Eğitim çıkmazı, Türk ve Japon Eğitim Sistemlerinin karşılaştırılması (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Japonya’da aileler de çocuklarının eğitim görmeleri konusunda son derece isteklidirler.

 

Eğitimin amacı kişiyi öğrenime hazırlamasıdır. Eğitilerek gerekli yetenek kazandırılmayan kişi toplumda etkisiz elemandır. Toplama işleminin etkisiz elemanı 0, çarpma işleminin 1 dir.  Yüz 0 alt alta topladığınızda  sonuç 0 dır. “Eğitim şart!” denilirken kastedilen de bu olsa gerek.

Eğitim amacıyla yapılan yatırımların, toplumsal ve kişisel olmak üzere iki tür getirisi olduğunu ileri sürülmektedir

– Kişisel getiri, eğitim görmüş kişinin bundan dolayı yaşamı boyunca elde edeceği ek gelirin;

– Toplumsal getiri ise kişinin eğitim görmüş olmasından dolayı yaratılan katma değerin, o kişinin eğitimi için yapılan yatırım oranıdır. (1)

“Türk ve Japon Eğitim sisteminin karşılaştırılması

Karşılaştırmadan evvel Japon kültürü ve eğitiminin genel özellikleri hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır.

Japon geleneği topluma ve kurulu düzene saygıyı, kolektif amaçların yüceltilmesini, bireyselliğe üstün tutmayı, bireyin kendisini sorgulamasını ve düzenli çalışma alışkanlıklarının edinilmesinin gerekliliği üzerine kurulmuştur.

Öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ya da dolaysız olarak ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecidir. Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır.

Japonya ulusal bütçesinde eğitime ayrılan pay askeri harcamaların bir buçuk katıdır.

Japonya’da okur-yazarlık oranı % 99’dur. İlkokul düzeyinde bir öğretmene ortalama  25, ortaöğretimde 18, yükseköğretimde 11 öğrenci düşmektedir (2).

Japonya’da zorunlu eğitim 9 yıldır. Bunun ilk 6 yılı ilkokul, son 3 yılı da ortaokuldur.

Zorunlu eğitim 6-15 yaş arasındaki çocukları kapsar ve devlet okullarında parasızdır.

Okullaşma oranları okul öncesinde % 65, ilkokulda %99,9, ortaokulda % 99, lisede %92 ve yükseköğretimde %39’ dur.

Okul müdürlüğü ve başöğretmenlik (müdür başyardımcılığı) birinci derece iki liderlik statüsüdür. İlkokulların %95’inde müdürler erkek ve ortalama yaşları 55’in üzerindedir.

Okulların % 90’ında jimnastik salonu,  % 75’inde yüzme havuzu bulunmaktadır. Bütün okullarda eğitim amaçlı Japon Televizyon Kurumu (Nippon Hosa Kyokai) tarafından mükemmel bir şekilde hazırlanmış radyo ve televizyon sistemi mevcuttur. (3)

Öğretmenlerin % 62’si bayandır. Öğretmenlerin yarıdan fazlası 4 yıllık üniversite mezunu, 1/3’ü 2 yıllık yüksekokul mezunudur. % 1’i yüksek lisans diplomasına sahiptir. (4)

Türk ve Japon ilköğretim kademelerinin karşılaştırılması

Bu iki ülkenin ilköğretim kademelerini karşılaştırırken bazı özellikleri göz önüne almamız gerekir. Daha önce de denildiği gibi Japonya dünyanın en gelişmiş ekonomik düzeyine sahip ülkelerden birisidir.

– Türkiye ise ekonomik olarak sıkıntılar yaşayan bir ülkedir. Bir örnek vermek gerekirse Japonya’nın kişi başına düşen gayri safi milli hasılası 34.115 $ ( 2010 yılına göre ) iken

– Türkiye’de bu rakam 10.079$ ( 2010 yılına göre ) üçte bir düzeydedir. Bu ekonomik gelişmişliğe paralel olarak Japonya’da eğitime ayrılan miktar ihtiyaçları karşılayacak orandadır ve eğitimin ekonomik yönden sıkıntısı yoktur.

– Böylece gereken bütün fiziksel donanımlar, eğitim araç ve gereçleri vb.’nin sağlanması kolay olmaktadır.

– Ayrıca Japonya’da okulöncesi eğitim çok yaygınlaşmıştır. Okulöncesi eğitimde okullaşma oranı % 40’tır. Böylece çocuklar ilkokula başlamadan önce okul ortamına hazır olarak gelmektedirler.

– Aileler de çocuklarının eğitim görmeleri konusunda son derece isteklidirler. Bunu  okullaşma oranlarına baktığımızda da rahatlıkla görebiliriz : Okul öncesinde % 65, ilkokulda %99,9, ortaokulda % 99 , lisede %92 ve yükseköğretimde %39.

Çeşitli başlıklar altında karşılaştırma;

Öğrenim Şekli ve Süresi   

-Japonya’da zorunlu öğrenim 9 yıl olup bunun ilk 6 yılı ilkokul, son 3 yılı da ortaokuldur. Fakat ilkokul ve ortaokul binaları birbirinden ayrıdır. Yani ilköğretim 6+3 şeklinde uygulanmaktadır.

