2011 yılı Cari açık ve nedenleri detaylı olarak açıklandı

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

ENERJİ

Eğer, dışarıdan aldığınız mal ve hizmet, dışarıya sattığınız mal ve hizmetden daha fazla ise, uzun vadede hem sizin hem de ülkenizin başının dertte olmasının yanında,  ekonomik yapılanmanızın doğru olmadığı da çıkan rakamlarla teyit edilmiş olmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde ekonomi bakanı Sayın Çağlayan tarafından belki de ilk kez bu kadar detaylı olarak cari açık kalemleri açıklanmıştır.

Açıklanan bu önemli bilgiler, daha önce de devlet bakanı Sayın Ali Babacan’ın cari açık konusundaki açıklamalarıyla birleştirilerek ülkemizin bu cari açık çıkmazından nasıl kurtulabileceği konusunda görüşler aktarılacaktır.

-2011 yılında, toplam, 210,4 milyar dolarlık ara ve yatırım malı ithal edilmiş, bunun 58,2 milyar dolarlık kısmı içeride işlenerek 134,95 milyar dolar olarak  ihraç edilmiştir.

-Yapılan, 210,4 Milyar dolarlık ithalatın dörtte biri ihracata giderken, bu ithalatın yüzde 72’lik aslan payı, dörtte üçlük kısmı yurt içi tüketimine gitmiştir.

-Bu rakamlardan anlaşılan, Türk sanayisi yaptığı ara ve yatırım malı ithalatını esas olarak iç pazara yönelik yaptığı üretimde kullandığıdır.

Sayın Çağlayan;

-“İthalat Haritası çalışmamız bize gösterdi ki, Türkiye’nin en büyük üretim yapan motorlu kara taşıtları,  Demir-çelik, tekstil, plastik,  elektrik makineleri, kimyasal, kağıt-kağıt hamuru, diğer metaller ve mamulleri gibi sektörlerindeki ithalat bağımlılığı, Türkiye ortalamasının üzerinde…

– “Türkiye genel sanayi büyümesinin üzerinde büyüme gösteren sektörlerin ithalat bağımlılığı yüzde 50 iken, daha az büyüme gösteren sektörlerin ithalat bağımlılık oranı yüzde 25.

-Bunun anlamı 2011 yılında sektörlerin dengeli büyümemesi, aşırı büyüyen sektörlerin ithalat bağımlılık oranının yüksek olması, Türk Sanayisinin genel olarak ithalat bağımlılık oranını yukarı çekmiştir.”

İç pazar odaklı çalışma dengesiz büyümede birinci unsur, Türk sanayisinin üretimde kullandığı ithal ara ve yatırım malı  miktarını neyin daha fazla etkilediğini de belirlediklerini belirterek, buna göre  sanayinin yurt içi satışlarındaki bir birimlik artışın, ithal girdi miktarını  0.38 birim artırdığını, bu açıdan ithal ara/yatırım malı kullanımının en temel  belirleyicisinin, üretimin yurt içine giden kısmı olduğunu söyledi.

-“Türk sanayinin ithal bağımlılığının artmasında, firmaların ‘iç pazar odaklı’ çalışması  ve firmaların ‘dengesiz’ büyümesi birinci unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

-Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, sanayinin ne derece iç pazar odaklı  olduğunun tespit edilmesi, resmin bütününü anlamamız açısından önemli olduğunu  belirterek, şu bilgileri verdi:

-“2011 yılında Türk sanayi üretiminin yüzde 66.07’sini iç pazara  yönlendirmiştir. Bu oran 2008 yılında yüzde 62.6 seviyesinde gerçekleşmiştir.

-Bu  açıdan 2011 yılında sanayi üretiminden iç pazarın aldığı pay, 2008 yılının 4 puan  üzerinde olmuştur. Son dönemde Türkiye ekonomisinin tüketim düzeyindeki yükselme,  neticede sanayinin iç pazara yönelmesine neden olmuştur. Tersi bakış açısı ile, 2011 yılında sanayi üretiminden ihracatın aldığı pay -Bu oran 2010 yılında yüzde 33’tür. 2010-2011 yılları arasında  ihracatın üretimden aldığı payın 1 puan gibi küçük bir oranda artması, iç  pazardaki genişlemenin etkisi ile sanayimizin ihracata yeterince odaklanmadığını  bize net bir şekilde göstermektedir…” (Hürriyet, 14 Şubat 2012)

Devlet bakanı Sayın Ali Babacan Cari açık konusunda ne demektedir?

