“Batılaşmak” Melon-Simokin giymek mi, Romalı gibi düşünerek yaşamak mı? (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

antik yunan

Eğer, bir çocuğun olursa, erkekse bırak yaşasın; eğer bir kız olursa onu sokağa bırak. Yoksullar, besleyemeyecekleri çocukları terk ediyorlardı; daha başka “yoksullar”, “saygınlıktan ve nitelikten yoksun bırakan vasat bir eğitimle yozlaştıklarını görmemek için sokağa bırakıyorlardı.Bu konuda geniş bilgi, bölümün 2. Yazısında verilmiştir.

Avrupalı ulusları etkileyen, Antik Yunan Medeniyetini ve anlayışını bilmeden, “Batı”yı ve “Batılılaşma”yı, kavrayabilmek mümkün müdür? Elbette değildir.

Hatta Avrupalıların, Türklere değil de, neden “Müslüman Türkler”e, Osmanlılara olan kızgınlıklarını, nefretlerini?

Aşağıda, “Antik Yunan” veya “Atina” Hristiyan Batı için ne anlama geldiği anlatılmaktadır. Anlatılmaktadır ki, “Avrupa Birliği”ne neden istenmediğimiz daha berrak olarak anlaşılabilsin.

Diyeceksiniz ki, “Biz girmeyi düşünüyor muyuz?” Hoş… Girersek, ihtimaldir ki, orası Avrupa Birliği değil, “Yeni Nesil Osmanlı Birliği!” olma ihtimali daha yüksektir.

Şaka gibi değil mi?

Bunun bir şaka olmadığı bu diziden sonra başlanacak, “ Türkler, Müslüman Türkler/Osmanlılar…” dizisinde anlatılacaktır.

Fatih Sultan Mehmet’in, 1453 İstanbul fethi, Batı (Hıristiyan Dünyası) için bir büyük deprem; 1458 Atina’nın fethi ise, bu depremin en büyük artçısıdır. Bunlara, Kanuni’nin, 1529 Yılında, “Avrupa’nın kalbi”, Viyana önlerinde çadır kurması, Hıristiyan Avrupa’yı panik ortamından çaresizliğe sürüklemiştir.

15.ci asrın sonunda yapılan Coğrafi Keşifler ile İpek Yolu’nun karadan denizde kaydırılması, Osmanlı için ilk (ekonomik) kırılmadır.

Bu keşifler, İstanbul ve Atina’nın fethinden sonra Papalık ve o dönem Avrupa’nın önde gelen devletlerinin bilinçli destekleri ile yapılmıştır.

Osmanlılar-Müslümanlar için ikinci kırılma,  Hıristiyan Dünyası’nın, “Safevi Devleti” ile Şii anlayıştaki toplumları  Osmanlılara karşı desteklemeleri ve kullanmaları ve sonrasıdır.

Bu, (Mezhep çatışması) gerçeğinde Müslümanlar arasında yapılan “İktidar kavgası”nın bir sonucudur.

Bu bugün de olanca hızı ile -ne yazık ki- devam etmektedir. “Şii Toplum’ların, İslam’ı ve Osmanlıyı zayıf düşüreceği” tespiti, Hıristiyan Avrupalıların geleceğe yönelik  siyaset yapılanmalarından kullanılmak üzere 16’ncı asırda, dikkate ve  uygulanmaya aldıkları bilinmektedir. (*)

Bugün “Avrupa Birliği”ni ve onu oluşturanların gerçek düşüncelerini doğru olarak öğrenmek isteyenler,  biraz geriye giderek, bunu, 1982 yılında yapılan bir AET Toplantı’sı içeriğinden öğreneceklerdir. (**)

“…Kızıl genç “Bakın dostum, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Papa Roma’dan kendisine bir elçi göndererek ‘Gel Hıristiyanlığı kabul et. Ben de seni, Doğu Roma İmparatoru olarak takdis edeyim!’ teklifini gönderiyor. Sultan bu teklifi reddediyor. İşte o andan itibaren siz Avrupa’da partiyi kaybettiniz.” (Devamı yazının alt kısmında verilmiştir.)

