Dede Sultan Vahdettin kaçtı mı? Hayır yavrum! İşte çıplak gerçek

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

VI. Mehmed İstanbul’dan ayrılmadan önce, devletin bekâsı için Şeyhülislam Nuri Efendi’nin öncülüğünde son sadrazam Ahmed Tevfik Paşa ile dua ederken, 17 Kasım 1922 *

 

Bu güne kadar dikkatlerden kaçan bir husus açıklanmaktadır.  Osmanlı Saltanatı, TBMM tarafından, 1 Kasım 1922’de kaldırılmıştır. (Sabık) Sultan Vahdettin’in Ülkeden ayrılış tarihi ise 17 Kasım 1922’dir. Diğer ifadesiyle, (önceki) Sultan’ın ayrılmadan önce ne bir hükümdarlık görevi vardır, ne de saltanatı.

İşte sultan Vahdettin’in ülkeden ayrılışının öyküsü;

-“Kurtuluş Savaşı 9 Eylül 1922’de İzmir’in Kurtuluşu ve 13 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi ile sona erer. Bu sırada İstanbul henüz İtilaf Devletlerinin askeri işgali altındadır.

-6 Ekim’de TBMM ordusunu temsilen Refet Paşa (Bele) komutasındaki bir askeri birlik İstanbul’a girer. Bu günlerde basın organları da, Vahideddin aleyhinde geniş çaplı ve kamuoyunda etki yapan yayınlarda bulunmakta, halk arasında bazı gruplar hakaret ve tehdit içeren gösteriler yapmaktadırlar. Bu olaylar Vahideddin’in korkuya kapılmasına sebep olur…

-1 Kasım 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, çıkardığı iki maddelik bir kanunla saltanatı lağveder (kaldırır) 4 Kasım’da son sadrazam Ahmed Tevfik Paşa istifa eder. 5 Kasım’da Refet Paşa, Babıali’deki bakanlıklara gönderdiği bir genelgeyle işlerine son verildiğini tebliğ edilir.

-17 Kasım sabahı Vahidettin, küçük oğlu Ertuğrul Efendi ve hareminin mensuplarıyla birlikte Dolmabahçe Sarayından bir kayığa binerek Boğaziçi’nde demirlemiş olan İngiliz zırhlısı Malaya’ya iltica eder… İngilizler Vahidettin’in İngiltere’ye gelmesini kabul etmediği için devrik padişah bir süre Malta’da kalır…

– (Sultan Vahdettin) Bu dönemde başlangıç bölümünü kendi el yazısıyla yazdığı, kalan bölümlerini yakınlarına dikte ettirdiği anılarını kayda geçirmiş, ilginç bilgiler vermiştir… (anılarında) Kaçmadığını, hayatını emniyette görmediğinden vekili olduğu şanı yüce peygamberin yaptığını yaparak ” Hicret ” ettiğini belirtmiştir. Ve 16 Mayıs 1926’da San Remo’da 65 yaşında hayatını kaybeder.

-Alacaklıları olan yaşadığı semtin manavı ve kasabı cenazesine haciz koydurmuşlardır. Kızı Sabiha Sultan mücevherlerini satarak borçlarını öder ve cenazesi üzerindeki haciz kaldırılarak, damadı Ömer Faruk Efendi’nin nezaretinde Beyrut’a getirilir, oradan Şam’a nakledilir.

-Sultan Vahdettin hakkındaki bir diğer tartışmada şudur. Bazı tarihçi ve araştırmacılar Atatürk”ün Vahdettin için, “Namuslu adamdı, isteseydi giderken Topkapı Sarayı’nı götürürdü” diye bir açıklama yaptığını iddia etmektedirler. Karşıt görüşlüler buna karşı çıkmaktadırlar.

* * *

-“Vahdettin kalsaydı Ankara’nın niyeti onu idam etmekti…”

-Tarihçi Yazar Mustafa Armağan, Vahdettin’in yurtdışına kaçmadığını, kaçırıldığını söyledi. “Çünkü tehditler, sarayın çevresinde tabanca atmalar vs. ile zaten İstanbul’da yaşaması imkânsız hale getirilmişti. Nitekim “HMS Malaya” savaş gemisiyle Malta’ya gittikten sonra Yıldız Sarayı’na giden Refet Paşa’nın, ağlamakta olan Vahdettin’in yaverlerinden Sadrazam Tevfik Paşa’nın oğlu Ali Nuri Bey’e,

-“Ağlama Ali Bey, gittiği iyi oldu, ya kalsa idi biz onu ne yapardık? Vahdettin kalsaydı, Ankara’nın niyeti onu idam etmekti…” dedi.

-Vahdettin’in kaçması için bir sebep yoktur…

-Vahdettin’in kaçması için bir sebep olmadığını, ancak kalmasının işleri zorlaştıracağını, ayak bağı olacağını, bu yüzden de gitmesi istendiğini, Padişah İstanbul’da tahtında oturuyorken Osmanlı’nın bedeni üzerinde gerçekleşecek “Lozan ameliyatının zira kolay olmayacağını belirtti… “ (1)

*Resim;gizlenentarihimiz.blogspot.com; alt yazı; Vikipedi

(1) Tarihçi Yazar Mustafa Armağan, zaman.com.tr

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*