CHP dosyasını açıyoruz. CHP’yi kim kurdu? “Biz Mustafa Kemal Paşa biliriz!“ (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Osmanlı ve İslam'ı (Yeni devlet, Türkiye'nin kurulması ile, Türkiye'nin şahsında ) Bitiren üç Musevi.

Osmanlı ve İslam’ı ( Yeni devlet, Türkiye’de ) Bitiren üç Musevi.

 

ilk iki yazıda anlatılanlar “Magazin” kabilindedir. Şimdi CHP’nin dosyasını açıyoruz. “CHP”,  Halk Fırkası olarak bir Cemiyet’in üzerine kurulur. “Cumhuriyet”  ismi rekabet kapsamında sonradan yapılmış bir alıntıdır. (*)

Önce, CHP’nin kaleminden, “Halk Fırkası – CHP”nin tarihi veriyoruz

“…CHP, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde 9 Eylül 1923’te önce “Halk Fırkası” adıyla kurulmuştur. 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır.

…1970’li yıllarda ideolojisini “demokratik sol” kavramıyla tanımlayan CHP, önerdiği sosyal reformlarla “düzen değişikliği”ni hedeflemiştir.

Bu süreçte CHP, “devlet partisinden” “halkın partisine”, düzen partisinden” “değişimin partisine” dönüşmüştür..”

 

Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Kuruluşu …

Mustafa Kemal Atatürk CHP’nin kurulmasına ilişkin ilk açıklamasını 6 Aralık 1922 tarihinde yapmıştır ve “Halk Fırkası” adını kullanmıştır…

Mustafa Kemal Atatürk parti kurma niyetini şu sözlerle ifade etmiştir:

…6 Aralık 1922 tarihinde basına yaptığı açıklamada yeni bir döneme girildiğini belirten Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, izleyen dönemdeki çağdaşlaşma sürecinde de milletin yardımını ve aydınların da katkısını istiyordu…

8 Nisan 1923 tarihinde ise, Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı sıfatıyla, bir bildiri yayınlamıştır.

…Bu gelişmelerden sonra“Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”, “Halk Fırkası”na dönüştürülmüş ve Mustafa Kemal Atatürk, 9 Eylül 1923’te İçişleri Bakanlığı’na başvurarak, “Halk Fırkası”nın kuruluşunu bildirmiştir.

CHP’nin partileşme sürecindeki gelişim çizgisinin de ortaya koyduğu gibi, Cumhuriyet Halk Partisi, Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen ve yürüten “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”nin devamıdır

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden (A-RMCH) Cumhuriyet Halk Fırkasına (CHF)…

Kurtuluş Savaşı yıllarında Milli Mücadeleyi yürütmek, tüm toplumsal kesimleri/ sınıfları temsil etmek ve ulusal birliği sağlamak amacıyla oluşturulan Cemiyet, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’dir. Cemiyetin kuruluşu, 4–11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi’nde gerçekleştirilmiştir.

Halk Fırkası da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin tarihsel mirasınasahip çıkarak, Kurtuluş Savaşı’yla yurdun kurtarılmasını sağlayan Cemiyetin ve O’nun TBMM’deki devamı olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun devamı olduğunu göstermiştir…”(1)

CHP’nin kendi web sitesindeki açıklamalara göre, Halk Fırkası, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun bir devamıdır. Diğer bir ifadesi ile, Grubun (Resmen) partileşmesidir.

Peki,  “Halk Fırkası”nın mirasını sahiplendiği Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyet’i nedir ve kimler tarafından ne maksatla oluşturulmuştur?

Bunun cevabı, değişik (yetkin) tarihçilerin görüşleri ile aşağıda verilmektedir.

Öncelikle Birinci Büyük Meclis’teki farklı görüşler ve gruplar tanınmalıdır.

 “…Milletvekilleri Arasındaki Gruplaşmalar ve Muhalefet Yapan Milletvekilleri

Birinci Büyük Millet Meclisindeki, milletvekilleri arasında bulunan anlayış ve fikir farklılıkları onları kendileri gibi düşünenlerle bir araya getiriyor ve ortak hareket etmeye sevk ediyordu. Zaman içerisinde bu görüş ayrılıkları iyice belirmiş ve yapılan tartışmalarda ortak mutabakat sağlanamaması üzerine, 1920 yılı ortalarına doğru mecliste vekiller arasında gruplaşmalar ve bir araya gelmeler başlamıştır.

