Batı Destekli Medya; Yahudileri Neden Şişiriyor, Pazarlıyor ve Osmanlı’ya Atılan Müşterek Kazık (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

Batı (Avrupa-Amerika), beslendiği tüm kadim medeniyetleri yok sayar. Onlara göre ne Çin, Hint Medeniyetleri vardır; ne Mısır, ne Latin Amerika (Maya), ne de İslam Medeniyeti…

Meraklıları; Batılı birçok kaynağın, “Medeniyetler Tarihi”ni incelerken, Antik Yunan-Roma Medeniyetlerinden sonra, yaklaşık 1000 yıl süren İslam Medeniyeti’nin atlanarak, doğrudan Batıdaki Rönesans ve reformlara geçildiğini bilirler.

Gerçeğinde, İslam Medeniyeti olmasaydı, Avrupa’da (o dönemlerde) ne Rönesans olacaktı, ne de reformlar. (*)

Yahudiler (ve tarihleri de) böyledir. Yakın tarihe kadar bir kaybolmuşluk içerisindeyken, onlar da Hristiyanlar gibi, Osmanlılardan (Müslümanlardan) beslenerek ayağa kalkabilmişler; onları asırlarca ezen Hristiyan Batının, bir yurt vaadi ile (**) Ortadoğu Petrollerinin sömürülmesinde onlara paralı askerlik (***) yaparak, kendilerini asırlarca Hristiyan batılılardan koruyan Müslümanları / Osmanlıları arkadan bıçaklamışlardır.

Bu yazı dizisinde, hiçbir araştırma yapmadan “Müslümanlar, Yahudilerden neden geri kaldı ?” sorusundaki gibi, hayali tezler üzerinden Yahudileri kutsayanlara da cevap verilmiş olacaktır.

Cevaplar, mümkün olduğunca Yahudi / Yahudi Kökenli ilim insanlarının kaleminden aktarılacaktır.

* * *

“…Yahudi kökenli, aynı zamanda İsrail’de profesör olan Israel Shahak, 1994 yılında İngiltere’de ve 1996’da Fransa’da yayımlanan ‘Histoire Juive Religion Juive le Poids de Trois Millenaires / Yahudi Tarihi Yahudi Dini – Üç Bin Yılın Yükü’ adlı eserinde, aynen şu görüşleri ileri sürüyordu :

‘Yahudilerin bilgi âşığı olduğu söylenir, gerçek hiç de öyle değildir. 1780 yılına gelinceye kadar, Yahudi çocukları Tevrat ve Talmud dışında kitap okumak ve din dışı bilgi edinmekten alıkondular. Yabancı dil öğrenmek haram sayıldı. Matematik ve diğer bilimler de yasak olarak kaldı. Yahudi tarihi dahil, tarih ve coğrafya bilimlerine bile karşı çıkıldı.

Uzun zaman Yahudiler, bâtıl itikatlar, kadercilik ve sefil derecede cehalet içinde yaşadılar. İbranice ilk coğrafya kitabı, Rusya’da 1803 yılında kaleme alındı. İbranice olarak 16. yüzyılda ilk neşredilen tarih kitabı ‘Fransa Krallarının ve Osmanlı Sultanlarının Tarihi’ adını taşıyordu. Yahudi tarihini ele alan kitap ise hahamlar tarafından yasaklandı ve yok edildi.

Bu kitap ancak 19. yüzyılda ortaya çıktı. Kısacası, iki yüzyıl önce Yahudilerin büyük çoğunluğu kapkara bir cehalet içinde yüzüyor ve Amerika kıtasının varlığından bile habersiz yaşıyordu.

Talmud ve ondan hareketle yazılan kitaplar, Hıristiyanlığa karşı ağır hakaret içeren ifadelerle doludur. Mesela bir yerde, Hz. İsa’nın cehennemde fokur-fokur kaynayan pislik çukuru ceza çekeceği yazılıdır. Ayrıca, ‘İncil’leri toplayıp ortalık yerde yakmak Talmud hükmüdür. Ve bu hüküm 1980 yılına kadar İsrail’de açıkça uygulanmıştır. (…) 1870’lere kadar Yahudiler, köle ticareti yapmışlardır.” (1)

