Filistin-İsrail gerçeği; Birleşmiş Milletler’de İsrail’den sonra Filistin adına Arafat konuşmaktadır (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
"Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır."  Kur'an-ı Kerim'in Lafzı ve Ruhu www.kuranmeali.org Kur'ân hakikâtlerini Kur'ân'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir. "Hidayeti Gizlemeyin! Gizletmeyin" başlıklı İhtarlarımıza ulaşın Anket sonuçlarımıza ulaşın! Kur'an-ı Kerim'e aykırı bir çok hurafe İslam dininde yeri varmış şeklinde kabul görmekte ve toplumumuza öğretilmektedir. Bu hurafeleri tanımak ve çevrenizi uyarmak için anket sonuçlarımızı mutlaka inceleyiniz. KuranMeali.Org Anketleri Sitemizi bilgisayarınıza yükleyin! Kuran Meallerini Kıyasla Masaüstü versiyonu kullanımınıza açılmıştır. Sağ sütundan "masaüstü Kuran Meallerini Kıyasla" programını bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz. Kuran Meallerini Kıyasla v2.1.1 masaüstü versiyonu Kur'ân-ı Kerim » 15 / HİCR - 75

“Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.” Kur’ân-ı Kerim » 15 / HİCR – 75 (www.kuranmeali.org)

 

İnsanları; Siyah-Beyaz veya Zengin–Fakir veya Budist-Yahudi veya Alman-Türk veya Güzel-Çirkin veya Uzun-Kısa tanımlarıyla diğerinden –İnsan’dan- ayırabilir miyiz?

İnsanları, “İnsan” sıralamasına sokan onun uygulamaları mı?

İnsanları “İnsan” sıralamasına sokan onun sahiplendikleri, mal ve görünüşler midir?

Yoksa,

İnsanların en hayırlısı insanlara hayırlı olanlardır.” İfadesinde, anlamını bulanlar mıdır?

Canlıların yaşamasına  imkanı veren, Güneş, Su,Toprak, Meyve-Sebze Tohumları ve Madenler Allah’ın kulları için ücretsiz sundukları değil midir?

Gerçekte kimin malını kimden (gaspediyor) esirgiyoruz?

Başkası için Doğru olan, aslında kendisi için doğru olmaktadır.

Başkasına Huzur veren, aslında kendisine huzurlu bir ortam sağlamaktadır.

Başkası ile elindekinin fazlasını Paylaşanlar, aslında kendisinin ihtiyaç duyduklarının da paylaşılmasına kapı açmış olmaktadır.

Kaldığımız yerden devamla,

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda  İsrail adına konuşan YOSEF TEKGAHIN’dan sonra şimdi de Filistin adına “YASER ARAFAT’ın konuşmasını veriyoruz;

 

YASER ARAFAT’IN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULUNDAKİ KONUŞMASI

13 Kasım 1974

“Manda yönetimi ile Siyonist hareket arasındaki entrikanın bir sonucu olarakve bazı ülkelerin desteğiyle bu Genel Kurul, tarihinin ilk günlerinde Filistin yurdunun paylaşılmasının tavsiyesini onayladı.

Bu, şüpheli eylemler ve güçlü baskılarla’ bulandırılmış bir atmosferde gerçekleştirildi.

Genel Kurul, hakkı olmadığı halde bölünmez bir yurdu taksim etti.

Bu kararı reddettiğimizde durumumuz; Sultan Süleyman’ın oğlunu ikiye ayırmak istediğinde buna razı olan sahte annenin yanında olaya izin vermeyen gerçek annenin durumuna benziyordu.

Dahası; taksim karan sömürgeci mukimlere (Yahudilere) Filistin’in % 54’ünü bağışladığı halde, memnuniyetsizlikleri onları sivil Arap nüfusuna karşı terör savaşına götürdü.

Milyonlarca Arabı yerlerinden ederek Filistin’in % 81’ini işgal ettiler.

385’ini tümüyle tahrip ve yok ettikleri 524 Arap kasaba ve köyünü işgal ettiler. Çiftlik ve korularımızın harabeleri üzerine yerleştiler. Filistin sorununun kökleri burada yatmaktadır.

Sebebleri iki din ya da milliyetçilik arasındaki çatışmadan doğmamaktadır.

Komşu devletler arasındaki sınır çatışması da değildir.

