Eğer Eğitim Ve Öğretimin Farkı Bilseydik, Çocuklarımızı Hiçbir Zaman Suçlayamazdık (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Bir çocuğunun öğrenebilir olabilmesi, onun eğitilebilirliği ile doğru orantılır.

 

Zekâ testlerinin (derecelendirmenin) düşünülen (tespit manâsında) bir yararı yoktur.

Soru 1 : Akıl Hastalıklarına bir çare bulunmuş veya “Akıl-Zeka”, tüm boyutları ile kavranabilmiş, öğrenilmiş midir ?

Soru 2 : Ölçülemeyen veya tartılamayan bir değerin derecelendirilmesi nasıl mümkün olabilmektedir ?

Soru 3 : İnsan aklı ile yaratılmayan değerleri, insan aklı nasıl değerlendirebilmektedir?

-İnsanlar, sistemli bir şekilde çalışmaları halinde benzer değerlere sahip olmazlar mı?

-Aynı yükseklikte bakıldığında aynı resim görülmez mi?

-Aynı sesler duyulduğunda, insan aklı benzer şekilde değerlendirmez mi?

-Aynı tatlar denendiğinde, (acı-tatlı vb.) benzer ifadelerle seslendirilmez mi?

-Diğerinin görmediğini gören, duymadığını duyan, tatmadığını tadan, belirli konuda (çalışarak) beceri kazanan, diğerine göre daha (Zeki değildir de) Akıllı mıdır?

Akıl, bir ölçme, değerlendirme merkezidir. (Akıl, bir kaynak değildir)

Zekâ, edinilmiş bilgi-deneyimler kümesidir. (Zeka, bir kaynak, depodur)

Akıllı İnsan (!)ifadesi, kastedilen manâda doğru değildir.

Zeki İnsan(bilgili-deneyimli) ifadesi, kastedilen manâsı ile daha doğrudur.

Zekâ, daha geniş manâsı ile neleri kapsamaktadır ?

Zekâ : Akıl, bilgi, haber alma, (farklı) anlayış, nükte, ince (kıvrak) zekâ, ince espri, zihniyet, (farklı) düşünce tarzı, çabuk kavrama, sezgi, sevimlilik, hazırcevaplık, idrak, sağduyu, beceriklilik, keskinlik, çabuk kavrama, sivrilik, zekâ, nüfuz, delme, etki, içine işleme, içe girme, ukalâlık, bilmişlik, anlama, kavrama, kavrayış, uzlaşma, hoşgörü.

Doğuştan “Akıl” sahibi olabilirsiniz.

Doğuştan, “Zeki (!)”, bilgi-deneyime sahip olamazsınız.

Bu manâda çocuklar, bilmediklerini bilir ve öğrenmek, eksiklerini gidermek için de sürekli olarak sorarlar… – “Bu ne ?”

Merak duygusu köreltilmiş bir çocuk, içerisinde bulunduğu (yaştaki) zekâ ve yetenek seviyesi ile (bir daha gelişemeyecek şekilde) dondurulmuş bir varlıktır.

Ne yazık ki, hayati derecede önemli olan, “Eğitim ile Öğretim Arasındaki Farkı” bilmiyoruz.

Eğer bilseydik, “Okul Öncesi Bakım Evleri” veya “Özel Okullar” sevdalısı (!) olabilir miydik ?

Soru 1 : Çocukların zekâsı (6-7 yaşına kadar) oyunla mı gelişir, yoksa okul öncesi bakım evlerinde verilen eğitimle mi?

Soru 2 : Çocukların zekâsı, ikili çalışmalar mı gelişir, yoksa sınıflarda mı?

Soru 3 : Erken yaşlardaki (3-5 yaş) çocukların kişisel ihtiyaçlarının giderilmesi, onların özel (mahrem) yaşam alanında mı olmalıdır ?

Eğitim ailenin; Öğretim ise devletin sorumluluğundadır.

Devlet vatandaşının çocuğunu eğitemez (eğitmemelidir). Devlet, Okul-Öğretmen aracılığı ile vatandaşının çocuğuna bilgi vermeli – öğretmelidir.

“Eğitilmemiş” bir çocuğa, bir bilgiyi uygulamada kullanabilmesi yönünden öğretebilmek mümkün değildir.

Örnek : “Kırmızı ışıkta durulmalıdıröğretisi, durmayı sağlamalıdır.

Sağlıyorsa, o çocuk eğitilmiştir, eğitimlidir.

Devam edecek:

– Eğitim ile Öğretimin farkını ne kadar biliyoruz?

İyi Mobilya Ceviz Ağacı’ndan mı olur, yoksa Kavak Ağacı’ndan mı?

www.canmehmet.com

Resim: Tarafımızca düzenlenmiştir.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*