“…Sana anlattıklarına göre, yağmurdan kaçarken her seferinde doluya tutuluyorlarmış. Her yerde ruha eza çektirilip, bedene işkence ediliyormuş; acımasız zalimler her gün zorla vergi topluyormuş. Hepsi de sahte papaz olan ruhban ve keşişler, Rabb’ın bu mutsuz halkına karşı kalkıyormuş. (…) Ben size derim ki, Türkiye hiçbir şeyin eksik olmadığı bir ülkedir. Eğer isterseniz şu anda burası sizin için en hayırlı yer olacaktır, kutsal topraklara giden yol sizler için Türkiye’den geçiyor. Hıristiyanlardansa Müslümanların egemenliği altında yaşamak, sizin için daha iyi değil midir ? Burada herkes kendi asması ve inciri altında huzur içinde oturabiliyor. Burada en değerli esvaplar giymenize izin var (…) şimdi ey İsrail, bütün bunları görüp de neden uyuyorsun ? Uyan ve bu lânetli toprakları ebediyen terk et.” (2)

“Batı toplumlarında Yahudi milletine olan kin, nefret, işkence, katliam, her türlü insanlık dışı engizisyon, zulüm ve baskı, hatta Isaak Zarlati’nki ifadesine göre, ‘giyilecek esvaplara varıncaya kadar müdahaleci ve tahdit koyucu’ tutumları karşısında, Osmanlı’nın hoşgörü ve sorumluluğu altında özgür bir hayat yaşadıkları tarihi bir gerçektir. Ülkemiz, Osmanlı’dan beri sürüp gelen Sabetay Sevi ağırlıklı bir Yahudi cemaatine sahiptir. Tüm Batı dünyası, tarihleri boyunca emsali görülmemiş Anti-Semitizm metodunu uygularken; Türk toplum geleneği, bir istisna olarak hoşgörü, özgürlük ve eşitlikçi demokratik kurallara sadık kalmış, onları kucaklamıştır. Buna rağmen, tarihin hemen her bunalımlı döneminde, dış ve iç güçlerle ittifak kurmak suretiyle devletin bekasını tehdit etmekten uzak kalmamışlardır.” (3)

* * *

Yukarıdaki yazılanlardan anlaşılan…

Yahudi kökenli Profesöre göre :

“Yahudilerin bilgi âşığı olduğu söylenir, gerçek hiç de öyle değildir. Uzun zaman Yahudiler bâtıl itikatlar, kadercilik ve sefil derecede cehalet içinde yaşadılar. Kısacası, iki yüzyıl önce Yahudilerin büyük çoğunluğu kapkara bir cehalet içinde yüzüyor ve Amerika kıtasının varlığından bile habersiz yaşıyordu.”

…”Ben size derim ki, Türkiye hiçbir şeyin eksik olmadığı bir ülkedir. Eğer isterseniz şu anda burası sizin için en hayırlı yer olacaktır. Hıristiyanlardansa, Müslümanların egemenliği altında yaşamak, sizin için daha iyi değil midir ? Burada herkes kendi asması ve inciri altında huzur içinde oturabiliyor. Burada en değerli esvaplar giymenize izin var.”

…”Tüm Batı dünyası, tarihleri boyunca emsali görülmemiş Anti-Semitizm (Yahudi düşmanlığı) metodunu uygularken, Türk toplum geleneği, bir istisna olarak hoşgörü, özgürlük ve eşitlikçi demokratik kurallara sadık kalmış, onları (Yahudileri) kucaklamıştır.”

* * *

Soru 1 : Medeniyet, nükleer ve gelişmiş silahlar üretmek, bunları satmak için terör ortamı yaratmak mı; yoksa insanı yüceltmek ve korumak mıdır ?

Cevap 1 : Medeniyet, güçlünün haklı olduğu değil; haklıya her ortamda adalet sağlanması (mı)dır (?).

Soru 2 : Müslümanlar Yahudilerden geri mi kalmışlardır ?

Cevap 2 : Müslümanlar, tarihte zaman zaman Yahudilere başvurmuş; onları “efendi ve kurtarıcı” olarak görmüş, adalet ve hoşgörülerine sığınmış mıdır ?..

Soru 3 : Batı Dünyası, medyada pazarlandığı gibi, anlatıldığı gibi “Medeni” midir ?

