Fazla bilinmeyen Kahramanları ve Tabyaları ile Çanakkale Savaşı gerçeği (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Albay Cevat Bey

Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Albay Cevat Bey

 

Seferberlik çağrısı “Yirmiden kırk beşe kadar silah başına” olsa da ileride askere alınanların yaşları 16’ya kadar inmiş; 1915’de İstanbul Tıp Fakültesi dâhil birçok okul öğrencisi askerde olduğu için mezun verememişti.

Çanakkale-Savaşı’ndaki zayiat (Sultan 2. Abdülhamid’in 33 yıllık iktidarında titizlikle yetiştirilen bir neslin kaybedilmesi) Türkiye Cumhuriyeti’nin beşerî sermaye potansiyelini olumsuz etkiledi.

ÇANAKKALE HER ŞEY YANIP GÜL OLDU

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda verdiği toplam zayiat konusunda ihtilaflar söz konusu olsa da en çok zayiatın verildiği cephenin, Çanakkale Cephesi olduğu konusunda şüphe yoktur…

Osmanlı Devleti savaş boyunca asker alımını sürdürdü ve silahaltına alınan asker sayısı toplam 2,6 milyona ulaştı. Dönemin gazetelerinde seferberlik “Yirmiden kırk beşe kadar silah başına” olarak duyurulsa da savaşın ilerleyen günlerinde askere alınan gençlerin yaşları 16’ya kadar indi. Öyle ki 1915 yılında İstanbul Tıp Fakültesi de dâhil olmak üzere birçok okul, öğrencilerinin askere alınması nedeniyle mezun veremedi. Çanakkale Boğazı’nı savunmakla görevli Beşinci Ordu Komutanı Liman von Sanders, hatıralarını yayınladığı “Türkiye’de Beş Yıl” isimli kitabında Çanakkale Savaşı’ndaki şehit sayısını 218 bin olarak vermiştir. Bütün veriler ışığında Çanakkale Cephesi’ne sevk edilenlerin ancak yansının sağ salim geri dönebildikleri ifade edilebilir. (1)

**

Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Albay Cevat Bey

Cevat Bey 10 Ağustos 1914’te Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevkii Komutanı oldu ve hayatının geri kalan kısmında kendisine şanlı şerefli bir askeri hayat sunacak olan görevine başlamış oldu. Bu görevi Mirliva Emin Paşadan aldı. Kurmay Albay olan Cevat Bey daha sonra tekrar 1.Ferik (Orgeneral) oldu. Zaten daha önceden de bu rütbeye yükselmişti. Ama 1909’da Tasfiye-i Rütep kanunuyla rütbesi yarbaylığa indirilmişti. Çanakkale muharebelerinde Müstahkem Mevki Komutanı olan Cevat Bey boğazın kıyı savunmasında sorumluydu. Deniz savaşlarındaki yeri tartışmasız olan Cevat Bey 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşındaki başarılarından dolayı 18 Mart Kahramanı ünvanını aldı. Zaferin ertesi günü ise Albay olan Cevat Bey artık Cevat Paşa olmuştur. (2)

18 Mart 1915 Deniz Taarruzu:

Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa her yönüyle üstün nitelikli bir kişiydi, bu büyük deniz harekâtını plânlarken, o da  Nusret  mayın gemisine  karanlık liman bölgesini mayınlatıyordu. Saat 03.20’de tespit edilen yerler tamamen mayınlanmıştı.

“18 Mart 1915 sabahı İngiliz ve Fransız filoları, tam yolla ve büyük bir güvence içinde Boğaz’a girdiler, saat 08.30’da, Anadolu ve Rumeli kıyılarındaki Türk tabyalarını bombardımana başladılar.

