Çanakkale Tuzağı; Çanakkale’de Dünya Savaşı’nın en büyük kaybı Almanların çıkarına mı verildi (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Bilgi sahibi için yüktür. Eğer, ondan ihtiyaçlarınıza uygun yeni bir ilgi üretemiyorsanız.
Bilgi sahibi için yüktür. Eğer, ondan ihtiyaçlarınıza uygun yeni bir ilgi üretemiyorsanız.

Tarihinizdeki önemli olayları dikenli tellerle çevirirseniz, aynı hataların tekrar yaşanmasına mani olamazsınız.  Bilgi Toplumu olabilmek; sorgulayan, okuyan ve araştıranları yüreklendirerek ve ancak sayılarını artırabilmekle mümkündür.

Bizler çok çeşitli nedenlerle yeterli bilgi ve sermaye birikimi yapamadığımızdan dolayı 20’nci asırda “Sanayileşme Dönemi”ni kaçırdık. Hiç ders almamış ve akıllanmamış olmalıyız ki, 21’nci asır Bilgi Çağı’nda da rekabetçilerimizle aramızda ve  aleyhimize  olan bilgi-teknoloji farkı kapatılamamış, aradaki açık devam etmektedir.

Peki, neden?

Gelişmiş Batılı devletler ile bizlerin okuma oranlarını karşılaştırdığımızda karşımıza çıkan gerçek; Nüfus sayısına göre yılda 400 (dörtyüz) Milyon kitap okumamız gereğidir.

Bizlerin (okur gibi yaptığı) kitap sayısı ise, yaklaşık 30-40 milyon civarındadır. Bu gerçeğimizle bilgi-yüksek teknoloji üretmemiz mümkün müdür?

Bir gerçek daha vardır;Öğrenilen bir bilgi yüktür.  Eğer, öğrenilen bir bilgiden, ihtiyacınız olan yeni bir bilgi üretemiyorsanız, mevcut bilginin, kitaplığınızdaki bir kitaptan hiçbir farkı kamayacaktır.

Yüksek Teknoloji bir bilgi değildir.

Yüksek Teknoloji, bir bilgiden hareketle yeni bir bilgi üretmektir.

Bizler, bir taraftan, gelişmiş batının, sorgulayıcı  “Aydınlanma Çağı!”nın gereğini kutsuyor, diğer taraftan yüzyıl evvel yaşanmış olayların sorgulanmasına mani oluyor, tartışılmasını istemiyoruz.

Bilinmelidir ki, Aydınlanmış dünü olmayanların, aydınlık bir yarını yoktur.

Bu gerçeği, bir mermerin üzerine kazır gibi beynimize kazımamız gerekmektedir.

Kaldığımız yerden devamla;

Biz Çanakkale’de bir zafer mi kazandık mı, kazandıysak, bunu kimin için kazandık ve bu çok ağır kayıplı savaşın kime ne yararı oldu?

Kime ne yararı olduğunu bilmeliyiz ki, Birinci Dünya Savaşı’nda en büyük zayiatı verdiğimiz Çanakkale Savaşı’nı doğru olarak değerlendirebilelim.

Konuyu hatırlamak adına önceki bölümler özetle;

-Bugüne kadar Medyada gündeme getirilmemiş üç farklı olay, İngiliz, Fransız ve Türk yazarlarının gözüyle ve birlikte verilecektir.

Mustafa Kemal anlatıyor (Lord Kindross, sahife:159)

-“Boğazları ve Çanakkaleyi tıkamakla Rusları Karadenizin içine kapamış oldum ve eninde, sonunda çökmeğe mahkûm ettim. Müttefikleriyle irtibatlarını kesmiş oldum çünkü. Ama biz de çökmeğe mahkûmuz, hem de aynı sebepten. Gerçi Akdenizin,  Kızıldenizin ve Hint Okyanusunun eteklerindeyiz ama herhangi bir denize açılacak kudretimiz yok.Deniz kuvvetinden yoksun bir kara kuvveti olarak yarımadamızı, kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

Mustafa Kemal ne demektedir? Çanakkaleyi, “…kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

Bu ifadeyi onaylayan çok ilginç bir kaynaktan daha not düşüyoruz;

Kaynak;” Osmanlının Tasfiyesi”, Cengiz Yazoğlu;

“…Dünya Savaşı’nda ingiltere’nin amacı, Hint yolundaki Mısır’ı almak, petrol yatakları üzerindeki Irak’la Mısır arasında bulunan Arabistan’ı almak, Anadolu’da da, Osmanlı’dan ayrılmış yeni bir Türk Devleti kurmaktı. Bu sahalardaki askeri hazırlıkları tamamlayabilmek için, Osmanlı ordusunu güney bölgelerinden uzakta oyalamak istiyordu. Bu hareketle, aynı zamanda, Rusların doğudaki yükü hafifleyecek, Rusya, bütün gücünü batı cephesine sevk edecekti. Bu yer Çanakkale idi.  İngilizlerin endişesi, Ruslarınkinden büyüktü. Bütün düşünceleri Mısır Üzerine Türklerin yürüyüşlerine mâni olmaktı. 

