Filistin ve İsrail Gerçeği; Bu işin kaybedeni Yahudiler kazananı küresel sermayedir (6/Son)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Fazla hırsın en büyük zararı; ava giderken avlanmaya neden olmasıdır.

Fazla hırsın en büyük zararı; ava giderken avlanmaya neden olmasıdır.

Yahudiler de açıkça, Sırpların, Ermenilerin ve Yunanlıların düştüğü tuzağa düşmüşlerdir. Araştıranlar, Müslümanlarla Yahudilerin; Yahudiler ile Hıristiyanların geçmişte –birlikte- neler yaşadıklarını bilirler. Yahudiler, bu açık bir tabloya rağmen –neden- yanlış yerde ve yanlış bir anlayışta saf tutmuşlardır?

Osmanlının parçalanması için kurgulanan “Büyük Oyun”a göre,

Ruslar, İngilizler ve Amerikalılar, Ermeni vatandaşları kışkırtır ve Kendilerinden olan kiralık katillere kendi vatandaşlarını katlettirerek, Türklerle (Osmanlılarla) Ermenileri birbirlerine düşman ederler.

İlerleyen dönemde benzer bir tezgâhta Yunanlılar için kurulacaktır.

İngiliz-Fransız-İtalyan ve Amerikalılar,

Bitmiş bir I.Dünya  Savaşı sonrasında Yunanlıları kışkırtır ve herkesin sonucunu peşinen çok iyi bildiği boş hayallerle  Ege ve Anadolu’yu (Mayıs 1919’da) işgal ettirerek taraflarına büyük acılar yaşatır ve Her iki halkı, Ermenilerle olduğu gibi birbirlerine düşman ederler.

Bunlar yetmemiş ve kimse yaşananlardan bir ders almamış olacak ki bu kez Yahudiler üzerinden bir oyun daha oynanır, oya gibi işlenen planlarla Yahudiler birçok zulüm ve işkencelerle bulundukları yerlerden sökülerek Filistin topraklarına sürülür. Bunun adı da “bir devlet kurmak”tır.

Yahudiler, “bir devlet kurmak!” adına yaklaşık yüzyıldır Filistin topraklarındadır.

Her zaman olduğu gibi ölenler bölge halkı ve masum insanlar,

Kazananlar sömürgeci anlayışta olanlardır. (Petrol ve silah tröstleri)

Yahudiler, gerçeğinde kendilerini katledenlere, (Ruslara, Almanlara, Fransız ve İspanyollara) hesap soracaklarına, hesap soramadıklarıyla birlikte üstelikte onların oyunlarına gelerek, bu işte günahsız olanlara (Filistinlere) zulüm yapmaktadırlar.

Tarih tekerrür eder mi?

Eder, özellikle de ders almayan aptallar için.

Bu noktada bir toplantıya gidiyoruz;

1976 Yılı, 19-23 Temmuz tarihlerinde Cambridge (İngiltere) Doğu Araştırmaları Enstitüsü’ne bağlı Ortadoğu Merkezi’nde bir kolokyum düzenlenir.  Düzenlemekle kalınmaz, Bu toplantılardaki konuşmacıların çalışmaları (seçme metinleri) bir kitap halinde Unesco tarafından “İSLAM ŞEHRİ” (**) ismi ile yayınlanır.

Biz Müslümanlarla Yahudilerin  birlikte yaşadıkları döneme ait bir bilgi vermek amacı ile bu kitaptan (“İslam Şehri”, Konuşmacı; MUDDESSİR  ABDURRAHİM/SUDAN , sahife;53) bir alıntıyı aktarıyoruz;

“…Geleneksel Müslüman şehirlerinde (Halife ya da Sultanın yönetiminde) kanunların yorumlanması ve uygulanmasıyla uğraşan temel kurumlar şunlardır:

(a) el-Vali ya da el-Amil (yani il yöneticisi), yardımcısı eş-Şurta (polis);

(b) el-Kadı (yani hakim), yardımcısı onaylanmış tanıklardan oluşan bir grup veya noterler  (Şuhud ya da Udul);

(c) el-Muhtesib ya da Sahibü’s-Suk (yani Pazar yerlerinin ve kamu ahlakının denetleyicisi), yardımcısı çeşitli mesleklerin başkanları (Arifler veya eminler) ve şehirlerdeki mahallelerin başkanları; ve

(d) bunlara ilaveten şeriatın hükümleri uyarınca, İslam şehirlerinde özerk bir statüye sahip olan ve bu yüzden idari açıdan özel bir kategori oluşturan Korunan Cemaatlerin (Zımmiyyun), yani Yahudilerle Hıristiyanların liderleri vardı…”

