Bize karşı yükselen Amerikan-Rus Kardeşliği! Tutmayan Macaulayizm hesabının bir sonucu mudur (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

ingilizleirn sildirdiği kut ül amare-2-

 

Ruslar, Amerikalılarla birlikte yaptıkları bir planla mı bize kendi uçaklarını düşürttüler? Veya Türkiye, NATO ile anlaşarak mı Rus uçağını düşürdü? Ve böyle bir ciddi bir konunun ucu nasıl olurda üç kilo  ihraç domates ile birkaç turistin gönderilmemesine indirgenebildi?

Ortada oyun içerisinde oyun mu vardır? Matruşka bebekleri misali…

Bu büyük uluslararası, kökü asırlar öncesine giden oyunu (Şark Meselesi’ni) bir açık büfe misali sergilemek için birkaç konuyu bir arada götürmemiz gerekmektedir.

Demokrasi ve insanların gelişimi için vazgeçilmez olan, Basın(ın) Özgürlüğü mü, yoksa kişilerin Düşünce ve İfade Özgürlüğü müdür? Yazının ana omurgasını oluşturan bu konuda Hürriyet gazetesinin eski sahiplerinden Erol Simavi bakalım bizlere neler söylemektedir?

Aslında söyledikleri, (Bulunduğu konumdaki birisi için) söylememesi gerekenlerdendir!

-“Şimdi şekerim, basın doğruyu yazdığı sûrece, ona karşı her zaman tepki ve nefret vardır… ‘Ben, basını çok seviyorum,’ diyen insanların yüzde 99’u aslında sahtekârdır. Sanki bizler birer umacı imişiz gibi, bizimle korkudan ahbaplık ederler. Halbuki hepimiz, onlar gibi insanızdır. Basın için dünyada ‘Beş büyük kuvvetten biridir… Dördüncü kuvvettir.’ Derler. Bu söz, Türkiye için geçerli değil… Hakimiyet, elbette, ‘Kayıtsız şartsız milletindir’… O, başka… Ama birinci kuvvet, Türkiye’de ordu mu? Hayır… Basındır… ikincisi, ordudur… Çünkü orduyu, ihtilallere basın hazırlar…” (Erol Simavi)’ (1)

Başlıktaki, “Macaulayizm” konusuna geçmeden, konunun açılması adına bir sorunun daha sorulması gerekecektir?

..Avrupalılaşmak şart mı?”, diyebilirsiniz.

-Avrupa’nın sosyo-ekonomik, teknolojik ve kültürel değerlerine üstün değer yaratamıyorsak sorunun cevabı gene “evet” olacaktır. “ (2)

Biz demeyelim ki: Avrupa’nın (Asya’daki) rekabetçi devletlerinden bir adım önde olması, onun ayak izlerinin, kültür değerlerinin, yaşamının takibini mi gerektirmektedir?

Batı, Rönesans’la yükselirken Doğu’nun kültür değerlerini, ayak izlerini takip ederek mi yükseldi?

Ki: Biz, batının yükselişinin gereklerini: ilmi aldıkları seviyeden daha da geliştirerek refaha kavuşmalarının gereğini yerine getirmeden onların yaşamını taklit ederek, yozlaşarak kötü bir kopyası olalım? 

Bu çeşit sorular aslında, okuyanın kafasını karıştıran birer tuzaktır.

Şimdi ne oldu da (bize göre) görünürde “Düşman Kardeşler!” Amerika ve Rusya, Türkiye’ye karşı Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasında birlikte bir tavır sergilemektedir?

Ruslar, Amerika ile anlaşmalı olarak mı, kendi uçaklarını bize düşürttüler, Amerikalılar da bu konuda (düşürmemiz için bize) destek verdiler?

Amerika ve Avrupalıların, Ortadoğu’nun Petrollerinin peşinde olduğunu biliriz. Bildiğimiz bir şey daha vardır.

Amerika ve Avrupalıların bu bölgede yükselişi, güçlenmesi; Rusya’nın o ölçüde gerilemesi, geleceğinin dondurulması olduğudur.

Bölgede ne oldu,  ne değişti de, (görünürde) Düşman Kardeşler bize karşı bir işbirliğine gittiler? Avrupa’nın güçlü ülkelerine karşı birlikte hareket ettiklerinin bilinmesiyle birlikte.

Ancak, asırlardır Boğazların peşinde olan Ruslarla, Boğazların onlarda olmaması gereğine inanan bir Amerika’nın, Boğazların Efendisi Türklere karşı bir birliktelik içinde olmaları, görünmeleri pek hayra alamet de değildir.

Bu noktada konuya artık başlayabiliriz.

Macaulayizm (*)

Kanı rengi Türk Düşünce sistemi İngiliz-Fransız..

“Denildiği gibi, İngilizler girdikleri bölgeleri sömürür, sadece maddi bir sömürü ile asla yetinmezler. Bunun yanında kültür emperyalizmini de dayatırlar ve kültürel anlamda da sömürgeci bir ülke ve millettirler. Macaulayizm, bunun en somut örneği…

Devam edecek…

www.canmehmet.com

Oltadaki Balıklar, Sirk için ehlileştirilmiş Arslanlar!

Resim: web ortamından alınmıştır.

Macaulayizm (*)

“I have traveled across the length and breadth of India and I have not seen one person who is a beggar, who is a thief. Such wealth I have seen in this country, such high moral values, people of such calibre, that I do not think we would ever conquer this country, unless we break the very backbone of this nation, which is her spiritual and cultural heritage, and, therefore, I propose that we replace her old and ancient education system, her culture, for if the Indians think that all that is foreign and English is good and greater than their own, they will lose their self-esteem, their native self-culture and they will become what we want them, a truly dominated nation.”

“Hindistan’ı uçtan uca gezdim ve dilenci, hırsız olan tek bir kişi görmedim. Bu ülkede öyle bir varlık (servet), öyle yüksek ahlaki değerler, öyle ayarda insanlar gördüm ki, bu ulusun (ruhsal ve kültürel mirası olan) omurgasını kırmadığımız sürece ülkeyi hiç fethedebileceğimizi düşünmüyorum. Bu nedenle, eski ve antik eğitim sisteminin, kültürünün değiştirilmesini teklif ediyorum. Öyle ki Hindistanlılar yabancı olanın ve İngilizcenin kendi sahip olduklarından daha iyi ve üstün olduğunu düşünsünler, kendilerine saygılarını ve kendi kültürlerini kaybetsinler, sonuç olarak bizim olmalarını istediğimiz şey olsunlar: gerçekten domine (“Yenmenin de bir adım ötesi” olarak  değerlendirilebilir/canmehmet) edilmiş bir ulus.”  (Konuşmanın sahibi; İngiliz tarihçi ve devlet adamı Thomas Babington Macaulay, 1800-1859) Bu ifade yaklaşık 1830 Yıllara ait olmalıdır. Ancak, İngilizlerin sömürüsünden sonra Hindistan halkının ne durumda (büyük yoksulluk içinde) olduğu dünyaca bilinmektedir. Köleleştirilen Afrikalıların durumunu hiç gündeme getirmeden.

(1)”Babıâli Tanrıları: Simavi Ailesi” İrem Barutçu, Birinci Basım: Aralık 2004

(2) KobiEfor Mart 2013, MÜJGAN SUVER Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu  Başkanı

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*