Bu; yurdundan mahrum bırakılmış, köklerinden ayrılmış ve dağıtılmış, çoğunluğu sürgünde ve mülteci kamplarında yaşayan bir halkın davasıdır. (Sahife;165-1)

Yabancı işgalcilerin, onların çalışıp bayındır hale getirmesine kadar yurdumuzun kimsesiz ve çöl halinde bulunduğu, bundan dolayı bu sömürgecilerin hiçbir kimseye zarar vermediği efsanesinin propagandasına şahit olmak, halkımıza büyük acı vermektedir.

Hayır: Filistin’in eski kültür ve medeniyetlerin beşiği olduğunu dünyanın bilmesi için, bu tür yalanlar bu kürsüden teşhir edilmeli.

Onun Arap halkı, binlerce yıl çiftçilik yapmakta, yurdunu inşa etmekte, ibadet hürriyetinin pratiğinin örneğini veren bir kültürü bütün topraklarına yaymakta ve inançlı muhafızlar olarak bütün dinlere ait kutsal yerleri korumaktadır.

Kudüs’ün oğlu olarak, kendim ve halkım için felâket öncesinde bizim kutsal şehrimizin hâkim vasfı olan din kardeşliğinin güzel hatıralarını ve canlı hayallerini kendim ve halkım için kıymetli tutarım.

Halkımız İsrail Devleti’nin kuruluşuna kadar bu aydınlık tavrını sürdürdü. Bu, halkımızın Filistin topraklarında insanî rollerini devam ettirmelerine engel olmadı.

Onlar, topraklarının saldırgan ve ırkçı bir kampın; medeniyeti, kültürleri, gelişmeleri ve barışı tahribi amaçlayan saldırgan ve ırkçı bir kampın atış platformu olmasına da izin vermeyeceklerdir.

Halkımız tek tanrılı inanışın eşiğini, ana yurtlarını, Arap ulusunu, kültür ve uygarlıklarını savunma görevinin öncelik taşıdığını kabul ederek, işgalcilere karşı direnerek, atalarının mirasını koruyacaktır.

Filistin halkı, binlerce doktor, hukukçu, öğretmen ve bilim adamı yetiştirerek, gaspedilmiş yurtlarına komşu Arab ülkelerinin gelişmelerine aktif olarak katıldılar. Gelirlerini mülteci kamplarında kalan küçükler ve yaşlılara yardımda kullandılar. Genç kız ve erkek kardeşlerini eğittiler, ebeveynlerini desteklediler ve çocuklara göz kulak oldular. Filistinliler hep yurtlarına dönmenin rüyasını gördüler.

Filistinlilerin Filistin’e bağlılığı, Filistin’e dönme azmi azalmamıştır. Onları Filistinli kimliği ve anayurt bağlılığından vazgeçirmeye hiçbir şey razı edemez.

Bazılarının umduğu gibi geçen zaman o’na bunları unutturamaz.

Halkımız Uluslararası topluma olan inancını yitirdiğinde (ki haklarını unutmasında ısrar edilmişti) ve Filistinlilerin münhasıran politik vesilelerle 1 inçlik Filistin toprağından bile vazgeçmeyecekleri açıklık kazanınca, halkımızın silâhlı mücadeleye başvurmaktan başka bir çaresi yoktu.

O bu mücadeleye bütün imkânları ve insan gücüyle girişti. Mücadelemizi saptırmak ve durdurmak isteyen İsrail terörünün pis eylemlerini yiğitçe karşıladık.

Bizi yok etmek isteyen tehlikeye karşı direnerek, kendi kaderini tayin hakkını ve tartışılamaz olan kendi anayurdumuza dönüş hakkını yeniden kazanma çabası içinde 10 yıllık mücadelemiz sırasında binlerce şehit verdik ve iki katı kadar yaralımız da sakat kalarak, zindanlara düşerek kendilerini feda ettiler.

İsrail zindanlarında ve toplama kamplarında ya da tecavüzün ve tehdidin her türlüsüyle karşılaştıklarında Filistinli halkımız, sonsuz bir vakar ve hayran olunacak devrimci bir ruh içerisinde, kendisini kaybetmedi.

O’nun mücadelesi katışıksız bir mevcudiyet içindir ve o, yurdunun Arap karakterini koruma yolunda gayretini devam ettirecektir. Böylece o, en çirkin şekilleri içerisinde baskı, zulüm ve teröre karşı direnecektir.