Çanakkale Boğazı’nın iki yakasında mevzilenmiş bulunan Türk topçularının açtığı yoğun ateşler ve karanlık limana dökülen mayınların etkisiyle mevcudunun % 35’ini yitiren İngiliz ve Fransız harp gemilerinden oluşan bu donanma, saat 17.30’da çekilmek zorunda kaldı. Yalnız bugünkü muharebede Bouvet (Buve), Ocean (Oşın), Irresistible (İrrezistibıl) muharebe gemileriyle iki muhrip, yedi mayın arama gemisi batmış, Gaulois (Golva), inflexible (İnfıleksibıl) de dahil olmak üzere yedi zırhlı, görev yapamayacak duruma gelmiş, bunlardan bazılarının yedeğe alınarak muharebe alanından uzaklaştırılması gerekmişti..” (3)

**

Çanakkale Savaşı Komutanları

Mustafa Kemal,

Çanakkale Savaşları’ndan askeri kişiliği ile ön plana çıkmıştı. 25 Şubat 1915 tarihinde Eceabat’a gelmiş, 10 Aralık 1915 tarihinde Gelibolu Yarımadası’ndan ayrılmıştı. Toplam 9 ay 13 gün görev yapan Yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale muharebelerinde gösterdiği üstün başarı nedeniyle 1 Haziran 1915’te miralaylığa (albay) yükseltilmişti…

Esad Paşa (Esad Bülkat)

Çanakkale Savaşları’nda  Şimal (Kuzey) Grubu Kumandanı olan Mehmet Esad Paşa, Çanakkale Boğazı’nın kilidi sayılan Conkbayırı’nı düşman kuvvetleri’ne karşı büyük  fedakârlıklarla savundu. Çanakkale’deki hizmetlerine karşılık 22 Temmuz 1915’te rütbesi Ferikliğe 5 (Korgeneralliğe) yükseltildi.

Fevzi Çakmak

Fevzî  Çakmak, Çanakkale Savaşları’nda 5. Kolordu Komutanlığı yapmıştı. Komuta ettiği 5. Kolorduya bağlı 41. Ve 28. Alaylar; Conkbayırı’nın müdafaasına ve Mustafa Kemal’in 10 Ağustos’taki Conkbayırı taarruzuna destek verdi. Millî Mücadele’nin önde gelen komutanlarından Fevzi Paşa, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Genelkurmay Başkanı oldu.

Kazım Karabekir

Kâzım Karabekir, Çanakkale Savaşları’nda l915 Temmuz’undan itibaren 3,5 ay yarbay rütbesiyle 14. Tümen Komutanlığı yapmıştı. Pek çok subay ve askerin şehit olduğu Seddülbahir cephesi “Kerevizdere” Mıntıkasında tümeniyle beraber mücadele etmişti. 1923’te Ferik (Orgeneral) rütbesine yükseltildi.(4)

ÇANAKKALE TABYALARI

Tabyalar Çanakkale Savaşları’nda Türk ordusuna Boğaz’ı savunma açısından büyük faydalar sağlamıştı. Rumeli ve Anadolu yakasında olmak üzere Çanakkale Boğazı’nın birçok yerinde tabyalar bulunuyor. Bunların büyük bir bölümü Sultan II. Abdülhamid döneminde yapılmıştı.

HAMİDİYE TABYASI

Kilitbahir Kalesi’nin güneyinde, Çanakkale merkezde Çimenlik ve Dardanos Tabyaları arasındadır. Adını da bu tabyayı yaptıran Sultan II. Abdülhamid’den almaktadır. Bu tabya, Çanakkale Savaşı sırasında tümüyle Alman subay ve erlerinin kontrolündeydi.

MECİDİYE TABYASI

Çanakkale Nara Caddesi Üzerindedir. Hamidiye tabyalarının bin metre kadar İlerisindedir. Sultan Abdülmecid tarafından kale olarak inşa ettirilmiş ve Sultan II. Abdülhamid tarafından Tabyaya dönüştürülmüştü. Tabyada 8 adet bonet (sığınak), 16 top yeri vardır. Bonetler kesme taşlarla yapılmış ve üzerleri toprakla örtülmüştür. Seyit Onbaşı’nın görev yaptığı ve 16 Türk askerinin şehit olduğu tabyadır.

