Batı soslu hayat: Islahatlar ve Devrimlerle Hıristiyanların Noel Ağacı’na süs mü olduk (15)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Kaybettiğiniz malınızı her zaman geri kazanabilirsiniz. Ancak, yozlaşmış insanınızı geri kazanmanız mümkün değildir.
Kaybettiğiniz malınızı her zaman geri kazanabilirsiniz. Ancak, yozlaşmış insanınızı geri kazanmanız mümkün değildir.

 

İki yüzyıl Batı Avrupalı Devletlerle aramızdaki mesafeyi kapatmak için yapmadığımız devrim, atmadığımız takla kalmadı. Ancak, hala üreterek değil, taklit ederek onlara yetişeceğimizi zannediyoruz. Bu bizim tembellikten olsa gerek kavrayamadığımız en büyük eksiğimizdir.

Islahatlara geçmeden önce Batı Avrupalı devletlerle aramızın açılmasına neden olan Sanayi Devrimi’ne kısaca biz göz atalım.

Yaygın (ancak doğru olmayan) ifadesi ile Sanayi Devrimi: “Avrupa’da 18. ve 19. yüzyıllarda yeni buluşların üretime olan etkisi ve buhar gücüyle çalışan makinaların makinalaşmış endüstriyi doğurması, bu gelişmelerin de Avrupa’daki sermaye birikimini arttırmasına denir. İlk olarak Birleşik Krallık’ta ortaya çıkmış, ardından Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya’ya sıçramış ve ardından bütün dünyaya yayılmıştır.”

Yaygın olmayan (ancak, doğru olan) ifadesi ile Sanayi Devrimi;

-16 ve 17’nci asırda geniş çapta (İspanyollar tarafından) yağmalanan Orta Amerika altınlarının ve gümüşlerinin, gerek İspanyol gemilerini vuran, yağmacıları yağmalayan İngiliz gemileri, gerek bunları yağmalayan İspanyol gemileri ile Avrupa’ya taşınması sanayi devrimine giden süreçleri desteklemiştir.

Bunlarla beraber, “Hindistan’da 23 Haziran 1753 tarihinde, Fransız birliklerini savaş alanında yenen İngilizler (Plessey Savaşı), Babür imparatorlarının devasa hazinesine el koymaları ve bu hazinenin İngiltere’ye taşınmasıyla İngiltere ekonomisinde ortaya çıkan para ve finans olanaklarının, dokuma ve buhar makineleriyle ilgili tüm teknik buluşların 1758-1791 tarihleri arasında gerçekleşmesi, açıklamanın birincil argümanı olduğu söylenebilir.”

Yukarıdaki tarihi gerçeklerden anlaşılan, İlk Sanayi Devrimi’ni yapan İngilizler’in bunu yağmalardan elde ettikleri para ile yaptıklarıdır. İş bu yağmalarla kalmamış; Avrupa ülkeleri bir taraftan da  kolonilerden ucuza aldıkları malları işleyerek yüksek fiyata tekrar kolonilerine satarak sermayelerini artırmışlardır.

Bunların yanında, Sanayi Devrimi’nin önce İngiltere’de başlamasının diğer nedenlerini de saymak gerekir;

-İngiltere’de uzun süredir bir anayasal monarşi düzeni oluşmuştur. Bu düzenin temelinde mülkiyet hakkının ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunması öne çıkar.

-İngiltere, sanayi için gerekli en temel hammaddeler olan kömür ve demir yönünden zengin yeraltı kaynaklarına sahipti.

-İngiliz donanması ve güçlü ticaret filoları, taşımacılığı kolaylaştırdı.

-Sanayi devriminin en önemli gelişmelerinden birisi buharlı makinenin bulunuşudur. 1763’de James Watt, İskoçya’da buharla çalışan makineyi buldu. Bu makinenin gelişmiş biçimi, makine çağının gerçek başlangıç noktasını oluşturur.

Özetlersek, Osmanlı’nın, Batı Avrupa devletleri ile arasının açılmasının en büyük nedeni olan Sanayi Devrimi, Orta Amerika ve Hindistan’dan yağma ile elde edilen servetlerin tetiklediği makineleşme süreci ile başlar; sömürgelerden elde edilen ucuz hammadde ile, “Parlamento’nun, kapitalizm ilkeleri doğrultusunda iç piyasada özgür rekabeti önleyici bütün engelleri kaldırması” sonucu büyüyeyek devam eder.

Avrupa Sanayileşirken Bakalım Osmanlı imparatorluğu ne ile uğraşmaktadır?

Avrupa’da 18 ve 19’uncu asırda yapılan ”Sanayi Devrimi” sonucu üretim maliyetleri düşürülmüş, fabrikasyon üretime geçilerek, mal miktarı çoğaltılmıştır. Artık Avrupa’nın önünde iki ana hedef vardır. Birincisi, kolonilerden ucuz hammadde akışı sağlamak; ikincisi, bunları işledikten sonra satacağı yeni pazarlar bulmak.

Osmanlı, Avrupa için, ucuz hammaddesi, kabalık nüfusu, kapitülasyonların kendilerine sağladığı düşük gümrük gelirleriyle cazip bir pazar konumundadır.

Avrupa’da fabrikalarda üretilen mallar, Osmanlı pazarına sürülünce, korumasız, zayıf Osmanlı sanayisi bunlarla rekabet edemeyecek ve büyük darbe yiyecektir.

Batı Avrupa, 18 ve 19’uncu asrı sanayileşerek ve zenginleşerek geçirirken Osmanlı Devleti ne yapmaktadır?

