Batı, beş yüzyılda yakaladığı fırsatı Fethullah Gülen projesi ile neden taçlandıramadı ! (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

guc-2

 

Doğu uluslarına kötü bir örnek olan, onlarda Batılıları yenebilecekleri ümidini uyandıran Türkleri kesin olarak ezmek, böylelikle İngiliz İmparatorluğu içindeki ulusların bir sömürge halkı olarak kalmasını manen kolaylaştırmak istenmiştir. (1)

Yukarıdaki açıklamadan anlaşılan: İngilizler ( Hıristiyan Batı) Müslüman Türklerin (Güney) Avrupa’yı asırlarca yönetmelerini hiçbir zaman hazmedememiş ve bu hazımsızlık bugüne kadar da devam etmiştir.

-İngiliz İmparatorluğu için Türkiye ile (I. Dünya) savaşın özel bir önemi vardı. Osmanlı Halifesi, İslam dünyasının başı idi ve İngiliz İmparatorluğu içinde her yerden fazla Müslüman vardı. Bu yüzden bizim Türkiye ile savaşımız nazik bir işti. Türk İmparatorluğu bizim Doğu’daki büyük ülkelerimizin (Hindistan, Birmanya, Malaya, Borneo, Hong-Kong ile Avustralya ve Yeni Zelanda dominyonları) deniz ve karayolları üzerinde bulunuyordu. İmparatorluğumuzun can damarı olan Süveyş Kanalı’nın geçtiği Mısır, Türk hükümranlığı altında idi. Dolayısıyla imparatorluğumuzun gidiş geliş yolları ve Doğu’daki prestijimiz bakımından Türklerin bize savaş ilan eder etmez yenilip itibarlarını kaybetmeleri çok önemli idi…” (2)

(İngiltere Dışişleri Bakanı) Lord Curzon’un İstanbul ile Boğazlar’ın Türklerden alınması konusunda İleri sürdüğü düşünceler aşağıdadır:

-“Aşağı yukarı beş yüz yıllık bir süre boyunca Türklerin Avrupa’da bulunmaları Avrupa siyasası için bir delilik, entrika ve çürüme, Türklere tâbi uluslar için bir zulüm ve fena idare kaynağı, İslam âlemi için de yerinde olmayan küstahçasına ihtiraslar saiki olmuştur Türk’ü, kendini büyük bir devlet addetmek cüretine sevk etmiş ve ona aynı hayali diğerlerine kabul ettirme kudretini vermiştir… (Türklerin Avrupa’da bulunmaları) Balkan sorununun çözülmesine ve Balkan uluslarının tam serbestisine karşı sarsılmaz bir set olmuştur. Gelir ve varlığının İstanbul’un çürümüş çevresine veyahut hakiki kuvvetli ve ihtiyaçları ile mütenasip olmayan kara ve deniz kuvvetlerinin gereklikleri için israf olunması Türk ulusunun daha iyi ve uygun hiçimde yöneltilmesini aynı surette engellemiştir.” (3)

Osmanlı hiçbir zaman “Hasta adam!” olmadı. (Sonraki yazıda delilleri ile açıklanacaktır.) Bu, Irak örneğinde olduğu gibi Bir batı yalanı’ydı.

Peki, bin yıllık devlet birikime sahip, yaşamadığı hiçbir (acı) deneyim kalmamış bir toplum, aynı çukura iki veya üç kez düşebilir mi?

Düşmez, durumun gereği olarak, “Düşer gibi!” yapar.

Dünya Müslümanların birlikte verdikleri Milli Mücadele ile, 15 Temmuz ABD-NATO İşgali’ne verilen tepkiler buna örnektir.

1912-1913 Yılları arasında yaşanan Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devleti, Balkan Halkları , Rusya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun desteği karşısında  ağır bir yenilgi alır. Bu ağır yenilgiye rağmen bakınız Osmanlı Devleti nasıl değerlendirilmektedir?

-Bulgar Başbakanı Geshov, ordularının kısa sürede gösterdiği başarıya inanamamış, bir “mucize” gerçekleştiğini ve toplam nüfusu 10 milyonu geçmeyen dört küçük ülkenin 25 milyon nüfusu olan bir Süper Gücü _Osmanlıyı- devirdiğini” belirtmişti.

-Kumanova’da üç gün süren şiddetli çarpışmalar sonucunda Türkler yenilmiş…Sırplar beş yüzyıldan beri sabırla bekledikleri…o intikam anını yaşıyorlardı. Türkler Üsküp’ü boşaltmış, muzaffer Sırp ordusu eski başkentine girmişti. Şimdi…Adriyatik’e doğru mu yoksa Ege’ye doğru mu ilerlemeliydiler?

-Tarihin bu dönemecinde böylesine temel bir zafiyetin meydana çıktığı an, ayrı zamanda Osmanlılar ve ancak onların ayağa kaldırıp kendine getirebileceği Şark’ın talihinin de döndüğü andır.