-‘Mutlaka nükleer santrallerin devreye girmesi gerekiyor’

Babacan, cari açığın yapısı ve finansmanı hakkında bilgi verirken,

Türkiye’nin oluşan cari açıktan çok daha fazla dışardan finansman sağladığını, her ay döviz rezervlerinde artış meydana geldiğini belirterek, cari açığın bu yolla kapandığını kaydetti.

-Türkiye’de tasarruf oranının düşük olduğunu, büyümek için yurt dışındaki tasarrufu Türkiye’ye çekmek gerektiğini anlatan Babacan,

-”Büyümeyi sağlamak için bir miktar cari açık vereceğiz ama o cari açığı mümkün olduğunca sıhhatli, mümkün olduğunca daha fazla doğrudan yatırımla, daha vadeli türden sermaye akışlarıyla finanse edeceğiz” dedi.

-Bunların cari açığın kısa ve orta vadeli çözümü için geçerli olduğunu, uzun vadeli çözüm için yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Babacan, eğitim ve ar-ge yatırımlarının önemine vurgu yaptı.

-Bu noktada Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığın da cari açığı artıran en önemli faktörlerden biri olduğunu kaydeden Babacan,

-”Türkiye’de mutlaka nükleer santrallerin devreye girmesi gerekiyor. Biz şu anda petrolümüzün hemen hemen tamamını, doğalgazımızın tamamını ithal ediyoruz, önemli ölçüde kömür ithalatı yapıyoruz.

Sadece geçen sene enerji kalemlerine ödediğimiz miktar (2010 yılı) 37 milyar dolar”dedi. (12 Mayıs 2011, CUMHURİYET )

-Türkiye’nin 60.7 milyar doları 5 ülkeye aktı

-2011 yılının 11 ayında 97 milyar 730 milyon doları aşan dış ticaret açığında, Türkiye’nin 5 ülkeye verdiği açık etkili oldu.

-Çin, Rusya, ABD, Almanya ve İran’a 8.3 milyar dolar ile 17.7 milyar dolar arasında değişen tutarlarda dış ticaret açığı veren Türkiye’nin bu ülkelere verdiği açık 11 ayda 60.7 milyar doları aştı.

-Bu açığın 44 milyar 36 milyon dolarlık bölümünü Çin, Rusya ve ABD’ye verilen dış ticaret oluşturdu.

-Buna Almanya ve İran’ın eklenmesiyle dış ticaret açığı 60 milyar 705.1 milyon dolara, 5 ülkenin toplam dış ticaret açığı içindeki payı ise yüzde 62.1’e ulaştı.

Çin’e verilen açık 17.7 milyar doları aştı

-2011 yılının 11 ayında Türkiye’nin 97.7 milyar dolarlık dış ticaret açığının yüzde 18.1’ini Çin’e verilen açık oluşturdu.

-Ocak-Kasım döneminde Rusya’ya verilen dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6.4 oranında arttı. Rusya, 14 milyar 952.4 milyon dolar dış ticaret açığı ve yüzde 16.3 payla Çin’den sonra Türkiye’nin en çok dış ticaret açığı verdiği ikinci ülke oldu.

-ABD’ye verilen dış ticaret açığı 10.4 milyar dolar, ABD, dış ticaret açığı verilen ülkeler arasında Rusya ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer aldı. Türkiye’nin ABD’ye verdiği dış ticaret açığı 2010 yılının aynı dönemine göre yüzde 42.1 artarak 10 milyar 429.2 milyon dolara ulaştı.

-Türkiye’nin en çok dış ticaret açığı verdiği ülkeler sıralamasında Almanya 4’üncü oldu. Türkiye’nin Almanya’ya yaptığı ihracat 2011 yılının 11 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23.5 artışla 12 milyar 772.3 milyon dolar iken, ithalat yüzde 36.9 artışla 21 milyar 54.3 milyon dolara ulaştı.

