Bir örtüyü daha açıyoruz. İzmir’in harabe ve kan gölüne çevrilmesi neyin karşılığıdır? (9)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

I.Dünya savaşının sonucu olarak ülke, 13 Kasım 1918’de işgal edilir. Altı ay geçen sessiz bir dönemden sonra,15 Mayıs 1919’da, –görünürde nedensiz olarak– büyük devletler Yunanlılara İzmir’i işgal ettirir. İşgalden dört gün sonra,  19 Mayıs 1919’da,  Mustafa Kemal Paşa, direnişi örgütlemek için Anadolu’ya gönderilir.

15 Mayıs 1919 tarihinde başlayan, 9 Eylül 1922 tarihinde son bulan ve Batı Anadolu’yu yangın yeri, harabe ve kan gölü haline getiren Yunanlıların Türklere yönelik katliam ve yağmalama olaylarının üzerinden yaklaşık doksan yıl gibi çok uzun bir zaman geçmesine rağmen Yunan Mezaliminin hatıraları hafızalarımızdan silinmemiştir.”

Ülke, 13 Kasım 1918’de dönemin en güçlü devletlerince işğal edilmesine rağmen ciddi manada bir kıyım görmez.  Ne olmuştur da, işgalin üzerinden yaklaşık altı ay geçtikten Türklerin terhis edilmiş orduları, alınmış silahları, sökülmüş tırnakları ile hakkından gelebilecekleri dünkü vilayetleri  Yunanistan’a  göz göre göre bir kıyım yaptırılmıştır?

Daha açık ifadesi ile Yunanlıların üzerinden gururlu bir millet olan Türkler neden ezilmiştir.

Sonuç alınamayacağı en başından belli olan bu operasyonun perde arkasında ne vardır, katliam ve yangın yerine çevrilen İzmir üzerinden verilen mesaj nedir?

I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında 30 Ekim 1918 akşamı Mondros Ateşkes Antlaşması ya da Mondros Mütarekesi imzalanır.

Bu antlaşmaya göre;

-13 Kasım 1918’de İtilaf donanmalarına mensup bir filo, ateşkesin 1. maddesi uyarınca Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki askeri tesisleri işgal etti.

-Aralık 1918 ve Ocak 1919 aylarında Fransız ve İngiliz birlikleri, 10. ve 16. maddeler uyarınca Antakya, İskenderun, Adana, Tarsus, Kilis ve Antep’e girdiler.

İtalya Fransızların Kilikya (Adana) bölgesine girmesini kendi çıkarlarına yönelik bir tehdit sayarak protesto etti. 22 Mart 1919’da anlaşmanın 7. maddesini gerekçe göstererek tek taraflı olarak Antalya‘yı işgal etti.

Bu olay Paris’teki barış konferansında diplomatik bir krize yol açtı. Nisan ayında İtalya bir ay süreyle barış konferansını terketti.

Bu olaylar dışında anlaşmanın ilk altı ayı önemli gerilimler olmadan geçti. Anlaşmanın nisbi sessizlik dönemi Mayıs 1919 başlarında sona erdi.

Bu tarihte Paris Barış Konferansı, Mondros’ta verilmiş sözlere aykırı olarak, İzmir’in Yunanlılarca işgali kararını aldı.

Aynı günlerde Osmanlı Devleti’nin birçok köşesi İtilaf devletlerince işgal edildi; Kars Batum milli şura hükümetleri İngilizler tarafından dağıtıldı. Aynı günlerde ilan edilmesi beklenen barış anlaşması belirsiz bir geleceğe ertelendi.

“İtilaf devletleri politikasında meydana gelen bu ani değişim, Türk tarihçileri tarafından henüz yeterince incelenmemiş bir konudur.

Ve soruyu tekrar ederek kaldığımız yerden devam ediyoruz.

-Ne değiştide,Türkler dünyanın gözü önünde  ve büyük devletlerin gözetiminde Yunanlılara katlettirildi?

