Bizden Farklı Düşüneni Linç Etmeye Devam Edersek Ortada Düşünecek Ve Eleştirecek Kimseyi Bulamayacağız (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Mustafa Kemal Paşa: “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” Demiş midir? Demiştir. Peki, uygulama bu doğrultuda mıdır? Cevabı şimdilik ilerleyen bölümlere bırakalım.

Düşünce ve ifade özgürlüğü: Hükümetlerin baskısından veya sansürden veya toplumsal yaptırımdan korkmadan görüş ve fikirlerini ifade etme Hakkı’dır.

Demek ki: Bir ülkede, düşünce ve ifade hürriyetinin yararına inanıyor, üstelik bunu savunuyor ve yasaların koruması altına alıyorsak ;

-Hükümetler, muhaliflerin üzerinde baskı kurmayacak,

-İşine gelmeyen konularda sansür uygulamayacak,

-Toplum da dayatılmış-öğretilmiş-tabu haline getirilmiş konularda düşüncelerini ifade edenleri, linç etmeyecek.

Etmeyecek ki, düşünenler: demokrasi yönetimlerinin eksiklerini kapatabilsin, yeni bir pencere açacak fikirler üretebilsin; bu konuda cesaretlendirilsin, fikirler çoğalsın. Neticesinde ülke kalkınsın, medeniyetler zenginleşsin.

İnsan, düşünerek üreten varlıktır.

İnsanın düşünmesini (farklı fikirler üretmesini/muhalefet etmesini) engellediğinizde, onun insan (düşünebilen) tarafını yok edersiniz.

Geçtiğimiz günlerde tarihçi, gazeteci, yazar, Avukat Kadir Mısıroğlu ile bir Akademisyen (Necmettin Erbakan Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı) Prof. Dr. Mehmet Karalı farklı konularda görüşlerini beyan ettiler.

Bunlardan, Prof. Mehmet Karalı toplumdan gelen tepkiler nedeniyle görevinden istifa etti.

Kadir Mısıroğlu ise, Resmi Tarih tezine karşı bir antitez geliştirmiş ve bunu, belgelerle kitaplarında işlemiştir. Bu (Muhalifliği) nedeniyle uzun süre hakkında açılan davalarla uğraşmış, yurt dışında yaşamaya mecbur kalmıştır. Kadir Mısıroğlu, Milli Mücadele dönemi ile ilgili yaklaşık 60 kitap yayımlanmış ve bunlardan milyonlarca adedi satılmıştır. Demek ki, halkımızın bir kısmı yazdıklarında kendilerine yakın bir şeyler bulmuştur.

Prof. Karalı, Havacılık ve Uzay Bilimleri alanında kendini iyi yetiştirmiş ilim insanlarımızdan olup, Tübitak İnsansız Hava Araçları Danışma Değerlendirme Kurulunda da görev yapmaktadır.

Peki, böyle bir değer neden küstürülür ve sanal alemde linç edilir? İşte nedeni:

Prof, Dr. Mehmet Karalı, geçtiğimiz günlerde Twitter hesabından yaptığı paylaşımda:

“İlan ediyorum; Aile hayatına yönelik, bazı politikaları yanlış buluyorum. İyi bir çocuk yetiştirmek, iyi bir ev hanımı olmak, bakan ya da başkan olmaktan veya başarılı bir iş kadını olmaktan çok elzemdir. Yerel seçimde hiçbir kadın belediye başkanı adayına oy vermeyeceğim” der.

Prof. Karalı’nın ABD-Virginia Commonwealth Üniversitesinde Boeing ve General Motors firmalarına ait projelerde görev aldığını da ilave etmiş olalım.

Bakalım Anayasamıza göre düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti nasıl tanımlanmakta,

Düşüncelerini açıklayanlar, yasaların takibatına maruz kalmasalar bile, toplumsal linçten neden kurtulamamaktadır?

Düşüncelerini açıklayanları desteklemek adına, medya, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, odalar, borsaların üye ve başkanları nerededir? Neden bu insanlara sahip çıkılmamaktadır?

Yoksa sadece kendi değerlerini savunanları alkışlamakta, diğerlerinin haklarını görmemezlikten mi gelmektedirler?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

26. Madde

VIII. Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümlere, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

Bu metni anlamamak için bir kez, anlamak için üç kez okumak gerekecektir. Lütfen,  Okuyanlar, anladıklarını kendilerini açıklasınlar.

Yüce Devletimizin Anayasası ne demektedir?

Bu hürriyetlerin kullanılması:

– millî güvenlik,

-kamu düzeni, kamu güvenliği,

-Cumhuriyetin temel nitelikleri ve

-Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması,

-Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması,

-başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

-Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümlere, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

-Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

(Yeni) Bir Medeniyet  nasıl kurulur veya bir medeniyet nasıl zenginleştirilir?

Elbette yeni fikirlerle.

Peki, yeni fikirler, mevcut değerler ile çatıştığında ne olacaktır?

Fikir çatışması, Düşünceyi ifade hürriyetine mi girecektir, yoksa açıklayan hakkında dava mı açılacaktır?

Demokrasiler, Halk egemenliği değil mi?

Açık ifadesi ile, halkın kendi değerlerinin kendi yönetiminde esas kural olmasıdır.

Siz, halkın istemediği, onaylamadığı bir düzeni nasıl getirir veya bunu nasıl dayatırsınız?

Bunu dayattığınızda, buna nasıl cumhuriyet, demokrasi, parlamenter sistem diyebilirsiniz?

Oldu da bir şekilde dedik.

Bunu kalıcı hale getirmek için nasıl belirli yasalar çıkarabilir, bu yasalara karşı açıklanacak düşünceleri (bir şekilde çıkarılmış yasalarla) engelleyebilirsiniz?

Kendileri farklı düşünce üretmeyenler, düşünenlerin yazanların karşısına sadece sanık sandalyesiyle, demir parmaklıkla çıkabiliyorlar. Güç sahibi kişiler ve kurumlar, hoşlarına gitmeyen eleştirileri “hakaret” davaları açarak baskı altına almaya kalkarlarsa, korkarım bir gün gelir, ortalıkta eleştirecek, düşünce üretecek kimse kalmaz. (1)

Devam edecek

-Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti batıda hangi durumlarda yasalarla engellenir?

www.canmehmet.com

Resim:tarafımızdan hazırlanmıştır.

Kaynak:

(1) Sıkıyönetim mahkemesindeki davanın sanığı Re’sen Emekli Jandarma Üsteğmen Rahmi Yıldırım, savunmasında düşünce özgürlüğü konusunda bunları yazdı. Bugün yargılandığım dava vesilesiyle eklemem gerekirse.

Kendileri farklı düşünce üretmeyenler, düşünenlerin yazanların karşısına sadece sanık sandalyesiyle, demir parmaklıkla çıkabiliyorlar. Güç sahibi kişiler ve kurumlar, hoşlarına gitmeyen eleştirileri “hakaret” davaları açarak baskı altına almaya kalkarlarsa, korkarım bir gün gelir, ortalıkta eleştirecek, düşünce üretecek kimse kalmaz. (1980 darbesi ile ilgili olmalı-canmehmet) (Alıntı: SERMAYENİN PAŞALARI, Rahmi Yıldırım Sahife:251)

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*