“Eğitim çıkmazı” dosyasını açıyoruz. Türk, Japon ve ABD eğitim sistemi ile farklılıkları (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Bilgi, kendisinden yeni bir bilgi üretilmediğinde sahibi için yüktür.

Bilgi, kendisinden yeni bir bilgi üretilmediğinde sahibi için yüktür.

 

Hitlerden kaçarak üniversitelerimizde ders veren Alman profesör veda yemeğinde konuşmaktadır;  “Siz nasıl bir eğitim modeli uyguluyorsunuz ki, dünyada diğer arkadaşları kadar akıllı olan çocuklarınız böyle –farklı- yetişiyorlar?”

Sahi ya! Bizler hangi eğitim modelini uyguluyoruz? Daha doğrusu bir modelimiz var mıdır?

“Kitapların bulunduğu, okumanızın beklendiği, anne-babanın, kardeşlerin, teyzelerin, amcaların ve kuzenlerin kendi keyifleri için okudukları bir evde büyürseniz, doğal olarak okumayı öğrenirsiniz.

Yakınınızdaki hiç kimse okumaktan zevk almıyorsa, okumanın onca çabaya değdiğinin kanıtı yoktur önünüzde.

Size sunulan eğitimin kalitesi yetersizse, nasıl düşünmeniz gerektiği yerine makine gibi ezberlemeyi öğreniyorsanız, okumanız için elinize verilen ilkyazı neredeyse uzaylı bir kültüre aitse, okuryazarlık sarp bir yol olabilir… (1)

“Başka bir neden daha var kuşkusuz: Küçük çocuklar bilimsel sorular sorduğunda birçok yetişkinin şaşaladığını gözlüyorum.

Ay neden yuvarlak? Diye soruyor çocuk.

Çimen neden yeşil? Düş nedir?

-Bir çukur en fazla ne kadar derin kazılır?

-Dünya’nın doğum günü ne zaman?

-Neden ayak parmaklarımız var?

Birçok öğretmen ve ebeveyn bu soruları rahatsız ya da alaylı bir tavırla yanıtlıyor veya hemen başka bir şeye sarılıyor:

-“Ne sanıyordun, Ay kare mi olacaktı yani?” Çocuklar kısa süre sonra, bu soruların her nedense büyükleri sıktığının farkına varıyor. Böyle birkaç deneyimî daha yaşadıktan sonra, bir çocuk daha bilimden soğuyor.

Yetişkinlerin neden 6 yaşındaki çocukların önünde her şeyi bilir gibi inmeleri gerektiğini ömrüm boyunca anlayamadım. Bir şey bilmediğimizi açıklamanın nesi kötü?

Kendimize güvenimiz bu denli kırılgan mı?

Dahası, bu soruların birçoğu, bazıları hâlâ tümüyle çözülememiş derin bilimsel konuların kapsamına giriyor.

Ay’ın yuvarlak olması, dünyada kütleçekimi denen merkezi bir kuvvet olması ve kayaların güçlü yapısı ile ilgili.

Çimen, içerdiği klorofil pigmenti yüzünden yeşil tabii ki; bu hepimizin kafasına ortaokulda iyice yerleştirilmiştir. Peki ama bitkiler neden klorofil içeriyor?

Güneş en yoğun enerjisini tayfın sarı ve yeşil kısmında verdiğinden, bitkilerin yeşil olması aptalca görünüyor. Neden tüm bitkiler, günışığını en kolay sağlanır dalga boylarından almayı reddediyor? Belki de Dünya’nın yaşam tarihindeki donma kazası yüzünden. Açık olan şu ki çimenin yeşil olması konusunda hâlâ anlamadığımız bir nokta bulunuyor…

Çocuğa derin sorular sormanın toplumsal bir gaf olduğu hissini vermekten çok daha iyi yanıtlar var. Yanıta ilişkin bir görüşümüz varsa, açıklamaya çalışabiliriz. Yetersiz kalan bir çaba bile güven ve destek sağlar. Yanıt hakkında hiç fikrimiz yoksa ansiklopediye başvurabiliriz. Ansiklopedimiz yoksa çocuğu kütüphaneye götürebiliriz. Ya da şöyle diyebiliriz:

-“Ben yanıtı bilmiyorum. Belki ki de kimse bilmiyor. Belki büyüdüğünde, ilk bulan sen olursun.”

