Filistin-İsrail gerçeği; Siyonizm, Panslavizm ve Pantürkizm Batının Truva atı olabilir mi (5)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Doğru soru cevabının yarısıdır. Diğer ifadesiyle, cevabı bilmeyenin doğru sorusu bulunmamaktadır.

Doğru soru cevabının yarısıdır. Diğer ifadesiyle, cevabı bilmeyenin doğru sorusu bulunmamaktadır.

Doğru (bilgi) bin basamakla çıkılan bir tepe noktasıdır. İlk basamakta gördüklerinizde doğrudur, yüzüncü basamakta gördüklerinizde. Ancak (eksik) doğrudur. Bu iddiayı biraz açalım.

Bir konuda eşzamanlı olarak, ilgili tarafları, tüm şartları ve sonuçları ile birlikte ele alarak değerlendirmediğinizde ulaşılacak sonuç, “yanlış” değil, eksik olacaktır.

Doğru”,  Bin parçadan meydana gelmiş bir resimdir.

Resmin elinizde olan her bir parçası, size bir bilgi vermekte ve verdiği bilgi ölçüsünde bir kanaat oluşturmaktadır.

Ancak, oluşan düşünce, (eksik bilgilerle oluşturulduğu için) (tam) doğru olmayacaktır.

Bunu ete-kemiğe bürünmüş olaylarla örneklersek;

“Çanakkale Savaşları”nın gerçek nedeni Mısır’ın işgalini perdelemek (Osmanlı ordusunu oyalamak) olsun. Bu meselenin arka planı -gerçeği- nasıl görülecektir?

Siz, aynı anda, İngiliz-Fransız ve Osmanlı bakanlar kurulunda veya meclislerinde yapılan tartışmaları; bu olayın sonuçları ile birlikte ele almazsanız, ulaşacağınız her bilgi (eksik) yanıltıcı olacaktır.

Çanakkale” Bizim tarihimizde, bir kahramanlık destanı, İngilizlere göre bir perdeleme savaşı’dır.

Neticede ne olmuştur?

“Çanakkale” buradadır ve “Mısır”, Uzaktadır.

Sonuç, bir olayın en belirgin göstergesi, delilidir.

Kaldığımız yerden devamla;

Konunun anlaşılması ve açılması adına biraz daha ilerliyor,

Tarafsız değerlendirmelerle ve  (iddia eden) tarafların kaleminden “Siyonizm” (ve benzerleri) meselesine çok kısa bir göz atıyoruz.

Panslavizm, “Rusya’nın, özellikle Çarlık döneminde uyguladığı, varsayımsal Slav ırkından olanları kendi hakimiyeti altında bir devlet halinde toplama siyasetidir. İlk kez 1826 yılında J.Herkel tarafından kullanıldı..”

Türkçülük,  Pan-Türkizm, “Türk halklarının özgürlüğünü ve birliğini savunan kültürel, ilmî, felsefî ve siyasî görüş. Turancılık ise tüm Ural-Altay kavimlerinin kültürel, toplumsal ve siyasi birliğini savunan görüştür…Rusya’da yaşanan 1905 Devrimi’nden önceki günlerde Azeri ve Tatar aydınlar tarafından ortaya atılmış, 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda geniş yankı bulmuştur. İttihat ve Terakki yönetimi içinde Ziya Gökalp’in başını çektiği Turancı görüşler egemen olmuştur..”

Siyonizm, “…Modern milliyetçilik görüngüsünün bir koludur. Başlangıçta, asimilasyona ve Yahudilerin Avrupa’daki durumuna karşı alternatif tepkiler sunan çok sayıdaki Yahudi siyasi hareketinden biri olan Siyonizm, hızla büyümüş, Holokost’un (Yahudi Soykırımı) ardından da Yahudi siyasi hareketleri arasında hakim güç halini almıştır. Siyasi hareket, Avusturya-Macar gazeteci Theodor Herzl tarafından, Der Judenstaat (Yahudi Devleti) adlı eserinin yayımlanmasının ardından, 19. yüzyılın sonlarında resmen kurulmuştur. “İsrail Diyarı”na Yahudi göçünü teşvik etmeyi amaçlayan hareket, sonunda Yahudiler için bir anavatan olarak İsrail’i kurma hedefine 1948 yılında ulaşmıştır. Savunucuları, Siyonizmin amacını Yahudi ulusu için kendi kaderini tayin olarak görmektedir…”

“..Başlangıçta Filistin’de bir Yahudi ulusal veya dini topluluğu oluşturulmasını, sonrasında da modern İsrail’in desteklenmesini amaçlayan bir uluslararası hareket.” “Siyonizm,” Webster’s 11th Collegiate Dictionary). Ayrıca bakınız, “Siyonizm” Encyclopedia Brittanica’da, “Yahudilerin kadim memleketi Filistin’de bir Yahudi ulus-devleti yaratılması ve bunun desteklenmesi amacını taşıyan Yahudi milliyetçi hareketi” olarak, The American Heritage Dictionary of the English Language, Dördüncü Baskı’da da, “On dokuzuncu yüzyıl sonunda artan Antisemitizme tepki olarak çıkmış ve Filistin’de yeniden bir Yahudi anavatanı kurmayı amaçlamış bir Yahudi Hareketi. Modern Siyonizm, İsrail devletinin desteklenmesi ve kalkınması ile ilgilenmektedir,” şeklinde tanımlanmaktadır..”

