Çok iyi anlaşıldı; Çarpık “Gelişmiş Batı” Türkiye ve İslam ülkelerinde demokrasi istemiyor (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

İki uzman ; “Cehalet’in, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırdığını” iddia etmiştir.

 

 

Üç ağaç için 7 saat, “İç Savaş” mesajı ile dünyaya canlı yayın yapan CNN ve Batı medyası,  Darbeciler tarafından milletin kemikleri kırılır, b.. yedirilir, binlerce insan (Faili meçhul!) öldürülürken nerededir?

Herhalde  -yaptıklarını boşaltmak için- kenefte olmalıdır!

 

Batı Türkiye ve İslam ülkelerinde neden demokrasi istemez?

Bunun çok basit bir cevabı vardır; Yabancı ülkeler ve şirketler, sömürülecek hedef ülkelerle bir anlaşma yaparken, karşısında bir halk yönetimi,  bir halk meclisi mi görmek ister,  bir diktatör mü?

Elbette bir diktatör!

İşini bir kişi ile görme imkanı varken, neden halk meclisi, medya, yargı, kanaat önderleri ile uğraşasın?

Burada, hiçbir şekilde bir bahane, “Ama!” yoktur.

Ülkelerin başına ne zaman diktatörler gelmişse  halklar, yoksul kalmaları bir yana, daima ezilmişlerdir.

Yakın tarihimiz bunun acı örnekleri ile doludur;

1908-1909 ve sonra gelen yıllarda yaşananlar!

1960, 1980, 1997, 2003, 2004, 2007’de olanlar neyin göstergesidir?

Özellikle NATO’ya (Rus, ABD ve İngilizlerin tezgâhı ile) girildikten sonra, bu ülkede onların izni olmadan bir darbe yapmak, bir cunta oluşturmak mümkün müdür?

Elbette değildir.

Bunun en son örneği, Mısır ve Seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’ye yapılan darbedir.

En büyük gerekçe, “Radikal İslamcılar başa gelir!” iddiasıdır. O halde, seçilmiş başkan, başbakan, hükümetler düşürülmelidir.

Medya nasılsa ellerindedir; önce El Kaide veya Taliban benzeri (radikal görünümlü) örgütler oluşturulur ve amaçlar doğrultusunda kullanır, hedeflenen işler tamamlanınca, kulllanılan insanlar, “insanlık düşmanı!” ilan edilerek, birer propaganda aracı haline getirilir.

Ve beyin yıkama yayınları başlar;

Radikal İslamcılar geliyor,  iktidara geldiklerinde hepinizi  kıtır kıtır kesecekler!”

Bu mesaj, en küçük olaylar dahi çarpıtılarak ve sıkça tekrar edilirerek,  kontrol ettikleri medya aracılığı ile, gerek kendi,  gerekse dünya kamuoyunu’na 7 gün 24 saat servis edilir.

Yayın konusu devletler genelde; Pakistan, Afganistan, Suudi Arabistan veya İran’dır.

Sık sık yapılan ve tekrar edilen  yayınlardan örnekler;

-“80 yaşındaki (Müslüman) dede, torunu yaşındaki çocukla evlendi!”

-“Taliban, yüzleri ve kolları açık olan kadınlara kezzap attı!

-“Radikal islamcılar pala ile insanların başlarını uçurdu…” vb.

Menemen’deki Kubilay olayı da bu kapsamdadır.  Beyin yıkamak için uzun yıllar gündemde tutulmuştur, tutulmaktadır.

İnsanın olduğu her yerde, insanlara özgü olaylarda olacaktır. Bu İslam ülkeleri için de geçerlidir, Hıristiyan veya diğer inanışlar için de…

Batıdan yayılan (çocuklarla da ilgili) porno ile, Uzakdoğu’da, Asya’da teşvik edilen fuhuş sektörünü önlemek adına neden, 7/24 yayın yapılmaz veya bu yayınlar görülmez?

