Bir adam olmak, Görev adamı olmak, bir Savcı Zekeriya Öz Olmak

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Başlığı mükemmel anlatımları ile üç ayrı şiir ifade edecektir. Geride bize sadece bir giriş yapmak kalmaktadır. Hz Ömer, “Adalet mülkün (devletin) temelidir.” Der. Montesquieu’de adaleti farklı bir pencereden görür ve; “Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkûm olmuştur.” Şeklinde yorumlar. Sırada Voltaire’in insana görevini hatırlatması vardır; “İnsanlığın en güzel görevi adalet dağıtmasıdır.”

Eğer,

Çevrende herkes şaşırsa, bunu da senden bilse

Sen aklı başında kalabilirsen eğer

Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır

Hem kendine güvenebilirsen eğer …

Bekleyebilirsen usanmadan

Yalanla karşılık vermezsen yalanla

Kendini evliya sanmadan

Kin tutmayabilirsen kin tutana…

Söylediğin doğruyu ve gerçeği büken düzenbaz

Kandırabilir diye safları dert edinmezsen

Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz ve

Yeniden koyulabilirsen işe…

Döküp ortaya varını yoğunu

Bir yazı turada yitirsen bile

Yitirdiklerini dolamaksızın diline

Baştan tutabilirsen yolunu …

Yüreğine, sinirine “dayan” diyecek

Direncinden başka şeyin kalmasa da

Herkesin bırakıp gittiği noktaya

Sen dayanabilirsen tek başına…

Her saatin her dakikasına

Emeğini katarsan alın terine

Hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti

Her şeyiyle dünya önüne serilir …

Korktuğun yerde el öpmez

Hükümran olduğun yerde ezmezsen

Oğlum adam oldun demektir. (1)

* * *

UTANSIN

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylân, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;

Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,

Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,

Geride ne varsa, bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk,

Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın! (2)

* * *

Yarın Elbet Bizim Elbet Bizimdir! ,

Gün Doğmuş Gün Batmış Ebed Bizimdir!

Zindan iki hece Mehmed’im lafta

Baba katiliyle baban bir safta

Birde geri adam boynunda yafta

Halimi düşünüp yanma Mehmed’im

Kavuşmak mı belki daha ölmedim

Avlu… Bir uzun yol tuğla döşeli

Kırmızı tuğlalar altı köşeli

Bu yol da tutuktur hapse düşeli..

Git ve gel … yüz adım… bin yıllık konak

Ne ayak dayanır buna ne tırnak!

Bir alem ki gökler boru içinde!

Akıl olmazların zoru içinde

Üst üste sorular soru içinde

Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu

Buradan insan mı çıkar tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı asıldı

Kaydını düştüler mühür basıldı

Geçti gitti birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan boynu bükük ve sefil

Bahçeye diktiği üç beş karanfil

Müdür bey dert dinler bu gün maruzat

Çatık kaş hükümet dedikleri zat

Beni Allah tutmuş kim eder azat

Anlamaz yazısız, pulsuz, dilekçem

Anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi bir yırtıcı zil

Sayım var maltada hizaya dizil

Tek yekün içinde yazıl ve çizil

İnsanlar zindanda birer kemmiyyet

Urbalarla kemik mintanlarla et…

Somurtuş ki bıçak nara ki tokat

Zift dolu gözlerde karanlık kat kat..

Yalnız seccademin yününde şefkat;

Beni kimsecikler okşamaz madem

Öp beni alnımdan sen öp seccadem

Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!

Dakika düşelim senelik paydan

Zindanda dakika farksızdır aydan

Karıştır çayını zaman erisin;

Köpük köpük duman duman erisin!

Peykeler duvara mıhlı peykeler:

Duvarda başlardan yağlı lekeler,

Gömülmüş duvara baş baş gölgeler…

Duvar katil duvar, yolumu biçtin

Kanla dolu sünger … beynimi içtin…

Sükut…kıvrım kıvrım uzaklık uzar;

Tek nokta seçemez dünyada nazar.

Yerinde mi acep ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz

Güneşe göç varda kalan biz miyiz?

Ses demir su demir ve ekmek demir…

İstersen demirde muhali kemir

Ne gelir ki elden kader bu emir…

Garip pencerecik küçük daracık;

Dünyaya kapalı Allaha açık…

Dua dua eller karıncalanmış

Yıldızlar avuçta gök parçalanmış

Gözyaşı bir tarla hep yoncalanmış

Bir soluk bir tütsü bir uçan buğu

İplik ki incecik örer boşluğu.

Ana rahmi zahir şu bizim koğuş

Karanlığında nur yeniden doğuş

Sesler duymaktayım davran ve boğuş

Sen bir devsin, yükü ağırdır devin

Kalk ayağa dimdik doğrul ve sevin!

Mehmedim sevinin başlar yüksekte!

Ölsekte sevinin eve dönsekte

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! (3)

(1) Rudyard Kipling (Çeviri, Bülent Ecevit)

(2-3) Necip Fazıl KISAKÜREK

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*