Dini ve “Kabalist” siyasal görüşleri ile “Atatürk’ün hocası” Sabataist Şemsi Efendi (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Gençliği kazanırsanız istikbali de kazanırsınız. Gerisi boştur.

Gençliği kazanırsanız istikbali de kazanırsınız. Gerisi boştur.

 

ATATÜRK’ün öğretmeni Şemsi Efendi, 1852 doğumlu bir Sabataist idi. Sabataistler’in bir zahirî Müslüman, bir de asıl kimliklerini teşkil eden Yahudilik ismi bulunuyordu.  Sabateistler neden iki isim kullanmaktadır?

Araştırmacı Ilgaz Zorlu Bey, Toplumsal Tarih dergisinin sayısında (1 Ocak 1994) yer alan “Atatürk’ün İlk Öğretmeni Şemsî Efendi Hakkında Bilinmeyen Birkaç Nokta”  ilk yazısında bu zatın o zamanın büyük bir Sabataycı kabalisti olduğunu beyan etmektedir.

Şemsi Efendi, Osmanlılara ve Müslümanlara kendini Müslüman biri olarak tanıtırken, el altından gizlice Sabatay dininin yayılması, Sabataycıların bilgilenmesi, güçlenmesi, üstün hale gelmesi için çalışıyordu. Kurduğu okulun “Akaid-i diniye” hocalığını üzerine almıştı. Bu derslerde Dönme öğrencilerine zahiren nasıl Müslüman görüneceklerini, bâtınen de Yahudiliğin Sabatay Sevi mezhebine nasıl bağlı kalacaklarını öğretmiş olsa gerektir. (1)

Meşhur Sabataycı gazeteci Ahmed Emin Yalman 1922’de Vatan gazetesinde yazdığı “Tarihin Esrarengiz bir Sahifesi’ adlı yazı serisinde Sabataistlerin Karakaşlar grubunda meydana gelen ilerlemenin Şemsi Efendi’nin açtığı Feyziye Mektebi sayesinde olduğunu iddia ederek

iki asırlık fakr ü cehaleti beş on senelik bir intibah silip süpürdü. Bir zamanlar memleketin en mükemmel terbiye müessesesi olan Fevz-i Sıbyan ve Feyziye’nin bu intibahın husulüne pek büyük bir tesiri olmuştur” cümlelerini yazmıştır.

Atatürk’ün ilk hocası Şemsi Efendi bütün gayretiyle Sabatay Sevi’nin dinine bağlı olan Selanik Dönmelerinin ilerlemesi ve güçlenmesi için çalışmıştır. Balkan harbinden sonra Türkiye’ye gelen bu zat, 1917’de ölmüş ve dönmelerin Üsküdar Bülbülderesi’ndeki özel kabristanlarına gömülmüştür. (2)

**

Kendi anlatımları ile, (*) FEYZİYE MEKTEPLERİ

“Ondokuzuncu yüzyılın başlarında Balkanları Akdeniz’e bağlayan çok önemli bir ticaret merkezi olmasının dışında Selanik, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzü Batı’ya dönük, en aydın şehri olarak dikkat çekmekteydi. Neredeyse tüm ilerici fikirlerin filizlenip geliştiği bu liman şehrinde yaşayan Türkler de son derece kozmopolit bir nüfusa sahip bu yerde varlıklarından söz ettirebilmenin tek yolunun eğitimden geçtiğini biliyorlardı. Bu konudaki ilk adım 1872’de sonraları Atatürk’ün de ilköğretmenliğini yapacak olan Şemsi Efendi tarafından atıldı. Şemsi Efendi’nin kendi okulunda uygulamaya koyduğu “Usul-u Cedid” metodu (Yeni Usul), ders programları, ödüller ve cezalar açısından eğitimde bir devrim niteliği taşıyordu. Kısa zamanda bu okula karşı gösterilen büyük ilgi varlıklı Türk ailelerini harekete geçirdi. 1883’de Mısırlızade’lerden Mümeyyiz Tevfik Efendi önderliğinde bir heyet yeni bir okul açmak üzere çalışmalara başladı ve bu heyet 14 Aralık 1885’te Selanik’in Katip Muslihiddin Mahallesinde Feyz-i Sıbyan adı ile mütevazı bir ilkokul açmayı başardı.

Feyz-i Sıbyan’dan Işık’a Feyziye Mektepleri

Feyz-i Sıbyan kısa zamanda Selanikliler’in sevgilisi oldu. Hızla gelişiyordu. Kısa zamanda ortaokul ve lise sınıfları açıldı. 1900’e gelindiğinde artık yuvadan liseye, modern binalarda eğitim veren tam teşekküllü bu okulun adı “Feyziye” olarak değiştirilmişti. Bu arada Şemsi Efendi de kendi okulunu kapatıp Feyziye ile birleşmişti. Feyziye mezunları bir süre sonra çok önemli görevlere gelmeye başladılar, ülke yönetiminde söz sahibi oldular. Bunlar arasında bakanlar, valiler, mühendisler, doktorlar ve son derece önemli ticaret adamları bulunuyordu.

