Cumhuriyetin Kalkındırdığı Bir Ülke Var mı? (8)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

“Cumhuriyetin atası” olarak da kabul edilen 1789 Fransız İhtilali, bizdeki cumhuriyetin de atasıdır. Bu ihtilal, bir devrim / ihtilal midir; yoksa birilerinin örtülü operasyonu mudur?

Bir olayda ulaşılan sonuç, o sorunun en doğru ve kısa yoldan cevabıdır. Bununla birlikte, bir hareketin uzun vadeye yayılan (sosyal – kültürel ve ekonomik) yansımaları elbette dikkate alınmalıdır.

Fransızlar, çok beğendikleri – hatta örnek aldıklarını ileri sürdükleri “Amerikalıların Bağımsızlık Savaşı”nda onlara yaptıkları yardımın nedeni : Avrupa’nın güçlü devletleri arasında, 1756-1763 yılları arası yaşanmış bir dizi (“Yedi Yıl Savaşı” olarak tanımlanan) askeri çatışmalarda, İngilizlere yenilmelerinin acısını çıkartmaktır. Bu savaşlar, Fransa ve İngiltere arasındaki sömürge yarışı nedeniyle çıkmıştır. “Yedi Yıl Savaşı” aynı zamanda, küresel çapta Avrupalıların aralarında gerçekleştirdikleri ilk sömürge savaşıdır.

Aşağıda önce Amerikan Bağımsızlık Mücadelesi, sonrasında da 1789 Fransız İhtilali ve bunların birbirlerinden farkları açıklanacaktır.

Amerikalıların Bağımsızlık Mücadelesi

18.yy ortalarında Amerika’ya yerleşen (göçmen toplulukları) kolonilerin sayısı 13’e yükseldi. Koloniler, İngiliz krallarının atadığı (veya yerli halk tarafından seçilen) valiler tarafından yönetilmektedir. Halk tarafından iki yılda bir seçilen meclis, sömürge halkının vergilerini belirlemektedir.

İngiltere-Prusya ile Fransa-Rusya arasında başlayan Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) sırasında hazinesi boşalan İngiltere, kolonilere yeni vergiler çıkartarak, çay ve damga vergisini sömürgelerde uygulamak istemiştir.

13 koloni İngiltere parlamentosunun bu kararını, parlamentoda Amerikalı temsilci olmadığını ileri sürerek (çıkartılan yeni vergileri ödemeyi) reddeder ve İngiliz mallarını denize döküp isyan başlatırlar.

İngiltere’nin olayları askeri güçle kontrol altına almak istemesine karşılı koloniler, 4 Temmuz 1776’da aralarında ikinci kez toplanarak bağımsızlıklarını ilan eder ve İngiltere’ye savaş açarlar. Ordunun başına George Washington getirilerek, 2.kongrede, “İnsan Hakları Bildirisi” kabul edilerek onaylanır.

Amerikan Bağımsızlık Bildirisi özetle :

“Bütün insanlar özgür doğarlar ve özgür yaşarlar. Devlet ancak bu özgürlükleri korumak ve bunlardan herkesi eşit derecede yararlandırmak için vardır. Bu özgürlüklere dokunan devlet, kendi varlık nedenini yitirir. Bu bildiri ile yönetim şekli olarak demokrasi belirlenmiştir.”

İngiltere, 1783 Versay Antlaşması ile kolonilerin bağımsızlıklarını tanımıştır. 1789’da Anayasanın tanınıp onaylanmasıyla da, yeni bir ulus ve Amerikan Üst Kimliği doğmuştur.

Amerikan Başkanı Monres (1817-1825) bir bildiri yayımlayarak, Amerika’nın Avrupa’nın siyasi işlerine karışmayacağını, Avrupa’nın da Amerika kıtasına müdahalelerine izin vermeyeceğini ilan etti.