ERTUĞRULTABYASI

Seddülbahir Köyü’nün batısında, Ertuğrul Koyu’na hâkim Gözcü Baba Tepesi’nin güney yamaçlarında bulunmaktadır. Tabyada 3 adet bonet ve 2 adet top bulunmaktadır. Çanakkale Deniz Savaşı’nda bu tabyada görevli Türk topçu birliği yaptığı atışlarla İngiliz Agamemnon zırhlısına 7 isabet sağlamıştır. Yahya Çavuş ve arkadaşlarının bulunduğu tabyadır. Tabyanın kuzeyinde Yahya Çavuş Şehitliği ve Anıtı bulunmaktadır.

DARDANOS (HASAN MEVSUF) TABYASI

Çanakkale-İzmir yolunun 9. Kilometresinde antik Truva kenti kalıntılarının olduğu Dardanos’tadır. Çanakkale Savaşları’nda burayı savunan Tabya Komutanı Kilitbabirli Üsteğmen Hasan Hulusi ve gözetleme subayı Trablusgarplı Teğmen Mehmed  Mevsuf ve beraberlerindeki erler burada şehit düştükleri için bu tabyaya Hasan-Mevsuf Tabyası adı verilmiştir. Agamemnon zırhlısına isabet eden 12 toptan üçü ve Queen Elizabeth zırhlısına isabet eden toplardan üçü bu tabyadan atılmıştı. 

MESUDİYE TABYASI

Çanakkale-İzmir yolundan sol tarafa ayrılan yolun birinci kilometresinde Baykuş Tepe olarak bilinen yerdeydi. Deniz Binbaşı Hasan Bey komutasında 3 subay, 81 erbaş ve erden oluşanbu tabyadan atılan toplar Irresistible kruvazörü ve Ocean gemisinin tamamen devre dışı kalmalarını sağlamıştı. (5)

Ve Seyit Onbaşı

Mecidiye tabyasında tek top ayakta kalmış, onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı büyük bir güçle 276 kg’Iık mermiyi kaldırıp namlunun ucuna sürmüş ve Ocean gemisinde büyük bir yara açmıştı.

18 Mart 1915’te saat 17.30 civarındayken hedefleri İstanbul olan İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale’yi geçmek için bir kez daha harekete geçmişlerdi. Mecidiye tabyasında bulunan Türk askerlerinden 16’sı şehit olmuş, 24’ü yaralanmıştı. Sadece üç kişi ayakta kalmıştı: Yüzbaşı Hilmi, Havranlı Seyit ve Niğdeli Ali. Yüzbaşı Hilmi Bey, telaş içinde yardım istemeye gitmişti. Bu gemileri durdurmak için ellerinde vinç sistemi arızalanmış bir top İle her biri üç kişinin ancak taşıyabileceği üç de top mermisi vardı. 276 kg ağırlığındaki top mermisini –annesinden öğrendiği duayı okuyarak- kaldıran ve topa yerleştiren Havranlı Seyit Onbaşı, Ocean zırhlısını bacasından –İngilizlere göre zırhsız olan dümen kabininden- vurarak, savaşın tarihini değiştirmişti. Ocean zırhlısından yayılan alevler Çanakkale’nin geçilmezliğinin yanı sıra İstanbul’a da kurtuluşu müjdeliyordu.  (6)

NUSRET MAYIN Gemisi (*) gemi ile ilgili aşağıdaki açıklamanın okunmasını öneririz.

Nusret mayın gemisi Çanakkale Savaşları’nda döşediği mayınlar İle 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin kazanılmasında büyük rol oynamıştı.