Feyziye’nin bu parlak günleri Balkan Savaşı’na kadar sürdü. Savaş sonrasında yaşanan Yunan işgali sırasında birçok Feyziye yöneticisi İstanbul’a göç etti. Bu durumda Selanik’teki okul bir süre İstanbul’dan yönetilmek zorunda kaldı…

…1923’te buhranlı günler geride kalmıştı. Selanik Feyziye’sinin tüm öğrencileri Anavatana gelmiş, Selanik’teki okul kapanmıştı. Bir süre sonra Beyazıt’taki okul binası yetersiz kalmaya başladı. Bunun üzerine Teşvikiye’deki Naciye Sultan Konağı kiralanarak buraya yerleşildi. Kısa bir süre sonra da bu bina ve arazisi satın alındı. 17.12.1934’te Okulun ellinci yılı kutlamaları sırasında Yönetim Kurulu okulun adını Işık Lisesi olarak değiştirdi ve karar Atatürk tarafından onaylandı..”

**

Ilgaz Zorlu anlatımı ile Fevziye Mektebi

“..Fevziye Mektebi, onun gibi daha sonraları İstanbul’da da faaliyet gösterecek olan “Mekteb-i Terakki “ye göre daha radikal ve cemaatçi bir yapıya sahiptir. (3)

Şemsi Efendi’nin burada “Akaid-i Diniye” olan Öğretmeni olarak görev yapması da, onun Sabetaycı dinî kuralları gençlere aktarma amacından kaynaklanmaktaydı. Mek- tebi Fevziye’nin de kuruluşu ve ilerki faaliyetlerinde Karakaşlar grubunun maddi desteği olmuştur. Okul bu grubun resmî okulu görünümündeydi. Ahmet Emin Yalman, 1922’de Vatan gazetesinde yazdığı “Tarihin Esrarengiz Bir Sahifesi” adlı yazı dizisinde, Karakaşlar grubunda meydana gelen ilerlemenin Fevziye Mektebi sayesinde olduğunu iddia ederek, “… iki asırlık fakrü cehaleti beş on senelik bir intibah silip süpürdü. Bir zamanlar memleketin en mükemmel terbiye müessesesi olan Fevzi Sıbyan ve Fevziye’nin, bu intibahın husulüne pek bir tesiri olmuştur” ifadesini kullanmışür. (4)

Şemsi Efendi sağlığında  Karakaş ve Kapancı grupları birleştirmeyi amaçlıyordu. Ancak onun her iki cemaati birleştirmeye yönelik çabalan tepkiyle karşılandı.(5)

Kendisini cemaatten dışladılar, 1912’de Türkiye’ye gelen Şemsi Efendi ilk öğretim müfettişliğine tayin edildi, ancak sıkıntılı ve parasız bir hayat yaşadı, 1917’de öldüğünde Üsküdar’daki Selanikliler Mezarlığı’nda Karakaşlar’a ait bölüme gömüldü.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk öğretmeni olan ve onun Nutuk’unda adı geçen Şemsi Efendi, devrinin yalnız büyük bir eğitimcisi değil, aynı zamanda siyasî yönleri de olan bir kabalistiydi. Hayatinin büyük bir bölümünü Zohar’ı tetkik ederek geçiren bu kişi, Karakaş ve Kapancı gruplarını birleştirerek Sabetaycı cemaatin yaşamasını amaçlıyordu. Ancak bu idealinde başardı olamadan öldü. Acı olan, yaşamının son yıllarını sefalet ve zorluklarla geçiren bu insanla ilgili yeterli bilimsel çalışmanın yapılmamış olması ve Türk eğitim hayatına olan katkılarının unutulmasıdır. (6)

**

Bir Başka pencereden, “Selanikliler okulu”

“..Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sırasında belirleyici hareketlerin yoğunlaştığı yerleri önem sırasına göre sıralarsak İstanbul’dan sonraki sıraya Selanik’i koymak doğrusu çok şık duruyor.

Resmi tarih görmezlikten gelse de Osmanlı’nın Batı’ya yönelişine en çabuk adapte olmuş ve hatta bu yönelişin mimarlığını yapmış bir şehir Selanik.

Fransız Devrimi’nin ilkeleri de ilk burada yeşerir. 1492 yılında İspanya’dan Osmanlı topraklarına kabul edilen Yahudilerin yerleşim yeri olan Selanik birçok millete ait olan kozmopolit yapısı, hareketli kültür ve politika yaşamıyla ve en önemlisi zengin ekonomisi ile Batı tipi eğitim tarzının da ilk temsilcisi olmuş.

Mustafa Kemal Atatürk’ün de babası tarafından ‘modern eğitim veriyor’ diye gönderildiği ve Muallim Şemsi Efendi’nin baniliğini yaptığı okulu Mektebi Şemsi İptidai de Selanik’tedir.

Bu okul Selanikli ailelerin İstanbul’a göçmesinden sonra Atatürk’ün izni ile yeniden kurdurulur.