Osmanlıların nihayet ihmal edilebilir ölçeklere sahip, pek kendi halinde bir devlet statüsüne indirgenebileceğine dair umut ve beklentiler artmıştır…” (4)

İngilizlerine darbelerine çarpıcı bir örnek :

Abdülaziz’in ölümü hep tartışma konusu olmuştur. Resmi tarih olarak intihar ettiği yazılsa da özellikle son yıllarda öldürüldüğüne dair iddialar daha da artmıştır.

“..Sultân Abdülaziz, kendi zamanına kadar hiç bir Osmanlı Padişahının yapmadığı bir işi yaptı. Yani 46 gün sürecek Avrupa Seyahatine çıktı. Davet, III. Napolyon ve Kraliçe’nin davetiyle Paris’ten başladı. Çok büyük ilgi gördü. Arkasından Galler Prensi VII. Edward’ın karşıladığı Londra ziyareti ile devam etti ve burada Kraliçe Victoria ile görüştü..(21.6.1867-7.8.1867).

Abdülaziz’in devlete verdiği yeni şekil ve özellikle de yeni donanmadan (Döneminde dünyanın 2’nci Büyük donanması) korkan İngiltere, kuklası olan Mithad Paşa’yı kullanarak Padişah aleyhindeki her hareketi takip ediyordu. 30 Mayıs 1876’da Harbiye Mektebi kumandanı Süleyman Paşa, çoğu Türkçe bilmeyen iki tabur askeri kandırarak Dolmabahçe Sarayı’nı bastı ve Padişah’ı tahttan indirdi…Padişah hal’ edilmekle kalmadı; Dolmabahçe Sarayı tam manasıyla yağmalandı. Hüseyin Avni Paşa, hem hırsız ve hem de namussuz biri idi… Sultân Aziz, 4.6.1876 tarihinde yani hal’ından 5 gün sonra, Hüseyin Avni Paşa’nın kiralık katilleri eliyle, kol damarları intihara benzeyecek şekilde kesilerek şehid edildi ve resmen intiharmış gibi gösterildi..” (5)

Şimdi de bu olayı Robert Koleji Başkanı’nın kaleminden aktarıyoruz.

“…Bu hareketin gerçek lideri aslında Harbiye Nazırı Hüseyin Avni Paşa’ydı. Yeni büyük vezir, Mütercim Mehmet Rüşdü Paşa, yeni Şeyh’ül islam tarafından da destekleniyordu. Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet Paşa da zırhlı gemileri demirli tutarak saraydan önce donanmayı kontrol altına alarak devrimcilere katılmış oldu.

Tahttan indirme hadisesinin ana destekleyicisi Mithat Paşa’ydı ve Sultan Abdülaziz’i tahttan indirme planlarını bizzat İngiliz gizli servisinin desteğiyle (İngiltere Büyükelçisi) Sir Henry Elliot’la birlikte planlamışlardı. Bir gün önceden İngiliz Akdeniz Filosu, eğer gerekli görülürse İstanbul’a girmek için Çanakkale açıklarına geldi…” (6)

“…Hafta sonunda da aniden eski Sultan Abdülaziz’in intihar ettiği haberi geldi. Haber duyulduğunda kimse inanmamıştı. Bununla ilgili bütün kanıtları duyunca, bende, eski Sultan’ın, onu bayrak ederek bir karşı devrim tertip edilmesinden korkanlar tarafından öldürüldüğü inancı oluştu. Gerçekte Kraliçe Viktorya, Sir Henry Ellliot’a yazdığı telgrafta eski Padişah’ın hayatının korunması istenmişti..” (7)

“..Bu ne yazık ki, yaşanan trajedilerin sonu değildi. Birkaç gün sonra Mithat Paşa’nın evinde bakanlar kurulu toplandı. Kız kardeşi eski Sultan Abdülaziz’in gözdelerinden olan bir Çerkeş subay toplantı yapılan yere giriş izni almış ve odaya girerek Hüseyin Avni Paşa’ya ve Dışişleri Bakanı’na ateş etmiş, Bahriye Nazırı’nı ölüm derecesinde ağır yaralamış, yakalanmadan önce toplantıya katılan birkaç kişiyi daha öldürmüştü. Bu saldırı olduğunda ev korumasız bırakılmış ve Mithat Paşa’ya hiç- bir saldırıda bulunulmamıştı. Bu da o zamanlar saldırıdan Mithat Paşa’nın haberi olduğu konusunda şüpheler doğurmuştur. Bu saldırının sonucunda Mithat Paşa ülke yönetimindeki en büyük güç olmuştu. Saldırıyı gerçekleştiren subay hiçbir sorguya ve mahkemeye tabi tutulmadan asılmıştı..” (8)

Gelelim 15 Temmuz 2016 İşgal hareketine :

-Kiliseden kopyaladı

“ABD destekli darbe girişiminin maymuncuğu FETÖ, Ankara Başsavcılığı’nın hazırladığı ‘çatı iddianame’de detaylarıyla anlatıldı. Savcılık, himmet adı altında toplanan ‘cemaat vergisi’nin, ‘kilise aşarı’nın kopyası olduğunu vurguladı..” (9)

