Cumhuriyet Yönetimleri Ülkelere Refah Sağlar mı? (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

İnsanlar, artan ekonomik güç, ilim ve teknikteki büyük ilerlemeye rağmen giderek mutsuzlaşıyor, strese ve depresyona giriyor. Peki neden? Bu, “Parayı takip et” formülü ile aşağıda açıklanmaktadır :

Gelişmiş (zengin) ülkelerdeki büyük harcama kalemlerine sırası ile baktığımızda :

1) Konut: %33

2) Ulaştırma: %16

3) Yiyecek: %16

4) Şahsi sigorta-emekli aylığı: %12

5) Sağlık harcamaları: %8

6) Eğlence: %5

7) Kıyafet: %3

8) Diğerleri: %7

Ancak bankacıların, sanayicilerden aldıkları faizler (ki bunlar tüketiciler / müşteriler tarafından ödenir) bu sıralamada gizlenmekte / görülmemektedir.

Bunlarla birlikte bir husus daha vardır : Konut ve ulaştırma giderleri, gerçekten bir insanın gelirinin yarısı kadar mı olmalıdır ? Yoksa bu, (soygun) sisteminin işlemesi için bu bir dayatma – aldatmaca mıdır ?

Son açıklamaya göre, yukarıda verilmiş olan harcama kalemlerinin sıralaması “Banka, İnşaat, Otomotiv” olarak değişmelidir.

Dediğimiz gibi : “Parayı Takip Et!”

* * *

Şimdi, kaldığımız yerden “Cumhuriyet – Refah” konusuna devam ediyoruz :

İngiltere’de, kralın yetkileri nedeniyle (1215’de) kral ve soylular arasında sorunlar çıkar. Yapılan savaş sonunda kralın yetkileri kısıtlanır ve taraflarca bir belge (Magna Carta) imzalanır. Kral bu belge ile, toprak sahibi soyluların onayı olmadıkça yeni vergiler salmamayı taahhüt etmektedir. İngiliz Meclisi’nin hak ve yetkileri 13.yüzyılın sonlarına gelindiğinde adamakıllı artmış ve 1295’te Kral I. Edward’ın düzenlediği toplantıda parlamentoya katılanlar arasına baronlar, şövalyeler, din adamları da (bir anlamda da burjuvazi) girmiştir.

Bugün “Demokrasinin beşiği” olarak adlandırılan İngiltere’de, dikkat edilirse “iktidar / güç kavgası” paylaşımı “Kral-halk” arasında değil, “Kral-Soylular-Askerler-Din adamları-Zenginler” arasındadır.

Peki bu tabloda “Halk” nerededir ?

Bu soruya, Mustafa Kemal Paşa döneminde yaşananlarla bir cevap verilecektir :

“Halk dışarıda kaldı…

Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın (Partisi’nin) kapatılması : Serbest Fırka’nın kurulmasının üzerinden çok geçmeden, Limancı Hamdi (Ahmet Hamdi Başar) Ankara’ya giderek Atatürk’e, gerici unsurların (bu partiye) destek olduklarını, partiye akın ettiklerini, buna hâkim olamayacağını, bu hareketin Atatürk’ün kendisine de karşı olduğunu anlatarak partinin kapatılmasını talep etti.

Ahmet Hamdi Başar’ın anılarında Atatürk :

” ‘Bu vefasızlık neyin nesi ? ‘ diye sorduğunda, Atatürk’e büyük bir nezaket içinde ‘Halk dışarıda kaldı.’ ” (1) yanıtını verir.

Çok kısa süre önce (M. Kemal Paşa’nın isteği ile) kurulan Muhalefet Partisi’nin, mevcut iktidarı değiştirecek ölçüde büyük taraftar toplaması, Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde halkın olmaması ile açıklanmakta; bunu ifade etmek için de “Halk dışarıda kaldı” denilmektedir. Peki, temsili yönetimlerde (Cumhuriyetlerde) “halkın dışarıda kalması” mümkün müdür ?

Bu konuda da, Türkiye Büyük Millet Meclisi yayınlarından kısa bir alıntı yapıyoruz :

Kaynak : YASAMA YILI AÇILIŞLARINDA CUMHURBAŞKANLARININ KONUŞMALARI -1- (isimli yayın)

(Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Yayınları. TBMM Basımevi. Aralık 2011)

Sy.150 (Celâl Bayar hakkındaki tanıtım yazısından)

… Çok partili siyasi hayata geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti’yi kurdu ve başkanlığına getirildi. Demokrat Parti genel başkanı Celal Bayar’ın 1948 yılında, dönemin “Milli Şef”i İsmet İnönü’nün demokratik seçimlere izin vermesi için “Devr-i Sabık yaratmayacağız” demesinden sonra, bazı DP’liler partilerinden istifa ederek, 19 Temmuz 1948’de Mareşal Fevzi Çakmak önderliğinde, Osman Bölükbaşı ile birlikte Millet Partisi’ni kurdular….