Mecliste, yeni bir devlet kurulurken meydana gelen düşünce ve görüş ayrılıkları yanında siyasi akımlar ve faaliyetler de gruplaşmalara neden olmuştur…

Bu gruplar hakkında kısaca bilgi verelim.

 

—Tesanüd Grubu

Genellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne mensup kişiler tarafından oluşturulan bu grubun tam olarak kuruluş tarihi belli değildir. Başkanları Yusuf İzzet Paşa olan Tesanüd Grubu, adını Ulus Meydanında kiraladıkları bir kahvehaneye verdikleri addan almışlardır…

Grubun amacı adından da anlaşılacağı üzere mecliste bulunan milletvekilleri arasında dayanışmayı sağlamaktır. En çok bilinen faaliyetleri, Mecliste Mesleki Temsil esasını kabul ettirmek için yaptıkları çalışmalardır.

 

—İstiklal Grubu

Çoğunluğunu gençlerin ve devrimci askerlerin oluşturduğu bu grup, mecliste 30–40 milletvekilinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. Bu grup mecliste  ‘‘Terakkiperver–Milliyetperver’’ akımı temsil etmişlerdir. Grup kendisini ileri görüşlü, hamleci ve Mustafa Kemal hayranı olarak nitelendirmektedir. İstiklal grubunun üyelerinin kimler olduğu bilinmemekle beraber, Mustafa Kemal’in gayri resmi grubu olarak nitelendirilmektedir.

 

—Halk Zümresi

İttihatçıların çoğunluğunun üye olduğu sol eğilimli bir gruptur. Ülkenin kurtuluşunun devrimcilikle sağlanabileceğini savunan kişilerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Grup Sovyet devrimini kendine örnek almıştır.

Dönemin Milletvekili Yunus Nadi, zümrenin kuruluş nedenini ve amaçlarını şöyle belirtmiştir. Halk Zümresi memlekette halkı kayıtsız şartsız tek hâkim kılmak, asrın şartlarına ve halkın ihtiyacına göre gerekenleri temin etmek, bunu yaparken de İslamiyet’in esaslarına uyarak, asr-ı saadetteki huzur zamanlarına ulaşmak gibi gayeler gütmektir…

 

—Islahat Grubu

Osmanlı Devleti içerisinde reform yapan gruplarca ve İttihatçılar tarafından oluşturulmuş muhafazakâr eğilimli bir gruptur. Osmanlı Devleti’nin teşkilat ve müesseselerinde günün gereği olan bazı yeniliklerin yapılması görüşünü savunuyorlardı.

 

—İttihatçı Grup

Osmanlı Devleti’nde siyasi yaşamda olduğu gibi birinci meclis döneminde de İttihatçılar önemli rol oynamışlardır. Büyük Millet Meclisi açılıncaya değin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin arkasında gizli olarak çalışan İttihatçılar, meclis açıldıktan sonra bu çalışmalarını mecliste milletvekili olarak sürdürmüşlerdir.

Ülkenin içinde bulunduğu somut koşulları kendi düşünceleri doğrultusunda iyi değerlendiren İttihatçılar, mecliste kurulan en sağdaki ve en soldaki hizipte yer almışlardır.

 

— Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti

Osmanlı Devleti’nin topraklarının işgal edilmesi üzerine milletvekilleri yurdu düşman işgalinden kurtarmak ve bağımsız Türk Devleti’ni kurabilmek için Misak-ı Milli etrafında toplanmışlardır...

Osmanlı klasik yönetim tarzının, hilafetin ve saltanatın kaldırılacağından endişe eden muhafazakârlar programlarının üçüncü maddesine, Osmanlı saltanat ve hilafetini koruyucu maddeler koymuşlardır.

 

—Birinci Müdafaa-i Hukuk Grubu

Meclis içerisinde bir araya gelerek örgütlenen ve çeşitli gruplar oluşturan milletvekilleri zamanla mecliste huzursuzluklar yaratmaya başlamışlar bunun neticesinde de, meclis sağlıklı karar veremez hale gelmiştir. Özellikle Mustafa Kemal ve arkadaşlarına karşı ağır suçlamalar gelmeye başlamış ve Bolşeviklikle, Cumhuriyetçilikle ve padişah düşmanlığı yapmakla itham edilmişlerdir…

Grup üyeleri genellikle Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin üyelerinden oluştuğundan kendilerine Müdafaa-i Hukuk Grubu adını vermişlerdir.

