Batılılar, 300 yıldır Osmanlıyı, Cumhuriyetçileri ve İslam âlemini aldatmadılar ancak keklediler (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

elma şekeriii-1-

 

Batı, dışındakilerine sadece gelişmesinin sonuçları göstererek ve onları izleyicisi, hayranı yaparak, “Aldattı!” demek, belki batılılara haksızlık olacaktır. Ancak, ifade argo da olsa, “Keklediler”, işlettiler. demek, doğru olmalıdır.

Batı, bu strateji ile taklitçileri ile takipçilerini çıkmaz bir sokakta kendileri ile baş başa bırakmıştır.

19’uncu asır itibariyle batının bu tuzağına düşmeyen tek millet, Japonlardır. Nasıl ve neden düşmedikleri, bu bölümün son yazısında  açıklanacaktır

Okumayı sevmiyoruz,

Bunun arkasından gelen ARaştırma-GEliştirme’yi de.

Sorgulamak bizim hiç işimiz olmadı.

Bu durumda Allah’ın verdiği akıl ne işe yarayacaktır?

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?  (Zumer suresi, 9. Ayet)

-Yeryüzündeki canlıların en kötüsü aklını kullanmayanlardır.  (Enfal suresi, 22 ayet) 

-Aklınızı etkin kullanmazsanız, pislik içinde kalırsınız. (Yunus Suresi, 100. Ayet) Denmiş olsa da.

Kişilere tapma derecesinde inanır, onları sorgulayamazsak, onların düştükleri tuzağa aynen düşeriz.

Bunların arkasında, ne bir aptallık vardır, ne de bir ahmaklık.

Sadece, “Tembellik” vardır.

Ancak, sanayii ve bilgi çağında tembellere yakışan tek giysi, Uşaklık’tır.

Evet, açık olarak, köleliğin yumuşatılmışı, “Uşaklık!”

Batı, ortaçağ karanlığından aşağıda anlatılanlarla çıkabilmiş ve geldiği noktada kendisi dışındakileri alenen, kanatırcasına sömürmektedir.

Burada, ilk adımda, kötü olan sömüren olsa da, daha da kötü olanı, kendisini sömürten’dir.

Batılılar, durumlarının ilk farkına vardıklarından itibaren asla üşenmemişler, kısa bir yol,  bir özet, bir “kalkınma paketi” aramamışlar. Ki; bunlar insanları uyutan, aldatan cinliklerdir.

Akıllım! Kalkınmanın paketi mi olurmuş! Kalkınmak, bir süreç, çalışmak, üretmektir. Taklitçilik, “bir hap yutmak!” değildir.

Batılılar, O gün kendisinden ileride olanların ilimlerini, bilgileri almış, öğrenmiş ve en önemlisi de onları geliştirmiştir.

Bugün, her ne kadar yavaşlamış olsalar da; gelişmeye, geliştirmeye devam etmektedirler.

Aslında bu anlatı, bir blog ortamını aşan ölçüdedir.

Ancak, bunu aktarmayı, kendimize; hem topluma bir ışık yakmaya mecbur, hem de onların ışığında ancak, birlikte mutlu, huzurlu olunacağını bilenlerden olduğumuz için görev addediyoruz.

Peki,

Ortaçağ’da, koyu cehalet, yoksulluk içerisinde olan Avrupalılar, ne yaptılar da, kalkındılar ve kara talihlerini yendiler?

Kendi ifadelerine göre;

Batı toplumunun, 300 yıl içerisinde, “Modernleşmesi” ve bunu tetikleyen, besleyen etkenlere bakıldığında, söz konusu süreçte onları dönüştüren, üç temel evrim (Farklı özellikler) görülmektedir.

Devletin, yetkisi dışında kalmış alanlara gitgide daha çok müdahale etmesi;

Müminlerden daha deruni bir dindarlık, daha şahsi bir züht (**) talep eden Protestan ve Katolik dini reformları; (Hristiyanlık tahrif edildiği için indirildiği çizgi olduğu-olmadığı tatrtışılmaktadır.)

-Bireyi söz ve davranış kültürü içerisinde topluluğa eklemleyen eski bağlardan özgürleştiren okuryazarlıktaki ilerleme. (1)

Tekrar edilirse:

-“Modern devlet anlayışı,

-Reforma uğramış  (Hıristanlığın) dinlerin getirdikleri;

-Daha dengeli bir okuryazarlaşmanın üç yüzyıl içerisinde, özel ile kamusal arasındaki paylaşımı nasıl şekillendirmesi”, olarak tanımlanabililir.

Ancak, Kalkınmanın nasıl ki bir, “Hazır Paket”i yoksa; bu konuda da hazır bir (hap) anlatı yoktur.

Neden?

Elinde, bir domates (bilgi) tohumu olmadan domates üretebilir misiniz?

Hayır, üretemezsiniz.

Elinizde, bir adet domates tohumu varsa, onunla sınırsız sayıda domates üretebilir misiniz?

Elbette, üretebilirsiniz.

Önemli olan, sizin (bir bilgiye) bir tohuma sahip olmanızdır.

Devam edecek….

Batı nasıl uyandı ve ayaklandı?

Şekşpir, yazıya düşmandı ve o dönem kağıt fabrikaları yakıldı, yıkıldı, matbaalar talan edildi, dersek, inanır mısınız?

www.canmehmet.com

Açıklamalar;

(*)

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?  (Zumer suresi, 9. Ayet)

Yeryüzündeki canlıların en kötüsü aklını kullanmayanlardır.  (Enfal suresi, 22 ayet)

Aklınızı etkin kullanmazsanız, pislik içinde kalırsınız. (Yunus Suresi, 100. Ayet)

(**) Züht: “Dünyaya fazla rağbet etmemek, hırs göstermemektir. Yoksa bütün bütün dünyayı terk etmek demek değildir.” Daha fazlası için bakınız: http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=178941

(1)ÖZEL HAYATIN TARİHİ  3, Rönesans’tan Aydınlanmaya, HAZIRLAYANLAR: PHILIPPE ARIES – GEORGES DUBY, YKY.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*