Eleştirmek bir sanattır

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

“Eleştirmek güzel de, saygısızlık ne diye?  Yüreğimi koymuşum, heves kırmak ne diye?”

Eleştirmek bir yaşam becerisidir. Sanattır. Zarif biçimde yapıldığı zaman karşımızdaki ile aramızda köprü kurar. İnsanların birbirini anlamasını, yakınlaşmasını sağlar.

Ancak bazıları “eleştirelim”derken karşısındakinin duygularının incineceğini dikkate almamakta, bazıları da ‘karşımdakinin duygularını incitmeyeyim’diyerek eleştirmekten, eksikleri ortaya koymaktan kaçınmaktadır.

Bir eleştiri genelde olumsuz olarak algılandığı için “yapıcı eleştiri”diye yeni bir kavram oluşturulmuştur. Yani “yapıcı”sıfatı eklemezsek eleştirinin “yıkıcı”olduğu düşünülebilir.

Eleştirmek ve eleştirilmek sürecinin etkin olabilmesi, eleştiren ve eleştirilenlerin tutumu ile eleştirenin kalitesine bağlıdır.

Kırmadan eleştirmek için ilk yapılması gereken karşınızdakinin iki iyiliğini bulmaktır.

Günlük yaşamımızda bizim fark edemediğimiz, eğer şanslıysak çevremizdeki insanların fark ettiği kör noktalarımız vardır.

Gelişebilmek için bunların ayrımına varmak çok önem taşır.

Gelişmenin en önemli kurallarından biri mevcut durumu tespit etmektir. Eleştiriler kör noktalarımızı fark etmemizi sağlar. Bunlar fark edilmez ise bilinçdışı kayıtta kendilerini tekrarlamaya devam eder ve gelişmemizin önünde engel oluşturur.

Eleştirinin Yeri, Zamanı ve Kıvamı

Kim gelişmek istemez ki! Öyleyse insanlar neden eleştirilmekten hoşlanmazlar?

Eleştiri; yargılayan, suçlayan, beğenmeyen veya saldırgan bir biçimde yapıldığı zaman karşı tarafta olumsuz etki yaratır.

Oysa maksat, üzüm yemektir. Bağcıyı dövmek değil.

Eleştiren kişi neden böyle bir tavır içinde olur acaba? Elbette farklı nedenleri olabilir.

Bazı insanlar birilerini eleştirmenin doğru olmadığını düşünürler. Hata arayan konumuna düşmek istemezler.

Geliştirilmesi gereken tutum karşısında susarlar. Tepki almaktan korkarlar. Bazen de sorunun önemsiz olduğunu düşünürler.

– Başkalarının yanında eleştirilmemeli, eleştiri birebir yapılmalıdır.

– Eleştirecek durumu görüşmek için çok beklenilmemelidir.

– Yargılayan, küçümseyen, subjektif ve hedefe yönelik olmayan eleştiriler karşısında insanların moralinin bozulacağı ve karşı tarafa güvensizlik duyabileceği bilinmelidir.

– Öfke ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duyguların onun verimliliğinin önünde engel oluşturabileceği, değişime ve gelişime karşı isteksizlik duyabileceği düşünülmelidir.

– Yüreklendiren, geliştiren, objektif ve hedefe yönelik eleştiriler karşısında insanlar kendilerini güvende hissedeceklerdir.

– Takdir edilmek, onaylanmak gibi davranışların kişileri gelişmeye yönelttiği hatırlanmalıdır.

Eleştirileriniz için durum değişikliği yapabilmek amacıyla öncelikle şu soruların cevabı bulunmalıdır

– Eleştirmenizin amacı nedir? Neyin değiştirilmesi veya geliştirilmesi amaçlanmaktadır?

– Bu eleştiri ile siz ne kazanacaksınız?

– Eleştiriniz ile karşı taraf ne kazanacaktır?

Yapıcı Eleştiri Eğitim Gerektirir.

Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenir ve onu “Renklerin Ustası”anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısa da kısaca Ranga Guru derlermiş.

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi eğitimini tamamladığında, son resmini bitirerek Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru :

-“Sen artık ressam sayılırsın Racigi. Artık senin resmini halk değerlendirecek”diyerek;

Resmi, şehrin en kalabalık meydanına götürerek, meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.

Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Buna çok üzülmüş. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Resmi alıp götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.

Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru’ya götürmüş.

Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.  Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış.

Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki :

-“Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

Oysa ikinci resminde onlardan hataları düzeltmelerini, yapıcı olmalarını istedin.

Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır.

Yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir. “

“Eleştirmek güzel de, saygısızlık ne diye? 

Yüreğimi koymuşum, heves kırmak ne diye?”

 *  

“Oldu ki beğenmedin, olsun emeğim vardır,

Senin göremediğin belki de hikmet vardır.”

Resim;fotokritik.com’dan alıntıdır.

Yararlanılan kaynaklar;

-“Süper Beyin”dergisi

– “www.edebiyatdergisi.com

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*