Çanakkale tuzak mıydı? Savaşı Almanya kazanırsa sömürgesi, İngiltere kazanırsa mahvoldunuz! (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Birinci Dünya Savaşı'na Almanlar için girmemizden dolayı  büyük zayiatı Almanlar için mi vermiş olduk?

Birinci Dünya Savaşı’na Almanlar için girmemizden dolayı büyük zayiatı Almanlar için mi vermiş olduk?

Osmanlıyı parçalayanlar, ülkeye en büyük zararı deneyimsiz, hırslı genç subaylar üzerinden verirler. Bu deneyimsizliklerinin sonucu ile ilgili tespiti, Mustafa Kemal Paşa ile görüşen İngiliz gazeteci Grace Ellison (*) çarpıcı misallerle anlatmaktadır.

Bizler, (1915-1916) Çanakkale’de –çok büyük bir bedel ödeyerek- bir zafer kazandık, ancak, bunun bir sonucu (getirisi) olmuş mudur?  İngiliz ve Fransızlar, yaygın ifadesi ile bu savaşta, “Boğazlar ve İstanbul’u kontrol etmek istemişler,” ancak Çanakkale’de kaybedince bu emellerine (1916’da) ulaşamamışlardır.

Bununla beraber İstanbul, 1918’de işgal edilmiş, 1915-1916’ta bizi  Çanakkale oyalayan İngilizler, O oyalamada Mısır’la ilgili emellerine ulaşmışlardır.

Bu tespit, Çanakkale Savaşları’ndan sonra, hem Mustafa Kemal tarafından, hem de İngiltere Bahriye nazırı Churchill’in de içerisinde bulunduğu İngiliz Kabinesi’ndeki tartışmalarda ; “Kara Ordusu olmadan, sadece Deniz Kuvvetleri ile Çanakkale’deki bir Savaşı kazanmak mümkün değildir.” (1) ifadesi ile (oyalamalar) teyit edilmiştir.

Osmanlının, Çanakkale’de galip gelecek bir deniz kuvvetleri yoktur. İngilizlerin de İstanbul’a kadar gidecek bir kara ordusu.

Mustafa Kemal anlatıyor,(Lord Kindross, “Atatürk” sahife:159)

Çanakkaleyi, “…kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

“…İngiltere Cephesinde, Çanakkale Savaşı görüş ayrılığına yol açtı… Bu işi donanmanın tek başına yapamayacağını,  (kara) Askerlerin de görev alması gerektiğini dile getirdiler…İngiliz bahriyesinde kök salan bir kanaate göre, gemilerin karalara taarruzundan çok şey beklenemez. Bu kanaat, asırların tecrübesinin mahsulü idi…  İngiltere İmparatorluğu Millî Müdafaa Meclisi, 1908’de Boğazlar’ın yalnız bahrî kuvvetlerle zorlanamayacağını teyit etmişti…İngiltere, göz bebeği gibi sakındığı donanmasını, neticesi bilinmeyen bir teşebbüse feda etmek istemiyordu…Churchill, 3 Kânunusani 1915’te şöyle çözüm buluyor: Çanakkale’yi modern zırhlılarla değil, 1908’den evvel inşa edilmiş eski tip zırhlılar ile zorlamak mümkündür”

Neticede; ..Çanakkale savaşına yalnız donanmanın katılması, bu savaşın bir oyalama savaşı olduğunun açık delilidir. Kara askeri olmadan, Osmanlı başkentine kadar olan güzergâhın, karadan ve denizden işgal edilmesi olanaksızdı. (2)

**

Peki, Bizleri Çanakkale Savaşı’na götüren süreci başlatan nedir?

Bu özetle ifade edilecekse, “Siyasi Hırs”tır.

Çok ağır bir iddia daha olacak; hiçbir şartta uygulanması mümkün olmayan,  “Sevr Antlaşması!”na da benzer bir“siyasi hırs” nedeni ile mi gittik? Şimdi sırası ile bunları açmaya çalışalım:

Enver Paşa 5 Mart 1909’da Berlin’e Askeri Ateşe olarak tayin olunur.

Bir iddiaya göre; Alman İmparatoru  Enver Paşa’ya, “Sen ülkenin başına geçersen biz Almanya olarak Osmanlı İmparatorluğu’na her türlü yardımı yapmaya hazırız”  teklifinde bulunur.  Bunun sonucu olsa gerek, Osmanlı İmparatorluğu ile Almanya arasında “Alman Askerî Islahat Anlaşması imzalanır, (1913).