Ancak daha sonra muhalif olan milletvekilleri tarafından aynı adla bir başka grup daha kurulunca birinci grup olarak anılmaya başlanmıştır. Mustafa Kemal Meclisin çekirdeğini oluşturan ve tüm yurt düzeyine yayılmış olan, Mudafaa-i Hukuk Cemiyetleriyle yakından ilgilenme gereği duymuş ve ülke çapında bir genelge yayınlayarak bu örgütün ulus ve ülke çıkarlarının yararına olan hizmetlerini yararlı bir biçimde yapmaları için meclis başkanlığı ile ilişkilerin daha düzenli bir düzeye gelmesini istemiştir.

Birinci grubun ilk genel kuruluna 133 milletvekili katılmıştır.

Ancak meclis tutanakları üzerinde yapılan incelemede üyeliği süren 351 milletvekilinin 261tanesinin birinci gruba üye olduğu diğer 90 milletvekilinin grup dışında kaldığı anlaşılır.

 

—İkinci Müdafaa-i Hukuk Grubu

Birinci Müdafaa-i Hukuk Grubunun kurulmasından sonra meclis içerisinde farklı düşüncelere sahip olan milletvekilleri bir süre herhangi bir oluşuma gitmeden faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Muhafazakâr milletvekillerinin ağırlıkta olduğu bu grupta, milletvekilleri özellikle birinci grubun saltanata ve hilafete karşı olan tutumuyla mücadele etmişlerdir…

İkinci grup örgütlendikten sonra meclisin çalışma tarzı değişmiş ve daha disiplinli bir hal almıştır. İkinci grup, meclis üstünlüğü ve yetkilerin kullanılış biçimi konusundaki titizliği sürdürmüşve meclise ait yetkilerin, Heyet-i Vekile ya daMeclis Reisince meclisin bilgisi dışında kullanılmasına sürekli tepki göstermişlerdir..

İkinci Grubun önde gelenlerinden Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, 27 Mart 1923’te aniden ortadan kaldırılmış ve 2 Nisan 1923’te cesedi bulunmuş ve M. Kemal Paşa’nın muhafız alayından Topal Osman tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıştır.

Bunun üzerine Erzurum Milletvekili ve ikinci grubun lideri Hüseyin Avni Bey, meclis kürsüsünden,

– ‘‘Efendiler, bu şerefli kürsü bugün elim bir vaziyete sahne oluyor. Bu şerefli milletin mebusları bugün kalpleri kan bağlamış bir zavallı, biçare gibi birbirlerine bakıyorlar. Ey Kâbe-i millet! Sana damı taarruz? Ey aray-ı millet (milletin oyları )! Sana damı taarruz? …  Demek ki bu memlekete herhangi bir fikrin serdarı ölecektir. Hiçbir zaman ölmez’’

İkinci grupta yer alan muhalif milletvekilleri bunun Milet egemenliğine yapılmış bir saldırı olduğunu savunmuşlar ve mecliste ortam gerginleşmiştir. Böylece, iki grup arasında tartışmalar çoğalmış ve her vesile ile muhalefet yapan bir grup halini almıştır. (2)

Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, İttihat ve Terakki örgütlenmesi midir?

“Milli Mücadele’de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, İttihat ve Terakki örgütlenmesi üzerine kuruluyor. Sonra 1923’te Gazi Paşa, cemiyeti siyasi partiye çeviriyor Halk Fırkası’nı yani bugünkü CHP’yi kuruyor.”

Bu ülkede 19. yüzyıldan beri iki siyasi kanat var diyorsunuz. İttihat Terakki tam olarak neyi temsil ediyor?

