Dünya Tarihi, I. Dünya Savaşı’nın Osmanlı ile ilgili ilk bölümü gizlendiği için yeniden yazılacaktır (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

balkan-savasi

 

Dünya Savaşları’nın gerçek nedeni: kitaplar ile medyada yazıldığı gibi : “Avusturya tahtının veliahdı Arşidük Franz Ferdinand’ın 28 Haziran 1914’te Gavrilo Princip adında bir Sırp milliyetçisi tarafından Saraybosna’da öldürülmesi”, veya sömürgecilik, sömürgelerden pay kapma arzusu değildir.

Gerçek neden: Bugünlerde yeni yeni dillendirilen: “Medeniyetler Çatışması”dır.

Medeniyetler Çatışması “, 15’nci asırda Coğrafi Keşifler ile başlamış, Osmanlı ekonomisini besleyen ana damarlardan olan kara “İpek Yolu” denizlere kaydırılmıştır.

Keşiflerden amaçlananlar özetle: Osmanlının büyümesinin, ilerlemesinin durdurulması, İslam Alemine hamiliğinin bir adım sonrası, Hıristiyan dünyası hamiliğine giden yolda durdurulmasıdır. Ki: Gerçekte bu hamilik, Güney Avrupa Hıristiyan toplulukları ile  hayata geçmiştir. 

Kara İpek Yolu’nun denize kaydırılması: Osmanlı Devleti’nde çıkan isyanların ve darbelerin ana nedenleri arasındadır. Bu sektör için üreten, hizmet veren yüz binlerce insanı işini; Osmanlı Ekonomisi de önemli gelir kalemlerinden birisini kaybetmiştir.

Bunlar: Yol güvenliğini sağlayanlar (Derbentler), Tüccarların konakladığı Kervansaraylar ile, Kervansarayların yakınında, tüccarların (Silah, malzeme, yiyecek, binek hayvan) ihtiyaçlarını karşılayan, 1000 hanelik (köylerde), o döneme göre büyük yerleşim yerlerinde yaşayanlardır.

Bu noktada bir bilgi daha verilmelidir. Kanuni’nin, Fransız tüccarlarına verdiği “Ticari ayrıcalıklar” Kapitülasyonlar, deniz yolunu kullanmaya başlayan tüccarların yeniden (kara yoluna döndürülmesi)  kazanılması içindir.

Coğrafi Keşifler ’in bu yüzü ile, Osmanlı Devletinin büyümesinin durdurulması nedenleri, tarihimizde (yazılmadığı için) fazla bilinmemektedir.

Milletlerin tarihi geçmişlerini öğrenmeden ileriye doğru gidecekleri yeri bilmek mümkün değildir.

19. asırda dillendirilen “Şark Meselesi” gerçeğinde “Medeniyetler Çatışması”nın büyük, büyük babasıdır.

Bunu anlamak için “Haçlı Seferleri’nin nedenleri bilmek yeterli olacaktır.

Bu niyetin (dönemine göre) farklı kılıflar içinde sunulması, konunun meraklılarınca tebessümle karşılanmaktadır.

“Anadolu’daki Türk varlığının başlangıcından itibaren ve Türklerin Anadolu’yu yurt edinme yolundaki çabalarıyla birlikte Hristiyan-Batı Dünyası’nın gündemine giren Şark Meselesi, Batı Alemi için uzun vadeli bir hedef olmuştur.

-Türklerin Batı’ya yönelmeleri ve ilerledikleri bölgeleri vatan yapmaları, aynı zamanda Hristiyan dünyasına karşı İslâm Dünyası’nın da hamiliğini üstlenmeleri ve bu görevi başarıyla yerine getirmeleri Hristiyan-Batı Dünyası için büyük bir problem olarak görülmüş ve coğrafyalarında Türk yayılmasını önlemek için de Osmanlı Devleti içerisinde çeşitli gaileler çıkarmaktan geri durmamışlardır.

-Onların bu istekleri 1699 Karlofça Anlaşması (*) ile nispeten gerçekleşmiş ve Türkler’in Avrupa’da ilerlemeleri, Viyana’da durdurulmuştur.

-Bu tarihten sonra Türkleri ele geçirdikleri topraklardan da çıkarma fikri ön plâna çıkmış ve XIX. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise, bu fikir emperyalist zihniyet zımnında belli bir siyaset dahilinde uygulanmıştır.

-Şark Meselesi’nin ikinci aşaması ise, 1683-1923 yılları arasında gerçekleştirilmeye çalışılmış, nihaî hedef olarak Osmanlı Devleti’ni parçalamak ve yıkmak emeli öncelikle Balkanlar’da ve Afrika topraklarında büyük oranda gerçekleştirilmiştir. Anadolu’da ise hâlâ günümüzün önemli problemlerinden biri olarak karşımıza çıkan Ermeni meselesini tahrik etmek suretiyle tezahür etmiştir.

-XX. Yüzyıla gelindiğinde ise bu siyasetin karşımıza daha değişik adlar altında çıkarıldığını ve özellikle de teknolojik gelişmelerden de istifade edilmek suretiyle millî ve manevî değerlerin dejenere edildiğini, etnik ve mezhep çatışmalar çıkartmak suretiyle uygulanan taktik ve yöntemlerin benzeştiğini ve farklılaştığını ancak amacın aynı istikamette devam ettiğini görmekteyiz.

-Şu noktanın da bilhassa unutulmaması gerekmektedir ki her ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın Şark Meselesi hâlâ Batının zihninde unutulmayan ve zamanı geldikçe Türk Milleti’nin önüne türlü şekillerde getirilmeye çalışılan ve her aşamada uygulanmak istenen bir plandır.

-Bu zihniyetin kabullenemediği tek şey, Hristiyan Dünyası’nın elinden alınarak vatan haline getirilen bu topraklar üzerinde bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması ve Türk Milleti’nin millî ve manevî değerleri ile birlikte bu mevcudiyeti koruma yönünde gösterdiği kararlılıktır. (1)

Bunlara bir bilgi daha ilave edilmelidir.

Osmanlı Devleti (Müslüman Türkler), sadece Müslümanlara mı hamilik yapmıştır? Elbette değil.

Asırlarca, Güney Avrupa’ya da hamilik yapmamış mıdır? Osmanlı bu topraklardan ayrılmasından bu yana bu topraklardaki (Balkanlar, Ortadoğu) topluluklar huzur yüzü görebilmiş midir?

Devam edecek…

-“Hasta Adam etiketi, Şark Meselesi kapsamında, İslam Alemi’nin bayraktarı olan Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar öncesinde kararlaştırılan, planlı parçalama-dönüştürme ameliyatının bir bahanesidir. 1912-1913 Yılında Osmanlı Devleti için “Süper Güç” denildiğini belki de yaygın olarak ilk kez duyulacaktır. Şaka gibi değil mi? “Hasta Adam!” Süper Güç?

-I. Dünya Savaşı’nın ilk etabı, Fransız, İngiliz ve Rusların, silah-malzeme ve para destekledikleri, Balkan Toplulukları ile Osmanlı Devleti arasında başlar…

Resim:

(*) Karlofça Antlaşması: Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak kaybettiği ilk anlaşmadır.

(1) Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın, “Şark Mes’elesi  Edouard dé Driault, Bidâyet-i Zuhurundan Zamanımıza Kadar” kitabına yazdığı, “önsöz” den.

368 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*