Bugüne kadar işlenen “Arap Düşmanlığı”ndan kimler kazandı? Türkler ve Araplar dışında herkes (3)

Önceki Yazı

TOPLUM OLARAK: BİR YILDA YİRMİBEŞ KİTAP OKUYARAK, İHTİYACIMIZ OLAN SİVİL-ASKERİ TEKNOLOJİYİ ÜRETECEĞİMİZ SÜREYE KADAR, SİYASİ BAĞIMSIZLIĞIMIZ OLSA DA İKTİSADİ BAĞIMSIZLIĞIMIZ OLMAYACAKTIR.

İngiltere’nin Ortadoğu’ya silah satışı arttı. Times gazetesi, İngiltere’nin Arap Baharının başlamasından bu yana, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya silah ihracatının yüzde 30 arttığını yazdı.  (1)

Almanya Ortadoğu’ya Silah İhraç Edecek

Federal Alman Meclisi Federal Güvenlik Konseyi, Ortadoğu ülkelerine yapılacak silah ihracatını onayladı.

Uzun tartışmaların ardından gelen onayla Ürdün’e 600 tanksavar silahı ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne 500 makineli tüfeğin yanı sıra Umman’a da silah satışı yapılacak. Silah alacak ülkeler listesinde Mısır, Lübnan, Cezayir ve Suudi Arabistan da bulunuyor.

Heckler&Koch silah firması tarafından Ortadoğu ülkelerine farklı silahların satıldığı ve 2015 yılının ilk 6 ayında Almanya’nın silah ihracatının 3,5 milyar Euro’yu bulduğu açıklandı. Almanya, 2014 yılında ise 3,9 milyar euroluk silah ihracatı yapmıştı. (2)

İsrail’in Haziran 1967’deki savaşta güle oynaya kazandığı Altı Gün zaferi Arapları utanç dolu bir acıya boğduğunda ve İsrail, Batı Şeria, Gazze ve Sina’yı işgal ettiğinde. Birleşik Devletler bu duygu yüklü meselede Arapların karşısında yer almıştı.

İsrail ile dostane ilişkileri olan ve İslam’a bağlılık iddiaları güçlü olmayan Şah, ABD’nin bölgedeki güvenliğini sağlamak için en uygun adaydı.

“Washington açısından, Şah’a verilen rolün ağırlığının yeni bir şekilde arttırılması, Vietnam’daki ABD savaşı nedeniyle de anlamlıydı. Güneydoğu Asya’daki Amerikan gücünün sınırları acı bir biçimde gözler önüne serilmişti.

Basra Körfezi’nde yığınağı arttırmak gibi yeni askeri taahhütlerde bulunmanın  tutar tarafı yoktu.

Öyle görünüyordu ki, Şah şık bir alternatif sunuyordu:

İran’a akan Petro dolarlar karşılığında, bu ülkeye son model askeri teknoloji, eğitim ve lojistik destek temin etmek ve Pehlevi rejimine bölgesel jandarma rolünü vermek.

Anlaşma, 1972’de Tahran’da gerçekleşen bir buluşmada, Şah, Nixon ve Kissinger arasında bağlandı.

Nixon Şah’a

-“Beni kurtar” demişti.

-Amerika’nın Batı Asya’daki askeri temsilcisi olma teklifimizi kabul ederek beni Körfez’de polislik yapma ve Batı’nın çıkarlarını koruma yükünden kurtar.

Şah bu teklifi büyük bir hevesle kabul etti.

O andan itibaren İran, nükleer cephanelik dışında, tüm Amerikan silahlarına erişme imkânı kazandı…

Petrol fiyatlarının dört katına çıkmasının hemen ardından, Şah büyük ve oldukça gelişmiş bir hava kuvvetleri çapında bir sipariş verdi:

-Grumman yapımı 80 adet savaş jeti;

-General Dynamics tarafından henüz üretilmeye başlanan 100 adet F-16 savaş uçağı;

-McDonnell-Douglas yapımı 108 adet F-4 savaş uçağı.