Şimdi bir an o dönemde işgal komutanlığının karargahına giriyor ve ükemizi işgal ettikleri, 13 Kasım 1918 ile, Yunanlılara İzmir’i işgal ettirdikleri,  15 Mayıs 1919 Tarihleri arasında yaşananları onların gözü ile değerlendiriyoruz.

Kaynak 1; “Atatürk’e nasıl vize verdim?

Kitabının yazarı ve olayın birinci derecede yaşayaın, İşgal komutanı Milne’nin tercümanı ve İngiliz istihbarat subayı Bennnet’tir. (*);

Vahideddin Rahat Durmuyordu!

“.. İşte bu pencerenin önünde konuştuk…

Gösterdiği yer Muahede Salonunun denize bakan alt kat pencerelerinden biriydi. Ses çıkarmadım. Bennett devam etti:

-Orada dört kişiydik: Ordu kumandanı General Milne, tercüman olarak ben. Sultan Vahideddin ve bir görevli daha…

Padişah ile General, İngiliz işgali ve şehrin asayişi ile ilgili uzun bir görüşme yaptılar. Şimdi ayrıntıları pek hatırlamıyorum. Toplantı bittiğinde General Millne’in biraz sinirli olduğunu farketmiştim. Özellikle tercümeye dikkat harcadığım için konulara fazla dalamıyordum. Ancak General Millne’in bu konuşmadan hoşnut olmadığı ortadaydı. Dışarı çıktık, Milne arabasına binerken kulağıma eğildi:

-Bu adama fazla güvenilmez… Sıfır bir adam, dedi.

-General Milne’in “sıfır” dediği adam altı yüzyıllık Osmanlı imparatorluğunun son padişahıydı. Fakat yenilmiş bir ordunun kumandanıydı ve İngiliz işgalindeki bir şehirde yaşıyordu.

– Bu yüzden İngilizlerin bu kişiye güvenmeyişleri yerinde ve haklıydı. Bennett konuya açıklık getirdi:

-General Milne’in görüşüne katılmıştım. O görüşmeden sonra Sultan Vahideddin’i daha sıkı kontrol altına almam gerektiğini anladım ve Sarayın etrafına tel örgü çevirttim. Tek bir çıkış kapısı bıraktım, nöbetçileri arttırdım. Sonraki günlerde kesin kanıya sahip oldum. Sultan Vahideddin, Anadolu’ya kaçacaktı. Bir fırsatını bulduğunda Küçük Asya’ya geçecek ve Milliyetçi direnişi örgütlemeye çalışacaktı.

Buna Milliyetçilerin nasıl bir yanıt vereceklerini araştırmaya koyuldum.

Kaynak 2; Mustafa Kemal Paşa (anıları)
Alıntı yapılan eser; Murat Bardakçı, “Şahbaba” Sahife, 133. Paragraf, 4 (Belge 30 girişi)

“… Yıldız Sarayının ufak bir salonunda Vahideddin’le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında dirseğini dayamış olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi’ne açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu; birbirine muvazi (paralel) hatlar üzerinde düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar, sanki Yıldız sarayına doğrulmuş! Manzarayı görmek için, oturduğumuz yerden başlarımızı sağa-sola çevirmek kafi idi.

Vahideddin hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı;

Paşa, paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir. (Elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilave etti:) Tarihe geçmiştir.

O zaman bunun bir tarih kitabı olduğunu anladım. Dikkatle ve sükunla dinliyordum;

-Bunları unutun, dedi. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, devleti kurtarabilirsin!

Konunun açılması adına bir başka görüşü daha vererek, kaldığımız yerden devam edeceğiz.

“…Nihayet, 1919 Mayıs’ında Mustafa Kemal’i olağanüstü yetkilerle Anadolu’ya gönderen de bizzat Vahdettin’dir.Yola çıkışından bir gün önce sarayda yaptığı başbaşa görüşmede, “Paşa, bundan Önce memlekete büyük hizmetler yaptın, ama bundan sonra yapacakların yanında onlar değersiz kalır” ifadesini kullanarak altın bir saat hediye ettiği, Atatürk’ün anılarında anlatılır. Paşanın daha önce memlekete yaptığı hizmetler arasında Çanakkale ve Anafartalar savunmalarının bulunduğu gözönüne alınırsa, kendisinden beklenen yeni misyonun önemi hakkında bir fikir edinilebilir.(1) 

Kaldığımız yerden devamla;

-Bu son sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahideddin benimle samimi mi konuşuyor?