Fransa (eski) cumhurbaşkanlarından Giscard d’Estaing, 2004 yılında, AB ile ilgili görüşlerini açıklamaktadır:

Avrupa’nın ortak kimliği Hıristiyanlıktır. Türkiye bunun hangi parçasını oluşturabilir? Türkiye bir İslam ülkesidir. Bu iki kimlik bir arada olmaz. Aksi hâlde AB dağılır.

-Türkiye, AB’ ye girmesi için; İslam kimliğinden, egemenliğinden, bağımsızlığından vazgeçecek mi?

-Brüksel’i Ankara yerine başkent kabul edecek mi?

-Türkiye Avrupa tek devletinin bir federe devleti olacak mı?

-Türkiye halkı bu gerçekleri hiç bilmiyor.” (1)

Şimdi Batıya ve Batılıların “Özel Hayatın Tarihi”ne devam edebiliriz.

Antik Yunan Tarihi, çağlardan beri her medeniyetten insanın ilgisini çekmiş, birçok Avrupa ulusunu etkileyip, örnek olmuştur… Peki, Antik Yunan Medeniyeti nasıl başladı ve nasıl son buldu ?”

Avrupalıların bir parçası olduklarını kabul ettikleri, “Antik Yunanlılar” kimlerdir, ne yemiş, ne içmiş, nasıl yaşamış ve torunlarına neleri miras bırakmışlardır, ki; Biz, Antik Yunan Mirası‘na sahip çıkmayı düşünüyor, izlerini takip için kan-ter içerisinde koşuşturuyoruz?

Onları tanımak adına, “Antik Yunan”a başlangıcın çok kısa bir özeti.

M.Ö. 8000 – M.Ö. 1300 : Mezolitik Çağ’dan Truva Savaşı’na

-Yunanistan’da en eski çağlara ait ilk kanıtlar, Orta Taş Çağı olarak bilinen Mezolitik Çağ içerisinde, M.Ö. 7250 yıllarına ait Argolid Bölgesi’ndeki Franchthi Mağarası’nda bulunmuştur.

-M.Ö. 7000 – M.Ö. 3000 yılları yani Neolitik Çağ ( Cilalı Taş Devri )  içerisinde Yunanistan’da hareketlenmeler gözlenmiştir.

-M.Ö. 3400 yıllarında Dimini bölgesinde, erken istihkam kanıtları mevcuttur. M.Ö.3000 yıllarında, Girit’te Messara Tholoi ve Vasiliki, Myrtos yapıları, Lerna’da Tiles yapısı dikkat çekmektedir.

-M.Ö.2000 yıllarında, Minos yerleşimlerinin yıkımı ile karşılaşıyoruz. M.Ö.1700-M.Ö.1400 yıllarında, Minos Yeni Saray Dönemi ile karşılaşıyoruz.

-M.Ö.1450 yıllarında Yunanistan’da Linear B Yazısı kullanılmaktadır. M.Ö. 1400 yıllarında ise Minos Saray Sonrası Dönemi başlamakta ve gene bu dönem içerisinde Miken Kültürü Dönemi boy göstermektedir.

M.Ö. 1300 yıllarında, ‘sea people’ yani Deniz İnsanları’nın Doğu Akdeniz’e ilerlediği görülmüştür. Böylece Miken Kültürü Dönemi’de başlamıştır.

-M.Ö.1250 yılında (bazı araştırmalara göre M.Ö.1210) ise destanlara, kitaplara, sinemaya konu olan, mimariyi dahi etkileyen ünlü Truva Savaşı gerçekleşmiştir.

M.Ö. 1200 – M.Ö 594 : Son Miken Dönemi’nden Solon Yasaları’na

Truva Savaşı’nı takiben, M.Ö. 1200 yıllarında Miken Sarayları’nın yıkıldığı, Dor kavmi akınlarının başladığı ve Deniz İnsanları’nın Doğu Akdeniz’e doğru iyice ilerlediği görülmektedir. Bu tarihten sonra Antik Yunan Tarihi’ne dair daha iyi  bildiğimiz şehirler, karakterler ortaya çıkmaya başlamıştır.

-M.Ö.900-M.Ö.700 yıllarında Geometrik Periyod başlamıştır. M.Ö.776 yılında İlk Olimpik Oyunlar’a rastlıyoruz ve M.Ö. 750 yıllarında Antik Yunan Tarihi Karanlık Dönem’den çıkmaya başlamış, Yunan Alfabesi gelişmiş, Yunan Kolonileri Güney İtalya ve Sicilya’ya yerleşmiş ayrıca ünlü ozan Homeros şiirlerinin de kaydı gerçekleşmiştir.