Saflık içeren sorular, sıkıcı sorular, yanlış yapılandırılmış sorular, yetersiz özeleştirinin ürünü sorular vardır. Ama her soru, dünyayı anlamak için atılmış bir çığlıktır.

Aptalca soru diye bir şey yoktur.

Parlak, meraklı çocuklar, hem ulus hem de dünya için birer kaynaktır. Onlara özen göstermek, bağrımıza basmak, desteklemek gerekir. Ama sırf destek kendi başına yeterli değildir. Onlara düşünmek için gerekli temel araçları da vermeliyiz. (2)

“Bilim, matematik, tarih, İngilizce, coğrafya ve toplumumuzun fazlasıyla gereksindiği diğer alanlarda söz konusu cehalet sorununun tek bir çözümü yok. Sorumluluklar en yaygın şekilde aileler, Seçmenler, yerel okul kurulları, basın, öğretmenler, idareciler, federal ve yerel hükümetler ile eyalet hükümetleri ve elbette ki öğrenciler tarafından paylaşılmalı.

Her sınıf düzeyinde, öğretmenler sorunun önceki sınıflardan kaynaklandığından yakınıyor. Birinci sınıf öğretmenleri de haklı olarak, yetersiz beslenme, evde kitap yokluğu ya da düşünmeye fırsat tanımayan şiddet kültürü kaynaklı öğrenme yetersizlikleri gösteren çocuklara bir şeyler öğretebilmekten umutlarını kesiyorlar,

Bir çocuğun çok az öğrenim görmüş, ama bildiklerini aktarabilen bir aileden ne denli çok yararlanabileceğini kendi deneyimlerimden gayet iyi biliyorum.

Eğitim, iletişim becerileri ve öğrenme tutkusu konusunda bir kuşakta kaydedilen küçük ilerlemeler, bir sonraki kuşakta çok daha büyük gelişmelerin önünü açabilir.

Ne zaman okul ya da yükseköğrenim “standartları “nın düştüğü ya da lisans derecesinin artık eskiden taşıdığı “anlamı” yitirdiği yolunda bir yakınma duysam, ilk aklıma gelen bu oluyor.

Yonkers, New York’tan yaratıcı bir öğretmen olan Dorothy Rich, “güven, azim, dikkat, takım çalışması, sağduyu ve sorun çözme” olarak sıraladığı becerilerin geliştirilmesinin, özel akademik konulardan çok daha önemli olduğuna inanıyor.

Onun listesine kuşkucu düşünme ve merak duyma eğilimini de eklemek isterim.

…Bilim ve diğer alanlarda toplumsal eğitim konusundaki sorunlar öylesine derinlere uzanıyor ki, umutsuzluğa kapılıp asla çözülmeyecekleri sonucuna varmak işten değil. (3)

Eğitim…

-Eğitim bir bilinç, bir kaynak meselesi midir?

-Eğitim bir gereklilik, bir talep meselesi midir?

-Eğitim bir irade, bir azim meselesi midir?

-Eğitim bir aile, bir devlet meselesi midir?

Ülkemizin bir eğitim sorunu olduğu içerisinde bulunduğumuz noktada inkâr edilemeyecek boyuttadır.

-Yeterli sayıda donanımlı insanımızın olmamasında…

-İnsan ilişkilerindeki yetersizlikte…

-Aile ve evlilik ilişkilerinin yolundan gitmemesinde…

-Üretim ve hizmet kalitesinin arzu edilen seviyeye ulaşamamasında…

–Cari açık sorunumuzun temelinde…

-Hatta mutsuzluğumuzun nedenlerinin üst sıralarında hep nitelikli eğitimin alınmamış olması vardır.

Bu dizide özellikle Japon ve ABD eğitim sistemi anlatılarak Türk eğitim sistemi ile olan farklılıkları ortaya konulacak ve öneriler getirilecektir…

Devam edecek…

Japonya’da temel eğitim nasıl yapılmaktadır?

(1-2-3)“Karanlık Bir Dünyada Bilim Mum Işığı”, Carl Sağan

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*