CHP’liler Bunları Bilselerdi Yine Oy Verirler miydi (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Bir İslâm ülkesinde “Mason Diyanet İşleri Başkanı” olabilir mi ?

Olursa, o ülkede halka verilen din eğitimi ve o din eğitiminin halkın yaşamı üzerinde etkisi ne olur ?

İşte belgeler ve uygulamalar…

”…Îlk Diyanet İşleri Reisi olarak da, gerçekte Mason Biraderlerden olan Mehmet Rıfat Börekçi atanmıştır.

Diyanet bugünkü statüsüne 14 Haziran 1935’te çıkartılan 2800 sayılı kanunla gelmiştir. Aradaki yıllarda temelde değil, bazı kazai konularda yeni yönetmelikler çıkartılarak işlevselliği güçlendirilmiştir.” (1)

Diyanet İşleri Reisliği görevi yanında, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki Ankara İl Yönetim Kurulu başkanlığını da yürüterek, Atatürk ve İsmet İnönü’nün takdirlerini kazanmıştır. Muhtemeldir ki bu takdir nedeniyle de vefatına kadar (Canmehmet : 31 Mart 1924 – 5 Mart 1941 tarihleri arasında yaklaşık 17 yıl) bu görevde kalması uygun görülmüştür.” (2)

“T.C Dahiliye Vekâleti Matbuat U.M. Sayı : 653. Ankara, 17 Mayıs 1943.

Bu yazı, Hz. Muhammed’e dair yapılan bir yayının toplatılması üzerine, (dönemin Matbuat Umum Müdürü tarafından) yayınevinin müracaatı üzerine verilmiştir.

‘Muhterem efendim. Mektubunuzu aldım. Biz her ne şekil suretle olursa olsun memleket dahilinde dini neşriyat yapılarak dini bir atmosfer yaratılmasına ve gençlik için dini bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz. Zat-ı âlilerinin herkesçe de müsellüm (Canmehmet : “inkâr edilmez”) olan ilim ve faziletine hürmetkârız. Ancak günün bu kabil neşriyata tahammülü olmadığını siz de takdir edersiniz. Matbuat Umum Müdürü Vedat Nedim (Tör).’ ” (3)

1932’den başlayarak Türkiye’de dinî tedrisatın (öğretimin) bulunmayışı ve dini kitapların yayınlanmasına izin verilmemesi, 1947 yılına kadar sürmüş, Milli Şef ve Cumhurbaşkanı İnönü, toplumdan gelen: ‘İbadetlerimizi yaptıracak, ölülerimizi gömecek din görevlisi bulamıyoruz’sızlanmaları üzerine, 4. maddeyi tekrar yürürlüğe koyarak, İmam-Hatip Kursları, İlâhiyat Fakültesi açılması ve ilkokullara din derslerinin konulmasını ‘toplumsal bir ihtiyaç’ olarak görüp yerine getirmiştir.” (4)

26 Aralık 1949 tarihli The New York Times gazetesi, yaşananlarla ile ilgili bakınız ne demektedir?

“Türkler, İslâm’ın Öğretilmesine Şimdi İzin Veriyorlar

Ankara Üniversitesi’ndeki Karma İlâhiyat Fakültesi, Yeni Hükümetin Politikasını Belirtiyor.

(Ankara, 16 Aralık) Bu sonbaharda Ankara Üniversitesi’nde bir İlâhiyat Fakültesi’nin açılması, halkın %98’inin Müslüman olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin liderlerinin, İslam’a karşı tavırlarındaki değişimin dikkate değer bir işaretidir. Bu denemenin ileriye dönük özelliği, okulun karma (eğitim veriyor) olmasıyla gösterilmiştir.

25 yıl önce, Ortodoks (gelenekçi) Müslüman din adamları, Kemal Atatürk’ün İslâmi geleneklerin nüfuzunu çiğneyen; kadınların örtünmesinin (tercüme notu : peçe?) ve erkeklerin fes giymesinin yasaklanması, hafta tatilinin Cuma gününden Pazar gününe alınması, İslâm şeriatının Batılı kanunlarla değiştirilmesi, en sonunda da Arap âlfabesi yerine Lâtin âlfabesinin getirilmesi şeklindeki batılılaştırıcı reformlarına karşı çıkıyorlardı. Kemâlist rejim bu mücadeleyi; yeni nesillerin, yeni fikirlere tamamen sadık olarak yetiştirilebilmesi için, devlet okulları sisteminden tüm dini eğitimi kaldırarak gerçekleştirdi…