Almanya’da inşa edilen Nusret mayın gemisi Boğaz sularına 3 Eylül 1914’te gelmişti. Çanakkale Boğaz Savunma Kumandanı Cevad Paşa’nın emriyle, 7 Mart 1915 Pazar gece yarısı depoda bulunan son 26 mayını çok büyük bir maharetle Boğaz’a döşedi. 18 Mart 1915’te, Çanakkale Deniz Savaşı’nda düşman gemilerinden, İngiliz Irresistible ve Ocean ile Fransız Bouvet zırhlıları boğazın karanlık sularına gömüldü.

Geminin ikinci sorumlusu Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey, tebrik için telefonla, İstanbul’da hastanede yatan Gemi Komutanı Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey’i aradı, ancak ulaşamadı. Çünkü Hakkı Bey bir süre önce şehit olmuştu.(7)

MAREŞAL OTTO LİMAN VON SANDERS

1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale’yi savunan 5. Ordu’nun Mareşal rütbesiyle komutanlığını yapan, Otto Liman von Sanders Türkiye’de  geçirdiği beş yılı  (Türkiye’de Beş Yıl) adlı kitabında anlatıyor.

1855’te Almanya’da doğan Otto Liman von Sanders, 1913 yılına kadar Almanya’da çeşitli askerî görevlerde bulundu ve 1913 yılındabir Alman askeri heyetinin başkanı olarak Osmanlı Devleti’ne gönderildi I. Dünya Savaşı’nda Mareşal rütbesinde Çanakkale’yi savunan Osmanlı gücü olan 5. Ordu Komutanlığı’na getirildi 1918’de, Osmanlı ordusunu Sina ve Filistin cephesinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığını üsttendi. 1918 sonunda İngiliz General Edmund Allenby tarafından yenilgiye uğratıldı ve Mondros Mütarekesinden hemen sonra Türkiye’den ayrıldı. Savaş sona erdikten sonra savaş suçu işlediği iddiasıyla Şubat 1919’da tutuklanarak Malta’ya gönderildi. Ancak altı ay sonra serbest bırakıldı ve Alman Ordusu’ndan o yıl emekli oldu. 1920’de (Türkiye’de Beş YıI) adında anılarını yayınladı.l929’da 74 yaşında Münih’te öldü.

HAMILTON’UN GÖZÜNDEN ÇANAKKALE 

1915’de Çanakkale’ de Fransız ve İngiltere Kara Kuvvetleri başkumandanlığı yapan lan Hamilton. Çanakkale anılarını “Gallipoli Diary” (Gelibolu Hatıraları) adıyla yayınladı

…1910’da Akdeniz Orduları başkomutanlığına atandı. 1915’te Çanakkale’de Fransız İngiliz Kara Kuvvetleri başkumandanlığına tayin edildi. Bu görevi 13 Mart-17 Ekim 1915 arası yedi aydan biraz fazla sürdü. Çanakkale anılarını 1920’de “Gallipoli Diary” (Gelibolu Hatıraları) adıyla yayınladı. Günlüğünde Çanakkale’den ayrılmadan 15 gün önce gördüğü, kendisi İçin kâbus dolu bir rüyayı şöyle anlatmıştı:

“2 Eylül 1915: Dün gece korkunç bir rüya gördüm. Aslında bu bîr rüya değil, kâbustu. İmroz’da istirahate çekilmiştim. Birden kendimi Helles kıyılarında buldum. Boğazımdan demir bir kıskaç gibi sıkan sert bir el, beni suyun dibine doğru batırıyordu! Sular başımı aşmak üzereydi. Boğulmak üzereydim. Kendime geldiğim zaman ter içindeydim ve titriyordum. Çadırımda yabancı birinin varlığını hissediyordum. O uğursuz şey sanki uzun süre yanımdan ayrılmadı! Şimdiye kadar böyle korkunç bir şey yaşamamıştım. Gelibolu’nun uğursuz bir yer olduğu fikri kafamda yer etmeye başladı. Yaşadığım hadisenin etkisinden saatlerce kurtulamadım. Sanki biz bu topraklara daha gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı.” (8)

**

(Avustralyalılar) Anzaklar’ın Gelibolu’da ne işi vardı?