İttihat Terakki Cemiyeti, 1889’da kuruluyor ve 1918’e kadar sürüyor. İmparatorluk’ta 30 yıl etkin oluyor. Ama şu var. İttihat Terakki, dönemlere göre farklı değerlendirilmesi gereken bir parti. Çünkü Abdülhamit’e karşı çıkan İttihat Terakki ile İkinci Meşrutiyet’in İttihat Terakkisi çok farklı. İlk döneminde çok liderli ve çok merkezli bir partiyken, anayasadan ve parlamentodan yanayken, 1908’den itibaren partinin içinde asker’i kanadın ağırlığı ve etkisi artıyor.
Devletçi, merkeziyetçi İttihat ve Terakki partisi, Cumhuriyet döneminde Cumhuriyet Halk Partisi mi oluyor?

Şöyle oluyor. Önce Milli Mücadele döneminde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, büyük ölçüde İttihat ve Terakki örgütlenmesi üzerine kuruluyorlar. Sonra 1923’te Gazi Paşa, “Ben bu cemiyeti siyasi partiye çevireceğim” diyor ve Halk Fırkası kuruluyor. Daha sonraları da adı dediğiniz gibi Cumhuriyet Halk Partisi oluyor. (3)

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri kazanıyor…

“…Misak-ı Millî ‘nin ana hatları Erzurum Kongresi (22 Temmuz – 7 Ağustos 1919) ve Sivas Kongresi’nde (4-11 Eylül 1919) biçimlendi.

Sivas Kongresi’nin talepleri doğrultusunda Osmanlı hükümeti 11 Eylül’de genel seçim kararı aldı. Kasım ayında yapılan seçimlerde, Anadolu’nun her ilinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gösterdiği adaylar kazandı.  Seçilen adaylar Aralık ayı ve 1920 Ocak ayının ilk günleri boyunca ikişer üçer kişilik gruplar halinde Ankara’ya gelerek Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye (Temsil Heyeti) üyeleriyle görüştüler.

Bildiri metni bu görüşmelerde son halini aldı. Heyet-i Temsiliye (Temsil heyeti) üyelerince imzalanan metin, Trabzon mebusu Hüsrev Sami Bey (Gerede) aracılığıyla İstanbul’a gönderildi.(4)

Yukarıdaki ifadeden anlaşılması gereken;

“Misak-ı Millî ya da Millî Misak (Günümüz Türkçesi ile Millî Yemin ya da Ulusal Ant), Türk Kurtuluş Savaşı’nın siyasî manifestosu olan altı maddelik bildiri, İstanbul’da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920’de oybirliği ile kabul edilmiş ve 17 Şubat’ta kamuoyuna açıklanmıştır. Bildiri, I. Dünya Savaşı’nı sona erdirecek olan barış antlaşmasında Türkiye’nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içerir…”

Misak-ı Milli’nin içeriğinin önemi, ileride “Halk Fırkası” ismini alacaklar (Mebuslar) tarafından hazırlanmış olmasıdır.

Bu durumda sorulması gereken, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gerçek kurucuları kimlerdir?

Açık ifadesi ile, kurucuları İttihatçı’lar mıdır?

Peki, İttihat Terakki‘yi kuran kimlerdir?

Burada  önemli bir iddia daha vardır.

Sultan 2. Abdülhamid tahtan indirilirken İttihatçılara neden tepki vermedi?

“…İşte Abdülhamit’in saltanatının sonunda karşılaştığı tehlike bu suretle İttihat ve Terakki’den gelmiştir. Bidayette bendegân müşirlerinden olan Arnavut Büyük Tahir ve Ferit, Arnavut Küçük Tahir Paşalar ve Arnavutluk’ta İsa Bulatin,  padişaha İttihat ve Terakki’nin hakkından gelmeyi teklif etmişlerdi. Fakat padişah, ittihatçıların masonlarla iş birliğini bildiği için buna cesaret edememişti. (5)

Hırsları ve deneyimsizlikleri ile bir imparatorluğun dağılmasına neden olanlardan;

İttihatçı liderlerinden Enver Paşa  Mersinli Cemal Paşa’ya anlatmaktadır;

…Paşam, bütün ef’âlimin (eylemlerimin) hesabını vermeye hazırım. Biz Turan yapmak istedik, viran olduk. Bizim asıl mes’uliyetimiz. Sultan Hamid’i anlamamak ve Siyonizme alet olmaklığımızdır. Acıdır, fakat hakikat budur. (6)

Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin Kurulması (*)

