Dünyanın Gıpta Ettiği Medeniyetleri Kuran “Güneş Devlet” Osmanlıya hala neden küfrediyoruz

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

“Bilmemek” çok tehlikeli değildir. Ölümcül derecede tehlikeli olan ‘bilmediğini bilmemek’tir.

 

Bilmiyor ve bilmediğinizi de bilmiyorsanız, bir okyanusu ancak üzerindeki kayıkla değerlendirirsiniz. Gerçeğinde bir okyanusu değerlendirmek, onun suyunu çekerek içindeki yaşamı görmekle mümkündür.

Osmanlı, yıllarca kasıtla beyinlerimize : “bir deli, bir çocuk, bir hain padişah! ” olarak kazındı. Bu anlayış, işgalci batının eseri dir. Ancak bunun henüz farkında değiliz.

Çünkü okumuyor, araştırmıyor ve sorgulamıyoruz.

Akıl, yakıtsız motor misalidir. Ona yakıt (bilgi) koymadığınız sürece sadece “gır gır…” eder.

Osmanlı tartışmaları da böyledir. Farklı kaynaklardan okumadığımız, öğrenmediğimiz için  sadece “gır…gır…” ediyoruz.

Osmanlıyı bir “Blog” ile anlatmak ne haddimizdir, ne de ilmi temelde mümkündür. Burada yapılmak istenen (iyi niyetle) satırbaşları ile (Özellikle batılı ilim insanlarının gözleriyle) Osmanlıya anlatmaya çalışmak, bir göz atabilmektir.

(1)Filozof Tommasa Campanella

Güneş Ülkesi isimli ütopya eseri ile ünlenen İtalyan Filozof Tommaso Campanella (1568-1639)  şair, yazar ve filozoftur. “Güneş Ülkesi, isimli eser, filozofça bir devlet tasarısıdır. Platon’un devlet’i, Thomas Moore’ın Ütopya’sı çizgisinde, toplum yararını bireyinkiyle bağdaştırıp, halklı bir düzen tasarısı getiren Güneş Ülkesi, sosyal bilimlere eğilenlerin okumadan edemeyecekleri, dünya üniversitelerinde de yardımcı kitap olarak salık verilen ana yapıtlardan biridir.

“Filozof Companella, son tahlilde Osmanlı’nın şahsında; her şeyin ideal ve nihaî anlamda tatbik edildiği “Güneş Ülke” özlemini şu şekilde tavsif ve tarif etmektedir:

“Güneş Ülke’yi yeryüzünde bulmak mümkün müdür?

-Fikir hürriyetine, Vicdan hürriyetine, lisan hürriyetine ilişmeyen Türklerin varlığı hiç olmazsa yarın böyle bir ülkenin var olacağını bana hissettiriyor.

Madem ki, düşünceyi zindana koymayan, hakikat sevgisini zincire vurmayan bir millet, o cesur, âdil Türkler var; üzerinde yalnız hakikatin, adaletin ve hürriyetin hüküm sürdüğü bir “Güneş ülke” yarın neden vücut bulmasın?”

(2)Fatih Sultan Mehmed Han, Rumeli’deki fetihleri genişleterek Sırbistan sınırlarına geldiği zaman, iki ateş arasında kalan Ortodoks Sırplar, Katolik Macaristan ile Müslüman Osmanlı arasında tercih yapmak zorunda kalmışlardı. Sırbistan Kralı George Brankoviç, Hem Macar Kralı jan Hunyad’a hem de Sultan Fatih’e heyetler gönderdikten sonra;

Osmanlı’yı daha müsamahalı bularak kendilerine aynı dine mensup Hıristiyan Macarlara karşılık Müslüman Osmanlı’yı tercih ve itaat etmişti.

Çünkü. Macar Kralı’nın; “Sırbistan’ın her tarafında Katolik kiliseleri tesis edeceğim; Ortodoks kiliselerini yıkacağım!” sözüne, Fatih; “Her caminin yanında bir kilise inşa edilecek!” şeklinde karşılık vermişti.

(3)Fransız Gazeteci Stefan Laussanne, Balkan Harbi sırasında Bulgar Millî Meclisi nde âza olan yaşlı bir Bulgar nasyonalistiyle tanışır ve söylediklerini açık kalpliliği ile yazar;

“Bizimle Türkler arasında hiçbir esaslı ihtilaf yoktu. Şikâyetimiz de yoktu… Bizim Sırplarla ve Yunanlılarla müstakil birer devlet olarak komşuluğumuz ve bilhassa, üzerimizde Rus minnetini ve hâkimiyetini her zaman duymamızın huzursuzluğu, Osmanlı idaresinde yaşamaktan çok beterdir. Biz de. Çocuklarımız da yaptığımız hatanın acısını çok çekeceğiz.” İleride ne olacak bilir misiniz?

