Cumhuriyet-Refah İlişkisi: Sağırlar Ve Körler İçin Hikayeler (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Ekonomik meseleler sosyal ve kültürel kaynaklıdır. Değişen sosyal yaşam, beraberinde yeni ihtiyaçlar getirir. Yeni ihtiyaçlar yeni sorunlar getirirken, sorunlara çözüm geliştirmek de size kalır. Dolayısıyla bir toplumun sosyal dokusu ile oynamadan önce, bunun uzun vadeli yansımaları çok iyi hesap edilmelidir.

1789’da Fransa’da başlayan “Devrimci İhtilal” sonucunda “Yeni Dünya Düzeni” kurulurken, sistem dünyaya “armağan” (!) olarak nurtopu misali iki Dünya Savaşı hediye etmiştir. Yaklaşık 100 milyon insanın ölüm ve sakatlanmasına sebep olan bu paylaşım savaşları, bir “Cumhuriyet – Demokrasi zaferi” midir ?

Toplumlar, “Cumhuriyet-Demokrasi getirilerek, iktidar halka teslim ediliyor !” adı altında (belki de maskesi ile) toplumun köleleştirilmesi – soyulması için (küresel) sermayeye (silah üreticilerine-bankerlere) teslim mi edildi ?

Veya :

– “Cumhuriyet – Demokrasi” ile hızla sanayileşildi (modernleşildi) de ne oldu?

– İnsanlar daha mı mutlu?

Örneğin; otomobiller insanları ne sağladı?

– Uçaklar, hızlı trenler hayatımıza kolaylıklar mı getirdi?

– Televizyonlar, bilgisayarlar, mobil telefonların yararı nedir?

– Ok ve Yay’ın yerini, yüksek teknolojik ve nükleer silahların alması savaşları mı önledi?

Neticesinde dünyada açlık-kıtlık bitti ve tüm insanlar refaha mı kavuştu?

Bakalım, kavuşmuş mu?

Dağılan Sovyetler Birliği’nin son devlet başkanı olan Gorbaçov anlatıyor :

Soğuk savaş döneminin bitmesiyle, gelişmiş ülkelerin silahlanma yarışı için harcadıkları dev paraların, kısmen de olsa, dünyadaki fakirliğin ortadan kaldırılması amacıyla kullanılacağını sanıyordum. Hristiyan değerler üzerine inşa edilmiş medeniyetler, dünya üzerindeki 800 milyon insanın aç, 1 milyardan fazla insanın da içecek sudan mahrum kalması, 2 milyardan fazla insanın elektrik şebekesiyle henüz tanışmamış olması ve dünya nüfusunun yarısı olan 3 milyar insanın da temel ihtiyaç maddelerinden yoksun durumda bulunmasına asla tepkisiz kalmazlar ve içlerine sindiremezlerdi…

Küreselleşme, vaktiyle kapalı ‘medeniyet alanlarına’ da nüfuz ederek, bazı toplumların gelenek ve temel taşlarını da yerinden oynatmaya, toplumları bozmaya ve hatta imhaya kadar götürebilmektedir…” (1)

Gorbaçov’a “Günaydın !” demek gerekir…

Neyi öğrenmiş ? “Toplumların gelenek ve temel taşlarını yerinden oynatılmaması”nı.

Medeniyet, Modernlik, Aydınlanma (!) nedir?

– Zenginin yoksulu soyması,

– Güçlünün zayıfı ezmesi,

– Tok olanın, açın elinden olmayan parasını da alması.

İşte Dünyanın en büyük silah satıcıları…

Elbette bu rakamlara el altından, kayıtdışı olarak satılanlar dahil değildir.

Aşağıda verilenler, resmi olarak bildirilen rakamlardır :

“2010-2014 yılı sürecinde pazar payı ağırlıklarına bakıldığında ise, ABD ve Rusya Federasyonu’nun diğer üretici ülkelerden silah ticaretinde uzak ara önde olduğu…

1) ABD’nin %31’lik payı,

2) Rusya Federasyonu’nın %27’lik payı,

3-4-5) Fransa, Almanya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin de %5’lik pazar payları ile bu iki ülkeyi takip ettikleri görülmektedir.

6) Birleşik Krallık (İngiltere’nin) %4’lük payı,

7-8-9) Ukrayna, İspanya ve İtalya’nın %3’lük payları,

10) İsrail’in ise % 2’lik pazar payı” (2)

Yukarıdaki tabloya baktığımızda, kendilerini “Çağdaş-Modern (!)” olarak tanıtan toplumların ekonomileri ne üzerine kuruludur ?

– Sömürü (petrol-ucuz hammadde),

– Terör (silah satışı, başka ülke yönetimlerin kontrolü),

– Kan ve gözyaşı (çıkartılan iç savaşlar sonucu ülkelerinden kaçmaya zorlanan insanlar).

Peki, bu (modern !) ülkelerdeki “Aydınlar, kanaat önderleri, gazeteciler, insan hakları savunucuları, çevreciler, daha bilmem neciler” nerededirler ?

Cumhuriyet, Demokrasi, Hukukun Üstünlüğü” vb. konularındaki toplantılarda konuşmacı olarak kamuoyuna öğüt vermektedirler !

Yukarıdaki örneklerde anlatılmak istenen şudur :

Batı Medeniyeti’nin (sözde cumhuriyet – demokrasilerinin) göstermelik, sahte ışıklarla parlatılmış refah vitrininin mutfağına girildiğinde, görülecek olan parçalanmış insanlar ve insan iskeletleridir.

İnsan düşünen varlıktır.

Çünkü ancak, düşünen insan farkında olabilmektedir.

Devam edecek…

Sonraki yazıda : “Demokrasinin beşiği (!)” olduğu iddia edilen İngiltere’den, “Sağır ve Körler” için bir ibret hikayesi…

 www.canmehmet.com

  • KAYNAKLAR :
  • (1) YERKÜRE MANİFESTOM. Mihail Gorbaçov.
  • (2) Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2014 yılı “Dünya Silah Ticareti” verileri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

Next Post

Cumhuriyetin Refahla İlişkisi: Sağırlar ve Körler için Hikayeler (3)

Paz Kas 17 , 2019
Önceki Yazı Sonraki Yazı İngiltere, kimilerine göre “Demokrasinin beşiği” olarak bilinir… Bakalım, gerçekte beşiği midir; yoksa insan ve haklarının bir mezarı mıdır ? Bu noktada İngiliz diplomat, şair ve yazar olan Wilfrid Scawen Blunt (1840-1922) tarafından yazılan “İslam’ın Geleceği” isimli kitaptan kısa bir alıntı aktararak konuya devam ediyoruz : … “…Hıristiyan misyonerler yavaş yavaş Afrika’ya girmeye başladılar. […]

Eğitim

↓