Yenilik (ıslahat) hareketleri:

Osmanlı Devleti 18.yy’dan itibaren Avrupa’nın gerisinde kaldığını anlamış ve batı tarzında yenilikler yapmaya başlamıştır. Osmanlı devletinde yenilik hareketleri şu alanlarda olmuştur: yönetim, ordu, eğitim, ekonomi, kültür.

III. Selim Dönemi: (1789-1807)

-Avrupa’da sürekli elçilikler kuruldu. Kara Mühendishanesi kuruldu. Yerli Malı ürünler kullanılması teşvik edildi. Nizam-ı Cedit adlı ordu kuruldu. (III. Selim dönemi Kabakçı Mustafa ayaklanması ile sona erdi.)

II. Mahmut dönemi (1808-1839) Askeri, Yönetim, Eğitim ve kültür alanında yapılan yenilikler:

-1826’da, Devlet otoritesine karşı koyan yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla padişah otoritesi güçlendi.

-Orduya subay yetiştirmek için: Harp Okulu ve doktor ihtiyacı için, Tıbbiye açıldı. Divan kaldırıldı yerine nazırlıklar (bakanlıklar) kuruldu.

-Tımar sistemi kaldırıldı yerine devlet memurlarına maaş bağlandı. Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı.

Posta ve polis teşkilatı kuruldu. Devletin aldığı kararları yayımlamak için ilk resmi gazete Takvim-i Vekay-i çıkarıldı. Divan-ı ahkam-ı adliye adlı yardımcı danışma meclisi kuruldu.

-Devlet memurlarına ceket, pantolon, fes giyme zorunluluğu getirildi.

İstanbul’da ilköğretim zorunlu hale getirildi. Avrupa-i tarzda okullar açılmış ve Avrupa’ya öğrenciler gönderilmiştir.

-Medreselerin yanında batılı tarzında eğitim veren okullar açıldı. Ortaokul düzeyinde olan Rüştiyeler açıldı. Ekonomik gelişme için yerli malı kullanımı teşvik edilmiş; Kumaş ve Deri atölyeleri açılmıştır.

I.Abdülmecit dönemi (1839-1861) yenilik hareketleri:

Abdülmecit dönemindeki en önemli yenilikler Tanzimat ve Islahat Fermanlarının yayımlanmasıdır. Bu fermanların yayınlama nedenleri şunlardır: Avrupalı Devletlerin Osmanlı devletinin içişlerine karışmasını önlemek Osmanlı devletinde yaşayan tüm halkların haklarını korumak Osmanlı devletinin parçalanmasını önlemek.

Tanzimat Fermanı’n önemi: Bu ferman ile padişah ilk kez kanun gücünün üstünlüğünü kabul etmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi kabul edilmiştir. Bu ferman anayasacılık hareketlerinin ilk adımı sayılır.Can ve mal güvenliği, mülkiyet hakkı yasal güvence altına alındı.Bu dönemde batılı aydın ve devlet adamları yetişmiştir.Avrupa hukuk kurallarına göre yargılama yapan mahkemeler kuruldu.Osmanlı devleti Tanzimat ile birlikte batılılaşma yönünde önemli bir adım attı.

Yaklaşık yetmiş yıllık dönemde (1789-1861) İngiltere ve Batı Avrupa ülkeleri sanayileşirken: Osmanlı Devleti: dışarıda Rusların ve Fransızların kasıtlı olarak çıkardıkları ve destekledikleri savaşlar, içeride, Din ve Milliyet farklılıkları bahane edilerek kışkırtılan halklarının isyanları; Her yeniliğe hayır diyen bir ordu ve ilmiye sınıfı ile uğraşmaktadır.

Bunu Keçecizade Fuat Paşa (1814-1868) ile III. Napolyon arasında yaşanan bir hikâye ne güzel özetlemektedir:

Keçecizade Fuat Paşa,  Sultan Abdülaziz’in meşhur Paris gezisine Dışişleri Bakanı olarak katılıyor…Yarı resmi bir toplantıda Fransa İmparatoru III. Napolyon, Fuat Paşa’ya istediklerini sıralıyor:

-“Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan’a verilmeli, Kudüs’teki kutsal yerlerden Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlarda olmalı”…

İmparator, Osmanlı Devleti’nin bunlara kolay kolay razı olmayacağını bildiği için de aba altından sopa gösteriyor:

-“Zaten bu sorunlar sizin için büyük bir dert… Yorgun omuzlarınızdan bunları atıp hafifleyiniz…”

Buna karşılık Fuat Paşa gülümsüyor ve hiç istifini bozmadan cevap veriyor:

-“Biz hâlâ çok güçlüyüz Haşmetmeab. Tehditlere boyun eğmeyiz.”

İmparator bir kahkahadan sonra:

-“Yapmayın” diyor, “devletinizin ne kadar zayıfladığını bütün dünya biliyor.”

Yani “Sizi vururuz” demeye getiriyor.

Bu tehdit karşısında, Fuat Paşa’nın verdiği şu cevap tarihe geçiyor:

-“Haşmetmeab, siz, bendenize, başka bir devlet gösterebilir misiniz ki, üç yüz senedir, siz (yani dış devletler) dışarıdan, biz (yani hainler) içeriden devamlı tahribine direnebilmiş olsun! Evet, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden, Osmanlı’yı yıkamadık!”(1)

 

Devam edecek…

-Avrupa üreterek büyüyor, bizler taklitle kendimizi oyalıyoruz…

Resim;

(1)Yavuz Bahadıroğlu / Yeni Akit: http://www.habervaktim.com/yazar/62871/biz-iceriden-siz-disaridan-su-devleti-yikamadik-gitti.html

1371 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*