Milli mücadelenin çekirdek örgütlerinden biri de, yerel düzeyde kurulan ve çeşitli bölgelerdeki Türk ve Müslüman halkın haklarını savunmaya yönelik olan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleriydi. Bu cemiyetler Mustafa Kemal henüz Samsun’a çıkmadan önce çeşitli vilayetlerde İttihatçılar tarafından kurulmaya başlanmıştı. Örneğin Talat Paşa ülkeyi terk etmeden önce İTC Edirne mebusu arkadaşı Faik Bey’i çağırdı ve Trakya’nın Türk olduğunu kanıtlayacak bir halk teşkilatı kurmasını istedi. Faik Bey Edirne’nin ileri gelenleriyle toplandı ve 2 Kasım 1918’de Trakya’daki Türklerin haklarını korumak için Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adlı bir cemiyet kurdular.

İttihat Terakki Cemiyeti’nin ve daha sonra da Teceddüt Fırkası’nın İzmir şubesi katibi görevini yürüten Celal (Bayar), arkadaşı Eczacıbaşı Ferit ve Doktor Hacıhasanzade Ethem’le birlikte 14 Aralık 1918’de İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti’ni kurdu.(7)  Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti  ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti de bölgenin önde gelen İttihatçıları tarafından örgütlenmişlerdir.(8) Tüm bu yerel Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri daha sonra 4-11 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşerek Heyet-i Temsiliye’yi oluşturmuşlardır.

 

Mustafa Kemal ve İttihat Terakki

Mustafa Kemal 29 Ekim 1907’de Hakkı Baha’nın Selanik’teki evinde yemin ederek İttihat ve Terakki’ye üye olmuştur. Üyelik numarası 322’dir.(9 ve 9a) 1908, Hürriyet’in ilanında ve 31 Mart ayaklanmasının bastırılmasında aktif olarak yer almış bir İttihat Terakki üyesidir. İttihat ve Terakki tarafından Trablusgarp’a gönderilmiş, dönüşte de 1909 yılında toplanan İttihat ve Terakki kongresine katılmıştır. Bu kongrede üç kişi öne çıkmıştır…”(10)

Açıklamalardan anlaşılan;

-Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini kuranların İttihatçılar olduğu; Diğer ifadesi ile, Halk Fırkası’nın temelinin, onun (resmi) bir siyasi parti olarak açıklanmasından yaklaşık üç yıl önce atılmış, olduğudur.

Açık ifadesi ile, İttihatçılar kaldıkları yerden devleti yönetmeye devam etmişlerdir.

Ancak…

Mustafa Kemal Paşa’nın, “İttihatçılığı” konusunda büyük tartışmalar bulunmaktadır. İttihat ve Terakki’yi, Selanik Mebusu, Musevi Emanuel Karasu’nun kurduğu  ifade edilmektedir.

Devam edecek…

-Mustafa Kemal Paşa’nın ittihatçılarla olan ilişkisi…

 

 

Resim; http://www.izmirdiyanet-sen.org/?Syf=26&Syz=128711

Açıklamalar;

(*) Kaynak için bakınız; http://www.canmehmet.com/chp-dosyasini-aciyoruz-bir-kadim-millet-ile-bir-parti-bir-banka-ve-3-kankanin-hikayesi-1.html

(**) Yazının tamamı için bakınız;  http://www.aksitarih.com/milli-mucadelede-ve-turkiye-cumhuriyetinin-ilk-yillarinda-ittihatcilik.html  (7-8-9-10 sayılı kaynaklar, bahsekonu yazının dipnotlarıdır.

Kaynaklar;

(1)http://www.chp.org.tr/?page_id=67 28.Ekim 2013

(2)Yazının tamamı için bakınız; Ayşegül DEMİRDEN YÜZGEÇ,  Yüksek lisans tezi, Birinci Büyük Millet Meclisi’nin yapısı ve faaliyetleri (1920–1923) T.C. Süleyman Demirel Üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü tarih anabilim dalı

(3)Yazının tamamı için bakınız; http://www.taraf.com.tr/nese-duzel/makale-mehmet-o-alkan-kadin-hareketini-bile-bitirdiler.htm (Mehmet Ö. Alkan, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Tarih Ana Bilim Dalı Başkanı)

(4)Nejat Kaymaz, “Misak-ı Millî Üzerinde Yapılan Tartışmalar Hakkında”, VIII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 1977, s. 2. (Vikipedi kaynağı)