Bu (Orduyu ıslahat için yapılan) antlaşma doğrultusunda Osmanlı Ordusu’nun kontrolü, Almanlara, (Askeri Danışman Amiral Liman Von Sanders’e) geçer. Alman askeri danışmanın yaptığı ilk uygulama, Balkan Savaşlarındaki tecrübeli komutanlarını görevden alarak yerlerine genç, deneyimsiz ittihatçı subayları atamaktır.

Gerçeğinde Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girmemesi gerekirdi. Çünkü ne ekonomik, ne askeri konumu itibariyle böyle bir savaşa uzun süredir hazırlanan dönemin güçlü devletlerin karşısında kazanma şansı yoktur.

Bunu Düyûn-u Umumiye’deki İngiliz temsilcisi Sir Adam Block, o günlerde İstanbul’dan ayrılırken şöyle diyecektir:

-“Eğer Almanya kazanırsa, Alman kolonisi olacaksınız. Eğer İngiltere kazanırsa mahvoldunuz!” (3)

Nitekim İngiltere kazanmış bizlerde (Osmanlı İmparatorluğu’da) mahvolmuşuz.

Askeri çevrelerce, Almanların özellikle, Çanakkale’de Türkleri en fazla zayiat verdirecek ve savaşı mümkün olduğunca uzatacak taktikler uyguladıkları ileri sürülmüştür.

Bunun nedenleri aşağıda açıklanmıştır.

Dolayısı ile bu Savaşta, Birinci Dünya Savaşı’nın en büyük zayiatını verilmiştir. Ağır zayiatlar karşısında grup komutanı, (Fevzi Çakmak) Alman askeri danışmanın (Komutan) riskli bir saldırı emri karşısında çekimser kalarak, Alman Komutana itiraz edince, grup komutanlığından alınır. (yerine Mustafa Kemal atanır)

Neticede, Cephelerin birinde kazandık -gibi- gözükmememize rağmen 600 yıllık bir imparatorluğu ve onun pek çok toprağını kaybettik.

* *

Konunun daha geniş pencereden görülmesi ve biraz daha açılması adına değerli  ilim insanı, tarihçi, Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın (**) gözü ile Çanakkale Savaşı’na giden süreç ve yaşananlar aktarılmaktadır.

Çanakkale, Osmanlıların I. Dünya Savaşı’nda açılmasını hiç öngörmedikleri bir cephedir. 1911’de başlayan Türk-İtalyan savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu Kuzey Afrika’da Libya’yı, arkasından Rodos’u, Oniki Ada’yı elden çıkarmak zorunda kalmıştır ve büyük kayıplara uğramıştır…

Neticede Osmanlı İmparatorluğu Doğu Trakya ile Ege’deki üç tane küçük ada ve Akdeniz’deki bir ada dışında bütün Ege adalarından yoksun kalmıştır…1911-1913 arasında uğranılan felakette Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar’dan ve Avrupa’dan uzaklaşmıştır…

Sonra beklenmedik bir şekilde Saraybosna’da Avusturya arşidükünün öldürülmesi üzerine Avusturya-Macaristan, Sırbistan’a karşı savaş ilan edince Almanya da Sırbistan’a karşı savaş açtı. Böylece 28 Temmuz 1914’te I. Dünya Savaşı başladı.

Almanya’nın savaşa girmesinin ardından Enver Paşa ile Sadrazam Sait Halim Paşa İstanbul’da Almanlarla 3 maddelik gizli bir ittifak anlaşması yaparlar. Anlaşmanın özelliği şu, her iki taraf başlayan savaşta tarafsız kalacaklar ama eğer Almanya Rusya’ya karşı savaşa girecek olursa Osmanlı İmparatorluğu da savaşa girecek. Bunun karşılığında Almanya hükümeti Osmanlı topraklarını korumak için elinden gelen yardımı yapacak…

Çanakkale Savaşı’nı izah edebilmek için Osmanlı Devleti niçin savaşa girdi onu vurgulamamız gerekiyor.

Öncelikle hedef yakın mazinin kayıplarını telafi etmek yani yakın zamanda elimizden çıkan toprakları geri almak. Nedir bu topraklar? Selanik, Makedonya, Batı Trakya, Mısır ve adalar. Ama öteki taraftan Rusya’ya karşı savaşa girildiğine göre öteden beri düşünülen, özellikle Enver Paşa taraftarlarının düşündükleri şey, Kafkaslar üzerinden Orta Asya’ya gitmek ve oradaki Türk devletleriyle birleşmek.

Hem Batı’da, hem de Doğu Anadolu’da Kafkaslar üzerinden gitmek muazzam bir proje. Bu projeyi Almanlar da destekliyorlar ve diyorlar ki

-“Siz bir taraftan İngilizlere karşı savaşın, bir taraftan da Rusya’ya karşı savaşın.”