Sonraki birkaç yıl içinde, İran’ın ABD silahları için yaptığı siparişler on milyarlarca dolara ulaştı.

..Daha önce hiç görülmemiş bu silah akışı, Basra Körfezi bölgesi için “ikiz sütunlar” olarak bilinen stratejiyi hayat geçirdi. Bir politik görevli stratejiyi şöyle tarif ediyor:

-“Strateji, ABD’nin Basra Körfezi’ndeki çıkarlarının koruyuculuğunu yapma konusunda güvenilecek iki kilit isim olarak İran ve Suudi Arabistan’ı gösteriyordu. Her ne kadar politik bildirge her ikisine de eşit davranılması gerektiğini ilan etse de, İran’ın daha önemli ortak olduğu belliydi. Bu önem, İran’ın jeostratejik konumundan ileri geliyordu: Sovyetler Birliği, Irak, Pakistan ve Afganistan ile komşuydu; Hürmüz Boğazı üzerinde fiziki bir denetimi vardı; varlığı ispatlanmış petrol rezervleri vardı; günlük üretimin ve OPEC’in liderliği elindeydi; büyük bir nüfusa sahipti; ve Şah Amerikan çıkarlarını, tehditle karşılaştığı her yerde, yırtıcı bir biçimde savunma yönünde gönüllüydü..”

Şah bir diktatör, tipik bir Doğulu despot, dünyanın en kötü insan hakları İhlallerini yapan biri olarak biliniyordu. Amerika’da politik çevrelerdeki yaygın görüş şöyleydi:

-“O bir piç kurusu, ama bizim piç kurumuz.”(3)

Suudi Arabistan, Pratt’ın ürettiği motorlarla donatılmış 200 adet savaş jeti ve 400 adet Kobra’yı kapsayan çılgınca bir alışveriş yaptı. Bu ihracatın çoğu ABD Savunma Bakanlığı’nın Dış Askeri Satışlar (FMS) programı tarafından finanse ediliyordu.

Bunlar içerisinde hakkında en çok tartışılan ve UTC’nin ne kadar iddialı oynadığını gözler önüne seren AWACS’ti. Bu oldukça geliştirilmiş Havada Uyarı ve Kontrol Sistemleri Boeing tarafından üretiliyor ve Pratt & Whitney (Havacılık Uzay şirketi)  motorlarını kullanıyordu.

..Suudilerin 8 milyarlık alışverişi esnasında, Boeing ve UTC İsrail’in dostlarının Kongre’deki güçlü ittifakını alt etmek zorundaydı. Bu yüzden UTC başkanı Harry Cray, Kongre Binası’ndaki gelmiş geçmiş en şiddetli lobi faaliyetlerinden birini başlattı.

AWACS üretimine dahil olan binlerce taşeron üreticinin lobi desteği konusunda araştırma yaptı ve Boeing ile birlikte, eğer Kongre satışa onay vermezse ‘ –kaybedilecek olan ihracat ve istidamdan’ dem vurdu – bir taşeron buna ‘açık ekonomik şantaj’ demişti.

Tehlikede olan sırf AWACS satışları değil, bütün Suudi silah pazarıydı. Senato dört oy farkla satışı onayladı. (4)

Bir ülke düşünün, şeklen de olsa bir Siyasi Bağımsızlığı vardır

Ancak, bu ülke, ne sivil, ne de askeri ihtiyaçlarını üretememekte, tamamını ithal etmektedir. İş bununla da kalmamaktadır. Bu ülkenin Enerji ihtiyacı da, dışarıdan (petrol-gaz)  ithal edilmektedir.

İlginç olanı: Bu ülkenin ne teknolojik araç ihtiyacını ne de petrol ihtiyacını karşılayacak parası yoktur.

