gündeminde dönüm noktası olan 11 Eylül saldırılarına neden olmuştur.

11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’u hedef alan saldırıların Bin Ladin’in El Kaide’si tarafından düzenlendiği ilan edildikten sonra, George W. Bush’un yeni bir haçlı seferi başlattıklarını açıklama gafletine düşmesi, medeniyetler çatışması tezine kadar uzanan bir sürecin tetikleyicisi olmuştur.

George W. Bush ile süregelen temel hegemonik hedefler kapsamında olmasa da, bu hedeflere ulaşmada kullanılan araçlar açısından değişim yaşayan ABD dış politikasında, bazı devletler doğrudan hedef gösterilmiştir.

Bush yönetimi bunu, önce İran, Irak, Kuzey Kore gibi “haydut devletler”in kitle imha silahlarına sahip olduklarını ileri sürerek, sonra da teröre destek veren ülkelerden oluşan bir “şer ekseni” yaratarak meşrulaştırmaya çalışmıştır.

İşte bu ortamda gündeme gelen 11 Eylül olayı aslında zaten değişim geçiren ABD dış politika araçlarının kullanımı için mükemmel bir ideolojik alt yapı oluşturmuştur (3)

Yazılanlar özetle;

-Afganistan, İngiltere, Rusya, Amerika ve Çin için stratejik açıdan önemli bir ülkedir.

-İngilizler ve Ruslar, aralarında uzun bir süre didişmeden sonra Afganistan’ı işgal etmekten vazgeçer, aralarında bir tampon bölge olarak kalmasında anlaşırlar. Ancak bu antlaşma Bolşeviklerin iktidara gelmesi ile bozulur.

-Ruslar, ilerleyen zamanda işgal için gerekli siyasi ve fiziki altyapıyı kurdukları tarihte (1979) Afganistan’ı işgal ederler,

-Ancak bu işgal Ruslar’a çok pahalıya patlar, büyük bedeller ödedikten ülkeyi terk ederler.

-Rusların Afganistan’ı işgal ettiği dönemde, Rus işgaline karşı birleşerek çarpışan yerel aşiretler ve Mücahit örgütler, Rusların Afganistan’ı terk etmesi ile aralarından iktidar kavgasına tutuşurlar.

-İktidar kavgası Afganistan’ı yaşanmaz hale getirir, BM temsilcileri de, kardeş kavgasına bir çözüm getiremeyince, böyle bir kaos ortamında ortaya adeta bir kurtarıcı olarak Taliban çıkar. (Doğrusu piyasaya sürülür.)

-Ancak Afganlılar, yağmurdan kaçalım derken tipiye tutulmuşlardır.

-Bir işgal, bir iç savaş veya çatışmada kaybeden tarafın halk; kazananların, sömürgeci ülkeler, silah tüccarları, istihbaratçılar ve savaş ağalarının olduğu açıktır. Bu sonuç tüm hedef ülkelere ibret olmalıdır.

-İşgal edilecek ülkeler için; ileride yaptırılacak darbeler sonucu oluşturulacak kukla hükümetlerde görev alacak yöneticiler ve komutanlar yetiştirilmesi önemlidir. Bu nedenle, öğrenci, akademisyen ve askerler sömürgeci ülkelerde eğitilerek ileriye yönelik hazırlanmaktadır.

-Bir de ilginç tespit; Hedef ülkelerdeki iktidar değilişiklikleri için hazırlanan liderler ve yöneticiler her nedense çoğunlukla Paris’ten gönderilmektedir. Bu Osmanlılar (Jön Türk-İttihatçılar!), Ruslar (Lenin), İran (Humeyni) ile Afganistan (ordu komutanı Nadir Han) içinde geçerlidir. Bunlar tesadüf müdür, yoksa…

 

Devam edecek…

-Sam Amca’yı bakalım Afganistan’da neler beklemektedir?

Resim;www.anvari.org’dan alınmıştır.

(1) Derleyen: Kansu Şarman, NTV-MSNBC  20 Eylül

(2) Hedef Ülke Afganistan, Esedullah OĞUZ

(3) Yazının tamamı için bakınız; Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Araştırma Görevlisi H. Önal 

http://www.usak.org.tr/dosyalar/dergi/QF13kfpBBXa90YG7I5GfckcfOOTRUU.pdf

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*