Cevap 3 : Bu, asırlarca Hristiyan Batılılarca işkenceye tabi tutulan ve en son da Almanya’da gaz odalarında katledilen Yahudilere; Amerikalı ve Afrikalı yerlilere, Cezayir, Irak, Suriye, Afganistan ve Libya halkına sorulmalıdır.

* * *

Devam edecek…

– Yahudiler, Dünya Yahudileri adına, 1892 Yılında, 2. Abdülhamid’e bir mektup yazarlar.

www.canmehmet.com

Açıklama ve Kaynak :

(*) Ünlü bilim tarihçisi George Sarton : “İslâm olmasaydı Rönesans olamazdı”.

Profesör Gautier : “İslâm medeniyetinin tekâmül hareketi durduğu zaman, biz işte onun vardığı neticelerden istifade ederek yeni bir medeniyet kurmaya başladık. Bu hal, eski zaman koşucularının mukaddes meşaleyi elden ele vermelerini andırır.”

Profesör P. Hitti, “Precis d’Histoire des Arabes” ismindeki eserinin 1950’de neşredilen Fransızca nüshasının 149. sayfasında şunları yazmaktadır: Latin Garb’ı, Astroloji kadar Astronomiyi de tetkike sevk eden gayret, Endülüs tarikiyle (yoluyla) Müslümanlardan intikal etmiştir. Bu sahalardaki İslâm eserlerinin başlıcaları İspanya’da Arapça’dan Latince’ye tercüme edilmiştir.”. İşte bundan da anlaşılacağı gibi, ilim sahasında Avrupa, İslâm’ın muazzam servetine varis oluvermiş bir mirasyediden başka bir şey değildir.

L. A. Sedillot, “Historie Generale des Arabes” ismindeki eserinin 1877 Paris baskısının, birinci cildinin birinci sayfasındaki tespitleri : “Müslümanları ve onların bütün Orta Çağ boyunca yeni medeniyet üzerine icra ettikleri tesiri unutulmaya mahkûm etmekte, herhalde hususî bir kast olsa gerektir”. Bu Garp nankörlüğünün sebeplerinden bir de İslâm inhitatının (gerilemesinin) eski muhteşem devirlerimizi unutturacak dereceleri bulmuş olmasında gösterilir.

E.F.Gautier’nin “Moeurs et Coutumes des Musulmans” ismindeki eserinin 1955 Paris baskısının, 235. sayfasında bu nokta şöyle izah edilmektedir : “Gözlerimizin önünde İslâm’ın bugünkü hali bulunduğu için, biz onu medeniyetin en esaslı amili (uygulayıcısı olduğunu) tasavvur etmekte güçlük çekiyoruz.” (Kaynaklar ve daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/ilim-ahlakina-sahip-olanbatili-ilim-insanlari-acikliyor-avrupa-islamin-mirasyedisinden-baska-bir-sey-degildir-4.html )

(**) ”Yahudilerin İsrail topraklarında bir devlet kurma hülyası, 1799’daki Napolyon’un çağrısına dek gider.” Daha fazlası için bakınız : http://www.salom.com.tr/haber-101849-siyonizmin_oykusu.html

Bu hikâyenin bilinmeyen yüzünü biz anlatalım : Fransızlar, birlikte sömüremedikleri Hindistan’ın acısını İngilizlerden çıkarmak için, 1798’de Mısır’ı işgal ederler. Ancak, işler düşündükleri gibi gitmez ve Napolyon içerisine girdiği durumdan kurtulmak için Yahudilere, Araplar ve Kürtlere, kendisine (yardımları karşılığında) devlet sözü verir.

(***) NATO eski Genel Sekreteri Joseph Luns : “İsrail, modern çağımızın en az masraflı paralı askeri olmuştur”. Kaynaklar için bakınız : http://www.canmehmet.com/amerika-israil-iliskileri-ile-kaosterorisidpkk-meselesi-hic-bu-kadar-acik-yazilmadi.html

(1) İzmir Yahudileri Tarihi, (1908-1923). Siren Boras.16. (Aktaran: “Türk Toplumunda Aydın Sınıfın Anatomisi”. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan).

(2) Letters of Jews. Yayına hazırlayan : Franz Kobler. s.283-285. Zik B.Lewis, age. s.156-157. Aktaran: “Türk Toplumunda Aydın Sınıfın Anatomisi”. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan).

(3) Türk Toplumunda Aydın Sınıfın Anatomisi. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan. s.151-152-153.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*