(Bundan sonraki alıntılar, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın 1 Kasım 1950 tarihinde, 9.Dönem – 2.Yasama Yılı’nda yapmış olduğu konuşmaya aittir)

Sy.151Şimdi memlekette umumi hukuk nizamını, demokrasinin ruhu olan hürriyet, bilhassa fert hürriyeti anlayışına göre her sahada yeniden ayarlamanın sırası gelmiştir. Anayasa hükümlerinin bu anlayış içinde kurduğu ahenge aykırı ve antidemokratik kanunlarsistemli bir tarama ile tesbit ve tadil edilmektedir. Bunlara ait tasarılar tetkikinize arzedilmek üzere hazırlanmıştır….

Sy.152 …Memleketimizde, birinci derecedeki büyük şehirler istisna edildiği takdirde, hemen her yerde hekim ihtiyacı, sıhhi (sağlık) müesseselerimizde ise yetişmiş Hemşire noksanlığı göze çarpmaktadır. Bununla beraber, kasabalarımızın mühim bir kısmında eczahane de yoktur

Sy.156 …Ulaştırma Bakanlığının bünyesinde topladığı Deniz, Demir, Hava Yollarıyla, Posta Telgraf ve Telefon İdaresinin teşkilâtı ve çalışma metotları memleketin ihtiyaçlarını kifayetle (yeterlilikle) karşılayacak durumda değildir, hepsi zararla işlemektedir…

Sy.158Bütün seçimlerde, oy vereceklerin her türlü tesirden masun (etkiden korunmuş) bulunması ve neticenin verilen oylara tamamiyle uygun olarak tecellisi (ortaya çıkması), gerçek demokrasinin temel taşıdır. Köy, belediye ve genel meclis seçimlerine ait kanunlar, bunu sağlıyacak şekilde tadil edilmiş bulunmaktadır…

Sy.159 …Bugün için, vatandaşların ve bilhassa köylü vatandaşların Hükümetten birinci derecede istedikleriresmî dairelere müracaatlarında, iyi muamele görmeleri ve işlerinin sürat ve katiyetle neticelendirilmesidir. Biliyoruz ki, zaman zaman bu yolda emir vermek âdet haline gelmiştir. Fakat, şikâyetlerin hiçbir zaman ardı arası kesilmemiştir. Umumi Devlet idaresinde, vatandaşlarla münasebetlerimizde; karşılıklı hürmet ve hakka dayanan yeni bir anlayışın, yeni bir zihniyetin hâkimiyetini istiyoruz…

İlk zamanlarda, inkılâplarımızın korunması, siyasi mahkemelerin takdirine bırakılmıştı. Bir zaruretin neticesi seklinde ifadesi mümkün olan bu fevkalâde tedbirlerin yerini, bugün kanuni müeyyidelerle, normal mahkemelerimiz almış bulunmaktadır. Eski, fevkalâde mahkemeler devrine dönmek istemeyeceğimize ve inkılâplarımızı da, her durumda korumak azminde olduğumuza göre, Türk Adalet cihazının, memleketteki rejim ve medeni hayat istikrarının, tabiî adalet kaidelerine göre, her zaman için korunacağının mümkün oldugunu göstermesi dâvamızın zaferi olacaktır…”

* * *

Celâl Bayar, hem Mustafa Kemal Paşa’ya, hem de İnönü’ye başbakanlık yapmış güvenilir bir siyasetçidir. M.Kemal Paşa kendisine o kadar itimat etmiştir ki; şahsi parasını vererek İş Bankası’nı kurdurtmuştur. Anlattıkları, Meclis Yayınları’ndan alınarak, yorumsuz olarak yukarıda aktarılmıştır.

Devam edecek

(Gelecek yazımızda) Cumhuriyetin Doğuşu : Amerikan ve Fransız Hareketleri, Söylemler ve Eylemler.

AÇIKLAMA VE KAYNAKLAR :

(*) Koloni: a) Sömürge. b) Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yer. c) Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu (Kaynak : TDK)

(1) Daha fazlası ve kaynaklar için bakınız : a) http://www.radikal.com.tr/politika/turkiyede-sol-nerede-01-705900/

b) http://www.canmehmet.com/chp-cumhuriyeti-ataturk-muhalefetin-artmasi-karsisinda-soruyor-bu-vefasizlik-neyin-nesi-cevap-halk-disarida-kaldi-2.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

Next Post

Cumhuriyet Yönetimleri Ülkelere Refah Sağlar mı? (7)

Paz Ara 1 , 2019
Önceki Yazı Sonraki Yazı “Kazanmanın ahlakı yoktur” anlayışı ile sermaye sahiplerinin kendilerine göre geliştirmiş oldukları Cumhuriyet ve Demokrasi’nin son bin yıllık olgunlaşma (!) serüveni incelendiğinde, ekonomik boyutta kazananlarının “Halk, Kadınlar, Çocuklar ve Çevre”nin olmadığı, aşağıdaki tabloda çok açık olarak görülmektedir : Dünyanın En Çok Satış Yapan Şirketleri ve Satış Gelirleri : […]

Eğitim

↓