Osmanlı Devleti dünya üzerinde bir muvazene unsuru ve yeri doldurulamaz bir imparatorluk olarak elini eteğini çektiği zaman Avrupa, Rusları kendi topraklarından çıkaramayacaktır. Balkanlar da huzur ve sükûn yüzü görmeyecektir… (Kaynaklar için bakınız: (http://www.canmehmet.com/vatandasin-osmanli-tarihi-dede-seni-affetmeyecegim-osmanlinin-gunes-devlet-oldugunu-neden-gizlediniz-8.html )

**

Bizans imparatorluğunu fetheden Müslüman Türkler tarafından kurulan Osmanlılar, 1400’lü yılların ortalarından Birinci Dünya Savaşı’na kadar medditerranilere (Akdeniz) hakim oldular. Venedik ticaret cumhuriyetinin düşüşüne yol açtılar… Kudüs ve Mekke de dahil olmak üzere neredeyse tüm Müslüman dünyasını kontrol ettiler… Akdeniz’deki tüm ticareti kontrol ettiler…Dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu, neredeyse iki yüzyıl boyunca dünya siyasetine hükmetti…

Osmanlı İmparatorluğu, 1299 yılında kurulan emperyal bir devlettir. İmparatorluk, (Bugünün) Avrupa’sında birçok alanı kapsayacak şekilde büyüdü ve sonunda dünyanın tarihinin en büyük, en güçlü ve en uzun ömürlü imparatorluklarından biri oldu…

Osmanlı İmparatorluğu 18. yüzyılda çökmeye başlamış, ancak topraklarının bir kısmı bugün Türkiye olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu, dönemine göre askeri organizasyon ve üstün taktiklere sahip olduğu için hızla büyümüştür. 1535 yılında Süleyman’ın saltanatı ile Türk adli sistemi yeniden düzenlendi ve Türk kültürü önemli ölçüde büyümeye başladı…

1700’lü yıllarda Osmanlı İmparatorluğu, Rus-Türk Savaşlarını takiben hızla kötüye gitmeye başladı ve o sırada bir dizi anlaşma imparatorluğun ekonomik bağımsızlığının bir kısmını kaybetmesine neden oldu.

1853-1856 yılları arasında süren Kırım Savaşı, mücadele eden imparatorluğu (ekonomisini) tüketti…
Çöküşüne rağmen, Osmanlı İmparatorluğu, dünya tarihinde en büyük, en uzun ömürlü ve en başarılı imparatorluklardan biriydi.

İmparatorluğun olduğu kadar başarılı olmasının birçok nedeni var.. Çok güçlü ve organize ordusu ve merkezi politik yapısı bunlar arasındadır..

Sayılanlar, Osmanlı İmparatorluğunu tarihin en önemli devletlerinden biri haline getirmektedir.

Açıklamalarla ilgili lütfen bakınız:

1) https://www.thoughtco.com/the-ottoman-empire-

2)https://www.britannica.com/place/Ottoman-Empire
**

“Osmanlı Devleti’nde (Çağına göre) Sanayi gelişmemişti…”

-“Osmanlı Sanata düşmandı…”

Bunlar ağır bir iftiradır. Meraklıları aşağıda verilen Amerikalı İlim insanının araştırmalarına bakabilirler:

http://www.canmehmet.com/osmanli-devleti-asla-geri-kalmamistir-sektorlere-gore-osmanli-imalat-ve-uretim-bilgileri-7.html

**

Osmanlı, 1502’de Leonardo da Vinci’ye bir köprü projesi hazırlatır ve bu proje 500 yıl sonra Norveç’te hayat bulur. Norveçliler de kıskanmadan bunu açıklarlar.

Bakınız: http://www.canmehmet.com/osmanlinin-1502de-leonardo-da-vinciye-hazirlattigi-proje-500-yil-sonra-norvecte-hayat-bulur.html

**

Biz Amerikalı’ya Hayran Amerika’lı Bize…!

“…George Washington tarafından Amerika’nın kuruluşundan sonra yapılan Temsilciler Meclisi’ne 1945 yılında yenileme ve düzenleme çalışmaları için gelen bir heyet tarafından dünyanın en büyük 23 kanun yapıcısının büstünü koymayı kararlaştırmıştır. Bu karar ABD Kongre Meclisi tarafından onaylandı.

Bunun ardından Colombia Tarih Derneği, Pannsilvania Üniversitesi ve ABD Temsilciler Meclisi Kütüphanesi titiz çalışmaların ardından Kanuni Sultan Süleyman ve 22 kanun yapıcının büstünün yapılıp ABD Temsilciler Heyeti Galerisine konulmuştur.

Fazlası ve kaynaklar için bakınız: http://www.canmehmet.com/vatandasin-osmanli-tarihi-osmanlinin-gunes-devlet-oldugunu-gizleyenler-affedilmeyecek-9.html

**

Osmanlılar, 1855 (Dünya) Paris Fuarı’nda, Kumaş dokuması, kumaş kalitesi ve renklendirmesi değerlendirmelerinden birincilik ödülü alırlar. İngilizler o dönem Osmanlılardan “boya-boyama teknolojisi” satın almıştır.