-Türkiye’de ise zorunlu öğrenim 8 yıl olup kesintisiz bir şekilde uygulanmaktadır. (Yeni uygulama  4+4+4 olarak düşünülmektedir)

– Her iki ülkede de zorunlu öğrenim parasız, okula başlama yarışı 6 ve karma eğitim yapılmaktadır.

– Japonya’da genellikle ilkokul öğrencilerinin belli bir kıyafeti giymek gibi bir zorunluluğu olmamasına karşılık bazı okullar öğrencilerinin ayırt edilebilmesi için şapka, rozet gibi bazı nesneleri takmalarını istemektedir. Fakat ortaokulda kılık kıyafet belirlenmiştir.

– Türkiye’de ise ilkokuldan liseye kadar bütün okullarda belirlenmiş kıyafetlerin giyilmesi zorunludur.

-Japonya’da öğretim üç dönem halinde yapılırken Türkiye’de iki dönem halinde yapılmaktadır. Yıllık işgünü sayısı Japonya’da 240 gün iken Türkiye’de 180 gündür. Arada 60 günlük önemli bir fark bulunmaktadır.

– Üstelik Japonya’da cumartesi günleri de yarım gün eğitim yapılmaktadır. Fakat haftalık ders saati süresi hemen hemen aynı sayılır. Türkiye’de haftalık ders saati sayısı 30 iken Japonya’da 25-30 saat arasında değişmektedir. Buna karşılık bir ders saatinin süresi Japonya’da 45-50 dakika iken Türkiye’de 40 dakikadır.

– Her iki ülkede de ilkokulda her sınıfın bir öğretmeni bulunmakta, ortaokulda derslere göre öğretmenler değişmektedir. Ortaokulda her sınıfın bir de danışman öğretmeni bulunmaktadır.

Dersler

Haftalık toplam ders saati sayısının her iki ülkede de hemen hemen aynı olduğunu daha önce söylemiştik. Öğretim programlarında yer alan dersler bakımından da benzerlikler bulunmaktadır.

– İlkokulda Japonca ( Türkçe ), fen bilgisi, sosyal bilgiler, matematik, müzik, resim-iş, beden eğitimi ve iş eğitimi benzer olan derslerdir.

– Farklı olarak Japonya’da 1. sınıftan itibaren ahlak eğitimi ve özel çalışmalar dersleri bulunmaktadır.

– Ahlak eğitimi Türkiye’de bir ders olarak 4. sınıftan itibaren okutulmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin aksine  Japonya’da yabancı dil öğretimi ilkokulda verilmemektedir.

– Ortaokulda ( Japonya’da 7, 8 ve 9. sınıflar; Türkiye’de 6, 7 ve 8. sınıflar ) da verilen dersler hemen hemen aynıdır.

Eğitim Kurumlarının Yönetimsel Yapısı ve Finansmanı

– Türkiye’de bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olduğu gibi Japonya’da da Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlıdır.

– Fakat Japonya’nın Türkiye’den Eğitim Yönetimi açısından bazı önemli farklılıkları vardır. Başlıcası Japonya’da yerel yönetimlerin de eğitim sisteminde doğrudan  yer almasıdır.

– Valilikler ve belediyeler okul açabilmekte ve bu okulları yönetebilmektedirler. Ayrıca finansman üzerinde yerel yönetimlerin önemli katkıları bulunmaktadır. Her ilde ve belediyede bizdekine benzer bir eğitim müdürlüğü bulunmakta, bu müdürlükler kendi bölgelerinde yer alan okullardan sorumlu olmaktadırlar. İl eğitim müdürlüğü valiliğe, belediye eğitim müdürlüğü de belediye başkanlığına bağlıdır.

– Okulların yönetimi de benzerlik göstermektedir. Okul müdürlüğü ve müdür yardımcılığı yöneticilik statüleridir. Fakat bu görevlere genelde yaşlı kişiler ( 50 yaş üstü ) getirilirken Türkiye’de genç yaştaki ( 30-40 ) yöneticilerin sayısı az değildir.

-Devlet okullarının eğitim giderleri, ulusal, bölgesel ve yerel idareler tarafından paylaşılır. Devlet, yerel idarelere bağlı ilk ve ortaokullarda eğitim personelinin aylıkları ile yan ödemelerinin yarısını karşılar. Diğer yarısı ise yerel idarelerce karşılanmaktadır. Ayrıca devlet, bölge ve yerel yönetime bağlı ilk ve orta okulların eğitim araçları giderlerini karşılar, okul inşaat giderlerinin ½’si veya 1/3’ünü verir. (5)

Liseye Geçiş

Japonya’da tüm liselere giriş sınavla olurken Türkiye’de sadece belli liselere giriş sınavla olmaktadır. Japon öğrencileri bu yüzden Türkiye’deki akranlarından daha büyük bir sınav stresi altındadırlar.

