Batı soslu hayat: Islahatlar ve Devrimlerle Hıristiyanların Noel Ağacı’na süs mü olduk (14)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

devrim

 

Aramızda kaç kişi Fransız Devrimi’ni: Halkın, -köylünün, işçinin- değil de, “Burjuva”; sosyal statüsü yüksek, eğitimli ve işveren konumunda zengin şehirlilerin yaptığını bilmektedir? Diğer ifadesi ile, Fransız İhtilali, bir (Rus ihtilali gibi, Mason) sermaye hareketidir. Aynen 1908 (Mason) İttihatçı darbesi gibi. İlginç değil mi?

Kaldığımız yerden devamla:

Osmanlı Devleti, “Büyük bir Medeniyet sahibi olmasına; gerileme döneminde de içerisinde bulunduğu darboğazdan çıkmak için, Islahat, reformlar yapmasına rağmen neden yıkıldı?”

Şimdi de bu sorunun cevabını vermeye çalışalım.

Osmanlı’nın yıkılmasına neden olan İç sebepler;

Devlet yönetiminde zafiyetler oluşması;

Osmanlı Devleti, eski “Türk hakimiyet anlayışına”  göre,

veraset usulüyle tahta geçen hükümdarlarca yönetilmekte idi. Devletin başında Osmanlı Hanedanı’na mensup bir hükümdar vardı. Hanedan üyelerinden kimin hükümdar olacağı ile ilgili kesin çizgilerle belirlenmiş bir kural yoktu.

Bununla birlikte “Türk Örf Hukuku”na göre tahta geçiş, bir gelenek şeklinde bazı prensiplere bağlanmıştı. Bunagöre; “İktidar hanedan üyelerinin ortak malı” idi. Başta bulunan hükümdar, kendisinden sonra tahta geçebilecek “veliahtı” tayin edebilirdi. Hükümdar eğer sağlığında yerine bir veliaht tayin etmemişse, bu durumda hükümdarın ölümünden sonra hanedan üyelerinin her biri gücü ve nüfuzu varsa, sonucuna katlanmak şartıyla taht üzerinde hak iddia edebilir ve mücadelesinde başarılı olması halinde iktidarı ele geçirirdi.

Ancak daha sonraki yıllarda bu yöntem değiştirilerek yerine hanedanın en büyük erkeğinin tahta geçirilmesini öngören, “Ekberiyet yani yaşça büyük olma” sistemi getirildi. Bu sistem taht kavgalarını ve dolayısıyla kardeş kanı dökülerek devletin iç bunalıma itilmesini

önlemiştir.  Ancak iktidarı elde etmede sadece yaşın ölçü olması, şahsi yeteneklere bakılmayışı, yetersiz hanedan üyelerinin de devletin başına geçmesine yol açmıştır.

Ayrıca Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde uygulanan şehzadelerin sancaklara gönderilmesi anlayışı 18.yy. başlarında veraset sisteminin değiştirilmesi ile kaldırılmış, şehzadelerin sarayda tutulması, devleti yönetme alışkanlığından uzak, deneyimsiz padişahların ülkeyi kötü yönetmelerine neden olmuştur. Devleti iyi yönetemeyen, düşük seviyeli padişahların yönetime gelmesi de, yukarıdan-aşağıya doğru mülki idarenin tüm kademelerinde bozulmaya yol açmış, bu bozulma da Osmanlı Devleti’ni genel bir çöküntüye götürmüştür.

