Elmanın içindeki kurt : Ne Feminizm eşitlik arayışı ne de sevgi “aşk-meşk” tir. (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Hayatı ıstırapla geçen kadın mezar taşında ziyaretçileri uyarmaktadır : Mezarıma çiçek koymayınız, hatta başınızı çevirmeden geçiniz. Ömrüm boyunca bir tek kişi bile benimle ilgilenmedi, bundan sonraki yapmacık ilginizle beni hiç olmazsa ebedî uykumda rahatsız etmeyiniz.”

Çinli bir bilgin öğrencisi ile büyük bir kabristanı gezmekte ve mezar taşlarındaki yazıları okumaktadır. Taşların üzerindeki övgüler adamcağızı düşündürür ve : bu dünyanın düzelmesi için biricik çare yaşayanların hepsini öldürmek, ölüleri de diriltmektir. Der. (1)

Neden ömrümüz boyunca bizimle samimi olarak bir kişi bile ilgilenmez?  Ve gerçekte insanların bizimle ilgilenmemesinin suçu bizim mi, diğerlerinin midir?

Yaptığı hatalardan bir ders almayan, önünde yaşanmış binlerce iyi ve fena örneği görmezden gelen ve aynı çukura yaşamı boyunca yüzlerce kez düşenler kimlerdir?

Feminizm ve Sevgi

-Feminizm, bir eşitlik arayışı değil de bir üstünlük iddiası (mı) dır?

-Sevgi: düşünmek, başkalarını düşünebilmektir. Biz diğerini düşünmediğimizde, aslında kendimizi düşünmemekte değil miyiz? İnsanın hikayesinin tüm özeti bu değil midir?

Alman şairi Goethe : bir şeyi sevmeden onu anlayamazsınız, derken, bir başka şair, ne kadar seviyorsanız, o kadar yaşıyorsunuz ;

Freud ise bu konuda : insanlar en fazla, sevmedikleri şeyleri unuturlar, der.

Bunlar kısaca yukarıda değinilen, sevgi düşünmektir gerçeğinin bir başka şekilde ifadesidir.

Sevgi hayatla başlar ve sevgilerin en kuvvetlisi annenin çocuğu çocuğun annesini sevmesidir. Dünyaya ürkek ürkek gözlerini açan bebek karşısında onu her bakımdan tatmin etmek üzere hazırlanmış ve donatılmış bir anne şefkat ve sevgiyle dolu bir insan bulur.

Bu sevgi o kadar kuvvetlidir ki, anne gecelerini, uykusunu feda eder, her yarım saatte bir uyanır, bebeğin düzensiz nefes alması ona en gürültülü çalar saatten daha fazla tesir eder. İşte burada veren, karşılığında hiçbir şey beklemeyen gerçek sevginin en iyi örneğini görülür.

Sevgi, vermekle bitmeyen, her ne bedel karşılığı olursa olsun, zevkle verilen o yüksek duygudur.

Anne sevgisinden başlayan sevgi aile sevgisine doğru ilerlerken, “Yuva”nın sıcaklığı, kutsallığı  anlamını burada (bu sevgi anlayışında) bulmaktadır.

İnsanların en önemli dört ihtiyacından (takdir, fırsat, emniyet ve aidiyetten) bir tanesi aidiyet, bağlılık duygusudur ki, bunu geniş çerçevede aile temsil etmektedir.

Hepimiz bizi düşünen, bizden olan, bizim nazımızı çeken, yani bizi seven, aralarında görmekten zevk alan insanlara muhtacız ki, bu ailemizdir.

İnsan, aile ve Anlayışsızlık

Anlayışsızlık; insanda, kendisinin hiçbir hata ve kusuru olamıyacağı şeklinde bir inancın yerleşmesinden ileri gelir ve (bu) her hata ve kusuru etrafındakilerde aramasının neticesidir.

Anlayışlı bir adam, bir insan olarak kendisinin de kusurları olacağını bilir ve başkalarının da kendisi gibi hataya düşebileceğini kabul eder ve başkalarında kendi kusurlarına benzeyen kusurlar gördüğü zaman bunları hoşgörü ile karşılar, çünkü insanlar başkalarında kendi kusurlarını affetmeğe ve anlamağa çok güç yanaşırlar.

Bu nedenle Lincoln, İnsanlardan çoğunun mutluluğu, kendi düşünce ve görüşlerine bağlıdır. Demiştir. (2)

Okuyanı aşağıda ifadelerle (üzerinde düşünmesi için) baş başa bırakarak diziyi sonlandırıyoruz.