Truva Atı; “..Truva Savaşı’nın bitmesi amacıyla şehre gizlice girmek için yapılan tahta attır. İçi boş tahta at Troyalılara hediye gibi sunulur. Atın içine gizlenen askerler akşam  dışarı çıkarak şehrin yağmalanmasına başlarlar.” (1)

Şimdi konuyu biraz daha açmak adına iki farklı (iddia ve karşı iddiası) görüş aktarılmaktadır.

Alıntılar, Taraf Gazetesi ile Şalom gazetesi’nden  (web sitelerinden) yapılmıştır.

MODERN ZAMANLAR 06.03.2013

Hadi Uluengin

Siyonizm suç mu

“BAŞBAKAN “Siyonizm bir insanlık suçudur” demekle baltayı yine taşa vurdu.

Diplomatik ve realpolitik bir pot kırmak gafını geçiyorum. Esas mesele şudur:

Hayır, Siyonizm suç değildir! İnsanlık suçu hiç mi hiç değildir!

Daha doğrusu, bütün milliyetçilikler ne kadar suçsa veya değilse, Siyonizm de işte o kadar suçtur yahut değildir! Ne fazlası, ne eksiği vardır!

Geçmişte BM tarafından takbih edilmesi ise o günkü konjonktürden kaynaklanmıştır.

Zaten “Üçüncü Dünyacılık” tarihe karıştığı an New York kararı da çöpe atılmıştır.

Diğer taraftan, yukarıdaki ideolojinin Yahudi kimliğini din salçasına da bulayarak hayali ve uydurma bir kavmî aidiyet yaratmış olması sözkonusu gerçeği değiştirmez.

Panturanizm, Pancermanizm, Panslavizm vs. de aynı tür dürtüler üzerinde yükselirler.

Onlar da aynı oranda hayali ve uydurmadır ama hiçbiri “insanlık suçu” addedilmez.

ÖTE yandan, Siyonizm de diğer pek çok 19. yüzyıl milliyetçiliği gibi bir tepki ve savunma milliyetçiliğidir. Uzun uzun tarihçesine girecek değinecek değilim ama şu kesindir.

Bu modern ve laik ideoloji, iman kültürü hariç Yahudilerin bulundukları ulus-devletin aidiyetini benimsemek iradesine rağmen onların yine “öteki” sayılmasından kaynaklanmıştır.

Tevradî bir “Arz-ı Mevud”a atfen “ülkü vatanın” Filistin olarak belirlenmesi ise yine her milliyetçiliğin üretmek zorunda olduğu “kurucu efsane”den başka bir şey değildir.

Kaldı ki, hatırlatırım: Siyonistler epey bir müddet sözkonusu Filistin yerine Afrika’da, Güney Amerika’da yahut Madagaskar’da da devlet kurulması projesini tartışmışlardı.

Fakat obur bir İngiliz emperyalizminin öngörüsüzlüğünden dolayı, deyim yerindeyse kabak mazlum ve mağdur Filistin halkının başında patladı.

EVET, tabii ki Filistin halkı mazlum ve mağdurdur! Tabii ki kendisinin asla sorumlu olmadığı “Shoah” soykırımının bedeli ona ödetilmektedir. Tabii ki sonsuz defa haklıdır!

…Şu kesin: Anti-Semitizm’le anti-Siyonizm arasındaki kalın ve hayati çizgiyi döne döne vurgulamayan bir suçlama ne mağdur ve mağdur Filistin halkının acısına deva olabilir; ne de Yahudi düşmanlığı gibi çirkef ve ilkel bir cerahatin tedavisine merhem sürebilir…” (1)

**

Siyonizm suç mu?

13 Mart 2013

Denis OJALVO

Yazının başlığı, sonundaki soru işareti hariç, Taraf Gazetesi yazarı Hadi Uluengin’e ait. Sayın Uluengin’in 6 Mart 2013 tarihli bu yazısı Siyonizm’e ilişkin doğru tespitler içeriyor. Kendisini bu konudaki samimi görüşlerini okurlarıyla paylaştığı için tebrik ediyorum.

Umarım, yazısı, okurlarında merak uyandırır ve onları konuya ilişkin ilave araştırmalar yapmaya sevk eder.