Kaynak; “Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü” DONALD QUATAERT, 1993 Cambridge University Press)

Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/osmanli-devleti-hicbir-zaman-cagdisi-olmamis-caginin-gerisinde-kalmamistir-3.html

**

Ünlü Fransız düşünür Voltaire, Osmanlı’nın aleyhindeki art niyet ürünü tarihî iftira ve çarpıtmalara cevap verdikten sonra gerçeği şu şekilde itiraf etmiştir:

“… Ulusların mal ve canlarıyla topyekün pâdişâhın kölesi sayıldığı iddia ediliyor. Böyle bir idare kendiliğinden çökerdi.

Türkler, hür ve bağımsızdırlar. Aralarında hiçbir sınıf farkı yoktur. Sultanlar müstebit değildir. Bütün tarihçilerimiz, Türk imparatorluğunu istibdada dayanan bir devlet olarak göstermekle bizi çok aldatmışlardır.

Türk Devleti demokrasidir. Sultanlar devlet işlerinde keyiflerine göre hareket edemezler. Vergileri artıramazlar ve hazinenin parasına dokunamazlar…

Hiçbir Hıristiyan Devleti, kendi topraklarında Türklerin bir camisi bulunmasına müsaade etmez. Oysa, Türkler bütün Rumların kiliseleri olmasını hoş görürler. Kaynaklar için bakınız: http://www.canmehmet.com/vatandasin-osmanli-tarihi-dede-osmanliyi-martin-luther-ve-voltaireden-mi-ogrenecektik-10.html

Osmanlı İmparatorluğu nasıl zayıfladı ve dönüştü (veya dönüştürüldü)    

Devletlerde insanlar gibidir. Doğar, büyük ve dönüşürler (varlıkları son bulur)

-Rekabetçi devletlerinin güçlenmesi ve birleşmeleri, (Özellikle Batı Avrupa’nın sanayi devrimine kaynak  için Latin Amerika’nın yağmalaması) zenginleşmeleri,

-İçeride yapılan yolsuzluklar,

– İktidar arzuları ve değişen bölgesel durumlar,

-Sultanların çevresindeki insanların bozulması ve il valilerinin Osmanlı’nın zayıflayan merkezi gücünü fırsat bilerek isyan etmeleri…

**

Osmanlıya hala kimler küfrediyor?

Sevr anlaşması öncesi Lozan’daki İngiliz temsilcisi Lord Curzon hükümetine verdiği memorandumda bütün batı dünyasının görüşlerine tercüman olarak şu açıklamayı yapıyordu.

“Türkleri Avrupa’dan ve İstanbul’dan sürmek için 500 yıldır beklediğimiz fırsat doğmuştur. Bu fırsat asla kaçırılmamalıdır.”

-1899 Yılında Avam kamarasında yaptığı bir konuşma sırasında Kur’an-ı Kerimi gösterip masaya atarak “bu Kuran Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hakiki hâkim olamayız. Ya Kuran’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’an’dan soğutmalıyızdiyen İngiliz Başbakanı Gladston ise, Lord Curzon’un bu görüşünü destekleyerek Barbar Türkleri Asya’ya Sürmeliyizaçıklamasını yapıyordu…”(1)

**

Sonsöz:

Osmanlı (Yönetimi esnasında) asla utanılacak bir şey yapmamış; örnek, gıpta edilecek  bir dünya devleti olarak yaşamış ve tarihteki yerini almıştır.

Osmanlı, bilinen Dünyanın ilk hayvan Hastanesi’ni (Bursa’da) açacak kadar büyük bir medeniyet sahibidir.

Osmanlıyı (Medeniyetini) tanımak isteyenler Vakıf Müesseselerini, Mahalle Kültürü ve Avarız Vakıflarını öğrenmelidir.

Osmanlı, bir hanedan olarak ülkesinin ve halkının ihtiyacı olduğu her dönemde gereken tüm fedakarlığı yapmış; Beş parasız sokağa atılmalarına (sürgün edilmelerine) rağmen (asla bencillik yapmamış) hala devletine ve milletine saygılı ve tek bir fena söz dahi söylememiştir.

Osmanlı, Medeniyettir, İnsaniyettir, ilim ve kültürdür.

Mekanları cennet olsun.

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan düzenlemiştir.

(1) Prof. Dr. A. Haluk ÇAY, 1996, “Her Yönüyle Kürt Dosyası” S.13–14, Turan Kültür Vakfı Yayınları Ayrıca bakınız, Prof. Karaca’nın “Büyük Oyun” isimli eseri ve fazlası için: http://www.canmehmet.com/lozanda-lokomotif-vagonlardan-ayrilir-ve-salip-hilali-doguyu-halleder-son.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*