(5)İki devrin PERDE ARKASI, HÜSAMETTİN ERTÜRK Teşkilât-ı Mahsusa Başkanı, SAMİH NAFİZ TANSU, S.38

(6)Aktaran: Vehbi Vakkasoğlu, “31 Mart oyunu”. Köprü, Sayı: 61, Nisan 1982, s. 25. (Abdülhamidin kurtlarla dansı-1, Mustafa Armağan)

(7)Demirbaş, Osman, İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Milli Mücadele, İstanbul, 1999, s. 139

(8)Zürcher, Erik Jan, Milli Mücadele’de İttihatçılık, İletişim Yayınları, İstanbul, 2011s. 139-142

(9)”..İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) ve Milli Mücadele’nin önderlerinden Ali Fethi Okyar hatıratında, Mustafa Kemal’in kendisine “bir İttihatçı iyi dosttur, iki İttihatçıdan korkulur, üç İttihatçı için ise iktidarı almaktan başka tatmin yolu yoktur” dediğini kaydeder. Ali Fethi kendisinin ve Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girişini şöyle anlatır: “Benim cemiyete girişim, [daha sonra Bursa Valisi olan ve bizden üç sınıf evvel kurmay subay olarak] Manastır Kolordusunda vazifeli İsmail Hakkı Bey aracılığı iledir. Enver, Cemal Beylerle, daha sonra Şam’daki vazifesinden Selanik’e gelen Kolağası (kıdemli yüzbaşı) Mustafa Kemal’in girişleri de aynı kanaldan oldu. Benim, Mustafa Kemal’in, Cemal’in ve diğer bazı arkadaşların ordu kurmay kadrosunun kilit noktalarında oluşumuz subaylar arasında cemiyetin benimsenmesine geniş ölçüde yardım etti.“ Gerçekten de, Mustafa Kemal, Fethi Bey’in Ekim 1918’de İTC’nin kapatılmasına karşı tedbir olarak kurduğu Osmanlı Hürriyetperver Avam Fırkası’nın yayın organı Minber gazetesinde „Mensup olduğum İttihat ve Terakki için öylesine çirkin ve haksız bir neşriyat başlamıştı ki, bunları cevapsız bırakmak ve sükûtla karşılamak mümkün değildi…” diye yazıyordu. Bir başka İttihatçı Hakkı Baha’ya (Pars) göre ise Mustafa Kemal İTC’ye 29 Ekim 1907’de Hakkı Baha’nın Selanik’teki evinde yemin ederek üye olmuştur; üyelik numarası ise 322’dir. Milli Mücadele yıllarında ve Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal’in en yakınlarından olan Falih Rıfkı’ya (Atay) göre Mustafa Kemal 1909’daki İTC Kongresi’ne Bingazi (veya Trablusgarp) delegesi olarak katılmıştır. Ali Fethi Bey, 1910’da Talat’ın Sultanahmet’teki evinde Mahmut Şevket Paşa tarafından Fethi Bey’in Paris’e, Enver’in Berlin’e ataşemiliter olarak atanması üzerine takınılacak tutumu tartışmak üzere yapılan toplantıya katılanlar arasında Mustafa Kemal’in de olduğunu söyler. İTC üyesi olduğu bilinen İsmet (İnönü) Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki nüfuzluları içinde Fethi Bey’le beraber ayrı bir grup teşkil ettiğini söyler. Sina Akşin’e göre, Mustafa Kemal, İTC’nin 1912’deki kongresine Selanik delegesi olarak katılmıştır. Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanlığı sırasında sekreteri olan, tarihçi Yusuf Hikmet (Bayur) ise daha ileri giderek Mustafa Kemal’in İTC’nin Genel Merkez üyesi olduğunu ileri sürer…” yazının tamamı için bakınız; http://www.taraf.com.tr/ayse-hur/makale-mustafa-kemal-ittihat-terakki-uyesi-miydi.htm

(9a)Yalçın, E. Semih, “Mustafa Kemal Paşa’nın İttihatçılığı”, Türkler Ansiklopedisi, Cilt 13, Ed. Hasan Celal Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002,  s. 249

(10)Akal, Emel Milli Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki ve Bolşevizm, İletişim Yayınları, İstanbul, 2012.  s.63

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*