Bununla beraber yazısının bünyesindeki bazı tespitlerin irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.  Şöyle ki:

1- Sayın Uluengin’e göreSiyonizm ideolojisi Yahudi kimliğini din salçasına da bulayarak hayali ve uydurma bir kavmî aidiyet yaratmış. Bu tespitine katılmak zor. Zira Yahudilerdeki ulus bilinci epey eski. Bunun ilk tezahürünü milli bayramları olan ve Mısır esaretinden kurtuluşun bayramı olan Hamursuz / Pesah Bayramı’nda görüyoruz. Bayramın kökeni M.Ö. 1300 senelerinde meydana gelen ve Tevrat’ta zikredilen Mısır’dan çıkışın menkıbesine dayanıyor. Ancak esas uluslaşma sürecinin M.Ö. 587-538 yılları arasında gerçekleşen Babil esareti esnasında meydana geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tevrat’ın Yazılar bölümündeki Zebur’un 137. Mezmur’unda  “Babil ırmakları kıyısında oturup Siyon’u andıkça ağladık; çevredeki kavaklara lirlerimizi astık. Çünkü orada bizi tutsak edenler bizden ezgiler, bize zulmedenler bizden şenlik istiyor, ‘Siyon ezgilerinden birini okuyun bize!’ diyorlardı. Nasıl okuyabiliriz RAB’bin ezgisini El toprağında?  Ey Yeruşalim, seni unutursam, sağ elim kurusun. Seni anmaz, Yeruşalim’i en büyük sevincimden üstün tutmazsam, dilim damağıma yapışsın!” yazılı. Ezcümle, yukarıdaki millî özellikteki dinî metne istinaden 2500 küsur yıldır her Yahudi, Hamursuz/ Pesah Bayramı’nda “Gelecek sene Kudüs’te” temennisinde bulunur. Anlayacağınız, ‘Siyon’a Dönüş’ü Herzl icat etmedi. Konjonktür bu gerekliliği ona sadece hatırlattı. Ben bu 137. Mezmur’dan daha ‘Siyonist’ bir metin görmedim. Bilen varsa beri gelsin.

2-Sayın Uluengin’e göre Tevradî bir ‘Arz-ı Mevud’a atfen ‘ülkü vatanın’ Filistin olarak belirlenmesi ise yine her milliyetçiliğin üretmek zorunda olduğu ‘kurucu efsane’den başka bir şey değildir. Kendisinin bu ifadesini yukarıdaki izahatla nasıl telif edeceğiz? 1789 Fransız İhtilali’nin ulus-devlet olgusunu doğurması ve on dokuzuncu yüzyılın modern ulus devletlerin ve bu meyanda siyasi bir hareket olan Siyonizm ideolojisinin doğumuna ebelik etmiş olduğu bir vakıa. Sayın Uluengin’e Karl Marx’ın arkadaşı Moses Hess’in 1862 yılında (Herzl’in Yahudi Devleti eseri 1895 yılında yazıldı) yazdığı Roma ve Kudüs – Son Milli Mesele (Rome und Jerusalem, die Letzte Nationalitätsfrage)  adlı risalesine bir göz atmasını önerebilirim. Hess dindar biri değildi ancak Yahudi Sorunu’nun çözümünü ancak İsrail topraklarında bulabileceğini çok iyi görmüştü. Herzl o zaman henüz daha iki yaşındaydı. Biraz daha geri gidecek olursak, modern zamanların ilk Siyonist’inin ‘Dönme’ tarikatının kurucusu olup 1666 yılında kılıç zoruyla ihtida eden Sabetay Sevi olduğunu söyleyebiliriz. O devirde ulus-devlet kavramı henüz ortada yoktu.

3-Sayın Uluengin ayrıca “Kaldı ki, hatırlatırım: Siyonistler epey bir müddet sözkonusu Filistin yerine Afrika’da, Güney Amerika’da yahut Madagaskar’da da devlet kurulması projesini tartışmışlardı.” diyor. Doğrudur, bu seçenekler tartışılmıştı. Ama sadece acil olan bir sorunun muvakkat birer çözümü olarak tartışılmıştı. Siyon’suz bir Siyonizm mümkün olamayacağından o seçenekler itibar görmedi…” (2)

Okuyanı fazla sıkmamak adına yazarların görüşleri burada kesilmektedir.

Filistin ve İsrail meselesi,  gelecek bölümle birlikte açıklananlar dorultusunda toparlanacaktır.

 

Resim; http://www.canakkaleotellerirehberi.com/truva_tarihi.html

Açıklamalar;

“Panslavizm, Türkçülük,  Pan-Türkizm, Siyonizm”, tanımları “vikipedi”den alıntıdır.

(1) Yazının tamamı için bakınız; http://www.taraf.com.tr/hadi-uluengin/makale-siyonizm-suc-mu.htm  hadiuluengin@taraf.com.tr

(2) Yazının tamamı için bakınız;  http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=86193#.Uq1HEftEFGg   ojalvodenis@gmail.com

 

 

 

728 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*