Ordu Teşkilatı’nın Bozulması: Preveze deniz zaferiyle Akdeniz’in en üstün gücü haline gelen Osmanlı donanması ise 17. y.y.da gerilemiştir. Avrupa’daki gemi teknolojisine ayak uyduramayan Osmanlı donanması 19. y.y’da büyük ölçüde çökmüştür. Kara ve deniz kuvvetlerinden oluşan Osmanlı ordusunun devletin kuruluş dönemindeki gücünü devam ettirememesinin ve çöküntüye uğramasının nedenlerini şu üç maddede özetlemek mümkündür:

– Osmanlı devletinin kuruluş yıllarındaki dinamizmini sürdürememesi, Buna bağlı olarak Osmanlı ordusunun gelişen Avrupa orduları karşısında yetersiz kalması

-Avrupa orduları ateşli silahlarla donatılırken; Osmanlı devletinin bu konuda gerekli duyarlılığı gösterememesi. Yakın çağda dışarıdan modern silah alma çabalarının da sonuçsuz kalması

-Gerileme döneminden itibaren _uğranılan yenilgilerin orduda moral çöküntüsü yaratması. Bu çöküntünün tedbir alınarak giderilmesi yerine teşkilatın ihmal edilmesi.

Bu sebeplerden dolayı çöküntüye uğrayan yeniçeri ocağı 1826’da  II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır. Tımarlı Sipahi Sistemi’nin bozulmasında ise, bu teşkilatla doğrudan ilgili olan

“dirlik” denen toprak sisteminin bozulması etkili olmuştur. Bir hizmet karşılığı verilen dirliklerin hakkı olanlarla değil de iltimasla rastgele şahıslara verilmesi tımarlı sipahi sisteminin de bozulmasına yol açmıştır.

-İlmiye Teşkilatı’nın Yetersiz Kalması: Osmanlı İlmiye Teşkilatı 15. ve 16. y.y’larda çağdaşlarına göre oldukça ileri seviyedeydi. Fatih Dönemi’nde Osmanlı Medreseleri gerek eğitim

kadrosu, gerekse programı bakımından çok zengindi. Yükselme Devri’nin devlet adamlarını ve devlet kadrolarını yetiştiren Osmanlı İlmiye Teşkilatı 18. ve 19. y.y.lara gelindiğinde çok farklı bir mahiyet almış, Avrupa’daki ilmi gelişmeleri takip edemediği gibi, büyük program değişikliğine uğrayarak sahip olduğu zenginlikleri kaybetmiştir. Örneğin; Yakın Çağ Medreseleri program yönünden 15. y.y. Osmanlı

medresesine göre çok gerilemiş ders programlarında pozitif ilimlere yok denecek kadar az yer vermiştir. Bu da devleti yönetecek kadroların kötü yetişmelerine neden olmuştur.

Diğer taraftan medrese zamanla ilimle uğraşmayan bir kurum haline gelmiştir. Buna paralel olarak medrese siyasetle uğraşmaya başlamıştır. Bu durum medreseye hem itibarını hem de bağımsız hareket etme yeteneğini kaybettirmiş, onu siyasetin emrine sokmuştur. Medrese ilim yuvası,müderrislikte meslek olmaktan çıkmıştır.

Medreselerin çöküşü medrese ile birlikte devleti ve toplumu da çöküşe sürüklemiştir. Medrese ne kendini yenilemeye teşebbüs etmiş ne de kendi dışında bir yeniliğe fırsat tanımıştır.

Osmanlı ilmiye teşkilatı yönetim bakımından da bütünlük göstermemektedir. Okullar tek bir elden yönetilmemekte, farklı kurumlara bağlı olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Yabancıların kurdukları azınlık okulları da eğitimde ayrı bir karışıklık yaratmaktadır.

Yakın Çağ’da özellikle 2. Mahmut devrinde eğitim ile ilgili reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Ancak bu reformlar eğitimde ikiliğe yol açmış, bu durum cumhuriyet dönemine kadar sürmüş.

Adalet Sisteminin Çökmesi: Adalet kurumu, Osmanlı Devleti’nin sınırlarının genişlemesinde büyük rol oynamıştır. Osmanlının adalet sistemi ve anlayışı devletin güçlü olduğu dönemlerde, değişik toplumlar arasında büyük ilgi uyandırmıştır ancak, 19. y.y.da adalet sisteminde adaletin yerini  rüşvet”, adam kayırma ve menfaat almıştır. Adalet sisteminin çökmesi hukukun üstünlüğü anlayışının yıkılması Osmanlı Devleti’ni hızla çöküntünün eşiğine getirmiştir.