Çanakkale savaşı, düşman ordusunu cephenin uzağında bir yerde oyalama savaşı idi.

Bu nedenle Çanakkale savaşı İngiltere’de görüş ayrılığına yol açtı. Çanakkale’ye hücum fikri İngiliz kabinesinde müzakere edilince bahriyeliler aleyhte rey verdiler. Bu işi donanmanın tek başına yapamayacağını, Askerlerin de görev alması gerektiğini dile getirdiler.

Fakat Harbiye Nâzırı Lord Kitchener,

-”Çanakkale için ayıracak askerim yoktur. Hepsi Garp cephesinde dövüşecekler Buraya asker yetiştiremiyorum. Binaenaleyh bu işi ya donanma ile yapmalıdır Veya büsbütün vazgeçmelidir,” cevabını verdi.

Churchill bu işin üzerine o kadar düştü ki, nihayet Çanakkale Savaşı’nın yalnız donanma ile yapılmasına karar verildi. 1915’te büyük bir İngiliz filosu Fransız filosunun da iltihakı ile Çanakkale’ye geldi.

Çanakkale Savaşı’nın İngiltere tarafından yorumu; Petrograd’daki İngiltere Elçisi’nin, Rus Hariciye Nâzırı Sazonov’a muhtırası: İngiltere, bu harekâttan kendisi için doğrudan doğruya bir çıkar sağlamak kaygısında değildir, orada yerleşmek niyeti de yoktur

-Çanakkale Savaşları başlamadan İngiliz askeri yetkilileri ne demektedir?

-“Kara askeri olmadan, Osmanlı başkentine kadar olan güzergâhın, karadan ve denizden işgal edilmesi olanaksız…”

-Çanakkale savaşları bittiğinde Mustafa kemal ne demektedir?

“…kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı asla savunamayız.”

İngiliz ve Fransızlar, 1914-1918 döneminde girmedikleri (giremedikleri !) Boğazlar ve İstanbul’u 1918’de işgal etmişlerdir.

-Biz, Çanakkale’de, Sultan 2. Abdülhamid’in ülkenin geleceği için yaklaşık otuz yılda özenle yetiştirdiği, eğitilmiş-öğretilmiş biz nesil kaybettik. O neslin büyük çoğunluğu, 15-16 ve 17 yaşında çocuklar ve gençlerdir…

-I.Dünya Savaşı’nda en çok zayiatın verildiği cephenin Çanakkale Cephesi olduğu konusunda şüphe yoktur.  Zira I. Dünya Savaşı’ndaki şehitlerin yaklaşık olarak 1/3’ü bu cephede hayatını kaybetmiştir… Çanakkale savaşlarında Osmanlı nüfusunun önemli orandaki daha genç ve eğitimli kesiminin yitirildiği ve Türkiye Cumhuriyeti’ne  olumsuz bir beşeri sermaye mirası   bırakıldığı genel kabul gören bir yaklaşımdır.

-Gerçeğinde Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girmemesi gerekirdi. Çünkü ne ekonomik, ne askeri konumu itibariyle böyle bir savaşa uzun süredir hazırlanan dönemin güçlü devletlerin karşısında kazanma şansı yoktur. Bunu Düyûn-u Umumiye’deki İngiliz temsilcisi Sir Adam Block, o günlerde İstanbul’dan ayrılırken şöyle diyecektir:

-“Eğer Almanya kazanırsa, Alman kolonisi olacaksınız. Eğer İngiltere kazanırsa mahvoldunuz!” Nitekim İngiltere kazanmış bizlerde (Osmanlı İmparatorluğu) mahvolmuştur.

-Askeri çevrelerce, Almanların özellikle, Çanakkale’de Türkleri en fazla zayiat verdirecek ve savaşı mümkün olduğunca uzatacak taktikler uyguladıkları ileri sürülmüştür.

Devam edecek…

Meraklıları, verilen bilgilerle ilgili tüm kaynakları önceki  (1-2-3-4 sayılı) yazıların altlarından görebilirler.

Resim; web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*