İhanet toplantısına 13 CIA ajanı da katıldı

AK Parti Milletvekili Deligöz, 15 Temmuz gecesi Büyükada’da yapılan toplantıya 21’i Türk 42 kişinin katıldığını söyledi. Katılımcıların tam listesine ulaşan ve suç duyurusunda bulunan Deligöz, bu kişilerden 13’ünün CIA ajanı, 21’inin de Türk olduğunu söyledi. Deligöz, 2 gün süren toplantıyla ilgili çarpıcı detayları açıkladı. (10)

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey: Emareler Gülen’i işaret ediyor (CANSU ÇAMLIBEL’in, “YÜZ YÜZE PAZARTESİ” Röportajı. )

“…Şimdi siz bana ‘Bir dakika bir dakika, bir grup general Türkiye’de insanların üzerine ateş etme talimatı vermiş, tankları sokaklara dökmüş ve İslamcı bir komplonun parçası olmuş, bu Erdoğan’dan daha büyük bir tehlike değil mi?’ diyeceksiniz.

– Evet tam da onu soracaktım…

Hiç önemli değil. Erdoğan Washington’da sevilmiyor. Erdoğan Avrupa’da da sevilmiyor. Otoriter görülüyor ve iyi bir oyuncu olmadığı düşüncesi hâkim. Batı daha önce Erdoğan’dan daha otoriter olan çok liderle muhatap oldu, olmaya da devam ediyor. Ama fark şu; Suudlar, Mısırlılar – lisanımı maruz görün – her koşulda bize yaltaklanıyor. F-16’ları, müttefiklik ilişkilerini falan düşünerek bizimle aynı değerleri paylaşıyormuş gibi yapıyorlar. Erdoğan ise bizimle çatışıyor, çelişkilerimizi yüzümüze vuruyor, dostumuz olmaya çalışmıyor. Ondan daha otoriter liderler ise dostumuzmuş gibi poz yapmakta beis görmüyor. Çok yakın zamana kadar Putin bile böyle davranıyordu. Erdoğan Washington’da bu yüzden sevilmiyor. Biliyorum hiç adil bir durum değil.

– Mesele sadece Erdoğan mı yani?

Erdoğan’ın da ötesinde Washington’da genel olarak Türklerden hoşlanmama durumu da var. Türk ordusu çok zor, selam çakıp IŞİD’le savaşmaya gitmiyorlar, aylar süren müzakereler oluyor. Başka ülkeler ise 4 uçak gönderip IŞİD’le savaşıyorum diyor. Aslında hiçbir şey yapmıyorlar ama olumlu puan alıyorlar. Yani demem o ki Washington’da genel olarak hükümetinize karşı bir güvensizlik var ve sevilmiyorlar. Washington böyle bir ruh hali içindeyken darbe teşebbüsü gündeme geldi…” (11)

Sonsöz:

Batı cephesinde değişen bir şey yoktur.

Ve:

Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar SAĞIR, görmek istemeyen biri kadar KÖR değildir.

Devam edecek

-Osmanlı “Hasta Adam!” mıydı, bunu ilk kez kimler seslendirdi?

www.canmehmet.com

Resim:

Kaynaklar:

(1) Lloyd George hatıralarında şöyle der: “Hikmet Bayur, Atatürk Hayatı ve Eseri”, sahife: 313 War Memoirs of David George, IV, s. 1801 vd. (Alıntı kaynağı: Osmanlının tasfiyesi, Cengiz Yazoğlu, sahife: 459 ve devamı)

(2) Osmanlının Tasfiyesi: Sahife, 459, (Yazarın dip Notu: Hikmet Bayur, A.g.e: sahife,312)

(3) Osmanlının Tasfiyesi, Yazarın dip notu: Hikmet Bayur, sahife:316. Bunlar, Ocak 1919’da İngiliz kabinesi üyelerine dağıtmış olduğu bir andıçta bulunmaktadır. Bkz. Lord Ronaldshay, The Life of Lord Curzon, III, s. 264)

(4) Daha fazlası iin bakınız:(Kaynak: J.A.R. Marriott, Europe and Beyond: A Preliminary Survey of World Politics in the Last Half Century, 1870-1920)  Sahife:237) http://www.canmehmet.com/ingilizleri-gercekleri-ile-dogru-taniyabilseydik-i-dunya-savasindan-bugune-bu-kadar-kaziklar-yenir-bu-tuzaklara-dusermiydik-2.html

(5)  http://www.osmanli.org.tr/osmanlisultanlari-5-241.html

(6)“İstanbul’da Elli Yıl Robert Kolej Hatıraları”, George Washburn, Meydan Yayıncılık-2011

(7) A.g.e. Sahife.135

(8) A.g.e. Sahife.135

(9) http://www.yenisafak.com/gundem/kiliseden-kopyaladi-2514312

(10) http://www.aksam.com.tr/guncel/deligoz-ihanet-toplantisinda-13-cia-ajani-vardi/haber-562006

(11)Tamamı için bakınız: http://www.hurriyet.com.tr/abdnin-eski-ankara-buyukelcisi-james-jeffrey-emareler-onu-isaret-ediyor-40194019

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*