Artık Bir Tehlike Değil

Fakat Hükümet, açık olarak karar verdi ki, İslâm artık cumhuriyetçi rejim için bir tehlike oluşturmuyor…(hükümetin) İslâm’a karşı olan dostça tutumunun diğer bir işareti ise, dini eğitimin ilkokul ve lise sisteminde seçmeli ders olarak okutulmasına izin verilmesidir.” (5)

“…. Aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Millî Eğitim Bakanlığı 430 no.lu kanunla taahhüd eylediği vazifeyi yapmamış, yapamamış ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yakinen ilgilendiren dinî vazifelerde istihdam edilecek hiçbir eleman vermemiş olması ve Başkanlığın da bugüne kadar din adamları yetiştirecek mesleki bir müesseseye sahip bulunmaması yüzünden bugün memleketin birçok yerlerinde hakiki ve münevver bir din adamı bulmak şöyle dursun, camilerde mihraba geçerek halka namaz kıldıracak, minbere çıkıp hutbe okuyacak bir imam ve hatip bile bulunamamaktadır, hatta bazı köylerimizde ölenlerin techiz ve tekfini ile ebedi istirahatlarına tevdii gibi en basit dinî bir vazifeyi ifa edecek kimseler dahi bulunamamakta ve cenazelerin kaldırılmadan günlerce ortada kalmakta olduğu senelerden beri işitilmekte ve görülmektedir.

Hergün biraz daha artmakta olan bu boşluğun 5-10 yıl içinde büsbütün genişleyip derinleşeceği şüphe götürmez bir hakikattir. Bu cihet, senelerden beri icabeden yüksek makamlara arzedilegelmiştir. Bir taraftan halkın sık sık müracaatları, diğer taraftan İslami ilimlere usul ve furuu ile vakıf olmayan ve zamanın icaplarını, halkın ihtiyaçlarını idrak edemeyen kimseleri ‘din mürşidi’ sıfatıyla vaiz veya müftü tayin edip de halk arasına salıvermekteki millî ve manevi mesuliyeti düşünerek adeta hayal inkisarına uğruyor, bunalıyor, vicdan azabı duyuyoruz.” (6)

 …

Devam edecek…

www.canmehmet.com

  • Açıklamalar ve Kaynaklar :
  • Not : Alıntılardaki koyu renkli vurgulamalar tarafımızca yapılmıştır.
  • (1) DEVLET VE KİMLİK. Aytunç Altındal. Sy.94 (1.Baskı: Nisan 2010).
  • (2) İKİ DEVİRDE BİR DİN ADAMI – MEHMET RIFAT BÖREKÇİ. Abdurrahman Kaplan. Sy.150,212-226. 1.baskı, Ankara 2011. “Cumhuriyet Devrinin İlk Diyanet İşleri Başkanı ve Millî Mücadele Öncülerinden Rıfat Börekçi”, (Ölüm Yıldönümü Dolayısıyla), Diyanet İşler Başkanlığı Dergisi, 3 (2-3), (Şubat-Mart 1964), Sy.66.
  • (2 no.lu kaynağı aktaran: CUMHURİYET DÖNEMİ DİNÎ HAYAT (1938-1950). Zeynep ÖZCAN. Doktora Tezi, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, 2014.
  • (3) DİN VE LÂİKLİK. Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil.
  • (4) MUSTAFA KEMÂL PAŞA’DAN KAMAL ATATÜRK’E GİZLİ – AÇIK PLÂNLARI VE TUTAN – TUTMAYAN İNKILAPLARI. Süleyman Kocabaş. Sy.101. İstanbul, 2013.
  • (5) THE NEW YORK TIMES, 26 Aralık 1949. (gazetenin web sitesindeki arşiv yayını).
  • (6) BİR SİYASİ PROJE OLARAK TÜRKÇE İBADET. Sy.112. Cündioğlu. Ayrıca bkz: CUMHURİYET TÜRKİYESİ’NDE BİR MESELE OLARAK İSLÂM. Sy.138. Kara.
  • (6 no.lu kaynağı aktaran) : CUMHURİYET DÖNEMİ DİNÎ HAYAT (1938-1950). Zeynep ÖZCAN. Doktora Tezi, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, 2014.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

↓