Konuşmacı bir örnek vermektedir;

“Bu konuda örnek olarak bakınız, Encyclopaedia of islam’ın II. cilt, s. 227. Memluklerin idaresindeki Şam’a dair incelemesinde, N. Ziadeh  Melchite Hıristiyanlarının Batrak’ın  atanmasıyla tanınan ayrıcalığa dair ilginç alıntılar aktarıyor:

-“Hıristiyanlık kurallarına göre Cemaat tarafından işlerinin denetleyicisi seçilmesinden  sonra… kendi inancının kanunlarına göre yönetmelidir… kendi miras ve evlilik kanunlarına göre davalara bakmalıdır… Bütün daireler, kiliseler, manastırlar onun yetkisi altındadır”, (s. 87.) Yahudiler ve öbür Hıristiyan Cemaatleri de aynı muameleyi görmüşlerdir. Ayrıca engizisyondan sonra ve hattâ ondan önce Avrupa’daki Yahudi ve Müslüman azınlıkların durumları arasındaki zıtlık ibret vericidir..”

Açıklananları kısaca tekrar edersek,

Müslümanların çatı yönetiminde yaşayan Hıristiyan ve Yahudiler, yaşadıkları bölgelerde, kendi liderlerinin yönetiminde, kendi inanç ve değerleri ile yaşamaktadırlar.

Konuşmacı açıklamasına devam etmektedir;

-Bu durum Hıristiyan toplumlarının yönetim anlayışları ile karşılaştırıldığında ortaya ibret verici (hazin) bir tablo çıkmaktadır.

 Yahudiler bugün Filistin’de ne yapmaktadırlar?

-Kendilerine gösterilen geniş hoşgörünün bir karşılığını,  Filistinli Müslümanlara işkence ederek ödemektedirler.

Bu geniş hoşgörü ve serbest yaşam altı yüzyıllık Osmanlı döneminde de böyle olmamış mıdır?

Yahudiler, Batıda, Hristiyan ülkelerinde gördükleri işkencelerin hesabını, bugün onlarla birlikte ve işkence gördükleri batılıların da bir kuklası olarak Müslümanlara sormaktadırlar.

Bu konuda sağduyu sahibi Yahudileri anlatılanlar üzerinde düşünmeye çağırıyoruz.

Son söz…

Geçmişte Bölgeye gelen Haçlıların yağmalarına Müslüman ve Yahudiler birlikte karşı koymuşlardır.

Geçmişte Yahudiler, Hristiyan Batılılardan sürekli zulüm ve zarar görmüşlerdir.

Ancak gelinen noktada Yahudiler,

İslam Coğrafyasında geçmişte birlikte ve huzur içerisinde yaşadıkları Müslümanlara zarar vermektedirler.

Batılılar bugün değilse yarın bu bölgeyi terk edeceklerdir.

Eğer, Yahudiler,

-“Batılılarla beraber bu bölgeden asırlardır zulüm gördüğümüz ülkelere geri döneriz! Örneğin, Rusya’ya, Almanya’ya, Fransa’ya ve İspanya’ya...” diyorlarsa, kendileri bilirler.

Ancak, Bölgede kalmayı düşünüyorlarsa;

Birlikte huzur içerisinde ve paylaşarak yaşamaya yardımcı olmalı, Küresel Sermaye’nin oyununa gelmemelidir.

İlk yazıda ne denilmişti?

Çok uzun bir yolculuğa çıkmadan evvel, son sözü baştan söyleyelim;

-“Avrasya’nın efendisi dünyanın efendisidir ve bu efendiliğe götüren stratejiler kan, petrol ve ıslak banknotların mürekkebiyle lekelenmek zorundadır ve bunların üçü de geniş Avrasya kıtasının bataklık ve çöllerinde bulunur..” (1)

 

Resim; Web ortamından alınmıştır.

Açıklamalar

(*) Kollokyum; “Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan toplantı, kongre”

(**) “İSLAM ŞEHRİ” “Hukukî kurumlar”  MUDDESSİR ABDURR AHİM/SUDAN

Hazırlayan: R. B. SERJEANT, Çeviren:  Elif Topçugil, 2. Baskı: İstanbul, 1997

(1) Irak Savaşı Sonrası Ortadoğu, Derleyen Bülent Aras. İstanbul: Tasam Yayınları, 2004. (Makale; Avrasya’da ABD’nin Macht-politik’i (Güç Siyaseti) ve Büyük Ortadoğu’nun Yeniden Şekillenmesi Vassilis K. Fouskas, sahife, 27

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*