-Evlilikte eşlerin diğerini suçlaması neyin göstergesidir?

-Kişi hangi noktada bir danışmana ihtiyaç duymaktadır?

-Kendini mutsuz hissettiğini söyleyen (evliliği sorgulayan) kadın kırılma noktasında mıdır?

-“Kendimi çok yalnız hissediyorum..” diyen kadın/erkek, aslında ne söylemektedir?

Üniversite mezunu kadınlar da erkekler karşısında önyargılı yeni dalga feminizmi vuruyorlar. Günümüzde feminizm, olması gerektiği gibi eşit demek değildir, daha iyi demektir ve kendisini bir zamanlar çürütmüş olan cinsiyetçi bir kültür kurumuna dönüştürmüştür.

Kadınlar, evlilik örtüsünün altında seçtiğimiz kişiyle ya da ruh eşiyle, güven, yakınlık ve hassasiyet ararlar. Buna ulaşamadığında (ulaşamadığını düşündüğünde) ileride arada örülecek duvar için ortaya bir tuğla bırakır.

En basit biçiminde, kadınlar (bir ilişkide) ne istediklerini bilmiyorlar, bu yüzden erkekler onların akıllarını okumalı. Bu, iletişim arızasının sıkça gerçekleştiği yerdir. Kadınlar ne istediklerini söylemiyorlar ve erkekleranlamıyor“. Bu noktada eşler arasındaki duvar yükselmeye başlıyor.

-Bir kadının genellikle neden mutsuz olduğunu merak etmeye başlaması, evliliğini sorgulaması ve ona daha yakından bakması ile ilgilidir.

-Evliliğe mikroskop altında bakmak çok sayıda ihlali ortaya çıkarmaktadır. Evliliğin tüm hatalarını araştırırken evlilik  ona boş gelmeye başlıyor.

-Sadakatsizliğin nedeni tam olarak: “Ben kendimi çok yalnız hissettim.” İfadesinde “ Yalnızlık!” değil de, (beklentilere kavuşmamak vb. gibi başka şeyler olabilir mi?

-Boşanma kararı almak asla kolay değil. Birisi “Boşanmak istiyorum” sözcüğünü söyleyince, evliliğini büyük ihtimalle (bitirmiş ve) yasını tutmaya başlamıştır. Bu noktada uzlaşmaya çok geç kalınmış olunabilir. Eşler masaya getirdikleri hataları/kusurları görmemekte ve aynaya bakmayı reddetmekte ısrarcıdır.

-Kocanın (kırılan-küsen) eşine bir hediye alması, ilişkide suçlu olduğunu kabul etmesi midir? Eğer, öyle ise, kadın her zaman haklı, erkek sonsuza kadar suçludur. Bu durumda Kadın hiçbir zaman düşünce veya alışkanlıklarda değişiklik yapmayacaktır. Neden yapsın ki, koca her seferinde karşısına anlamlı bir hediye! ile gelmekte değil midir?

-Kariyer sahibi olan pek çok kadın hayatta kalmak için (artık) bir erkeğe ihtiyacı olduğunu düşünmemekte midir?

-Günümüzde her şeyin en iyisini isteyen kadın buna ulaşamayınca (ümidini kesince)  kafasında boşanma egzersizlerine mi başlamaktadır?

-Kadınların boşanmayı başlatma nedenlerinin başında gelen: “eşlerin ihmali”  neyin (örtülü) göstergesidir?

-Kültürel olarak kadınlar romantizm ve ruh arkadaşları hakkında bebekliklerinden itibaren gerçekçi olmayan beklentilerle büyümektedir.

-Kadınlar genellikle kocalarına kendilerini nasıl hissettiklerini veya ne istediklerini söylemek istemiyorlar; çoğu zaman bunu kendileri bile bilmiyorlar.

-İddia o ki: Erkekler, sevmek (konusunda) kadınlardan bir adım daha ileridedir.  Kadınlar sevdikleri (veya sevdiklerini düşündükleri)  birinden kurtulmaktan çok daha hızlıdır. Erkekler bunu nadiren yapar ve genellikle yaptıkları zaman kadını seviyorlardır. Bu tez biyolojik olarak anlamlıdır.

-Erkekler kadınlar için yoğun, çocuklar için hafif sevgiye; kadınların erkekler için ılımlı, ama çocuklar için yoğun bir sevgiye sahiptir.

