Düşünme tembelliği nedeniyle Matematiği bir kâbus yapan ezberci eğitim neyin gereğidir (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Bilgi, kendisinden yeni bilgiler üretilirse bir değer kazanmaktadır. Düşünen ve düşünerek üreten insana yakışan da budur.

 

Eğitim ve öğretim farklıdır. Eğitim, suyun akabildiği bir yatak, öğrenim : hayatımızı nasıl kazanacağımızın ve kazandıklarımızı nasıl yaşayacağımızın hazırlığı ve cevabıdır.

Bilgiyi edinir ve onu özümseyerek ondan yeni bilgiler üretemezseniz, “Bilgi Denizi”nde boğulursunuz.

Okuduğunuz bin kitaptan, kendinize göre (anlayışınıza göre) bir sonuca gidemiyorsanız, o kitapların değeri, sizin için kağıt ve mürekkepten fazlası değildir.

Sorgulamadan kabullendiğimiz her bilgi, sizin hafızanızı, bir bardak suyun rengini değiştiren bir damla mürekkep misali sislerle-ama’larla kaplayacağını bilmelisiniz.

Ezberci eğitim, sorgulatmaz ve üzerinde düşündürmez. hatta bunu yasaklar.

Sorgulamayan ve üzerinde düşünmeyen bir kişinin (edindiği bilginin) değeri, resim çekerek arşivleyen bir makineden öte değildir.

Neden kitap okumuyoruz?

Kitap okuma alışkanlığı aileden kazanılır.

Özellikle baba kitap okuyorsa çocuklarda okuma arzusu yeşerecek;

Anne-Baba birlikte kitap okuyorsa çocuklar ancak okuma alışkanlığı kazanacaktır.

Ve okuduklarımızı neden sorgulayamıyor, sorgulayanları tekmekliyoruz?

Fransız devrimini bir cümle ile tanımlamak gerekirse bu herhalde, insanların kendilerinin Din değil, Hukuk kuralları’na göre yönetilmelerini istemeleridir.

Aramızda kaç kişi Fransız devrimlerini ve devrimleri getirdikleri, sonuçları ile sorgulamıştır?

Aydınlanma Çağı’nın sloganı, sorgulamak değil midir?

Öyle ise, sorgulanmayan bir düşünce ve eylemin doğru olduğunu nasıl anlarsınız?

‘Kavun gibi dibini koklayarak’ mı?

Sorgulama, aydınlanma ve Fransız Devrimi

-“İlk defa 18. yüzyıl sonlarına doğru Fransız Devrimi (1789) kilise karşıtlığı ile birlikte ulusalcı ideolojilerin ortaya çıkmasını sağladı.

-“Fransız Devrimi’ni körükleyen kilise karşıtı aydınlanmacı ideoloji, insanı evrenin merkezine yerleştirerek aklı yüceltti. Kilisenin, dinin kaderciliğine başkaldırdı…

-“Dinlerden bağımsız oluşan ideolojilerin ve laik düşüncenin yavaş yavaş gelişmesiyle en azından bir takım kişiler, kendilerinin bu dünyada Tanrının çizdiği kader çizgisi içinde yönetilmediklerini bunun yerine iktidarı eline geçiren güçlülerin adil olmayan bir şekilde yönettiği piyonlar olduklarını görmeye başlayacaklardı…”

-“Maximilien Robespierre liderliğindeki bu kişiler, karşı devrimlerin ancak devletin zor rolünü gerçekleştirmesiyle ortadan kaldırılabileceğini savunmaktadır.

-Amaçları bir dönemlik dikta yönetimi sonrası “Aydınlanma Çağı” felsefecilerinin öngördükleri doğal düzene ulaşmaktır.

“Jakobenizm, ideolojisini genel kitle ideolojisinden daha yeğ gören ve dikte yolu ile bu ideolojiyi kabullendirmeyi amaçlayan politik akım... Jakobenizm bir ideoloji değil yöntemdir.

-“İdeolojisini topluma benimsetmek isteyen herkes jakoben olabilir. Fransız Jakobenler ideolojilerini benimsetmek için devrimi tercih ettiklerinden karşıtları tarafından dayatmacılıkla suçlanmışlardır.

Fransız Jakobenlerin ideolojisi aristokrasi yerine cumhuriyettir.

“M.Kemal Atatürk, Türk Devrimi için altı okun üçünü Fransız İhtilalinden almıştır. Nedir onlar?

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik (Ulusçuluk) ve Laiktir.

Diğer üçü de Bolşevik devriminden alınmıştır. Onlar da;

Halkçılık, ekonomide Devletçilik ve İnkılapçılık; yani Devrimcilik’tir.”

-“Hatırlatırım, dünya çapında şöhret salmış Harvard Üniversitesi’nde bir iktisat profesörü söylemişti: “

-Otuz yılımı yatırım, istihsal ve iktisadi gelişme meselelerine verdim ama sonunda şunu anladım ki bütün bu meseleler bir toplumun sosyal yapısı ile orada çarpışan fikirlere, karşılıklı menfaatlerle karşı karşıya gelince hiçbir sonuç vermez.

Bizim ekonomik dediğimiz meseleler aslında sosyal ve kültüreldir. (1)

Fransız devrim anlayışından beslenerek boy veren aşağıdaki akımlar hakkında da bilgi verilmektedir.

