Bir Ülkenin Birlik Olmadan Refaha Ulaşması Mümkün Değildir (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Osmanlı Sanayileşmesi 1838 Baltalimanı (*); Cumhuriyet’in sanayileşmesi, Lozan Anlaşması(**) ile frenlenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu ne anlatıldığı gibi “Ortaçağ Karanlığındadır”, Ne de Cumhuriyet Dönemi, (son 15 -20 yıl hariç)  “Sanayileşmiş-Refah Toplumu.

Bu yazı dizisinde: Rekabetçimiz olan devletlerle (Avrupa ile) aramız hangi sebeplerle açıldı; Ekonomik ve Siyaset konularında “nerelerde hata yaptık?” Ve “Adeta son 150-200 yılda “Batının bir uydusu” olduk” sorularına cevap aranacaktır.

Dr. Cosmos Megalommatis, genç bir Yunanlı tarihçi ve arkeolog. 11 dil bilen müstesna biri. Derecelerini Paris’te, Heideiberg’de almış. Bir suçu var : Yunan tarihine “tarafsız bir gözle” bakmaya kalkmış…

Ortodoks Kilisesi, Fransızca bir kitabının Yunanca’ya çevirisini son anda, anlaşma yapılmış olmasına rağmen, yayıncıları tehdit ederek engellemiş. Bununla da kalmamışlar.  Yunanistan’da üniversitedeki görevinden, rektöre baskı yaparak Dr. Megalommatis’i attırmışlar.

Kilisenin bu tutumu, Yunanistan’da işadamları için de geçerlidir. Yunanistan’da, “muteber bir Ortodoks” olmayan kimse, iş hayatında da istikrarlı bir yükselme gösteremez.

Yunanistan, devlet-kilise-iş dünyası beraberliğinden, Yunan armatörleri de dahil olmak üzere büyük yararlar sağlamışlardır. Hem kendileri, hem de ülkeleri için; bunlara ünlü Onasis de dahildir.   (1)

Peki, Dr. Cosmos Megalommatis neden Yunan Kilisesi’nin büyük tepkisini çekmiştir?

“Muhammed Cosmas Megalommatis, 1956’da Atina’da doğdu ve Atina Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Magalommatis, Yüksek Lisans çalışmalarını Paris, Brüksel, Münih, Şam, Kudüs ve Bağdat üniversitelerinde tamamladı ve antik diller arkeoloji, tarih, din ve edebiyat konularında çalışmalarda bulundu.

Yunanca, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, İtalyanca, İspanyolca, Arapça, Farsça, Çağdaş İbranice ve Türkçe bilmektedir.

1986 Yılında Abdi İpekçi Gazetecilik ödülünü alan Dr. Megalommatis, 1993 yılında Kahire El Ezher Üniversitesi’nde Müslümanlığı kabul etmiştir. Megalommatis, Yunan resmî ideolojisine karşı çıktığı için Panteon Üniversitesi’nden ihraç edildi. Ailesi Kastamonu kökenlidir. Yazarın Yunanistan içinde ve dışında yayımlanmış bir çok bilimsel kitap ve makalesi bulunmaktadır. (2)

Yukarıda “Dünyada ve Türkiye’de büyük sermaye” isimli  kitabından (1) alıntı yaptığımız  Prof. Dr. Erol Manisalı, Yunanlı Tarihçiyi tanıtırken nedense :

a) Yunanlı Dr.Megalommatis’in Müslüman olduğunu belirtmemiş,

b) Yine Yunanistan’da “...‘Muteber bir Ortodoks” olmayan kimse, iş hayatında da istikrarlı bir yükselme gösteremez…” dediği halde bunun karşılığı olarak ülkemizdeki “Dindar İşadamları”nın, sistemden dışlanmaları, kamuoyunda kabul görülmemeleri için medyada (yalan dahil her yol ile) itibarsızlaştırılmalarına (Kendi iddiasına-Ülke kalkınmasındaki önemine atfen) nedense bir açıklık getirmemiştir.

Peki, (a) ve (b) başlığı altındaki konular bir ülke ve ekonomisi için çok mu önemlidir?

Prof. Manisalı, bahsekonu eserinde: “Bir ülkenin kalkınmasında, olmazsa olmaz” olarak:

a) Devlet ve halkın değerleri ile uyumlu bir siyaset anlayışının,

b) Halkın İnancının (Din ve temsilcileri), devlet nezdinde kabul görmesinin,

c) Bunlarla birlikte: bir ABD/Alman Sermayesinin/şirketinin öncelikle ülke çıkarlarını gözettiğini; ilgili devletlerin de içeride ve dışarıda bu sermayeye-şirketlere destek olduğunu”, söylemesine rağmen bu destek, işadamlarımız-şirketlerimiz için mevcut mudur?

d) 28 Şubat döneminde; bir taraftan “Sanayileşemedik-70 sente muhtacız!” diye kıvranırken; Diğer taraftan, “Yeşil Sermaye” yaftası ve devlet-bürokrat eli ile batırılan;  Anadolu sermayesinin başarılı birkaç milyar dolarlık Büyük Holding’i bu ülke ve çıkarlarına hizmet etmiyor muydu? Burada devlet eli batırılan paralar, halkın alınteri değil midir?