-Arkaik Dönem olarak da bilinen M.Ö.700-M.Ö.480 yılları arasında tanıdık isimler görmeye başlıyoruz… Arkaik Dönem içerisinde, Atina, Sparta, Korint, Thebes, Syracuse, Miletos, Halicarnassus gibi önemli merkezler ortaya çıkmıştır.

-M.Ö. 594 yılında, gene Arkaik dönem içerisinde, fakat incelendiğinde başlı başına bir devrim olan Solon Yasaları ile demokrasinin ilk adımları atılmıştır…

M.Ö.569 – M.Ö. 429 : Solon Reformları’nın Ardından, Perikles Dönemi’ne

Antik Yunan Tarihi’nde, Solon Reformları büyük öneme sahiptir. Kronolojik olarak gelişmelere baktığımızda bu reformların önemi tarih boyunca görülmektedir.

-M.Ö.500 yılından sonra Antik Yunan Tarihi içerisinde Persliler’i çok sık duymaya başlarız…

-M.Ö.460 yılında Atina’da Perikles döneminin başlamasıyla, Atina altın çağını yaşamaya başlamıştır.

-M.Ö.421-M.Ö.336 : Nicias Barışı’ndan Büyük İskender Dönemi’ne

-M.Ö.413 yılında, Syracuse Atina’yı yenmiştir. M.Ö.411 yılında ise Aristophanes, ünlü eseri ‘Lysistrata’yı yazar. Sparta ile Atina arası gerginlik, M.Ö.404 yılında, Atina’nın teslim olmasıyla son bulup, Atina’da 30 Tiran dönemi başlamıştır.

M.Ö.399 yılında, ünlü filozof Sokrates, gençleri yoldan çıkardığı gerekçesiyle yargılanıp, infaz edilmiştir. M.Ö.380 yılında Platon, Atina Akademisi’ni kurmuştur.

-Kronolojimizde, tarih yavaş yavaş Büyük İskender Dönemi’ne yaklaşmaktadır. M.Ö.359 yılında, II.Philip Makedonya Kralı olmuştur. M.Ö.338 yılında, Makedonya Ordusu, Atina ve müteffiklerini yenmiştir ve ardından Corinth Birliği kurulmuştur.

M.Ö.335-M.Ö.323 : Büyük İskender Dönemi

Şüphesizdir ki Büyük İskender Dönemi, Antik Yunanistan için bir dönüm noktasıdır. Büyük İskender, ulusları, dinleri, kültürleri birleştirerek tek bir imparatorluk altında dönemin Yunanistan sınırlarını Hindistan’a kadar ulaştırmıştır. Büyük İskender, Pers İmparatorluğu’nu bitirmeyi, atalarının intikamını almak istemiştir…Büyük İskender’in ölümüyle birlikte M.Ö. 323 yılında, M.Ö.146 yılına kadar sürecek olan Hellenistik Dönem başlamıştır.

-M.Ö.322 – M.Ö.30 : Aristotales’in Ölümü’nden, Antik Yunan Dönemi’nin Sonu’na

Bu yıllarda gelişen uygarlıklar karşısında zayıflayan bir Yunanistan görmeye başlıyoruz kronolojimizde. Önce Galyalılar’ın işgali ve ardından Romalılar sahneye çıkıyor.

-M.Ö.146 yılında, Romalılar Yunanistan’ı işgal etmiştir. Mummius Achaius, Corinth’i yağmalamış ve Akha Birliği’ni bitirmiştir. Bu yılla birlikte Geç Hellenistik Dönem ya da diğer bilinen adıyla Greko-Romen Dönemi başlamıştır.

-M.Ö.31 yılında, Aktion Savaşı gerçekleşmiştir. Bu savaşta, daha sonradan Augustus ismiyle Roma İmparatoru olacak olan Octavian, Marcus Antonius ve Kleopatra’yı yenmiştir.

-M.Ö.30 yılında Kleopatra ölmüştür. Bu yılla birlikte Antik Yunan Dönemi sona ermiş ve Roma İmparatorluğu tarih sahnesinde önemli bir konuma gelmiştir.