-O Vahideddin ki ecnebi hükümetlerin yüzüncü derece aletleri ile temas arayarak devletini ve saltanatını kurtarmaya çalışıyordu.

-Bütün yaptıklarından pişman mı idi? Aldatıldığını mı anlamıştı?

-Fakat böyle bir tahmin ile başka bahislere girişmeyi tehlikeli addettim. Kendisine basit cevaplar verdim:

-Hakkımdaki teveccüh ve itimada arz-ı teşekkür ederim. Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz.

Söylerken, kafamdaki muammayı da halletmeye uğraşıyordum. Çok iyi anladığım, veliahdlığında, padişahlığında bütün his ve fikirlerini, temayüllerini, sahtekarlıklarını tanıdığım adamdan nasıl yüksek ve asil bir hareket bekleyebilirdim?

Memleketi kurtarmak lazımdır, istersem bunu yapabilirmişim.

Nasıl hemen hüküm veririm? Vahideddin demek istiyordu ki hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek mesnedimiz (dayanağımız) İstanbul’a hakim olanların siyasetine uymaktır. Benim memuriyetim onların şikayet ettiği meseleleri halletmektir.

Eğer onları memnun edebilirsem memleket ve halkı bu siyasetin doğru olduğuna inandırabilirsem ve bu siyasete karşı gelen Türkleri te’dip edersem (cezalandırırsam) Vahideddin’in arzularını yerine getirmiş olacaktım.

-Merak buyurmayın efendimiz, dedim. Nokta-i nazar-ı şahanenizi (görüşünüzü, düşüncenizi) anladım.

İrade-i seniyeniz (emriniz) olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım. “Muvaffak ol!” Hitab-ı şahanesine mazhar olduktan sonra, huzurundan çıktım…”

(Daha geniş açıklamalar için bahse konu kitabın 30 numaralı belge girişine bakılmalıdır.)

Kaynak 3 ; “İrade-i Milliye gazetesi,

İrade-i Milliye , 4 Eylül 1919 yılında Sivas Kongresi’nde alınan kararla çıkarılan ilk gazete.

İlk sayıda, gazetenin yayınlanmasından 10 gün önce toplanan Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın Kongreyi açış nutku ile Padişah’a, Sadrazam’a ve İtilaf devletlerine çekilen ariza ve muhtıralar yer almaktadır.

Anadolu’da başlayan kurtuluş hareketinin yayın organı olan “İrade-i Milliye” Mustafa Kemal’in çalışmaları sonucunda Sivas’ta çıkmıştı. Sivas Valisi Elhaç Ahmet İzzet Paşa tarafından 1878 yılında tesis edilen vilayet matbaası milli mücadele döneminin ilk gazetesi olan İrade-i Milliye’nin basım yeri oluyordu. (2)

İrade-i Milliye” gazetesi.14 Eylül 1919 tarihli nüshada yer alan bir telgraf.

Tegrafı çeken; “Üçüncü Ordu Müfettişi, Yaver-i Hazret-i Şehriyarileri Mustafa Kemal”,

Çekilen kişi “Zat-ı Şahane” yani Sultan Vahdettin, çekildiği yer Havza. Tarih 14 Haziran 1919.

Mustafa Kemal Paşa, son görüşmelerini hatırlatıyor padişaha ve şöyle diyor:

-“ Huzurdayken İzmir’in işgali karşısında “pek mahzun olan” kalbinizin “bu nokta-i necâta ait ilhamatı”nı, yani ülkenin sizin öncülüğünüzde millî mukaddes bir kudretle kurtulacağına dair verdiğiniz ilhamları şu an gibi hatırlıyorum.