Neden?

Çünkü İngilizlere karşı savaşırlarsa İngiltere Osmanlı’ya karşı kuvvet ayırmak zorunda kalacak, Almanya böylelikle İngilizlerle daha kolay savaşacak. Aynı şekilde Rusya da Kafkas cephesinde Osmanlı’ya karşı savaşacak böylelikle Almanlar yine rahatlamış olacak.

Burada Osmanlı İmparatorluğu tarafından düşünülen şey Turan hayaliyle istenilen toprakları almak. İlk aşamada iki cephede savaşmaya karar veriliyor. Birincil olarak Kafkaslardan Rusya tutulacak, diğer taraftan Süveyş Kanalı üzerinden Mısır ele geçirilmeye çalışılacak…

Ama daha sonradan savaşlar öyle bir gelişiyor ki yenilgiye uğranılıyor ve bu yenilgilerin sonunda Osmanlı cephelerinin sayısı yediye çıkıyor. Bu yedi cephenin içerisinde Çanakkale Cephesi yok. Çünkü Çanakkale Cephesi Osmanlıların isteyerek açtığı bir cephe değil…

Ama Çanakkale Cephesi hiç beklemediğimiz şekilde tacize uğrayacak ve hiç öngörülmemiş bir savunma savaşı halini alacaktır.

Çanakkale Savaşı’nın Milli Mücadele’ye olan etkisi

18 Mart Zaferi aslında bir deniz savaşı biliyorsunuz. Bu savaşta İngiliz- Fransız filosunun 16 gemisinden 10’u batırılıyor. Boğazın mayınlarla donatılmasını, gemilerin atılan toplarla uzaklaştırılmasını organize eden ve bu deniz savaşının kazanılmasını sağlayan isim ise Cevat Çobanlı.

O yüzden daha sonra Çobanlı’ya “18 Mart Kahramanı” adı veriliyor.

Ama Çanakkale, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı değildir. Kurtuluş Savaşı ancak Mondros felaketi yaşandıktan sonra başlamıştır.

Eğer Çanakkale, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olsaydı Osmanlı Devleti Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamazdı. (4)

Prof. Turan’ın tespitlerini özetlersek;

-Almanların bizi bu savaşa sokmaktaki niyetleri, bizi, İngilizlere ve Ruslara karşı savaştırarak, kendi çarpıştıkları cephelerde İngiliz-Rusların güçlerini bölmek, rahat etmek!

-Çanakkale, Osmanlıların I. Dünya Savaşı’nda açılmasını hiç öngörmedikleri bir cephedir.

-Çanakkale Cephesi Osmanlıların isteyerek açtığı bir cephe değildir.

-Çanakkale Savaşları bir Deniz Savaşı’dır.

-Özeti ile, bu Savaşa Almanların bir oyunu sonucu girdiğimiz ve eğitimli nüfusumuz ile ekonomik değerlerimizin nerede ise tamamını kaybettiğimizdir.

Devam edecek…

Resim; web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

(*) Grace Ellison, “Kuva-ı Milliye Ankarası” …Bizim alıştığımız Avrupa tipi kabinelerin tersine bu meclisin kabinesi, hemen hemen bütünüyle kendini ülkesine adamış, genç adamlardan kurulu, en yaşlı bakanı kırk ikisini geçmemiş. Ona göre gençler onarılabilecek hataları yaparlar, yaşlılar ve görüp geçirmişlerse alıştıkları hataları yaparlar. Paşa’nın sağ eli olan Fethi Bey de gençliğe inanmaktadır. Kendisi de henüz otuz iki yaşındayken bakan olmuştu. Yazarın, Lozan antlaşması görüşmelerindeki temsilcilerimiz için bir tespiti daha vardır; “Bizim İngiliz dışişleri mensuplarının “diplomat” oldukları yaşta, Türk diplomatları henüz beşiklerinde olmalıdır!”

(**) Prof.Dr.Şerafettin Turan (1925), Bilim adamı, tarihçi, yazar, Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nun son başkanı.

(1) “Kuva-ı Milliye Ankarası” Grace Ellison, 1923 Lozan.

(2)Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/medyada-ilk-kez-canakkale-savasinin-perde-arkasi-ingilizler-canakkalede-tuzaga-mi-dusurduler-1.html

(3) http://www.taraf.com.tr/yazilar/ayse-hur/1914-te-cihan-harbi-ne-nasil-girdik/17763/

(4) http://www.odtuadt.com/index.php/roportaj/211-prof-dr-serafettin-turan-ile-canakkale-savasi-uzerine-soylesi

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*