ABD, ülkeyi anayasayla yöneten bir başkanın seçimle işbaşına geldiği ilk modern demokratik cumhuriyettir. Bu manada Fransız Devrimi’nin de öncüsü olmuş; eşitlik, insan hakları, adil yargılama ve kuvvetler ayrılığı gibi kavramların gündeme gelmesini sağlamıştır.

1783’den itibaren Amerika’daki yaşam, “kağıt üzerinde” ne kadar da insancıl, hatta romantiktir değil mi ?

Bakalım uygulamalar da, bu insancıl düşünceleri desteklemekte midir ?  

Yazı dizimizin üçüncü bölümünde, 1955 yılındaki Amerika / Alabama – Montgomery “Otobüs Boykotu” örneği verilmişti :

“…Günün birinde Montgomery’de bir zenci kadının başından ilginç bir olay geçti. Olayın kahramanı Rosa Park, o gün işini bitirmiş ve yorgun argın yuvasına dönerken, şehir otobüsünde beyazlara mahsus yerlerden birine geçip oturmuştu. Beyaz yolcuların ve otobüs biletçisinin kendisine kaba ve küfürle karışık bir edayla ‘kalk’ demelerine rağmen Park diretmiş ve oturduğu yerden kalkmamıştır. Derhal şehir polisi işe karışmış, Rosa Park zorla otobüsten indirilerek tutuklanmıştır…”

Amerikalıların söyledikleri ve kağıt üzerinde kalan romantik söylemlere devam edelim :

“…Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni yazan beşli komite ve kabul eden delegeler, sadece bir ülkenin bağımsızlığını ilan etmemiş, aynı zamanda bütün insanların özgür ve eşit olduğunu, insanların doğuştan gelen ve kaybetme ihtimali olmayan, ‘hükümetler veya devletler tarafından bağışlanmamış ve onların keyfine tabii olmayan’ haklara sahip olduğunu ilan etmiştir. O dönemde Amerika’da kadın-erkek eşitsizliği, siyah-beyaz ayrımcılığı vardı ve Amerikan Bağımsızlığı yayınlandıktan uzun süre sonra bile bunlar çözüme kavuşturulamadı. Fakat Jefferson’ın yazdığı gibi :

bir toplumun yaşayışında, bir idealin tamamen gerçekleştirilememiş olması, bu ideali değerden düşürmez.”

Jefferson’dan anladığımız şey : Aç bir insan için, içinde güzel yemekler sergilenen bir lokanta vitrini yeterlidir. Açlığının giderilmesi o kadar önemli değildir.

Atalarımız ne güzel söylemişler : “Tok ne bilir açın halinden!”.Nasıl olsa zenciler gibi otobüste hakarete uğrayan, horlanan kendileri değildir.

“…Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, özellikle Fransız aydınları üzerinde bir etki yapmıştır. Amerikan halkına yardım için giden Fransızlar, buradaki tecrübeleriyle birlikte Fransa’ya geri dönmüş ve Fransız İhtilali’nde önemli görevler almışlardır. Bu bağlamda Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, insan haklarının dünyada yayılması için ilk adım sayılabilir…”

Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Trump, Türkiye’nin bağımsız ekonomik ve siyasi bir politika izlemesi karşısında ne demişti ?

“Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Trump, Türkiye’nin ‘sınırı aşan’ bir hamlede bulunması durumunda ülke ekonomisini tamamen mahvedeceği tehdidinde bulundu. Başkan Trump, daha sonra yaptığı başka bir açıklamada ise ‘Türkiye’ye, ABD’nin Suriye’de insancıl olmayan bir uygulama görmesi durumunda ekonomilerinin büyük zarar göreceğini söyledim’ dedi.” (1)

ABD başkanı ne demektedir?

“Türkiye, Suriye’de insancıl olmayan bir uygulama yaparsa…”

Edep Ya Hu !

Şu anda Batılıların (ABD-Avrupa’nın) sömürge kapma savaşı için ülkelerindeki çatışmalardan kaçan yaklaşık dört milyon Suriyeli komşumuz ülkemizdedir ve ihtiyaçları tarafımızca karşılanmaktadır.