-Sizin “ilkâ”nızdan, (benim fikrimi çelmenizden) aldığım imanın azmiyle görevime devam ediyorum.”

Kaynak 4; İngiltere Yüksek Komiserliği orijinal yazısı 

Mustafa Kemal Paşa İngiliz İşgal Kuvvetleri tarafından geri çağrılıyor… (3)

“İngiltere Yüksek Komiserliği,

İstanbul,

8 Haziran 1919,

Nu: M. 1994

Hâriciye Nâzırı’na

 Ekselansları,

 [1]-Samsun sancağından, bazı kötü niyetli şahısların kargaşaya sebep oldukları ve sıkıntı yarattıklarına dair rahatsız edici haberler aldığımı zât-ı âlînizin bilgisine sunmaktan şeref duyuyorum.

 2-Mustafa Kemal Paşa’nın bu harekette başrolü oynadığı bildirilmektedir.

 3-Bu bakımdan Karadeniz Kuvve-i Askeriyesi başkumandanı tarafından Osmanlı Harbiye Nezâreti’ne Mustafa Kemal’in görevinden alınması talimatı gönderilmiştir. 

4-Zât-ı âlînizin dikkatini, dahilde özellikle ırkçı ve dinî mahiyet kazanan kargaşalardan doğacak çok vahim sonuçlar üzerine çekmek istiyorum.

 5-Bu sebeple ilgili bütün sivil görevlilere, görevli oldukları bölgelerde herhangi bir sorun çıktığı takdirde şahsî olarak sorumlu tutulacakları hususunda derhal talimat verilmesini talep ediyorum.

 6-Ayrıca, Samsun bölgesindeki durumdan yakînen bilgilendirilmek istiyorum.

 Saygılar.

 Yüksek Komiser

Calthorpe

… 

Açıklananlara göre işgalin ilk günlerinden beri  İngiliz İşgal Komutanlığının kanaati;

İşgale karşı ilk günlerde kurulan Müdafaay-i Hukuk derneklerini, Fransızlara ve İtalyanlara karşı halkın direnişlerini dikkate almadan  en başından beri anladıkları;

-“Türkler, bir bütün olarak bu işgale boyu eğmeyeceklerdir…”

-“O halde gereği yapılmalıdır!”

-Gereği nedir?

Devam edecek…

Kaynaklar;

(*)John Godolphin Bennett (8 Haziran 1897 – 13 Aralık 1974), İngiliz asker… Osmanlı Devleti’nin yıkılış ve cumhuriyetin kuruluş öncesi yıllarında İngiliz ordusunun işgali altındaki İstanbul’da istihbarat subayıdır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun’a gidişi için gereken vizeyi 16 Mayıs 1919’da imzalamıştır. 

(1) Sevan Nişanyan, Yanlış Cumhuriyet,

(2)Irâde-i Milliye gazetesi, Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’ta çalışmalarının sürdürdügü 8 Eylül 1919-13 Aralık 1919 tarihleri arasında 16 sayı yayınlanmıstir. Ankara’da, Heyet-i Temsiliye yayın organı Hâkimiyeti Milliye (10 Ocak 1920) tarihinde yayın hayatına katılmıstır. Bu iki zaman dilimi arasında Irade-i Milliye dört sayı daha yayınlanmştır. Hâkimiyet-i Milliye’nin yayınlanmasından iki gün sonra (12 Ocak 1920) Irâde-i Milliye’nin 20. sayısı neşredilmiştir. Milli Mücadele’nin yeni yayın organı, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin (10 Ocak 1920) tarihinde yayınlanmasına kadar geçen zaman zarfında Irâde-i Milliye gazetesinin ulusal kimligini muhafaza etmiştir.” Dr. Fatih M. DERViŞOGLU

(3) Alıntının kaynağı; Yalçın, E. Semih, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya Geçişi Meselesi ve 19 Mayıs Ruhu,( Bu web adresinde de görülebilir; http://samsun01.blogcu.com/etiket/Mustafa

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*