“Cenazeyi öldürene kaldırtırlar” Elbirliği ile yıkılan Osmanlıyı diriltme görevi Rusların mı (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Konforunu geliştiren insan, "İnsan yanı"nı, insanlık'ı geliştirememiş veya geliştirmede, zaaf ve hırslarına yenilmiştir.

Konforunu geliştiren insan, “İnsan yanı”nı, insanlık anlayışını geliştirememiş veya geliştirmede, zaaf ve hırslarına yenilmiştir.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Z.Brzezinski, 1980’lerdeki silahlanma yarışının Sovyet tehdidinden kaynaklanmadığını, Bu, daha çok Moskova’nın kaynaklarının askeri sektöre aktarmasını sağlamak ve böylece birleşik bir ekonomik ve siyasal krize yol açmak için” yapıldığını açıklar. “(1)

Bu ifadeden anlaşılan; rekabetçiyi batırmada en kestirme yol, onu gereksiz bir silahlanma yarışına sokarak, borçlandırmak ve ülke kalkınmasında harcayacağı kaynakları israf ettirmekten geçmektedir.

İlk bölümde açıklandığı gibi, Osmanlı Devleti, Rusların savaş tehditleri yüzünden 1853-1854 döneminde ilk kez dış borç alır. Ancak, bu ilk dış borç, Osmanlıya büyük bedeller ödetecektir.

Osmanlı Devleti’nin ödediği bu bedellerin en önemlileri;

-19’ncu asrın ortalarından itibaren Avrupa hızlanan Endüstrileşme’yi kaçırması;

-Alınan dış borç ve faizlerinin ödenememesinin bir sonucu;  Borç veren İngiliz-Fransız Devletleri’nin mali denetimine girmesi ve yarı sömürgeleşmesine giden kapının açılması’dır.


Birinci bölümde yazılanlar özetle;

-Dünün sömürgeleri, bugünün, Yenice Sanayileşmiş Ülkeleri oldular. Sömürgeci Batı, bu, eski sömürgelerini kaybetmekle kalmadı, bunları, karşısında kendisine, “Rekabetçi Devletler” olarak buldu.

-Gelişmiş Batı bu sonuçla, kendisine refahını sağlayan; hem ucuz hammadde kaynaklarını hem de Aç Pazarlarını kaybetmiştir.

Günümüzde Osmanlı Devleti yönetim anlayışı bir ihtiyaç mı olmuştur, olmuş ise neden?

Bu sorunun cevabı aşağıdaki açıklamalarda aranacaktır.

Gelişmiş Batı nereden nereye geldi?

“Amerikan ideali tehlikede” 

ABD’nin bir önceki başkanı George W. Bush döneminde dışişleri bakanlığı ve ulusal güvenlik danışmanlığı görevlerini yürüten Condoleezza Rice yaptığı son konuşmalarının birisinde;

-“…ABD’nin dünyadaki meselelerin çözümünde ”liderlik etmediği” takdirde iki gelişmeden birinin meydana geleceğini belirten Rice;

-”Ya hiç kimse liderlik etmeyecek ve kaos olacak, ya da bizim değerlerimizi paylaşmayan birileri bu boşluğu dolduracak. Liderlik etmede isteksiz olamayız ve geriden liderlik yapamazsınız.(1)

Bakalım deneyimli siyasetçi Condoleezza Rice, ülkesinin gücü hakkında gerçekleri ne kadar doğru değerlendirmektedir?

-“SONY, Colombia Pictures’ı 3.4 milyar dolara; Toshiba ve Itoh, Time-Wamer’ın önemli bir hissesini almış; Matsushita Electrical Industrial MCA’yı ele geçirmiş, 6 milyar dolardan fazla ödeyerek Universal Studio’ların sahibi olmuştur.

Bu satın almaların tercümesi;

-Artık Birleşik Devletleri’nin, denizaşırı hizmetlerindeki büyüme de yükselen güç argümanını desteklememektedir.

Örnek;

7 Eleven dükkanları Japonya’nın her yerine yayılmıştır ama artık ana şirketin sahibi Japonlardır; aynı şekilde

-“Amerikan” giyim firması Talbots son yıllarda Japon piyasasında büyüyen bir payı ele geçirmiş ama sahipliği kaptırmıştır.

-Japonya’da çok yüksek kârlılıkla hizmet veren McDonald’s bile % 50 Japon ortaklığıdır. Birleşik Devletler markalarının yayılması ekonomik güç anlamına gelmemektedir. (2)

Birleşik Devletler’in sanayi ve ileri teknoloji alanında rekabet gücünün bütünsel olarak azalması büyük ölçüde devlet ve şirketlerce Avrupa ve Japonya’daki rakiplerine göre düşük düzeylerde tutulan araştırma-geliştirme (Ar-ge) harcamalarının sonucudur.

1980’lerde Japonya’da sanayi araştırmaları için yapılan harcamalar öyle hızlı genişledi ki bu alanda Birleşik Devletler’ce yapılan harcamalarla ya eşitlendi ya da geçti. 1989’da başkanlık danışmanları komitesi Japonya’nın yarı iletkenler konusunda hızla öncülüğü ele geçirmesinin, bu alanda yaptığı araştırma-geliştirme harcamalarının Amerikan cips şirketlerin üç misli fazla olmasına bağladı.

1989 ile 1990 arasında Japon sanayii araştırma- geliştirme harcamalarını inşaatta % 24, plastik ürünlerde % 32, imalatta % 14, hızlı makinelerde % 11.5 ve diğer bir çok alanda daha da yüksek oranlarda artırdı. Bu on yılın sonunda gelişkin seramikler gibi çok önemli sanayi alanlarında araştırma-geliştirme harcamaları üçte iki artmıştı.

Gayri Safı Milli Hasıla’nın bir yüzdesi olarak sivil araştırma geliştirme için yapılan harcamalar ile ilgili rakamlar Birleşik Devletler ve dünya çapındaki en korkunç iki rakibi arasındaki farkın nasıl büyüdüğünü açıkça göstermektedir: (3)

 

Devletler                           1978           1984             1988

Japonya                             2.6               2.6               2.9

Almanya                             2.1               2.5               2.7

ABD                                   1.6               1.8               1.9

 

Devam edecek;

Güç, yaklaşık 100 yılda bir sahip mi değiştirmektedir?

 

Resim; web ortamından alınmış, alt  yazısı tararımızdan düzenlenmiştir.

Kaynaklar;

(1-2-3-4-5-6-7-8) James Petras-Morıs Morley, “İmparatorluk mu? Cumhuriyet mi? Amerika’nın Küresel Gücü ve iç Çürümesi” (1996) Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/yenidunya-duzeninde-amerika-kaybederken-almanya-ve-japonya-yukselmektedir-1.html

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*