-“ Çağdaşlarının çoğu gibi Çar da, Paris’te Avrupa’daki bütün devrimci hareketlere esin kaynağı olan ve devrimci hareketleri kontrol eden merkezî bir örgüt olduğuna inanıyordu.” Sbornik Imperatorskogo Russkogo Istoricheskogo Obshchestva, III, 269. (2a)

-“Panslavizm, (Rusya’nın, özellikle Çarlık döneminde uyguladığı, Slav ırkından olanları kendi hakimiyeti altında toplama siyasetidir.) sözcüğünün ilk olarak Rusya’da değil, Slovak bilim adamı Jan Herkel’in 1862’de basılan, lingustik üzerine bir eserinde kullanılması da anlamlıdır. (2b)

-“Pantürkizm,(Turancılık, dünya üzerindeki tüm Türkleri tek millet olarak kabul edip tek bayrak altında birleştirme ülküsü.) Bu düşünce akımı,  Rusya’da 1905 Devrimi’nden önceki günlerde Azeri ve Tatar aydınları tarafından ortaya atılmıştır.

Bu akımın öncülerinden olan ve “Üç Tarzı Siyaset” adlı makalesi Türkçülük akımının manifestosu kabul edilen Yusuf Akçura, Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma arkadaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel yapısının oluşmasında katkıları olmuştur.

Akçura’nın, Paris’te devam ettiği Siyasal Bilgiler Okulu’nda Türkçülük fikirleri olgunlaşır. Okulda, Albert Sorel gibi ulus öğretisinin üzerinde ısrarla duran profesörlerden ders almıştır.

1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasi tarih dersleri vermeye başlayan Yusuf Akçura, Mustafa Kemal’in kültür ve politika danışmanı olarak çalışmaktaydı. (3)

Akçura,  “Kemalizmin İdeoloğu” olarakta anılmaktadır.

“Fransız Devriminin ardından hızla yayılmaya başlayan Ulusçuluk fikri Osmanlı’nın sonunu getirir.

Ulusçuluk akımı sanki,  Çok dilli, çok dinli, çok kültürlü ve çok uluslu Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak için yazılmış  özel bir senaryodur.

Yakın tarihe meraklı olanlar hatırlayacaktır. Rusların ve Avusturya’nın kışkırtmasının yanında Fransız devrimi ile körüklenen milliyetçilik akımları, Balkanlar’da önce Sırplarla başlar, Yunanlı ve Bulgarlarla devam eder…(4)

Osmanlı bir tarafta Balkanlardaki halkların isyanları, diğer taraftan da Rusların açtıkları nedensiz savaşlarla uğraşır… Rusların o dönem sıkı dostları olan Fransızlarda boş durmaz,  onlarda Mısır valisi, Mehmet Ali Paşa’yı silah, para  ve subayları ile destekleyerek Osmanlıları meşgul ederler.(a.g.e)

Özetle, Avusturyalılar Sırpları, İngilizler Yunanlıları, Ruslar Bulgarları, Fransızlar Mısırlıları Osmanlıya karşı büyük desteklerle kışkırtırlar…

Gerçeğinde bir savaş, maliyet ve getirdiği yıkımlar nedeniyle bir devleti birkaç yıl geriye götürmektedir.

Osmanlının aşırı borçlanmasının, kalkınamamasının altında bunları da aramak gerekmektedir…Bunlar Osmanlıyı sona götüren yola döşenen taşlardır.

Acaba, Fransız ihtilalinin başkaca yıkımına, parçalanmasına neden olduğu bir devlet  var mıdır?

Çok ilginçtir, ancak yok gibidir.

Sanki Anası Fransız ihtilalini Osmanlılar için doğurmuştur!

-“8 Ocak 1918 Tarihinde ABD Başkanı Wilson, Mecliste konuşmaktadır. “Her halk kendini yönetmelidir.”

Biz burada mızıkçılık yaparak, ABD’ye sizin; İran, Afganistan, Irak, Şili, Arjantin, Vietnam, Afrika Ülkeleri, Birmanya ve Türkiye gibi özellikle gelişmekte olan ülkelerde ne işiniz vardı, darbelerle neleri hedeflemiştiniz? Demeyelim…

Oyunun adı, bazen Devrim, bazen  özgürlük, hürriyet, bazen de kimilerini diktatörlerinden kurtarmaktır…Yazılanların ışığı altında, “Arap baharı”nı değerlendirebilirsiniz.

Devrimler bugün çiçek açmış, sahte baharların müjdesini vermektedir!

“Aydınlanma Çağı” İddialara göre sorgulama ile başlamamış mıdır?

O halde, “Aydınlanma= Sorgulama” değil midir? Diğer bir ifadesi ile, sorgulama; aydınlanma, gerçekliğin anahtarıdır.

Şimdi Ezberci Eğitim’in (sorgulamamanın zararı) anlaşılmaya başlanmış mıdır?

Sorgulama yoksa ortada gerçeklere açılan bir kapı da yoktur.

Özetle:

Sorgulatılmayan her bir bilgi dayatmadır.

Dayatma olan bir ortamda da düşünme tembelliği başlar.

Düşünme tembelliği olan yerde ne bir matematik sevdalısı olur, ne de ilmin aşığı.

Devam edecek

Resim:tarafımızdan hazırlanmıştır.

Kaynaklar:

(1)“Osmanlı’dan günümüze kimlik ve ideoloji”, Prof. Dr. Kemal H. Karpat

(2)“Doğu Sorunu, Uluslararası İlişkiler Üzerine Bir İnceleme”, Prof. Matthew Smith Anderson

(3) http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=1196

(4) “Büyük oyun”, Prof. Niyazi Karaca. “Doğu Sorunu“, Prof. Matthew Smith Anderson,

113 Toplam Ziyaretçimiz 4 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*