Bir insan ve ülke kalkınmasında neden Özgürlük ve Adalet çok önemlidir (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Bilgi, ondan kendi ihtiyaçlarınıza uygun yeni bilgiler üretebildiğiniz ölçüde daha değerlidir.

Bilgi, ondan kendi ihtiyaçlarınıza uygun yeni bilgiler üretebildiğiniz ölçüde daha değerlidir.

 

En mükemmel varlık, “İnsan:  Eğer,  Özgür ve Eşit’ se ancak anlamını bulabilmektedir. Özgürlük ve Adalet, bir insan için su-hava derecesindedir. Peki, buna rağmen İnsanı yaşamında ve düşünce oluşumunda aldatan bizzat kendisi mi; kendi değerlerini paylaşan diğer insanlarla oluşturduğu (ortak) destek, birleşme etkisi (sinerji) midir?

Şimdi bu görüşümüzü biraz açalım.

Magna Charta (*)

1215 Yılında (İngiltere’de) imzalanan ve iki kelimeden oluşan, “Büyük Sözleşme!” anlamına da geldiği iddia edilen bu ifadeyi biliriz. Bu sözleşme, (kimilerine göre) Anayasal sürecin başlangıcı olarak kabul edilir.

Sözleşme: Din adamları ile Kral (ve destekçileri) arasında yetki paylaşımını, diğer ifadesi ile, Kralın yetkilerinin azaltılması, belirlenen yasalara uyacağını kabul etmesi ile ilgilidir.

İleride bir çok kanuna yataklık ettiği iddia edilecek olan Magna Charta,

“hiçbir hür insanın yürürlükteki kanunlara başvurmaksızın tutuklanamayacağı, mülkünün elinden alınamayacağı, öldürülemeyeceği” esasına dayanak olacaktır.

 -“Magna Carta, Özellikle insan haklarına, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ile Fransız Devrimi’nin İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ ne öncülük ettiğine inanılmaktadır.”

Bu sözleşme tarihinin, 1215 Yılı olduğunu lütfen yazının sonunda tekrar hatırlayınız. Ve son cümledeki ağır iddiaya! 

Bir devletin servet ve makam silahına sahip olanlar, bu silaha sahip olmayan vatandaşlar arasında tarafsız kalmıyor; Adaleti, bir “Hayat-Memat!” görmüyor; devleti, toplumun geneli ile bütünleştiremiyor’ sa; O ülkedeki halk, Vatan’ında değil, Gurbet’te yaşamaktadır.

Dünya üzerinde yaklaşık 16 büyük uygarlığın yaşadığı ifade edilmektedir.

Bunlardan günümüzde varlığını sürdürenler; İslam Medeniyeti ile Batı Medeniyetidir.

Medeniyet, basit tanımı ile “Şehirli yaşam”; şehirde, diğer insanlarla birlikte ve bir kurallar manzumesi içerisinde yaşamayı öğrenmek ve sürdürebilmektir.

Uygarlık, insanlara ne sağlamaktadır?

Cevaptan önce, bir insan için “Vazgeçilmez” öneme sahip olanları açıklamak gerekir.

Bunlar; Özgür ve Yaşam hakkına sahip olabilmesinin yanında; beslenmesi, barınması, korunması, (diğerlerinde olan ilişkilerinde) adaletle yönetilmesi” dir.

Uygar bir devletin, kendisini yaşatan halkına bunları sağlaması hem borcu hem de görevi’dir.

Aşağıda bir devlet başkanının, tayin ettiği bir valiye, görevini ifa ederken, dikkat etmesi gerekenleri not ettirdiği bir mektuba yer verilmektedir.

Mektubun tarihi ve yazanın kimliği yazının sonunda açıklanmaktadır.

Mektup içeriği; (**)

“Bil ki ey Malik!

“Seni, senden önce adaletle ve zulümle hüküm sürenlerin bulunduğu bir beldeye gönderdim. Sen, daha önceki yöneticilerin durumlarına baktığın gibi, insanlar da senin durumuna bakacaktır. Sen onlar hakkında ne söylersen onlar da senin hakkında aynısını söylerler…

“Halka karşı merhametli olmayı, sevgi ve iyilikle bulunmayı kendine şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma.

O insanlar iki sınıftır, Birincisi, dinde kardeşin, ikincisi ise yaratılışta senin eşindir.

“İnsanlara, yakınlarına, ailene ve insanlar arasında özel sevgi beslediğin kimselere karşı adaletli davran!

“Sana en sevimli gelen şeyler şunlar olsun: Hak hususunda kazanmak…

“Şüphesiz ki; çoğunluğun öfkesi azınlığın rızasıyla, azınlığın öfkesi de çoğunluğun rızasıyla kaybolup gider.

“Valiyle halkı arasında en zararlı olanlar bollukta yardım eden, zorlukta yardımı kesen, ölçüsüz davranan isteklerinde ısrar eden, ikram edildiğinde teşekkür etmeyen, yasaklara karşı duyarsız olan ve zamanın zorluklarına en az sabreden seçkinlerdir.

…Ümmetin çoğunluğunu meydana getiren halk ile istişare etmeli ve onlara meyletmelisin.

… “Yönetimin altında bulunan ülkenin istikrarının devamı için âlimlerle müzakerede bulunmayı, akıllılarla tartışmayı artır. Senden önce insanları yönlendiren şeyler bunlardı.