Bunlar birer istismar, insanlık ayıbı, dramı değil midir?

Dünya üzerinde bir milyara yakın insan aç, üç milyara yakın insan da zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır.

Neden yalnızca hammadde, petrol, elmas vb değerlere sahip İslam ülkelerindeki çarpıklıklar işlenmektedir?

Dünya üzerinde kötülükler sadece bu ülkelerde mi olmaktadır?

İnsanlığa yararlı olmak istiyenler, bu konularda  samimi iseler, tüm insanlığın sorunu ile ilgilenir, işine gelenleri, veya işine gelenlerden cımbızla seçtiklerini gündeme taşımazlar.

Daha fazla kazanmak adına çevreyi ve insanları katleden (sözde) gelişmiş batılılar, taraflı yayınlarla yukarıdaki gerçekleri kendi halklarından da gizlemektedirler.

Eğer; “Demokrasi, “halkların yönetime katılması” anlayışı, batı dünyası için iyi ise, bunlardan tüm milletler gibi İslam ülkeleri de yararlanmalıdır.

Özellikle de zengin yeraltı kaynaklarına (petrol-dogal gaz vb) sahip olan  İslam ülkeleri neden diktatörler tarafından yöneltilmekte, yönetilmesine çanak tutulmaktadır?

Batı Medeniyetinde açıkça ilan edilen iki temel anlayış vardır;

-“Herkes kendi hakkını kendi korumalıdır”

-“Kazanmak için her şey (her yol) mubahtır.

Bu doğrultuda, birileri sizi sömürmek, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istediğinde; bu haksızlığa ve sömürüye karşı dikkatli, uyanık olmak zorunda olan hedef ülkeler ve insanlarıdır.

Hiçbir batılı ülke, diğerlerinin çıkarını -samimi manada- korumamakta ve onlar için doğru olanı uygulamamaktadır.

Bizlerde açıklananlar doğrultusunda   Hayal aleminde yaşamayacak;

Ya Gelişmişler gibi çok okuyacak, ihtiyacımız olan bilgi-teknolojiyi üreterek, kendimizi kullandırmayacak, sömürtmeyeceğiz,

Ya da okumayacak, canımıza okumalarını, sömürmelerini,

“Öküzün trene bakması” misali seyretmeye devam edeceğiz.

Karar sizin;

İşte “Gezi Parkı!”

İşte, Hırsızın dönen çarkı!

Sonlandırırken bugün yayınlanan bir haberi paylaşıyoruz;

Deutsche Bank tehdit etti..

Türkiye’de 2001 ve 2008 krizinin mimarlarından Alman Deutsche Bank, “Merkez Bankası faiz yükseltmezse TL’de değer kaybı durmaz” açıklaması yaptı. Döviz rekor kırdı

Gezi Parkı olayları ve ABD Merkez Bankası Fed’in “faiz artırımı” açıklamalarıyla son bir aydır adeta diken üstünde duran Türkiye piyasalarına yönelik yabancı yatırımcılardan gelen “telkin” açıklamaları “tehdit” boyutuna ulaştı

2001 ve 2008’i tetikledi

2000 yılının sonbaharında “Türkiye’de kısa vadeli faizler yükselecek, piyasadan çıkın” raporu yayımlayarak, Demirbank’ın batmasına ve ardından Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşanmasına neden olan, 2008’de “Türkiye 120 milyar dolar bulamazsa batar” diyerek çalkantıların büyümesine neden olan Alman devi Deutsche Bank, bu kez de Merkez Bankası’nın faiz artırmaması durumunda TL’deki değer kaybının durmayacağını iddia etti…” (1)

 

Resim;http://www.tumblr.com’dan alınmıştır.

(1)Yazının tamamını aşağıdaki web adresinden okuyabilirsiniz; http://www.taraf.com.tr/haber/deutsche-bank-tehdit-etti.htm  (Taraf – 13.07.2013)

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*