Fakat bir farkla okul ikiye bölünecek ve birisi Fevziye Mektepleri (Işık Lisesi) diğeri de Şişli Terakki Lisesi adını alacaktır. Daha sonra aralarında Fenerbahçe?Galatasaray rekabetini aratmayan bir mücadele olan bu iki okulun hikayesini özetlersek “Mekteb?i Şemsi İptidai” şeklinde Atatürk’ün de anılarında bahsettiği okul şimdiki Şişli Terakki Lisesi’nin nüvesini teşkil eden bu okuldur.

Bugünküanlamda büyük ve tam bir kuruluşhaline 1879 senesinde geldi ve o dönemde aldığı tam isim “Yadigar?ıTerakki Mektebi”. Bundan sonra kurucular arasında oluşan ihtilaf dolayısıyla bazıkopmalar yaşanır ve Şemsi Efendi arkadaşıDervişEfendi ile kurumda kalır.

Ayrılan kurucular ise İstanbul’a gelerek “Şems’ül Maarif” adında yeni bir okul kurarlar. Şemsi Efendi bir müddet idaresinde yalnız kaldığı okulun idaresini devama çalışır; daha sonra da İstanbul’a gelerek buradaki heyetle anlaşıp 1885 senesinde Türkiye’nin ikinci özel okulu olan “Feyziye” mektebini kurar.

Kolayca anlaşılacağı üzere 1870’te kurulan Şemsi Efendi Mektebi ve kurucusu Şemsi Efendi vasıtasıyla 1879 senesinde Yadigar?ıTerakki ve 1885 senesinde de Feyziye mektepleri kurulur.

Şemsi Efendi kimdi?

Bu arada Işık Lisesi’ni tanıtırken Şemsi Efendi hakkında verdiğimiz bir bilgiyi tekrarlamakta fayda var: Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Osmanlı Modernleşmesi ve Sabetaycılık” isimli kitabında Şemsi Efendi’nin Sebatay Sevi’nin soyundan geldiğini belirtir.

Hatta bir Yahudi ismi olan asıl ismini de zikreder. Ortaylı’ya göre, Şemsi Efendi modern fikirleri ve iki Sabetaycı muhalif grubu birleştirme gayreti yüzünden cemaat tarafından aforoz edilmiş, sonra İstanbul’a göçmüş (1912) ve 1917’de orada ölüp Üsküdar’da defnedilmiştir.

Şişli Terakki Lisesi’nin sosyolojik anlamda hangi zemine oturduğunu bir çırpıda söylemek mümkün değil. Okul Türkiye’deki ilk yıllarında Selanik’ten göç eden gayr?i müslim ve Türklerin eğitim ihtiyacınıkarşılamak için kuruluyor.

Ama zaman içerisinde yavaşyavaşAnadolu’nun dört bir tarafından öğrenci alan bir okul haline geliyor. Ümit Meriç kendi zamanlarında (1950’li yılların başı) 25 kişilik sınıfta 6 Yahudi çocuğu bulunduğunu söylerken 1996 yılı mezunu Volkan Sezgin sınıflarında sadece bir Yahudi olduğunu diğerlerinin değişik şehirlerden gelen Türklerden oluştuğunu ifade ediyor.

Mezunlar Listesi’ni 1930’lu yıllara götürdüğümüzde ise Selanik ve Manastır ağırlıklı bir öğrenci profili göze çarpıyor. Ümit Meriç ilkokulunu okuduğu Şişli Terakki Lisesi’ni anlatırken, 1950 sonrası Demokrat Parti’nin atılımları sonucu Anadolu burjuvazisinin ortaya çıktığını, dolayısıyla Şebinkarahisar’dan Çukurova’ya kadar bir çok bölgenin çocuğunun bu okula paralı olarak kaydını yaptırdığını söylüyor.

Pamuk ve zeytin tüccarlarının çocukları iyi eğitim almak için İstanbul’a, İstanbul’da da Şişli Terakki’ye gelirler. Anadolulu bir tüccarın çocuğu olan Ömer Madra bu gelişe en iyi örneklerden biri…” (5)

 

Devam edecek…

 

Resim; http://www.fmv.edu.tr/hakkimizda/feyziye-mektepleri-vakfi

Kaynaklar;

(*) http://www.fmv.edu.tr/hakkimizda/feyziye-mektepleri-vakfi

(1) “Yahudi Türkler ve Sabetaycılar”, M. Şevket Eygi, Sahife:97

(2) A.g.e;

(3) Fevziye Mektepleri’nin kuruluş amacı “Karakaşlar” grubunun cemaatci yapısını devam ettirme amacına dayanmaktaydı. Bu Kapancılar’la aralarındaki en önemli farklardan biridir.

(4) Düzdağ, Tarihimizde Gizli Çehreler adlı kitaptan. (Ilgaz Zorlu aktarımı)

(5) Bunun en büyük nedeni, bu grubun genç üyelerinin Türkler’le kaynaşma arzularıdır. Onlar Karakaşlar’ı cahil ve mutaassıp görmekteydiler, üstelik Sabetay Sevi’ye de inanmıyorlardı. (Ilgaz Zorlu aktarımı)

(6) Ilgaz Zorlu, Sahife; 21

(7) 25 Ağustos 2001 / HARUN ODABAŞI

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-7736-34-selaniklilerin-diger-okulu.html

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*