Demokrasisiz Cumhuriyet; “Bırakınız yapsınlar!” Bırakalım da biz pişirelim onlar mı yesinler (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Bir pazarlık gücü olamadan oturulacak masada yapılacak bir paylaşım veya Antlaşmanın peşinen kaybedeb tarafı olduğunuzu bilmelisiniz.

Bir pazarlık gücünüz olmadan oturulacak masada yapılacak bir paylaşım veya antlaşmanın peşinen kaybeden tarafı olacağınızı bilmelisiniz.

 

“Büyük Yalan Tekniği” ustası Gobels, (*) Hitlerin en yakını ve sadık arkadaşıdır. İnsanlar, hep aynı şeyi duya duya, sonunda onun doğru olduğunu tartışmasız kabul etme eğilimine girerler.”  Anlayışı üzerine kurduğu propaganda çalışmalarının insanlığa nasıl bir yıkım, acı getirdiği çok iyi bilinmektedir.

İlk yazıda Dünya, Amerika ve Türkiye’de elde edilen gelirlerin nasıl ve hangi ölçüde elde edildiği ve dağıtıldığı özet olarak açıklanmıştı.

Bir devletin yönetim şekli ele alındığında, o ülkede yapılan üretimin hangi teknik ve anlayışlarla elde edildiğinden çok; elde edilen gelirin, ülke halkı arasında hangi (adalet) ölçüleri içerisinde paylaşıldığı, paylaştırıldığıdır.

Örneğin mevcut bir sistem;

-En zengin ilk yüzde yirmilik kesim ile,

-En Yoksul ilk yüzde yirmilik kesimin, gelir paylaşımında, aralarında olan farkı giderek (zengine lehine) artırmakta mıdır? Yoksa, aradaki mevcut fark, Yoksulun lehine değişmekte midir?

Açık ifadesi ile, Zengin fakirleşirken, Fakir zenginleşmekte midir?

Dün verilen örnekleri hatırlarsak;

– Türkiye’de nüfusun en yoksul yüzde 10’u gelirden sadece yüzde 2.3 oranında pay alırken; En zengin yüzde 10’luk kesimin aldığı pay, yüzde 30.7’ye çıkıyor.

ABD’de, nüfusun en yoksul yüzde 10’u gelirden yüzde 1.9; En zengin yüzde 10’u ise yüzde 29.9 oranında pay alıyor.

Dikkatinizi çekmiş olmalıdır?

Türkiye ve Amerika’daki en yoksul ve zengin (ilk yüzde 10’luk) kesimlerin payları nerede ise birbirinin tekrarı; Yoksula paylaşımdam 2 birim düşerken; Zengin 30 Birim pay almaktadır.

Türkiye ve Amerika’nın düzeni, sanki tek yumurta ikizi!

İlginç değil mi?

İktisat ilmi ile ilgilenenler, Adam Smith ve 1776’da basılan ünlü, “Milletlerin Zenginliği” isimli eserini bilirler.

Smith soruyor;

-“Niye bazı milletler zengin de bazıları değil, Daha fazla zengin olmak için ne yapmak lazım? Acaba milletlerin zenginliği nereden geliyor?”

Ve araştırmalarının sonucunda kendince bir cevap veriyor;

-“Refahın sebebi işbölümüdür. Milletlerin refahı işbölümünden geçer. Ve piyasa özgür olmalıdır.”

Smith ve “Milletlerin Zenginliği”ni anlatırken, Fizyokratlar’ı anlatmasak bu açıklama eksik kalacaktır

FİZYOKRASİ (Yunanca aslından kaynaklanan anlamı “Doğa Yasası”dır.)

“Fizyokratlar bir ilahi iradenin evrensel ve aslında mükemmel olan bir “doğal düzen” ortaya koyduğu düşünceyi benimsemişlerdir

Fizyokratların iktisadi doktrinler tarihinde ilk liberaller oldukları ileri sürülebilir. Ancak benimsedikleri liberalizm serbest piyasa mekanizmasından çok doğal düzen anlayışına dayanmaktadır.

Ünlü sloganlarıBırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler (Laissez Faire, Laissez Passer) bu temel düşüncenin veciz bir ifadesi olmuştur.

(Fransa’da) Tarımsal alanda devlet müdahaleleri o derece yoğundu ki serbestiyi savunan fizyokrat düşünce kendisine kolayca taban bulabildi. Hatta bazı düşünürler fizyokrasinin Fransız devriminin hazırlayıcısı olduğunu savunurlar. (1)

Özetlenirse;

-Smith’e göre, Milletlerin refahı için gerekli olan;, a) İşbölümü b) Özgür Piyasa

Bizde, “Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler!” Öğüdünü dinledik ve girişimcileri özgür bıraktık!

Bıraktık ancak, elde edilen zenginliğin paylaşım sonucuna baktık ki;

-Yoksul’a, “2 Birim”; Zengine, “30 Birim” refah-zenginlik düşmüş.

İnsanlığın gelişmesi; İşbölümü ve Özgür Üretim’le yüksek üretim miktarlarına ulaşmakla mümkün olacağı iddiası doğru olabilir, ancak;

İnsanların bir arada ve barış içerisinde yaşaması için ortak çabalarla elde edilen bu zenginliğin, Adaletli bir şekilde paylaşılması gerekmektedir.

Peki,  paylaşıma engel olan, kimler veya nelerdir?

“Hürriyet, Adalet, Kardeşlik diyerek çıktığımız yolda, (Laik-Cumhuriyet yönetimleri‘nde) neden herkes birbirine yakın refah-zenginlik değerlerine sahip olamıyor?

Evet, neden?

Aç adam özgür müdür?

-Aç adamın (bir hak paylaşımında karşısındakini zorlayacak) bir pazarlık gücü var mıdır?

-Ki, paylaşım masasında Pazarlık Gücü oranında bir değer alabilsin?

-Peki, Yoksulun elini güçlendirecekler nelerdir?

-Ülkede, Hukukun üstün olması mı?

-Devletin , “Sosyal Devlet” Olması mı?

-Halkın, eğitiminin-öğretiminin nitelikli olması mı?

-Ülkede, Bağımsız Medya, Bağımsız Yargı olması mı?

-Sistemin işleyişini etkileyecek Büyük Servetlerin birikmesinin önlenmesi mi?

 

Devam edecek?

Bal tutanlar parmağını, tutamayanlar avucunu mu yalamaktadır?

 

 

Resim; web ortamından alınmıştır.

Kaynaklar;

(*) Açıklamalar için ilk bölüme bakınız.

(1)Kamil Güngör, Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*