M.Ö.8000 yılından M.Ö.30 yılına kadar geçen 7970 senenin önemli olaylarını  özetlemeye çalıştım…” Yazan : Dimitri Daravanoğlu. Kaynakça : http://www.ancient-greece.org/resources/timeline.html (2)

İkinci bölümde başladığımız, “Roma dönemi” ve sonrası, Avrupalıların nereden geldikleri ve “Batılılaşma” dediğimizde, anlaşılması gerekenler detayları ile verilecektir.

Devam edecek

www.canmehmet.com

Resim: Web ortamından alınmış ve alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

(*) 1529’da Sultan Süleyman’ın Viyana önlerinde kurduğu karargâh Hıristiyanları dehşete düşürür. Osmanlılar hakkında bilgi alması için başkent İstanbul’a gönderilen bir elçi ülkesine gördüklerini aktarmaktadır: -“Onların elinde imparatorluklarının muazzam zenginliği, zarar görmemiş kaynakları, silahlarda deneyim ve idman, tecrübeli bir ordu, kesintisiz bir zaferler dizisi var… Bizde ise boş bir hazine, lüks alışkanlıklar, tükenmiş kaynaklar, yılgın ruhlar… ve hepsinden kötüsü de, düşman zafere, bizse yenilgiye alışkınız. Sonucun ne olacağından kuşku duyulabilir mi?”diyerek, kurtuluşlarının çözümüne işaret eder; Bunların (Osmanlının) önünde tek engel Şii (Safeviler) İran’dır.”

(**) AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞUNDA BİR GEZİNTİ

Yıl 1982 Sonbaharı olmalı…İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyeleri ile İstanbul’daki bankacılar, o zamanki adı AET olan Avrupa Birliği kurumlarını tanımak üzere Belçika ve Lüksenburg’a davet ediliyoruz. Hocalardan yanımda bir rahmetli Akın İlkin, bankacılardan ise Orhan imirdağ kalmış. Zaten on kişi kadardık. Doğrusu AET yetkilileri bizleri güzel ağırlıyorlar, her iki ülkede de yerleşik kurumları etraflıca bizlere tanıtıyorlar.

…heyet başkanı önce nezaket cümleleriyle bizlere hoş geldin dedikten hemen sonra zehir zemberek bir konuşma yapmağa başladı

“Siz kendinizi ne sanıyorsunuz! AET demokratik ülkeler topluluğudur, sizler ise bizim dostlarımız Turan Güneş, Turhan Feyzioğlu gibi pek çok parlamenterin görevlerini engellemekle kalmıyor, hala kendinizi bu topluluğa hangi hakla üye olabileceğinizi sanıyorsunuz?

Konuşma bu küstahlık devam edip gidiyordu…Sinirlenmiştim…Tam o sıra, solumda oturan, bugün dahi yüzü gözümün önünden eksilmeyen, kızıl saçlı, seyrek kızıl sakallı genç bana dönerek

“biliyor musun, boşuna sinirleniyorsun. Siz bu oyunu 1453’te kayıp etmişsiniz! Bilmiyor musun?”

Ben şaşkın

“Siz ne söylemeye çalışıyorsunuz? Lütfen açıklar mısınız?”

Kızıl genç

-“bakın dostum, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Papa Roma’dan kendisine bir elçi göndererek ‘Gel Hıristiyanlığı kabul et. Ben de seni, Doğu Roma İmparatoru olarak takdis edeyim!’ teklifini gönderiyor. Sultan bu teklifi reddediyor. İşte o andan itibaren siz Avrupa’da partiyi kaybettiniz.”Yukarıdaki satırlar; Boğaziçi üniversitesi öğretim görevlisi (Yapı Kredi Bankası eski genel müdür Yardımcısı) Metin Berk’e aittir. Alıntı, “ZORAKİ BANKACI, Bir Dönemin perde arkası” isimli kitabından aktarılmıştır.

Kaynak

(1) Bitmeyen hesap”, Yaşar YAZICIOĞLUS.67-3

(2)Alıntı yapılan yer;  https://2mi3.com/2013/12/25/antik-yunan-tarihi-kronolojisi/

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*