Türkiye’nin Irak’a dış ticareti 7.3 milyar dolar fazla verdi

-Irak, Türkiye’nin en çok dış ticaret fazlası verdiği ülke unvanını korudu. 2011 yılının Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye’nin Irak’a verdiği dış ticaret fazlası yüzde 41.6 artışla 7 milyar 310.5 milyon dolara ulaştı.

-Dış ticaret fazlası verilen ülkeler arasında 2 milyar 125.5 milyon dolarla İngiltere ikinci, 1 milyar 793.3 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri üçüncü sırada yer aldı

Türkiye Suriye’ye yılın 11 ayında 1.2 milyar dolar fazla verdi. Ocak-Kasım döneminde Türkiye’nin Libya’ya dış ticareti bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 63.3 azalışla 485.5 milyon dolar,

-Mısır’a dış ticareti yüzde 3.3 artışla 1.2 milyar dolar, Tunus’a dış ticareti 31.4 artışla 488.1 milyar dolar fazla verdi.

Türkiye’nin dış ticaret fazlası verdiği diğer ülkeler

Türkiye’nin dış ticaret dengesinin fazla verdiği diğer ülkeler şöyle oldu:

“Azerbaycan, Cezayir, Danimarka, Fas, Gürcistan, İsrail, KKTC, Liberya, Lübnan, Marshall Adaları, Sırbistan, Slovenya, Suudi Arabistan ve Türkmenistan.” (3 Ocak 2012, Cumhuriyet)

-“Nihayet  Türkiye’nin de bir ithalat haritası var.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, dün İstanbul’’da düzenlediği basın toplantısında ekonomimizin ilk ithalat haritasını iftiharla tanıttı. Biliyorsunuz 2011’de 135 milyar dolar ihracata karşılık, 240.8 milyar dolar ithalat yaptık; dış ticaret açığımız tarihi bir rekora imza atarak 105.8 milyar dolara ulaştı.

İhracatın ithalatı karşılama oranı, % 56.9 gibi utanılacak seviyede.

Tüketim malının payı % 12.3

Sayın Bakan’ın özellikle vurguladığı gibi geçen yıl tam 14.3 milyon adet cep telefonu satın aldığımız için 1.74 milyar dolarlık ithalatın sebebi biziz.

Ama Türkiye’de üretildiği halde 871 milyon dolarlık ayakkabı, 123 milyon dolarlık cam bardak ve 43 milyon dolarlık şemsiye ithalatı yapıldığından yakınıyorsa,  Uzakdoğu’dan gelen, halkın kesesine uygun ucuz ürünleri de mutlaka hesaba katılması lazım.

Tüketim ürünlerinin toplam ithalattaki payı sadece % 12.3. Bu oran, 29.7 milyar dolarlık parasal değere tekabül ediyor -ki içinde Sayın Bakan’ı mutsuz eden 1.74 milyar dolarlık cep telefonu da var…

Hepimiz biliyoruz ki asıl sorun enerji ithalatı ve kimi sektörlerimizin üretimde ithalat bağımlılığında.

-240.8 milyar dolarlık ithalatımızın 100 milyar dolarlık bölümü, başta enerji olmak üzere Türkiye’de üretmemizin mümkün olmadığı ya da henüz üretilmeyen ürünler.

İkinci 100 milyarlık bölümde ise,

-Kömür, ilaç, yassı demir-çelik, kâğıt ve pamuk gibi üretimin talebi karşılayamadığı ürünler var.

Dolayısıyla çözüm yolu üretimden, sanayiden ve ciddi bir teşvik sistemiyle kanalların açılmasından geçiyor.

İthalat bağımlılık oranları

-İthalat haritasında 36 sektörde ithalat bağımlılık oranları belirlenmiş.

-Gübre % 72 ile ilk sıraya yerleşirken, demir-çelik % 69’la ikinci, kimyasallar % 56 ile üçüncü ve motorlu kara taşıtları da % 51”le dördüncü. (15.02.2012, Meral Tamer, Milliyet.com.tr)

Maliye Bakanı Şimşek, Cari açığın en önemli sorun alanı olduğunu belirterek bunu güven ve istikrarla yönettiklerini, açıkta enerjinin payının yüksek olduğunu belirtti.