Osmanlı Döneminde Devlet, Uluslararası her türlü fuar-sergiye katılmasına rağmen yakın tarihe kadar cumhuriyet hükümetleri bir fuarlara katılmış mıdır? Gelecek bölümde Yunanistanın Almanya’da katıldığı bir fuar ile ilgili  ilginç bir örnek verilecektir.

Aramızda kaç kişi Osmanlı İmparatorluğu’nun: Osmanlı’nın XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında aşağıdaki uluslararası fuarlara katıldığını ve “Dünya birinciliği” dahil ödül aldığını bilmektedir?

-1851 – Londra Uluslararası Fuarı

-1855 – Paris Uluslararası Fuarı

-1862 – Londra II. Uluslararası Fuarı

-1863 – Sergi-i Umumi-i Osmani

-1867 – Paris II. Uluslararası Fuarı

-1873 – Viyana Uluslararası Fuarı

-1889 – Paris Uluslararası Fuarı

-1893 – Chicago Uluslararası Fuarı

-1900 – Paris Uluslararası Fuarı

Devam edecek…

www.canmehmet.com

  • Açıklama ve kaynaklar:
  • (*)1838 Baltalimanı Anlaşması:Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında,16 Ağustos 1838’de yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu 1826’dan beri kendi ihtiyaç duyduğu yerli hammaddelerin yabancı tüccarlar tarafından yurtdışına çıkarılmasını önleyen yed-i vahid (tekel) sistemini uygulamaya koymuştu. Bu sistem Büyük Britanya’nın çıkarlarına uygun düşmüyordu ve İngilizler kendilerine Osmanlı topraklarında ayrıcalıklar verilmesi için Osmanlı İmparatorluğu’na baskı yapıyorlardı. Osmanlı Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanını bastırmak için İngilizlerden yardım istedi. Bu yardıma karşılık olarak, Büyük Britanya’ya ticari bakımdan büyük ayrıcalıklar veren bir ticaret konvansiyonunu Baltalimanı’nda devlete ait olan yalıda imzaladı.
  • Bu antlaşmanın bazı maddeleri şunlardır:
  • 1. Tekel sistemi kaldırıldı. Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı verildi.
  • 2. İç ticarete Osmanlı vatandaşlarının yanı sıra Britanyalıların da katılması öngörüldü.
  • 3. Britanya vatandaşları Osmanlı ürünlerini Osmanlı tebâsından tâcirlerle aynı vergi koşulları altında satın alma hakkına sahip oldular.
  • 4. Britanyalılarla olan transit ticaretten alınan vergi resmi kaldırıldı.
  • 5. Büyük Britanya gemileriyle gelen Britanya malları için bir defa gümrük ödendikten sonra, mallar alıcı tarafından nereye götürülürse götürülsün bir daha gümrük ödenmeyecekti.
  • Yukarıda sıralanan maddelerin sonuncusu, Britanya vatandaşları Osmanlı Devleti sınırları içinde ticaret yaparken Osmanlı vatandaşlarından bile daha az vergi ödeyecekleri anlamına geliyordu. Örneğin Selanik’ten İstanbul’a mal gönderen Müslüman yerli tüccar devlete transit gümrük vergisi ödediği halde Britanyalı tüccar bu vergiden muaf olmuş ve Müslüman tüccarların bir başka Osmanlı şehrine mal göndermesine, ticaret yapmasına yüksek vergilerden dolayı fiilen imkân kalmamıştı.
  • 1838-1841 yıllarında buna benzer antlaşmalar Fransa, İsveç, Norveç, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka ve Portekiz’le de imzalandı. Bu antlaşmalar kapitülasyon sistemini sağlamlaştırdı, Osmanlı sanayine büyük bir darbe vurdu. Osmanlı İmparatorluğu’nun diğer devletlere borçlanmasına yol açtı ve mali çöküntüsünü hızlandırdı.”
  • (**)1923 Lozan Anlaşması: Osmanlı ve Almanya Birinci Dünya Savaşı’na birlikte girdiler. Galipler; Mağlup Almanya ile 5. Ayın sonunda bir anlaşma imzalarken; Savaşı kaybetmiş Osmanlı/Türkiye Cumhuriyeti ile ancak, 5 yıl sonra bir anlaşma imzaladılar. Bu beş ay ile beş yılın farkı/nedeni öğrenilmeden Lozan Anlaşması/Yeni Devletin kurulmasının içeriği doğru olarak değerlendirilemez.
  • (1) ”DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE BÜYÜK SERMAYE”. Yazar: Erol Manisalı.
  • Dr.Cosmos Megalommatis, “Türk-Yunan ilişkileri ve Balkanlar-Turkish-Greek Relations and the Balkans” (*) adlı yayınında Kilisenin durumunu, dramatik bir biçimde ortaya koymuştur
  • Prof.Dr.Erol Manisalı:   9 Kasım 1940 doğumlu. Kabataş Erkek Lisesi ve London School of Economics (İngiltere) 1964 mezunu. İst. Üni.İktisat Fak.Öğ.Üyesi. Avrupa Topluluğu Derneği Kurucu Üyesi, Cumhuriyet Gazeteci yazarı, ulusalcı düşünceleriyle tanınır; küreselleşme ve Avrupa Birliği politikalarına karşıdır.
  • (2) https://turkyunaniliskileri.wordpress.com/about/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

↓