-Erkeğin galiba en büyük hatası empati göstermeyi öğren(e)memesidir. Bu nedenle mi boşanma ve ayrılmaların büyük çoğunluğu kadınlar tarafından başlatılmaktadır?

-Uzun vadeli ilişkiler beraberinde mutluluk, sevinç de getirebilir, sıkılmayı da. Kadınlar sıkıldıklarında, kaybettikleri hobilere geri dönmeye hevesli olabilirler. Bu (boşanmaya giden süreç için) bir işaret olmalıdır.

-Evlilikte (boşanma sürecine giden yolda)   elbette finansal ve duygusal nedenler belirleyici olabilmektedir. Farklı din ve siyaset gibi değerler ile, eşlerin tahsil/eğitim farkları da…

-Öyle de, bırakınız çocuğunuzu, bir köpek ve kediyi bir çiçeği hangi nedenlerle sevmekteyiz? Yaprağı sararan bir (bahçe) saksı çiçeğinin yapraklarını her bahar başlangıcında özenle ayıklayıp, dallarını budayarak, (gübre) vitaminle beslemekte köklerini güçlendirmekte değil miyiz?  

-İnsan bir bitkiye (hayvana) gösterdiği özeni neden eşine (diğerine), evliliğine göstermez, evliliğinin sararan yaprakları temizlemek (sorunları) çözmek için çaba harcamaz?

-Evet, neden?

-İnsanın (diğerinin) yanımızdaki değeri nedir?

-Evlilikte cinsiyet eşitliği (beklentileri) neden öne çıkarılır? İnsanlar (doğumdan itibaren) eşit değil midir?

*

ABD’de 100 evlilikten 52’si boşanmayla sonuçlanıyor. Avrupa da bu oran yüzde 50. Türkiye’de son 10 yılda boşanma oranı yüzde 63 artmış. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2005-2011 arasında 604 bin çift boşandı. Aynı dönemde evlenenlerin sayısı 3 milyon 700 bin. Türkiye’de 2011’de 120 bin civarında boşanma gerçekleşti. Bu boşanmalar evliliğin ilk beş yılında yaşanıyor.

Aile özelinde yaşanan değişmelerde ve boşanma oranlarının artmasında medya olarak adlandırılan, kitle iletişim araçlarının da etkisi vardır. Kitle iletişim araçlarında programlar sevgi paylaşımı noktasında flört etmeyi özendirirken, boşanmanın olağan bir durum olarak algılanmasına neden olabilecek yayınlar da yapmaktadırlar.

Yapılan araştırmalarda; Görüşülen kişilerin yüzde 79,1’i televizyonlardaki evlilik programlarının, Türk aile yapısı ve evlilik ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini düşündüğünü belirtirken, yüzde 14,5’i bu gibi programların olumsuz etkisi olacağını düşünmediğini söylemiştir.  (3)

*

-Yapılan anketlerde; Ankete katılanların yüzde 76,2’si televizyon dizileri ve magazin programlarının Türkiye’de boşanma oranlarının artmasında etkili olabileceğini düşünürken, yüzde 16’sı dizilerin ve magazin programlarının Türkiye’de boşanma oranlarını etkilediği fikrine katılmamaktadır . Son yıllarda Türkiye’de boşanma oranlarının arttığı istatistiklere yansırken, ankete katılanların büyük çoğunluğu (yüzde 76,2) bunun sebepleri arasında dizileri, magazin programlarını göstermektedir. (4)

-Kadınlarımız elbette başımızın tacıdır ama erkeklerde başımızın tacıdır. Kadınında, erkeğinde kusurları mutlaka olabilir ama hoşgörülü ve sabırlı olmalı. Eşiniz size karşı sinirlenip, hoşunuza gitmeyen davranışlarda bulunduğu zaman sizde üzerine gitmeyin, sabredin O sonra hatasını anlayacaktır.(5)

-Farklılıklar eşlerin boşanması için değildir, aksine bir birbirlerini tamamlamaları içindir. Sevgi, Saygı, alçakgönüllülük, görmezden gelme, aşk, sabır mükemmellik yolundaki evlilikler için su ve hava gibidir fakat gurur,  kibir,  inat,  sinir,  sevgisizlik evlilikleri boşanmaya götürmektedir.

www.canmehmet.com

Resim:https://www.123rf.com/clipart-vector/apple_worm.html ‘den alınmış,  yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynaklar:

(1-2) İnsan Mühendisliği, Nüvit Osmay

(3-4)Küçükcan,2011

(5) Serin,2011

86 Toplam Ziyaretçimiz 5 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*