Bu ülke: ihtiyaçları için temin ettiği (dış kaynaklı) paraya yüksek faiz ödemenin yanında, aldığı her dış borçta, kendisine para verenlere siyasi, mali avantajlar sağlamaktadır. (IMF-Dünya Bankası dayatmaları)

Soruyoruz:

-İktisadi (teknoloji-para) bağımlılığı olan bir ülkenin siyasi bağımsızlığı olsa ne yazar, olmasa ne?

Bizim yıllardır anlatmak istediğimizin özeti budur.

-İşgalciler, eğer, Topraklarınızı işgal etmişlerse, bu bir gün sonlanacaktır. Ancak, Kültür değişimi ile ülke Aydınının zihni işgal edilmiş ise, bu işgal (onlar adına) sonsuza kadar devam edecektir.

Bizim farkında olmamız, önlem almamız gereken budur. Yabancı okulların tek bir işlevi varsa : bunun, (zihni işgalin) onlar adına oralarda sağlanıyor olmasıdır.

-Paris beslemeli Jön Türkler ile Pensilvanya beslemeli Gülencilerin bir farkı yoktur.

-Olmadığı, 15 Temmuz 2016’da açık olarak görülmüştür. İttihatçılar bir darbe ile işbaşına gelmiş, Ülkeyi bir Dünya Savaşı’na sokmakla kalmamış : Devleti küçük parçalara ayrılmasında da aktif olarak yer almışlardır. Çoğunlukla kime-neye hizmet ettiklerinin farkında dahi olmadan.

Eğer, dış destekli 15 Temmuz 2016, (örtülü işgal) darbe girişimi başarılı olabilseydi, başımıza İttihatçıların bizi savaşa sokmalarında sonraki süreç yaşanmayacak mıydı?

Yaşanacak olanlar: İran ile aramız açılacak, İslam Âlemi ile (Kürt Devleti kurdurulması sonucu) Araplar ile uzun süre telafi edilemeyecek sorunlar yaşanacak ve onların bize olan güvenleri kaybedilecekti.

Enver Paşa, Bir Alman denizaltısı ile Almanya’ya kaçarken, Yaverine:

“Paşam, Turan olalım derken viran olduk, Siyonistlerin oyununa geldik… Sultan Abdülhamid’i hiç anlayamadık…”dememiş midir?

Sonsöz:

Türk-Arap Düşmanlığı, gerçeğinde: Türk, Türkiye ve İslam düşmanlığıdır.  Batılılarla ne zaman bir sorun yaşamışsak (kimi zaman kimi yöneticilerini dışarıda tutarak) , bizim için üzülen, yardım için çırpınan Araplar ve Müslümanlar olmuştur.

Şahit olanları bilecektir. Bizim kazandığımız Bir Milli maçta, inanınız, Araplar ve Müslüman halklar bizden daha fazla sevinmektedirler.

Lütfen, Çanakkale şehitliklerini gezerken, (Çanakkale Savaşları’nda) bizim için orada şehit olan Arap kardeşlerimize de bir Fatiha okuyunuz.

Kıbrıs Barış Harekâtında Kaddafi’nin bize olan yardımları unutulabilir mi?

www.canmehmet.com

Resim: web ortamından alınmıştır.  A) http://twicsy.com/i/4sGh2d

B) https://www.bakiselamlar.com/2012/11/akp-zihinsel-igal-gercekletiriyor/

(1) Daha fazlası için bakınız: http://www.pressmedya.com/?aType=haber&ArticleID=4066

(2) Daha fazlası için bakınız:  http://www.haberay.com.tr/almanya-ortadoguya-silah-ihrac-edecek-12622h.htm

(3)“Savaş Ganimetleri” Sahife:234

(4) Savaş Ganimetleri, Sahife:135 Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/amerika-ve-rusya-silah-ticareti-uzerinden-diktatorlerle-birlikte-dunyayi-nasil-somurmektedir-2.html

 

612 Toplam Ziyaretçimiz 3 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*