Cumhuriyet’in Hilafetle olan ilişkisi (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Tarih tekrar etmektedir. Elbette, ibret almayanları, farkında olmayanları için

Siyasette bilinmeyenlere ulaşmak istiyorsanız; Ekonomiyi, ticareti, parayı takip ediniz. Napolyon boşuna mı söylemiş; “Para, para, para…” İşte Türkler’in; Batılılar, İslamiyet, Hilafet, Cumhuriyet ve üzerinde titredikleri! Laik anlayışla olan ilişkileri.

Konu bu yazı ile, basit ve kısa anlatımlarla sonlandırılacaktır.

Önceki bölümler özetle;

– Haçlı seferleri, (Ağırlıklı olarak) Müslüman Türklerin İpek Yolu’nu kontrol etmeleri ile başlamıştır.

-Gelişmiş Batı’nın kalkınmasının, refahının arkasında; çok çalışmalarının yanında, Latin Amerika ve Doğu’yu sömürmeleri ve uzun yıllardır yapmaları nedeniyle  ticareti çok iyi bilmeleri vardır.

-Batı Medeniyeti varlığını, Antik Yunanlı düşünürlere olduğu kadar İslam Medeniyeti’ne borçludur.

-Hristiyan Avrupa’nın doğu-Batı ticaretindeki lehlerine olan (İpek yolu ticareti) denge, Türklerin Müslüman olmaları ile,  Anadolu,  Akdeniz, Karadeniz ve (İstanbul’u) Balkanları kontrol etmeleri sonucu Osmanlı lehine gelişir.

-İtalyan ve Fransızlar, Doğu-Batı ticaretinde nerede ise kilit konumundadırlar.

-İstanbul’un fethi ile, Akdeniz’de güç olan Venedikliler ve Cenevizliler ekonomik manada bitmiştir.

-Osmanlının zayıflamasının arkasında ticaretin (Kara İpek yolu’ndan) , İtalyan ve İspanyolların destekleri ile denizden bulunan yeni yollara kaydırılması vardır. Kanuni’nin verdiği kapitülasyonlar (ticari ayrıcalıklar), kaybedilen gelirin telafisinin sonucudur.

-Uluslararası siyasette tesadüfler değil, uzun vadeli, oya gibi işlenen stratejiler vardır. Son hükümdar Sultan Vahdettin’in, İmparatorluğun paylaşılmasıyla ilgili toplantının yapıldığı San Remo’ya sürülmesi de böyledir.

-İçerisinde bulunduğumuz durumu kavramak için, son bin yıllık tarihimizin öğrenilmesi zorunludur. Üstelikte, Ekonomi, Din, Siyaset ve Sosyolojik cepheleriyle birlikte.

-İmparatorluğun parçalanarak, paylaşılması için 1920’de yapılan; “San-Remo Konferansında; Osmanlı Devletinin Asya ve Kuzey Afrika’da bulunan Arap toprakları üzerindeki bütün haklarından vazgeçmesi, Bağımsız bir Ermenistan’la özerk bir Kürdistan’ın kurulması kararlaştırıldı. Ayrıca Osmanlı Devletinin eski Suriye topraklarında iki A tipi manda teşkil edilerek Suriye ve Lübnan’ın Fransa, Filistin’in ise İngiltere’nin idaresine bırakılması Irak topraklarının da İngiltere’nin mandasına girmesi kararlaştırıldı.”

Bu ifadelerde ilk vurgu nedir?

-“Asya ve Kuzey Afrika’da bulunan Arap toprakları üzerindeki bütün haklarından vazgeçmesi,”

Israrla neleri vurgulamaktayız; “Belirleyici olanın, Ticaret ve İpek yolu olduğunu, açık ifadesi ile, Osmanlıyı var eden nedenlerin ortadan kaldırılmasını…

Ve…

Lütfen önünüze,

Akdeniz, Karadeniz, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı birlikte gösteren bir harita açınız ve anlatılanları harita üzerinden takip ediniz;

.

Doğu-Batı Ticareti,

-11’nci asra kadar İpek yolu üzerinden normal akışı ile devam etmektedir.

-Türkler, 11’nci asırda Müslüman olmalarından sonra, 1038’lerde kurdukları Büyük Selçuklu devleti ile Anadolu’ya ayak basmakla kalmaz, Akdeniz’e de inmeye başlarlar.

Devam eden süreçte,

-Tüm Akdeniz ve Karadeniz Osmanlının kontrolüne girecek, hatta Osmanlı, Avrupa’nın kalbine Viyana ve Roma’ya uzanmaya başlayacaktır.

Açık ifadesi ile (İpek yolu) Doğu-Batı ticareti;

-Osmanlının kontrolüne girmiş, Hristiyan Batının nefes boruları tıkanmıştır.

Batılılar,

-“Eğer, Türkler Müslüman olmasalardı,

-Ne Küçük Asya (Anadolu) ve İstanbul kaybedilir, ne de Osmanlılar Balkanlar’a gelebilirdi..” demektedirler.

-“Türkler, eski dinlerine (kültürlerine) dönmelidir.”

-“Türkler, Avrupadan çıkarılmalı ve Küçük Asya’da kalmalıdır.”

-“Türklerin ellerinden mıknatısları (Kuran) alınmalıdır. Araplar ve diğer İslam Ülkeleri ile araları kapanmayacak şekilde açılmalıdır…” Bunu ilgili ülkelerde açılan yabancı okullar büyük başarı ile yapmışlardır. (meraklıları bu konu ile ilgili yazımızı okuyabilirler.)

Sayın Süleyman Demirel’in, “Daha bir yüzyıl anlatmayın!” dediği hikâye de bu olsa gerek…

Konu neydi?

-Sultan Vahdettin ve sürgün edildiği, İtalyanların, Cenevizlilerin hakim olduğu San Remo…

-Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerince önce 18-28 Nisan 1920’de, San Remo’da bir  paylaşım toplantısı yapılır ve arkasından da paylaşılan İmparatorluğun son üyesi oraya 1922’de sürgün edilir ve tabutu da, 1926’da buradan kaldırılır.

Vahdettin’in San Remo’dan, bir zamanlar Doğu-Batı ticaretinin kalbi sayılabilecek Şam’a, Suriye’ye gönderilir.

-Hani şu günümüzde Fransızların bin yıldır ellerini çekmedikleri Suriye’ye…

Bilmeyenler için söylemiş olalım;

-Venedikliler ve Cenevizliler, Cumhuriyet ile mi idare edilmekteydiler, asırlar evvel?

Ve hazır harita elinizin altında iken bir hatırlatma ile sonlandıralım;

-San Remo’nun konumuna bakar mısınız?

-Sağında, solunda, arkasında kimler, hangi devletler var?

-Hayret be! Bu kadar mı ayarlama pardon tesadüf olur?

İçerik ve kurgu ne alıntıdır, ne de bir esin kaynağı vardır. Kullanacaklar için belirtmiş olalım.

Resim;www.avrupaulkeleri.com

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*