Avustralya’nın Broken Hill kasabası her yıl olduğu gibi güneşli bir yılbaşı sabahına uyanmıştı. Kuzey yarımküredeki ülkeler gibi karlı bir sabah karşılamıyordu yeni yılda onları. Sıcacık bir bahar güneşiyle merhaba diyorlardı yeni yıla. Broken Hill, Avustralya’nın Güney Wales bölgesinde bir madenci kasabasıydı.

Otuz bini aşkın nüfusu, üç tane günlük gazetesi vardı her yıl geleneksel hale gelen yeni yıl pikniğine gidecek olan Broken Hill’ler, yeni yılın o ilk gününde yine üstü açık bir trenle piknik alanına gitmeye hazırlanıyorlardı. Yeni patlak veren Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde korkularla kutlanan Noel yine de keyifli geçmişti.

Ancak burada biraz Avustralya ve Yeni Zelanda’dan bahsetmemiz gerekiyor.

1900’lerin başında, Büyük Britanya İmparatorluğu’nun kontrolünde olan Avustralya, İngiltere tarafından atanan bir genel vali tarafından idare ediliyordu.

Modern orduları 1902 yılında kurulmuştu. Kısa adı AlF’ti, yani Avustralya Kraliyet Güçleri. Aynı tarihlerde kurulan Yeni Zelanda Ordusu da, Yeni Zelanda Seferi Kuvvetleri) adını taşıyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Yeni Zelanda Ordusu, Avustralya Kraliyet Güçlerine katıldı ve ortaya kısa adı Anzaklar olan ordu çıktı.

Birinci Dünya Savaşı başladığında İngiltere, Anzak Ordusu’ndan yirmi bin asker istemişti, ancak yeni kurulan Anzak Ordusu bu sayıda askeri karşılayabilecek güçte değildi. Savaşa katılan ilk birlikler 7 Kasım 1914 günü Avustralya Limanı’ndan hareket etmiş olsa da çok sayıda gönüllünün de gelip savaşa katılması gerekiyordu. Böylece İngilizler asker açığını güney yarım Küreden karşılamayı planlamaya başladılar.

General William Birdwood komutasındaki ilk hücum birlikleri Çanakkale’ye doğru yola çıkmıştı. Ama asker sayısı yetersizdi ve bir an önce yavaş ilerleyen asker alım işlemlerini ve gönüllü katılımları hızlandırmak gerekiyordu…

…Sevimli madenci kasabası Broken Hill’in Avustralyalı sakinleri ise işte bu koşullarda yeni yıl pikniğine hazırlanıyorlardı. Ancak kasabanın kenar mahallelerinde yoksulluk içinde yaşayan iki Afgan deveci Mola Abdullah ve Gül Muhammed ise yeni yıla farklı duygularla uyanmışlardı.

Gül Muhammed aynı zamanda Broken Hill sokaklarında dondurmacılık yapıyor, yakın arkadaşı Mola Abdullah da ona yardım ediyordu. Mola Abdullah kasabanın tek camisinde imamlık da yapıyordu. Ama asıl işleri devecilikti. Deve ile kenar mahallelerde yük taşıyorlardı, tabii deve bulabilirlerse.

Yeni yıl sabahı erkenden uyanmışlar, kasabadaki Hristiyan nüfusun yılbaşı kutlamalarını umursamaksızın sabah namazını kılmak üzere köşe başındaki mescidin yolunu tutmuşlardı. Mescit çıkışı da onlara deve veren Hintli Khan Bahadur ve Walhanna Assau’nun yanına gitmişlerdi.

Yeni aldıkları işle beraber ceplerine biraz olsun para gireceği için sevinçliydiler. 1 Ocak sabahı onlara verilen görev mezarlık yakınlarındaki bir işti.