Şimşek, cari açıkta enerjiyi dikkate almak gerektiğini söyledi. Piyasa beklentilerine göre Türkiye’ye ilişkin rakamın, açığın bu yıl yüzde 7.5’e çıkabileceği yönünde olduğunu ifade eden Şimşek, bunun yüzde 5.5’inin enerji olduğunu vurguladı.

Şimşek, vatandaşı tasarrufa daha fazla teşvik etmek gerektiğini, kamunun da tasarruf etmesi gerektiğini söyledi. (Taraf Gazetesi, 01.05.2011)

Doğalgaz, lüks otolar ve cari açık

Cari işlemler açığı sorunu, topyekûn bir sorun. Faiz giderlerinden yabancı futbolculara ödenen paralara, mal ve hizmet üretim altyapımızdaki sorunlardan petrol ve doğalgaz ithalatına kadar…

Toplam ihracatta “tarihi rekor” kırdığımızı söyleyip ithalatı pek görmediğimiz gibi, otomotiv sektörünün de ihracatına odaklanıp ithalatını gözden kaçırıyoruz.

Dün gazetelerde, Otomotiv Distribütörleri Derneği’nin (ODD) 2011 yılına ilişkin araç satış verilerinden derlenmiş lüks araç satışlarına ilişkin haberler vardı. Meğer, cari açığı frenlemesi beklenen ÖTV artışından lüks araç satışları etkilenmemiş.

Değerlendirmeye alınan 17 lüks otomobil markasının Türkiye’deki toplam satışı (hafif ticari Mercedes’ler dahil) adet olarak,

-2008 yılında 24 bin 567 adet iken,

-2009’da 29 bin 859’a,

-2010 yılında 44 bin 167’ye ve

-2011’de de 53 bin 870’e ulaşmış.

-2011’de Türkiye’de satılan toplam 593 bin adet (2010’da 510 bin) otomobilden 414 bini (2010’da 354 bin) ithal. Bu dönemde ihraç edilen otomobil sayısı ise 443 bin (2010’da 440 bin).

Şimdi Türkiye, bir süredir üzerinde çalışılan, cari açığı azaltmaya dönük teşviklerin açıklanmasına odaklanmış, bekliyor. (k.dikbas@zaman.com.tr , 13 Ocak 2012, )

…..

2011 Yılından beş milyar dolar üzerinde ithal edilen mal listesi. (000 USD)

1-Mineral   yakıtlar ve yağlar      54.113.489

2-Organik kimyasallar,                 5.504.221

3-Plastik ve mamül eşya           12.578.390

4-İnciler kıymetli taşlar              7.022.384

5-Demir ve çelik,                       20.424.246

6-Kazanlar ve makine,             27.107.211

7-Elektrikli makine-cihaz         16 835 634

8-Motorlu taşıt, traktör,            17 184 241

2011 Yılında yapılan toplam ithalat; 240 833 236 000 USD.

Ve Cari açık gerçeğimiz ile çözümleri;

-Enerji -ihtiyacı- ithalatı en büyük kara deliktir. Kısa sürede Nükleer ve alternatif enerji üretmenin ve mevcutlarının kapasitesini artırmanın yolları aranmalı ve üretimleri teşvik edilmelidir.

-Ülkemizde, para ve enerji tasarrufu yapılmadığı çok açık olarak ortadadır. Vatandaş bilinçlendirilmeli ve tüketim yerine üretim özendirilmelidir.

-İçeride iç pazara yönelik yapılan ve kredilendirilen otomobil ve benzeri üretimler ülkeye çok açık olarak zarar vermektedir. Sanayiciler teşvik edilerek ihracata yönetilmelidir. Uzun vadeli oto ve benzerlerinin satışlarına da caydırıcı önlemler getirilmelidir.

Ve…

Enerjiden sonra en büyük açık gelişmiş makine ve malzeme ithalatından gelmektedir.

Bunun temelinde, yeteri kadar okumamamız ve bunun doğal sonucu olarak  bilgi-teknoloji üretememiz vardır.

Toparlarsak;

Yaklaşık 100 Milyar dolar enerji ve türevlerine;

-Yaklaşık 100 Milyar dolar da, üretemediğimiz gelişmiş makine ve malzemeye ödemekteyiz.

Tüm bu gerçeklerimize karşılık bizler ne yapıyoruz?

-Sadece konuşuyor ve suçluyoruz.

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*