Sürekli yoğun bir çalışma içindedirler. Hafta sonları öğrencilerin büyük bir kısmı bizdeki dershanelere benzer eğitim kurumlarına devam etmektedirler.

Öğretim Yöntemi ve Sınıf Geçme

Japon ilk ve orta öğretiminin temelinde iki ana düşünce bulunmaktadır.

-Birincisi, hemen hemen bütün çocuklar okul programını anlayacak ve başarabilecek yetenektedir.

-İkincisi, çalışkanlık ve işin detayına ilgi göstermek gibi belli alışkanlıklar bütün öğrencilere                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       kazandırılabilir.

Bütün çocukların eşit potansiyele sahip oldukları tezi ileri sürülür. Öğrenci başarısındaki farklılıklar bireysel farklılıklardan değil, genel olarak bireysel çaba, azim ve özdisiplin gibi farklılıklardan kaynaklanmaktadır.

-Bu nedenle öğrenciler yeteneklerine göre gruplandırılmazlar ve ayrı sınıflar açılmaz. Üst sınıfa geçiş ders başarısına göre değil, otomatik olarak gerçekleşir. Dersler bireysel farklılıklara göre düzenlenmez fakat öğretmenler zayıf öğrencileri teşvik etmeye ve onlara ayrıca özen göstermeye dikkat ederler.

-Ortaokulda ise genel olarak eğitimde analiz, araştırma ve kritik düşünme yerine ezber ve tekrara dayalı somut bilgiye önem verilir. Öğretimin merkezi öğretmendir. İlkokulda olduğu gibi öğrenciler kabiliyetlerine göre ayrılmazlar, bütün öğrencilere aynı eğitim verilir.

-Öğrenciler her üç dönem sonunda üç sınava girerler. Sonuçlar öğretmenin genel değerlendirmesi ve öğrencinin günlük performansı ile birlikte bir karta işlenerek velilere bildirilir (6). Japonya’daki bu sorunların giderilmesi ve eğitimde bireyselliği gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar son yıllarda hız kazanmıştır.

Türkiye’de de Japonya’daki yaşanan yukarıda sayılan durumlara çok benzer problemler yaşanmaktadır. Sınıf geçme ilköğretimde resmi olarak otomatik olmamasına rağmen uygulamada sınıfta kalma olayları pek nadir görülmektedir.

-Fakat ülkemizde bireysel öğretime ağırlık verilmesi uzun yıllardır yer almakta fakat uygulamada sorunlar yaşanmaktadır. Öğretmenler sınıflarındaki öğrencilerin bireysel farklılıklarını dikkate alarak eğitim yapmaya çalışırlar.

– Sınıflarda seviye grupları oluşturulur. Geri kalan öğrencilerle ders saati dışındaki zamanlarda da ilgilenilmeye çalışılır.

Sonuç ve öneriler

Japon ve Türk eğitim sistemlerindeki ilköğretim kademeleri okula başlama yaşı, verilen dersler, okul yönetimi, öğretim yöntemleri, sınıf geçme, karma eğitim yapılması gibi özellikler açısından benzerlik göstermektedir.

Belirgin farklılıklar ise şöyle sıralanabilir:

– İlkokulda yabancı dil dersinin verilmemesi, 7.sınıftan itibaren verilmesi

– Yıllık işgünü sayısının yüksek olması

– Eğitim-öğretimin üç dönem halinde uygulanması, çok uzun süreli ( 2-3 ay gibi ) tatillerin olmaması

– Eğitimin hem merkezi hem de yerel bir özellik taşıması

– Eğitimin finansmanına yerel yönetimlerin de ortak olması

– Ailelerin büyük bir kısmının çocuklarının eğitimine büyük önem vermesi

– Çok çalışma anlayışının egemen olması

– Ahlak eğitimine okulun ilk gününden itibaren ağırlık verilmesi

– Son olarak da eğitimin yerel idarelerce de yapılmasına değinebiliriz.

Japonya gibi birçok ülkede yerel idareler eğitim kurumları açabilmekte ve bunları yönetmektedirler. Böylece devletin yükü azaltılmış olmakta, yerel idarelerin de katkısıyla eğitimin maddi imkanları artmış olmaktadır. Eğitimin kalitesinin yükselmesine de olumlu etkileri bulunmaktadır.

Ayrıca yerinden yönetimin birçok faydasından da istifade edilmektedir. Türkiye’de uygulanan aşırı merkeziyetçi sistemin olumsuzluklarından böylece kurtulunabilir….”(*)

Devam edecek…

-Amerikan eğitim sistemi…

Kaynakça;

(*) Ahmet Türk, Sakarya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı , Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bilim Dalı Yazarın alıntıları aşağıda ayrıca gösterilmiştir.

(1) http://yayim.meb.gov.tr/yayimlar/146/aslan.htm

(2) İrfan Erdoğan, Çağdaş Eğitim Sistemleri, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1998, s.115-116.

(3) http://www.japonya.8m.com/japonya/egitim.htm

(4) OERI, a.g.e., s. 50.

(5) a.g.e., s. 15.

(6) a.g.e., s. 52,53,66.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*