Yeni yıl piknik treni ise sabah 10.00’da Silverstone’a doğru harekete geçmişti. Piknik için kasabalılar günler öncesinden kayıt yaptırmış, tam 1200 kişi bu geleneksel piknikte eğlenebilmek için belediyeye adını yazdırmış, tren kasaba mezarlığının yanına geldiğinde çalılıkların arasından aniden kalabalığın üzerine ateş açılmış ve bir anda trende büyük bir panik başlamıştı. Herkes çığlık çığlığa kaçışıyordu. Tren ancak birkaç kilometre daha gittikten sonra durabildi. Olayda sekiz kişi ölmüş, ondan fazla insan hayatını kaybetmişti.

Kasabanın güvenlik kuvvetleri her nasıl olmuşsa hemen olay yerinde belirmişti. Trendekiler ise saldırganları bulmak için hemen etrafta koşmaya başlamışlar Ve iki kişi yakalamışlardı: Afgan deveci Gül Muhammed ile Mola Abdullah’ı…

Biri hemen oracıkta öldürülmüş. Diğeri ise ağır yaralanarak hastaneye götürülmüş, ancak kısa bir süre sonra o da yaşamı yitirmişti. Olaydan sonra tüm kasaba halkı silahlanmış ve Müslüman Afganların olduğu yoksul teneke mahalleyi ateşe vermek üzere yola koyulmuşlardı.

Ancak kulaktan kulağa saldırıyı iki Türk’ün yaptığı konuşuluyordu. Türklere ölüm çığlığı atan Broken Hillilerin dayandıkları nokta ise saldırganların yanlarında taşıdıkları söylenen Türk bayrağıydı.

Ertesi gün Avustralya’daki tüm gazetelerde saldırının iki Türk’ün işi olduğu ve bu acımasız katillerin masum halkı öldürmekten çekinmedikleri yazıyordu.

Ancak bir Alman gazetesi işi biraz daha abartmıştı ve Türk birliklerinin Sydney’e Doğru ilerlediğini yazmıştı. Her şey önceden planlanmıştı. Türk bayrağı hazırlanmış ve saldırı tüm kasaba halkının bir arada olduğu bir güne denk getirilmişti.

İşi organize eden ise Avustralyalı Teğmen Resch ve Komiser Dimond’dan başkası değildi. Her şey planlandığı gibi yürümüş saldırı iki Afganlı dondurmacıya yıkılmıştı. Afgan devecileri oraya yollayan Hintli Bahadur ve Assau da organizasyonun bir parçasıydı.

Sonrasında, tahmin edeceğiniz gibi, savaşa gönüllü asker bulmakta zorlanan İngiltere bir anda bu sorununu çözmüştü. Gazetelerin olayı büyütmesiyle herkeste bir Türk düşmanlığı belirmişti. Gönüllü kampanyasının önünde uzun kuyruklar oluşmuş, herkes cani Türkleri öldürmek için bilenmişti...

Onları yok etmeden artık bu güney yarımküre de bile kimseye rahat yoktu. Anzak ordusu artık Çanakkale’ye hazırdı!” (9)

 

Devam edecek…

Açıklama; (*) http://www.nusratmayingemisi.com/nusratkunye.php

Kaynaklar,

(1)“100. YILINDA ÇANAKKALE” THY Yayınları 2015 Mart

(2) (Vikipedi)

(3) http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-20/orgeneral-cevat-cobanli

(4-8)100. YILINDA ÇANAKKALE” THY Yayınları 2015 Mart

(9) “Bizim hep inanmamızı istediler” Gürkan Hacır, Daha geniş bilgi için bakınız; http://www.canmehmet.com/hatay-dortyol-katliami-ile-canakkalede-savasan-anzaklarin-ortak-noktasi.html

6877 Toplam Ziyaretçimiz 10 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*