Filistin Kurtuluş Örgütü, meşruiyetini öncü rolünün tabiatında olan fedakârlıktan ve kendisini mücadeleye adayan liderliğinden kazanmıştır. Bu meşruiyet FKÖ’ye, kendisini mücadelenin öncülüğüne seçen, uyum içinde olduğu ve direktifleriyle hareket ettiği Filistinli kitlelerce de bahşedilmiştir. Filistin Kurtuluş Örgütü; her grubu ve birliği, her Filistinliyi olduğu kadar Millî Konsey’i ya da halkın kurumlarını temsil etmekte oluşundan dolayı da meşruiyetini kazanmıştır.

Bu meşruiyet bütün Arap uluslarının desteğiyle daha da güçlenmiştir.

Son Arap Zirve konferansı sırasında Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Filistin halkının tek temsilcisi olduğu, kurtarılmış Filistin topraklarında bağımsız millî devlet kurmaya memur olduğu tekrarlanmış ve kabullenilmiştir.

Filistin Kurtuluş Örgütü başkanı ve Filistin devrimi Lideri olarak resmi yetkim içerisinde, yarının Filistin’ine ait genel umutlarımızı konuştuğumuzda perspektifimizin  şimdi Filistin’de yaşayan, orada bizimle birlikte barış içinde ve ayırım olmayan bir şekilde yaşamayı seçen Yahudileri kapsadığını sizin önünüzde açıklıyorum.

Filistin Kurtuluş Örgütü başkanı ve Filistin devrimi lideri olarak resmi yetkim içerisinde, Yahudileri Siyonist  ideolojinin ve İsrail liderlerinin aldatıcı vaadlerine birer birer yüz çevirmeye çağırıyorum.

Onlar Yahudilere daimi bir kan dökme, sonsuz bir savaş ve devamlı bir esaret teklif ediyorlar.

Onları, mevcut liderlerinin Masada (*) kompleksi aşılama çabalarından uzakta, geleneksel tecrit olunmuşluklarından, serbest seçimin daha ferah olan diyarına davet ediyoruz.

Biz onlara en asil çözümü, demokratik Filistin’imizde, bir barış çerçevesinde yaşamayı teklif ediyoruz.

Filistin Kurtuluş Örgütü Başkanı ve Filistin devrimi lideri olarak resmi yetkim dahilinde, kendi kaderini tayin hakkını elde etmek için sürdürdükleri mücadelede halkımıza destek olmanızı rica ediyorum.

Bu hak Birleşmiş Milletler Yasasında kutsal kabul edilmiştir ve Ağustos’taki meclisin benimsediği kararlarda defalarca teyit edildi. Silâhlı güçler tarafından, baskı ve zulümle arzu etmedikleri bir göçe zorlanan halkımızın anayurduna yerleşmesine yardımcı olmanızı istiyorum.

Böylece mülklerimizi ve topraklarımızı yeniden kazanabilir, hür ve egemen olarak millet olmanın bütün imtiyazlarına kavuşabiliriz.

Ancak ondan sonra bütün kaynaklarımızla medeniyete katkıda bulunabiliriz. Ancak ondan sonra Filistinliler insanlığın hizmetinde yaratıcı olabilirler. Ancak ondan sonra bizim Kudüs’ümüz bütün dinlerin sükûnet içindeki kutsal yeri olarak tarihi rolünü yeniden kazanabilir.

Sizden halkımızın kendi topraklarında millî ve bağımsız egemenliklerini kurmalarını kolaylaştırmanızı istiyorum.

Bugün bir zeytin dalı ve özgürlük savaşçısının silâhını taşıyarak geldim.

Zeytin dalının elimden düşmesine izin vermeyin.

Tekrar ediyorum: Zeytin dalının elimden düşmesine izin vermeyin.

Savaş Filistin’de alevlenir ve Barış yine Filistin’de doğacaktır.”(1)

 

Devam edecek…

Resim;web ortamından alınmıştır.

(*) Masada: Ölü deniz’in kenarındaki eski Yahudi kalesi. Romalıların uzun süren bir kuşatmasını (M.S. 72-73) müteakip kaledeki  Yahudiler ele geçmemek için topluca İntihar eder.

(1) “Ortadoğu Değişen Dengeler” YUSUF YAZAR, Seha Neşriyat, İstanbul 1989, Sahife,169 (Yazıdaki vurgulamalar tarafımızdan yapılmıştır. Canmehmet)

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*