“YPG / PKK’nın silah depolarında ABD’nin havan topları bulundu

Barış Pınarı Harekatı’nda teröristlerden kurtarılan Rasulayn ilçesinde ortaya çıkartılan YPG / PKK’ya ait büyük silah deposunda ABD’nin havan topları da bulundu… Güvenlik çalışmalarında SMO unsurları, teröristlere ait büyük bir silah deposunu daha ortaya çıkardı. AA’nın görüntülediği depoda, üzerinde İngilizce yazılarla teknik bilgilerin bulunduğu çok sayıda sandık yer alıyor.

ABD malı olduğu tespit edilen 60 kadar mühimmat sandığının her birinde, ikişer adet havan topu mermisi bulunuyor.

ABD mühimmatları daha önce de bulunmuştu.

AA, 19 Ekim’de yayınlanan haberinde, Rasulayn’ın güneyinde M4 karayolu üzerinde yapılan arama tarama faaliyetleri sırasında YPG / PKK’lılara ait büyük bir silah deposunda Amerikan yapımı uçak savar mühimmatı bulunduğunu duyurmuştu. Sandıkların üzerinde ABD devletinin lojistik işlerini gören Genel Hizmetler İdaresine ait ‘GSA’ logolu yazılar görülmüştü. GSA, ABD Savunma Bakanlığı ve federal kurumların birçok askeri ihtiyacını karşılıyor. Ülke içinde ve dışında özellikle savaş bölgelerinde ABD’li kurumların ihtiyaçlarını temin ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’yi YPG / PKK‘ya on binlerce tır dolusu silah ve mühimmat göndererek, müttefiklik ilişkilerine zarar verdiği konusunda uyarmıştı.” (2)

* * *

Amerikan Başkanı Monres (1817-1825), (yukarıda alıntılamış olduğumuz) bildirisinde ne demişti ?

“Amerika, Avrupa’nın siyasi işlerine karışmayacak, Avrupa’nın da Amerika kıtasına müdahalelerine izin vermeyecek.”

Ancak siyasette, siyasetçinin / devlet adamlarının verdikleri sözler değil, uygulamaları önemlidir.

Biliriz ki Batılı siyasetçiler için ekonomik çıkarların olduğu yerde, ahlâk ve ahlâk kuralları yoktur.

Devam edecek…

– 1789 Fransız Devrimi ve sonuçları

– Yönetim Şekilleri, üretmeye değil de hükmetmeye mi yaramaktadır ?

– Cumhuriyet rejimi kime hizmet etmektedir; “Halk”a mı, “Küresel Sermaye”ye mi ?

www.canmehmet.com

KAYNAKLAR :

Resim: https://www.independent.co.uk/news/uk/home-news/britains-colonial-shame-slave-owners-given-huge-payouts-after-abolition-8508358.html

(1) https://tr.euronews.com/2019/10/07/trump-turkiye-suriye-de-cizmeyi-asarsa-ekonomisini-mahvederim-suriye-operasyon

(2) http://video.haber7.com/video-galeri/148468-ypgpkknin-silah-depolarinda-abdnin-havan-toplari-bulundu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

Next Post

Cumhuriyet Kalkındırmaz, Eğer Sömürgeleriniz Yoksa (9)

Çar Ara 4 , 2019
Önceki Yazı Sonraki Yazı “Hükümet” ile “Hükümettekiler”in amaçları farklıdır. Hükümet; halkın yararına toplumun yasalarının uygulanmasını denetlerken; hükümettekilerin amacı, iktidarda kalmak ve devletin kontrol alanını ve gücünü genişletmektir. Hükümet, zenginlik-refah üretemez. Ancak hükümettekiler, toplumun ürettiği zenginliğin vatandaşlar arasındaki paylaşımına adaletli bir yön verebilirler. Toplumun %50’sinin ürettiği zenginliği, nüfusun %1’inin almasını hiçbir şekilde açıklayamazsınız. […]

Eğitim

↓