Ekonomik Yapının Bozulması: Osmanlı ekonomisi  büyük ölçüde tarıma dayanıyordu.

Dirlik Sistemi içerisinde toprağı işleyenleri gelirlerine göre vergilendiriyordu. Osmanlı Devleti, yükselme devrinde çok iyi işleyen bir maliye sistemine sahipti. 16 y.y.da da ekonomik yönden Osmanlı

Devleti güçlüdür. Ancak daha sonraki yıllarda diğer alanlardaki çöküşe paralel olarak ekonomik alanda da hızlı bir çöküş yaşanmıştır. Ekonomik alanda çöküşün başlıca sebepleri şunlardır:

a)Başlangıçta Fransa’ya daha sonra diğer Avrupa devletlerine verilen “kapitülasyon” denilen ticari imtiyazların Osmanlı Devleti aleyhinde gelişme göstermesi.

b)Batıda sanayii inkılabının Osmanlı Devletin’de gerçekleştirilememesi, sanayii ürünlerinin yerli Osmanlı el sanatlarını ezmesi ve eritmesi

c)Kaybedilen savaşlar sonucunda ödenmek zorunda kalınan tazminatlar ve artan askeri giderler

d)Dışarıdan alınan dış borçların ödenememesi sonucunda kurulan düyunu Umumiye Teşkilatı

e) Artan rüşvet ve su istimal olaylarının devlet adamlarının bu sorunu çözememeleri

f)Ekonomiyi yönlendirecek insan unsurunun yetiştirilmemesi

g)Sömürgecilik hareketinin sonucunda İspanyolların güney Amerika’dan getirdikleri altınlar yüzünden Avrupa’yı sarsan enflasyonun Osmanlı devletini de etkilemesi

h)Dirlik sisteminin bozulması yüzünden tarım faaliyetlerinin aksaması ve devletin vergi kaybına uğraması

i) Coğrafi keşifler sonucu dünya ticaret yollarının değişmesi ve Osmanlı Devleti’nin daha önce elinde tuttuğu ticari avantajları kaybetmesi (1)

Bu sayılanlara ilave edilmesi gereken bazı hususlar daha vardır.

 

Sondan geriye giderek sayarsak:

-Osmanlı Devleti’ni zayıflatmak için sürekli ve uydurma sebeplerle savaştan savaşa sürüklenmesi,

-Fransız ihtilali ile yayılan milliyetçilik fikrinin etkisi ve Rusların kışkırtması ile önce Balkan milletleri bağımsızlık hareketleri ile içeride kendi halkı ile uğraştırılması,

-Yeni keşiflerle Avrupalıların İpek yolu Ticareti’ni denizden yapmaya başlamaları ve Osmanlının bu anlamda ciddi gelir kaybına uğraması ve bu gelir kayıplarının sırası ile ordu, bürokrasi ve halkın yaşamını etkilemesi, huzursuzlukları artırması,

-İstanbul ve Atina’nın fethi ile tedirgin olan Hristiyan Avrupa’nın, Haçlı seferleri ruhu ile yeniden bir birlik oluşturması,

-Kapitülasyonlar hakkında genelde yanlış bilinen bir hususu da burada tekrar açıklamış olalım. İlk Kapitülasyonlar, 14.cü asrın ortalarına doğru ticareti öğretmeleri için İtalyan şehir devletlerinden Venediklilere verilmiştir. Kanuni’nin Fransızlara verdiği ticari ayrıcalıklar, (Kapitülasyonlar) İpek Yolu’nun, keşifler nedeniyle Osmanlı topraklarından deniz yoluna kayması nedeniyle kaybedilen gelirlerin telafisi için verilmiştir. Özetle, ayrıcalıklar, bir zorunluluk sonucudur. Ancak, ileride bunun çok zararı görülecektir.

 

Devam edecek…

Sırası ile Hangi Islahatlar yapıldı ve sonuçları ne oldu?

 

(1)Daha fazlası için bakınız; http://www.baskent.edu.tr/~ekisikli/not1.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*