Sonra yoksul sınıfta olupta yardım edilmesi, gözetilmesi gereken ihtiyaç sahipleri ve miskinler gelir. Bunların hepsi için Allah’ın katında ferahlık vardır. Bunların durumlarının düzeltilmesi, Vali üzerindeki haklarındandır.

…Bulunduğun yerde ve ülkenin değişik bölgelerinde onları denetle, tüm bu anlattıklarımın  yanı sıra şunu da bil; onların çoğunda aşırı hırs, çirkin bir cimrilik, stokçuluk ve Pazarlara tekel kurma arzusu vardır… Onları stokçuluk yapmaktan alıkoy. Çünkü Rasulullah (sav) bunu yasaklamıştır. Alan ve satan her iki tarafın zarara uğramayacağı bir şekilde ve adalet ölçüleri doğrultusunda bir alışveriş ortamı olsun.

…Ben Rasulullah’ın birçok yerde; ‘Allah, zayıfın hiç çekinmeden güçlüden hakkını alamadığı bir toplumu yüceltmez. dediğini işittim…

“Valilerin yanında zulmeden, aşırı giden, ilişkilerinde insafsız dostları, yardımcıları olabilir. Bu durumun nedenlerini ortadan kaldırarak onların iyi olmayanlarını etrafından uzaklaştır.” (1)

Mektupta vurgulanan ana temalar:

Dini amaçların farklı oluşu haklarda veya siyasi, sosyal ve insani ödevlerde bir ayrıcalık unsuru değildir. Însanlar ikiye ayrılır. Ya dinde kardeş ya da insanlıkta eştir.

Vatandaşlar arasındaki eşitlik,

Devletin, toplumun geneli ile bütünleşmesinin zarureti,

-“Hak hususunda orta yolu tutmak, adaleti herkese yaymak ve halkın gönlünü kazanmak,

-“Tüccar ve sanatkarlar  gözetlenmeli. Bununla birlikte şunu da unutma ki onlardan aşırı hırs, çirkin cimrilik, stokçuluk ve pazarlarda tekel kurma arzusu vardır. Onları stokçuluk yapmaktan alıkoy”.

– Memurların durumunun gözden geçirilmesi,

Adalet, mülkün temeli olup Allah’ın güzel isimlerinden biridir..

VEDÂ HUTBESİ (8 Mart 632 Cuma)

Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında bütün insanlığa şöyle hitab etti:

Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım…  Bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

Ashabım!  Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O’da sizi yaptıklarınızdan  dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur…

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin Rabia’nın kan davasıdır

Ey insanlar!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır…

…Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur.

…Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.

Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz…

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

–  Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

–  Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

–  Zina etmeyeceksiniz.

–  Hırsızlık yapmayacaksınız..”(2)

Bir soru ile bölümü sonlandırarak, sonrasını düşünebilen insana bırakalım:

Magna Carta, iddia edildiği gibi, 1215 Yılında, İnsanlık için Anayasal Süreci, (İnsan, Kadın, Çocuk, çalışanların, ihtiyaç sahiplerinin hakları ile, özgürlük, adalet kavramlarını, vb) başlatmış mı;

-Yoksa ondan birkaç asır evvel İslam, yaptığı en büyük İnsanlık Devrimi ile bu süreci başlatmasının ötesinde yükselterek geliştirmiş mi?

İnsan, düşünen bir varlık olarak sorumluluk sahibi’ dir. Bu nedenle “Akıl” (değerlendirme/Doğruyu Yanlıştan Ayırma melekesi’ne) sistemine sahiptir.

www.canmehmet.com

Resim: www.kursatsenturk.com  ’dan alınmış, yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynaklar;

(*) Magna Charta (Carta): 1215’te Kral John tarafından imzâlanan, İngiliz halkıyla kral arasındaki hak ve hukuku bir anlaşma ile ayıran ilk siyâsî belge. Büyük ferman adlarıyla da anılan Great Charter, yâni Magna Charta, altmış üç maddeden meydana gelir. Bakınız: https://www.turkcebilgi.com/magna_carta

(**) Mektup, (Hicri 37) Miladi takvimle 657 yılında, Hz Ali (ra) tarafından Mısır’a vali olarak tayin ettiği Eşter Neha-i’ye yazılmıştır. Verilen siyasi ve sosyal mesajlar, günümüzden, 1357 yıl evveline aittir. Mektup, O döneme ait İslami düşünce düzeyini, Yönetim ve İdarecilik anlayışı göstermektedir. Mektubun tamamı için bakınız: http://www.canmehmet.com/hz-ali-ra-dunya-liderlerine-siyasi-ve-sosyal-ders.html

Hz. Ali (ra); (599-661) Hz. Muhammed (sav) yanında büyümüştür. Amcasının oğlu ve sonradan damadı olmuştur. Hz. Ali (ra) İslâm Devleti’ni, 656-661 yılları arasında yöneten IV. Hâlifedir.

(1)“İslâm ve insan Hakları, Haklar Değil Gereklilikler”, Dr. Muhammed UMARA

(2) Daha fazlası ve kaynaklar  için bakınız: (a) Diyanet Başkanlığının web sitesi,  (b) http://www.canmehmet.com/islamda-kadinin-yeri-ve-dayak-konusundaki-gercekler.html

252 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*